GeriKelebek Espri birliğimiz tamam
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Espri birliğimiz tamam

Neye niyet neye kısmet!

1997 yılının mühim olaylarını konuşmak üzere Beyaz'la görüşmem istendi. O kadar meşguliyeti arasında Beyaz'ın boş vaktini yakalamak neredeyse mümkün değildi. Mersin'deki gösterilerini tamamladıktan sonra Adana'ya geldiğinde yanına yaklaşmak için bayağı çaba sarfettim. Nereden geldikleri belli olmayan yüzlerce kızın boynundan inmesini fırsat bilerek yanına yaklaştım. Bir punduna getirerek izimizi kısa bir süre için kaybettirdik. Bu arada Adana'nın meşhur Amerikan Pazarı'na giderek birlikte birer ‘‘süper parka’’ aldık. Bu sırada laflama fırsatımız da oldu. 97'nin önemli mevzuları diye niyetlenmiştik ama sonuçta ortaya sağlam bir erkek muhabbeti çıktı! Bu söyleşiyi 1997'nin en önemli aşk olayının kurbanı Prenses Diana'ya ithaf ediyoruz...

Tahmin ediyorum kadınların cinsellik muhabbetleri bizden daha fazla. Onların cinsellikleri bizimkilerden daha fazla ön planda. Adetleri olsun, şu olsun, bu olsun kesinlikle daha fazla ön planda. Ama bizim kadar kabalaşıp iğrençleşmiyor.

Anadolu'nun neresinde gösteri yaparsan yap salonlar tıkabasa doluyor. Din, dil ve ırk birliğinden önce espri birliği gerçekleşti galiba.

- Evet espri konusunda müthiş bir birlik var. İnsanlar televizyondan ne yaptığımı görüyorlar. Bir ay öncesinden biletler tükeniyor. En önemlisi aileler geliyor. Gelen insanların düzeyleri de oldukça yüksek. Kimisi annemi çok sevdiğim, aileme çok bağlı olduğumdan, kimisi çocuklarıyla belden aşağı espri yapmadığımdan rahat rahat izleyebilmek için, kimisi de tipimi beğendiği için ‘‘Aa Beyaz memleketimize gelmiş gidip de görelim’’ diye geliyor. Ama yüzde 80'i gülmek eğlenmek için geliyor.

Peki belden aşağıya inmeyince espri felce uğramıyor mu? Hayatın içinde genelde belden aşağı muhabbetler parsayı topluyor da...

- Zorlanmıyorum çünkü yetişme tarzım... Yok, benim de günlük hayatımda sohbetlerim oluyor, erkek toplumuyuz. Biz de böyle büyüdük. Abilerimizden öğrendik, kime nasıl ne yapılacağını... Onları biz de biliyoruz. Ama ben radyoda da televizyonda da günlük hayatımda da ince olmaya çalışıyorum. Yapmayacağım dediğim zaman yapmıyorum. Öyle çok fazla konuşan bir adam da değilim. Öyle üçüne gülecekler diye yüz tane laf etmiyorum.

Ama bazı ‘‘es’’ler ve atılan bakışlar hafifçe belden aşağı vurabiliyor.

- Aslında tabii bazı şık şeyler oluyor. Yeri geldi mi yerine oturtmak lazım. Ona karşı değilim çünkü belimizden aşağı diye bir şey var. Espriler, bel üstü yapıldığı gibi aşağılarla ilgili de yapılabilir. Ama ne yazık ki biz de bu biraz fazla avamlaştırıldı. Fıkralar anlatıldı. İzleyicilerin yüzüne baka baka küfredildi, el kol hareketlerine dönüştü. İğrençleşti bu iş.

EROTİZME DÜŞKÜNÜM

Biz kadınlarla ilgili mevzulara girelim. Yoğun bir erotizmi mi, yoksa kültürel tripleri mi tercih ediyorsun. Beklentilerin nedir?

- Ben erotizme çok düşkün biriyim. Kadındaki seksapeli severim. Kadında erotizm çok önemli. Bilmiyorum ama belki bir kadınla yıllarımı geçireceğim. Onun erotizmi beni yıllarca sürükleyebilmeli, kendini yenileyebilmeli. Beni nasıl ayakta tutabileceğini, peşinden nasıl koşturabileceğini bilmeli. Tabii bunun yanısıra kültürel mevzular da önemli. Yatağa girildiği zaman bazen sevişmek yerine çırılçıplak yatsak bile sabahlara kadar sohbet edebiliyorsak, ha ha, hi hi gülüp de Arjantin'den çıkabiliyorsak, Kral TV'yi açık kliplerle ilgili dalga geçip gülebiliyorsak, tabii bu acayip önemli. Hatta daha fazla ön plana çıkabiliyor. Yani her ikisi de benim için önemli.

