Doğu’da kalkınmanın motoru kültür turizmi

Güncelleme Tarihi:

Doğu’da kalkınmanın motoru kültür turizmi
Oluşturulma Tarihi: Nisan 12, 2008 00:00

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB), kültür turizmi atağına kalktığı Güneydoğu’da harekat merkezi olarak, inanç turizmiyle öne çıkan Şanlıurfa seçildi. Hatta geçtiğimiz hafta bu konuda bir de sempozyum düzenlendi. Sempozyumda istatistiklere dayalı bir sunum yapan ekonomist Mustafa Sönmez, GAP’ın bir enerji projesi olduğunu ve Batı için elektrik ürettiğini belirterek, "GAP’ın bölgede sulama hedefi yüzde 14’te kaldı. Turizmde yatırım Güney’den Doğu’ya kayıyor. Bölgeyi kültür turizmi kalkındırır" dedi.

Reklamcılar Derneği Genel Müdürü Ayşegül Molu, Türkiye’yi temsil eden bir duygunun pazarlanmasıyla, turizmdeki tıkanıklığın aşılabileceğini iddia etti. TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, Şanlıurfa tanıtımı için bir prestij kitabı hazırlayacaklarını söyleyerek turizm acentelerini bölgeye davet etti.

EKONOMİST GÖZÜYLE KÜLTÜR TURİZMİ

Şanlıurfa’da eskiden kilise olan ve kültür merkezine çevrilen tarihi binada gerçekleşen kültür turizmi konulu sempozyumda ekonomist Mustafa Sönmez’in yaptığı sunum dünya turizminin neresinde olduğumuzu gösteren ilginç tespitlerle öne çıktı. İşte bazı satırbaşları:

Turizm gelirlerinin yüzde 48’i 9 ülkeye gidiyor. Türkiye’nin payı ise yüzde 2.

Amerika ve Batı-Kuzey Avrupa’nın gelir payı yüksek. Bunda kültür turizminin etkisi büyük. Kitle turizminde uzmanlaştırılan ülkelerde turist başına gelir düşüyor.

Türkiye’ye turist girişi artıyor ama gelir artmıyor, yoksullaşma hızlanıyor. Türkiye’ye turist girişi 23 milyonu geçti ama gelir 14 milyar dolar. Turist başına gelir 600 doların altına düştü.

Türkiye’ye daha çok orta ve dar gelirli turistler geliyor, yüksek gelirlilerin toplamdaki payı yüzde 13’te kalıyor. Bu, ortalama turist harcamasının 600 dolarda kalmasında en önemli etken.

Türkiye’ye gelen orta gelirli turist ağırlıklı olarak Almanya, AB ve Rusya’dan. Ancak AB’nin payı azalırken Rusya’nın payı artıyor.

Kum-deniz-güneş odaklı turist, müze ve ören yerlerine de ilgisiz.

TÜRKİYE’NİN ENDÜLÜS’Ü

GAP için bugüne kadar 23 milyar YTL harcandı, projenin tamamlanması için 39 milyar YTL’ye daha ihtiyaç var. Bugüne kadar GAP adına yapılanlar enerji yatırımlarından ibaret.

Adıyaman-Şanlıurfa-Mardin-Diyarbakır destinasyonu önemli kültür ve inanç turizmi potansiyeline sahip. İspanya’nın Endülüs turizm endüstrisi deneyiminden çıkarılacak derslerle, bölge kendi Endülüs’ünü yaratabilir. Van Gölü havzası, Selçuklu, Urartu ve Ermeni uygarlıkları ile taşıdığı emsalsiz kültürel varlıklar sayesinde kendi başına bir destinasyon olma potansiyeline sahip. Erzurum, Palandöken, Kars, Ağrı destinasyonunda entegre bir doğa/kış, kültür turizmi için gerekli varlık birikimi fazlasıyla mevcut.

KÜLTÜR TURİZMİYLE ANTALYA’YI GEÇERİZ

Şanlıurfa Belediye Başkanı Ahmet Fakıbaba, deniz-kum-güneş turizminin kalbi Antalya ile yarış için iddialı. Fakıbaba şu değerlendirmeyi yapıyor:

"TÜRSAB’ın bu programı Şanlıurfa için bir milat. TÜRSAB, bu girişim ve projeleriyle Bakanlığın önüne geçti. Şanlıurfa, dünyanın en eski kenti. İnsanlık, geçmişinin izini 11 bin 500 yıllık geçmişi olan Şanlıurfa’da sürmeli. Turist Şanlıurfa’yı Balıklı Göl’den ibaret sanıyor, orayı gezip gidiyor. Oysa şehrimizde 400 saray var. Kültür Bakanlığı tarafından tescil edilmiş, her biri saray güzelliği ve estetiğinde 400 tarihi ev. Biz para istemiyoruz. Biz kent olarak tanıtım ve pazarlamada başarılı değiliz. Bunu başarsaydık, Şanlıurfa, Antalya’nın önüne geçebilirdi."

TANITIM DEĞİL TANIŞMA

Reklamcılar Derneği Genel Müdürü Ayşegül Molu ise, turist sayısının ve turizm gelirinin artışı için atılması gerekli adımları satış-pazarlama-marka üçgeninde açıklıyor:

"Satış fiyat temelli mücadeledir. Fiyat aşağı inen bir eğridir. Uzun vadede kazananı olmayan bir mücadeledir. Pazarlama strateji temelli oyundur. Strateji katma değer hedefleyen bir olgudur. Herkes ve birlikte kazanır. Marka bir değerler bütünüdür. Marka odaklanmaktır. Marka herkese ve çok şey söylemekten kaçınmaktır. Marka bildiğinle yetinmemek, sürekli araştırmaktır, yarattığın değer nedeniyle daha fazla kazanmaktır. Yeni dünya düzeninde kendini farklı kılabilmenin yolu markalaşmaktan geçiyor. Mikro pazarlama yükselişte. İnternet bize tüketiciyi birebir tanıma ve mesaj kurgulama olanağı veriyor. Pazarlama artık bir "storytelling" (hikayeni anlat) işi. İrlanda hüznü pazarladı. Fransa yaşama sevincini. Türkiye’nin de onu temsil edecek bir duyguya ihtiyacı var. İletişimde küçük öyküler, oyunlar, şöhretler, kahramanlık ve sıradanların şöhretlenmesi kıymetli."
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!