Duygu var enerji var libido var daha ne olsun?

Güncelleme Tarihi:

Duygu var enerji var libido var daha ne olsun
Oluşturulma Tarihi: Nisan 29, 2001 00:00



Ayşe ARMAN
Haberin Devamı

İlk albümü ‘‘Her Gece’’ 750 bin satmıştı. O, bir gecede meşhur olan adamdı. Freddy Mercury'e benziyordu. Nereye varmak istediği anlaşılmadan durmadan koşup duruyordu. Umur Turagay'ın klibi, İskender Paydaş'ın düzenlemesi ve Mirkelam'ın ‘‘Her gece’’ şarkısına o çok uygun sesi, altın üçgeni yakalamış ve yanardağ gibi patlamıştı. İkinci albüm aynı etkiyi yaratmadı. Mirkelam bir süreliğine huzurdan çekildi. Şimdi ise, Mayıs başında çıkacak yeni albümü Unutulmaz ile tekrar geliyor. Hem de gümbür, gümbür! İddialı yani. Bu sayfada Mirkelam'la yapılmış üç ayrı röportaj okuyacaksınız. Şaşırmayın...

ALBÜM RÖPORTAJI

Nereden yakalayacak bizi bu yeni albüm?

- Her yerinizden! Türkiye'de dinlediğim müzikten anormal sıkıldım ben. Kendi şarkılarımdan bile. Neden bir başka pencere daha açılmasın hayatımıza dedim. Farklı bir pencere...

Tamam da, çıkacak olan diğer albümlerden farkı ne olacak?

- 2001’in ta kendisi olacak! Dans müziği ağırlıklı. Nedir dans müziği? Şimdi adam şu piyanoda caz çalıyor diyelim, bunu kaydediyorsun. Dans müziğinin, yani sürekli kendini tekrarlayan bir ritmin üzerine yerleştiriyorsun. Şu garson kız da, ‘‘İster misin?’’ diyor ya, o lafı da alıyorsun, hepsini öyle uyumlu bir hale getiriyorsun ki, ortaya bir parça çıkıyor. Dünyada 7 senedir var böyle bir müzik türü. Basit gibi algılanıyor, değil aslında. Hayatın ta kendisi. Bir kaç zamanı üst üste bindirebilmek. Normalde caz çalarken, popa dönemezsin ama dans müziğinde bu mümkün. Aynıca hiç kullanılmadık kelimeler, konuşmalar da girebiliyorsun.

Bize ne vaad ediyor?

- Yeni bir, 5 dakika. Yeni bir, 1 dakika bile önemli şu hayatta.

TÜRKİYE’NİN MUJO’SU

Siz Tarkan'ı parçalayacağım, yiyeceğim filan mı dediniz?

- Yoo, sadece müziğime çok güvendiğimi söyledim. ‘‘Tarkan var, ne yapmayı düşünüyorsun?’’ denince, ‘‘İyi bir şey yaptım, duygularıma güveniyorum’’ dedim. Kendimi bir ozan olarak görüyorum ben. Gidip bir yerlerden şarkı almıyorum ki. Yapanları eleştirdiğim için değil ama ayrımımın farkına varılması için söylüyorum. İnsanın kendi duygularını akıtması, damıtması zor tabii ama bana haz veren bu. Amerika'nın Mujo'su gibi olmak istiyorum ben.

Şimdi de ‘‘Demek ki Mujo'dan araklıyor’’ diyecekler.

- Desinler. Bu arak konusu da çok enteresan zaten. Ben, annemin yaptıklarını yapıyorum. Babamın yaptıklarını yapıyorum. Belki şuradaki adamın duruşundan etkilendim, bir hafta sonra farkında olmadan onun gibi duracağım. Kelimeler bile taşınıyor. Etkileşim var insanlar arasında, olmalı da, yoksa güne hep aynı adam olarak başlarız. Ama birebir alıp uygulamaktan söz etmiyorum, hırsızlık oluyor.

Bu albüm insanları hangi noktada birleştirecek?

