Dünya müziği tuzağından kurtulmamız şart

Güncelleme Tarihi:

Dünya müziği tuzağından kurtulmamız şart
Oluşturulma Tarihi: Mart 16, 2012 22:58

Demirhan Baylan, Türk müzik piyasası için önemli bir müzisyen. Müziğe bas gitarla başladı fakat daha sonra Berklee School of Music’te ‘Müzik Prodüksiyonu ve Mühendisliği’ lisansı aldı.

Haberin Devamı

Türkiye’ye döndükten sonra Bilgi ve Yıldız Teknik Üniversiteleri’nde ses mühendisliği dersleri verdi. Bas gitarıyla Bulutsuzluk Özlemi, Kesmeşeker, Mehmet Güreli, Yavuz Çetin, Serdar Öztop ve Pinhani gibi müzisyen ve gruplara eşlik etti. Pop ve rock’ı birleştirip sınırları zorladığı son albümü Sinyal vesilesiyle görüştük.


Sinyal’deki şarkı sözleriniz sanki uzun zaman biriktirdiklerinizin bir özetiymiş gibi duruyor... Sözleri yazarken kendi hayatınızdan mı ilham aldınız?
- Bu, benim açımdan da oldukça tartışmalı bir konu. Doğrudan şunları şunları yaşayıp şarkı sözlerine aktardım, demem çok zor. Genelde yapmaya çalıştığım da bu değil zaten. Mümkün olduğunca hem kendimi hem de hayal gücümü zorlamaya, daha önce gitmediğim yerlere gitmeye ve elbette ki sağ salim de geri gelmeye çalışıyorum. Dinleyicilere de vaat ettiğim bu yolculuklardır.

Haberin Devamı

2006’da yayınlanmamış röportajlarınızdan birinde (Basatap) müzikal bir buluş yaptığınızdan bahsediyorsunuz. O buluşun meyvesi olarak bu albümü gösterebilir miyiz? Değilse nedir?
- Hayır. Onu kullanabileceğim kadar geliştirebilmiş değilim daha. Üstelik de tek başıma da yapamam. Buna uygun bir modern müzik bestecisi aramalarım sürüyor. Elbet bir gün gündeme gelecektir diye ümit ediyorum.

Sine-i millete dönerek yaptığınız 74 kişinin destek olduğu kişiye özel albümünüzden öğrendiğiniz en büyük şey neydi? Nasıl bir tatmin sağladı?
- Önceleri ortaya daha sağlam bir şey koymak zorunda olduğumu düşünüp faturayı kendime kestim. Artık böyle yapmamaya çalışıyorum. Makinanın nasıl çalıştığına bakıyorum. Dünyanın haline bakıyorum. Sonra da ülkemin haline bakıp sakin olmaya çalışıyorum.

Genellikle farklı işler peşindesiniz. Arkadaş, müzikal çevre ve dinleyicilerden gelen iyi/kötü tepkiler nasıl? Sizi cesur mu görürler?
- Benim için ne tip bir sıfat kullanırlar bilemem. Aldığım pozitif tepkiler de hep beklediğim zeka ve kültür seviyesinden geliyor. Şaşırtıcı bir durum yok. Yakın çevremin ortak fikri de yaptığım işlerin daha çok duyulması, saygı görmesi yönünde. Ben de bu temenniye katılıyorum elbette. Negatif tepkilere gelince... Pek yok. Daha kötüsü var. Sessizlik. O da tipik.

Haberin Devamı

Albümünüz bas virtüözitenizi gözümüze sokmuyor fakat gerek düzenleme gerekse şarkılarıyla çok farklı bir bas albümü bence. Herkesin bakışının farklı olduğunu düşünürsek, sizce profesyonellik ve virtüözite ne demektir?
- Teknik virtüöziteden vazgeçeli çok oluyor. Buna elbette ki sol kolumda yaşadığım ciddi sakatlığın da katkısı var. Ama çalmayı geç, müzik dinlerken de tercihlerim teknik virtüözite yönünde olmuyor. Fikri açıdan kapı açması gerekiyor her ne dinliyorsam. Başka bir kıstasım yok artık. Müziğimde de bunu yapmaya çalışıyorum. Profesyonellik, sistem çarklarının nasıl çalıştığını anlayıp buna uygun mal üretmek demek. Karşılığında da para kazanmak. Orta zekalı herkesin yapabileceği bir şey, uyum sağlamak, zorlamamak. Beklentilerini parayla sınırlamak. Anladığım kadarıyla ‘Temel Profesyonellik 101’ dersi bunları kapsıyor.

Haberin Devamı


ANLAŞILMA ARZUMU BİR KENARA SAKLADIM

Kariyerinizin en zorlu süreci/anı neydi?
- Sürekli gel-gitler halinde yaşadığım iki zorlayıcı nokta var. Biri ekonomik durumlar ki detaya gerek yok, herkes bilir. Diğeriyse fikirsel olarak tıkanmak, en kötüsü bu. Yaşama gücümü elimden alıyor. Ben geçmişimle övünen, buradan güç alan bir insan olamadım hiç. Keşke bilmem kaç tarihindeki şampiyonluğumla, kahramanlığımla övünebilseydim. Hiç umrumda değil maalesef. Hep bir sonraki adım... “Ya şimdi ne yapacağım?” İşte böyle bir durumda etrafı sis basınca hayat anlamsızlaşıyor.