Kadın, entelektüel yönünü daha fazla ortaya çıkarıp da otorite kurmaya kalkarsa, erotizm suya düşmez mi?

- Çok kötü. Tabii öyle arkadaşlar da var. Yok değil, yok sayamayız zaten hah hah ha ha. Tabii öğle ağır entelektüel arkadaşlarla benim de karşılaştığım oluyor dönem dönem. Bunu farkettiğimde kendimi yenilemekten ona yetiştirmekten ziyade kenara çekiliyorum. Pes etmeyi tercih ediyorum çünkü bir başkası mutlaka olacaktır benim hayatımda. Aman başka birini bulamam diyecek biri değilim.

İlişkilerde erotizm sürekliliğini nasıl korur?

- Devamlı kutu, kutu içinde olmalı. Her kutuyu açtığında yeni birşey bulmalısın. Bir kere kadın acayip bakımlı olmalı. Topuklu ayakkabı giymeyen birinde erotizmi yakalayamam. Erotizm deyince benim aklıma topuklu ayakkabı geliyor. Öyle ayak fetişim falan da yok.

Erkek muhabbetlerinde bol bol belden aşağıya iniliyor ama bunun olumlu tarafları olmuyor mu? Karşılıklı tecrübe alışverişi gibi.

- Tahmin ediyorum kadınların cinsellik muhabbetleri bizden daha fazla. Onların cinsellikleri bizimkilerden daha fazla ön planda. Adetleri olsun, şu olsun bu olsun kesinlikle daha fazla ön planda. Ama bizim kadar kabalaşıp iğrençleşmiyorlar.

GÖZLERİMİ KAPAYARAK...

Büyüyünce kadınlar hamamına da almıyorlar. Nereden biliyorsun muhabbetin boyutunu.

- Olur mu, çocukluğumuz kadın toplantılarında geçti. Kadın sohbetlerinde hepimizin annesi ‘‘melemez’’ fıkrasını anlatmıştır. Bu fıkra anlatılmadan hiçbir kadın ‘‘günü’’ sona ermemiştir.

Şunu hatırlatsana. Annesinin kabul gününde halının kenarında oyuncaklarıyla oynarken olayı duymamış olanı var, duymuş da unutmuş olanı var.

- Hani şu kadınla sütçü hikayesi. Melemez melemez gelemez diye biten bir hikaye bu kadarını anlatalım yeter.

Kadın toplantılarında etrafta oynadığı sanılarak ciddiye alınmayan erkek çocukların birer ajan olduklarını da böylece ifşa etmiş olduk. İlişkinin uzun süreli olması durumunda erkeğin beyninin arasıra şarj olması için serbest bırakılmasında fayda var mı? Yoksa aynı insandan aynı enerjiyi alma olanağı var mı?

- Olmamalı desem yalan olur. ‘‘Karıma deli gibi aşığım’’ diyen biri bile dışarı çıktığında çok çekici birini gördüğünde mutlaka takılıp kalacaktır. Kadın için de geçerli. Beyinde bir orgazm her an yaşanabilir. Bundan kaçamazsın. Birlikte erotik bir film seyredildiğini düşünsene. Yan yanayken bile beyinler başka yönlere uçabilir. Zaten bunu herkes yapıyor.

Sevişirken gözlerin kapatılma hadisesi de bundan mı? Karşı taraftakinin Cindy Crawford ya da Kevin Costner olarak hayal edilmesi durumu mu? Mesela sen de ünlü ve yakışıklı birisin, birileri seni de düşünüyor olabilir. Sen olay sırasında gözlerini kapatır mısın?

- Genelde kapatırım.

Beyinsel uçuşlar için mi?

- Hah hah ha. Belki de yaptığım şeyi görmek istemiyorum.

Tabii hem ayıp birşey yapıyorsun, hem bakıyorsun...

- Bunu nasıl yapıyorum diye hem utanıyorum. Hem de bir kere başlamış oluyorsun. Yapmasan olmaz adın çıkar. Bir de gözünün içine baka baka bunu nasıl yaparsın. Gözümü açsam bile başka yönlere doğru bakıyorum. Televizyon izliyorum. Gazete okuyorum...