- Duygu var. Enerji var. Libido var. Daha ne olsun? İskender'le birbirimizi yeniden bulduk. Bu albümde tekrar anladım ki hayatın esprisini müzikal anlamda benzer kavrıyoruz. Birbirimizi tamamlıyoruz.

Küs değil miydiniz siz?

- Yoo, sadece uzaklaşmıştık.

Birlikte ortaya çıkardığınız albümle de insanların dans etmesini istiyorsunuz. İyi de milletin dans edecek hali mi var?

- Var var. 24 saat beslenen bir canlıyı düşünün. Hareket etmezse ne olur? Bedeni de kafası da yağlanır. Enerjiyi harcamak zorundayız. Ya şurada bir pankartla yürüyeceğiz ya da bağırıp şarkı söyleyeceğiz.

MİRKELAM RÖPORTAJI

Kaçmak bazen bir korunma yöntemidir

Altı yıl önce sizi koşarken hatırlıyoruz. Koşarken yorulduğunuz için mi 4 yıl boyunca sustunuz?

- Susmadım ki. İnsanlar da koştuğu için aynı hıza eriştik. Beni göremediler. Aynı hizaya gelince zordur yanındakileri fark etmek.

Ne yaptınız peki bu dört yılda, biriktirdiniz mi?

- Yoo, 33 yıl boyunca biriktirdim ben. Beste yazıyorsanız, 13 yaşında hatırladığınız bir gün batımının da etkisi vardır.

Son iki yılda sizin için kayda değer neler vardı?

- Kayıttan çıkan şeyler vardı. Mesela deprem oldu. Hala üzerimizden atamadık. Kedilere benzedik. Tatlı bir hayvandır kedi ama çok kırılgandır. Dev gibi binaların, adamların arasında tüylü küçüçük suratlı, zavallı bir şey. Bizler de aynı durumdayız aslında, çok tedirginiz. Tüm bu duygular yaptığım işe yansıdı. Nasıl yansımasın? Düşünce tarzımız devamlı değişiyor. Kriz mi çıkıyor? Hooop, tarz değişiyor. Konuşurken daha agresif oluyoruz. Her an birşeylerden etkileniyoruz.

İlk albümünüzün 750 bine ulaşması çok sinir bozucu değil mi? Sizin, kendinizi mi geçmeniz gerekiyor?

- Sinir bozucu olduğu doğru. Popülerliği seven biri olmadım. Ama mallesef tam popüler oldum. Bana üç kere zararlı yani.

Bir gecede Mirkelam olunca şaşırdınız mı? Bu şaşkınlık meslek hayatınıza yansımış olabilir mi?

- Garip bir şeydi. Ceylan kafasını döndürüyor ve kaplanın suratını görüyor. İşte ben, o şoku yaşadım. Tam derdini anlatacaksın ama vakit yok. Ulan ne oluyor bile diyemiyorsun. Meslek hayatıma da yansıdı tabii. Ama unutmamak gerekiyor ki, korkmak da zaman zaman hayat kurtarıyor. Hala o duygudur beni sürükleyen. O başarı olmasaydı, belki bir masanın arkasında oturan mühendis olacaktım ben. Yine küçük şiirler yazıp cebime atacaktım ama bu adam olmayacaktım.

Peki o dönem herşeyin çok hızlı geliştiğini ve bütün bunları haketmediğinizi düşündüğünüz oldu mu?

- Bu kadar çabuk meşhur olmayı haketmedim dedim. Ama müzik adına iyi bir şeyler yaptığımı da biliyordum. Umur da çok iyi bir klip çekmişti. Bir şeyler üst üste geldi. Ama belki o sene, benim yüzümden çok iyi bir caz sanatçısının albümü kaynayıp gitmiştir.

‘‘Her gece’’yle elde edilen başarınızı Umur Turagay'ın klibine, İskender Paydaş'ın düzenlemesine bağlayanlar vardı...

- Hiç karşı çıkmadım ki. Phil Collins'in de arkasında yüzlerce insan var ama ona hiç kimse ‘‘Sen bir şey yapmadın, bu davulcu böyle çalmasaydı, sen Phil Collins olamazdın!’’ demiyor. Bu Türkiye'ye özgü bir şey.