Zaman zaman anlaşılmadığınızı düşündüğünüz oluyor mu?
- Zaman zaman mı? Doğrusu her zaman. Bu konuda bir makale yazmıştım; “Anlaşılanlara bak, hizaya gel” diye. İnsanın algısı ‘anlamak’ konusunda zaten yetersiz. Bu sebeple anlaşılma arzumu bir yerlere sakladım. Anlaşılma hevesini bir kenara bırakıp bizzat kendim anlamaya çalışıyorum.

Haberin Devamı

Pop müziğin değişeceğini ve değişmek zorunda olduğunu söylüyorsunuz. Sizce, bizi bu süreçte neler bekliyor?
- İstanbul’un ciddi müzik merkezlerinden biri olacağını düşünüyorum. Biz istesek de istemesek de... Dünyaya türkü satma kompleksinden ve dünyanın ‘world music’ tuzağından kurtulursak fena olmaz. Böylece ‘müzik merkezi İstanbul’da’ bize de bir yer olur. Yoksa ithalata devam...

Belki saçma gelecek ama albümünüzü dinlemeye başladığım anda “Frank Zappa pop yapmış” diye düşündüm. Pop ve Rock’ı böyle karıştırıp bunu da bu kadar avangard hale getirmek nasıl bir fikrin ürünü?
- Tek bir stil seçip bunda uzmanlaşabilirsiniz. Elbet günün birinde ‘usta’ olursunuz. Çoluk çocuk da saygı gösterir, rızkınız çıkar. Sistem, toplumsal hayat, çoğunluk yöntemi budur. Ya da haddinden fazla tutkulu olup birden fazla konuya saldırır, ülser olursunuz. Kaotik bir çalışma ortamının içinden günün birinde kendi stilinizi oluşturma hayaliyle uğraşır durursunuz. Belki olur, belki de olmaz. Belki de bütün o çalışma süreci sizi aslında bambaşka bir noktaya taşımak içindir.

Haberin Devamı

Sinyal’, bir felaketten sonra dünyada hayatta kalmış tek, cihazlarla konuşan adamın söylediği bir şarkı... Dünyanın sonu gelse nedeni sizce ne olurdu?
- Güneşimizin enerjisi bitecek ve dünya eninde sonunda yok olacak. İnsanoğlunun devamlılığını sağlayabilmesinin yegane yolu bir an önce evrene yayılmak ve/veya güneşin yerine başka bir enerji kaynağı koyabilmek. Tüm bunlar ancak teknolojiyle mümkün. Ray Kurzweil’ın ‘Singularity/Tekillik (Farklılaşıp, eşsizleşme) kavramıyla özetlediği öngörüleri ciddiye alıyorum. Dünyayla ilgili konuları yerel, kişisel çıkarların ön planda olduğu politik söylemlerden farklı bir boyutta algılamaya çalışıyorum. Bilim-kurgu masalı mı? Evet.

IPHONE VE IPAD UYGULAMASI DA VAR

Albümü iphone/ipad uygulaması olarak yayınlama fikri nasıl ortaya çıktı?
- Bilgisayar teknolojileri her zaman ilgimi çekmiştir. Benim için sürprizli bir süreç değildi bu. Sadece işin sosyal şartlarının oluşup oluşmaması önemliydi. Mümkün olduğunu görünce buna giriştim. İlgi var elbette. Ama herkes kendi klanının, cemaatinin, kabilesinin şarkıcısının bunu yapmasını bekliyor. Ancak ondan sonra gündeme gelecektir. Benim hangi kabileden olduğum belli olmadığı için anca bu kadar ciddiye alınıyor. Neydi o? Taraf olmayan? Kenya’da da böyle oluyor herhalde. Gülümsemek lazım.

KİMDİR
1970’te Sivas Divriği’de doğdu.
Berklee College of Music’e giderek Müzik Prodüksiyonu ve Mühendisliği eğitimi gördü.
Bas Gitar, elektrik ve akustik gitar, ağız armonikası çalabiliyor ve vokal yapıyor.
Bulutsuzluk Özlemi, Kesmeşeker, Mehmet Güreli, Yavuz Çetin, Serdar Öztop ve Pinhani gibi grup ve sanatçılarla çalıştı.
Deli Fatma’nın Bilmeceleri albüm projesi, katılan ilk 100 kişiye özel olarak hazırlanmış bir albüm olacaktı. Fakat 74 kişiden destek görünce herkes için özel tasarlanmış albümler üretip gönderdi. 100 kişiye ulaşılamadığı için
sadece kişiye özel 74 kopya yaptı.


 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!