ÇOK ZEKİYİM

Erkekler karşı cinsin ilgisini çekmek için mi başarılı olmak isterler, yoksa öncelikle kendi egolarını tatmin etmek için mi?

- Tabii ki karşı tarafın ilgisini daha fazla çekmek, başarılı olmak için oldukça büyük bir itici güç. Bunun yanısıra parayı da bir kenara bırakırsak, başarının büyük bir yaptırım gücü var. Önden kapılar açılıyor. Bir saygı var. Böylelikle bir kadınla birlikteyken bu ilgiyi görmek insanın hoşuna gidiyor. Yerin önceden ayırtılmış oluyor. Bütün bunlar karşı cinsi elde edebilmek için onunla hoş vakitler geçirebilmek için önemli şeyler. Ayrıca başarılı olmaya başladığım dönemlerde annemi de ev sahibi yapmak istemiştim. Onu da gerçekleştirdim.

Yakışıklı ya da çirkin olmak hayatı algılamakta farklılıklar yaratıyor mu? Mesela güzel bir kadın ya da yakışıklı bir adam zaten kafadan ilgi odağı oluyor. Ama ya değilse! Bir takım numaraları geliştirmek gerekmiyor mu?

- Bu çok doğru ama Türkiye için yanlış. Güzel kadınların yanında hiçbir zaman yakışıklı bir adam göremedim. Çünkü kadınlar yakışıklı adamlardan korkuyorlar. Bir yere girerken dikkat çeken bir adamla birlikte olmak istemiyorlar.

Dikkatlerin öncelikle kendi üzerlerinde olmasını mı istiyorlar?

- Tabii yanındakinin ortalama biri olmasını istiyorlar. Kafası ve cebi biraz yeterli olsun, tamam diyorlar. Mesela hoş bir herifsin, popülersin, paran var, yaptırım gücün var, araban var, cartsın da curtsun da, hoş olduğunu da biliyorsun. Eğer kadın senin hoş olduğunu bildiğini bilirse bu sefer durum çok sakat. Yanına gelmiyor ki. Şimdi herkes böyle düşünürse hani bizim ekmek kapımız. Ne yapacağız. O zaman biz de tırmalıyoruz.

Zeki ve başarılı biri misin?

- Evet başarılı ve çok zekiyim ancak akıllı değilim.

Yalan söyler misin?

- Ya yalan kötü birşey değil ki zaten. Bunu neden bizim insanımız anlamıyor, çözemedim. Zaten bütün ilişkiler de böyle başlar ya. ‘‘Lütfen bana herşeyi yap, ama yalan söyleme’’ Hadi len. Söylüyoruz işte. İster istemez söylüyoruz. Ama deli gibi aşık olduğum birine minimum düzeyde yalan söylüyorum.

Senin de modan geçecek mi?

- Vallahi imaj pompalama dönemindeyiz. Elbette bir gün benim üzerimdeki ilgiler bitecek. Ben ne yapıyorum? Bu dönemi en iyi şekilde kullanarak nakite çevirmeye çalışıyorum.

Kadınları kızdıracak sözler

Kadın evde şık bir şekilde mobil olmalı. Tabii dönem dönem ben de isterim evin içerisinde iş yapmayı. Sigorta tamir etmek, odun taşımak gibi. Erkeğe yakışan şeylerle kadına yakışan şeyler arasında fark var. Kadını, ocağın başında çay yaparken, yemek pişirirken, makyajını yaparken görmek istiyorum. Evin içerisindeki iş bölümünü biraz da kadın dergilerinin provoke ettiğini düşünüyorum. Ne bileyim eskiden analar vardı. Anaydı sahiden de. Şimdilerde kadın kendini o kadar işe güce kaptırdı ki, dizginleri kontrol edilemezse öyle zannediyorum ki yarın analık güdüleri de çökmeye başlayacak.

Şimdi pompalanan imaja göre Türk kadını sabah evinden çıkarken kocasıyla öpüşür Tipo'suna biner ve işe gider. Radyo programlarına cep telefonundan katılarak ‘‘Boğaz köprüsünde eşimle şöyle bir fantazi yaşamak istiyorum, yatakta reçel falan...’’ Ben buna katılmıyorum. Kadınlığın ve analığın getirdiği birşey var, onların kaybolmaması lazım.



Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

False