Sessiz kaldığınız dönemde kendinizi ‘‘looser’’ gibi hissettiğiniz oldu mu?

- Olmaz mı? Belki de o yüzden çok derine girdim.

O ne demek?

- Saklandım. Kaçtım. Bir savunmaydı bu. Kendimi korumak ve dengelerimi yeniden kurmak zorundaydım. Kaçmak da bazen bir korunma yöntemidir. Ama şu anda yine varım. Hem de alkolsüz, uyuşturucusuz. Onlar kötüdür anlamında söylemiyorum. Ama ben, kendimi ve beynimi çok hırpalamadım.

‘‘Bir sürü popçunun başına gelen benim de başıma geldi’’ diye düşündünüz mü? Hani şahane çıkışlar yapıyorlar, sonra düşüş yaşıyorlar.

- ‘‘Yükseldin indin’’ diye bir şey yok ki. Hayat da böyle zaten. Gün içinde insanın ruhu bile defalarca inip, çıkıyor. Zaten haz duygusuyla yaratılan sanatın başka türlü olması mümkün değil ki.

FERGAN RÖPORTAJI

Fergan, Mirkelam'dan farklı bir adam mı?

- Fergan, rafın arkasındaki bardak. Öndeki ise Mirkelam. Kişisel özellikleri farklı ama yapılan işte mutlaka birleşiyorlar. James, vitrine çıktığı zaman, nasıl ‘‘007 Bond’’ oluyorsa, benimki de o hesap! Fergan, içe dönük biri, daha güvensiz belki. Ama kendini daha çok sorguluyor.

Hangisi daha mutlu?

- Bilmiyorum, değişiyor. Evde oturan Fergan. Dışarıya çıkan Mirkelam. Ama Fergan'ın televizyon karşısında birdenbire Mirkelam'a dönüştüğü de oluyor. Fergan'ın savunma mekanizması Mirkelam.

Nasıl oluyor da Fergan 15 yıldır hep aynı kişiyle beraber olmayı sürdürebiliyor?

- Formül şu: 10 gün arkadaş. 11. gün sevgili. Bir hafta sevgili. Sonra karı-koca. Bu arada sürekli üretmek. Ve ‘‘Biz bunu istiyoruz kardeşim!’’ diyebilmek. İstemeyince olmuyor çünkü, ayrılıyorsun.

Siz ruh ikizi filan mısınız?

- Birbirimize güç veriyoruz. Birbirimizden güç alıyoruz. Çok tehlikeli anlarımızda işi gücü bırakıp, birbirmize moral veriyoruz. Ve ne oluyor? O ilişki güçleniyor. Sarsılmaz bir hale geliyor. İnsanlar yalnızlar, bunu hepimiz biliyoruz zaten, o yüzden toplanmışız bir araya, o yüzden şehirler yaratmışız, bazen birbirimizin gözünü oymak istesek de, iç içe yaşamaya başlamışız. Hep birbirimizden elektrik alma ihtiyacındayız. Hayatı yalnız karşılamak istemiyoruz. Birlikte yapmak daha kolay. Arzu'yla biz buna çalışıyoruz.

İyi de, bu uğraşı bir başkasıyla da verebilirsiniz, aynı kişiyle devam etmenizin sebebi ne?

- Dağın tapesine çıkmak gibi bir şey bu! Acaba diyoruz hep? Acaba becerebilir miyiz? Bu ilişkiyi, her tür bombardımana rağmen devam ettirebilir miyiz? Zor bir uğraş olduğunun da farkındayız. Ve her farkına vardığımızda, artı bir şey ekleniyor ilişkimize, daha da çok sokuluyoruz birbirimize!

Arzu, Fergan'ı mı Mirkelam'ı mı daha çok seviyor?

- Sevgi istediğinde Fergan diyor, ama tutkulu bir şeyler yaşamayı arzu ettiğinde sanırım Mirkelam'ı tercih ediyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!