Bu mahalle herkesi kahkahaya boğacak

Güncelleme Tarihi:

Bu mahalle herkesi kahkahaya boğacak
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 05, 2011 00:00

Kanal D’de bu akşam yepleni ve sıcacık bir mahalle hikayesinin startı veriliyor: “Üsküdar’a Giderken”... Fedakâr bir anne, hayalperest bir baba ve onların zaman zaman tatlı, zaman zaman da can sıkıcı çekişmeleri arasında büyümüş iki çocuğun hikâyesini konu alan dizinin detaylarını başrol oyuncuları Öner Erkan, Tülin Özen, Murat Cimcir, Funda Postacı, Erkan Can ve Erdal Tosun’dan öğrendik.

Haberin Devamı

ÖNER ERKAN: GÜZEL BİR MAHALLE HİKAYESİ BU 

“Üsküdar’a Giderken” nasıl bir dizi?

- Güzel bir mahalle hikayesi... ıki kardeşin küçük bir kafeleri var. Babanın hayalperest yapısı nedeniyle işleri istedikleri gibi gitmemiş. Baba 8-10 yıl önce vefat etmiş. O gidince hasbelkader idare etmeye çalışmışlar ama eniştem, yani ablamın eşi bizi dolandırdığı için kafe tamamen elden gitmek üzere. Haliyle annemiz çok mutsuz.

Canlandırdığınız Erdem karakterinden de biraz söz eder misiniz? 

- Erdem, ıngiltere’de uçak mühendisliği okurken bir yandan babası gibi şef olmak için ailesinden habersiz aşçılık eğitimi alıyor. Garsonluktan başlayıp şefliğe kadar da yükseliyor. Hayallerinin peşinden koşan bir çocuk. Tek ortak noktamız ikimizin de hayallerimizin peşinden gitmemiz. Ben de lisedeyken oyuncu olmaya karar vermiştim. Sağ olsun ailem mani olmamıştı.

Ekibi nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Süper... Çalışırken eğleniyoruz ama klasik “biz çok eğleniyoruz ”dan değil bu söylediğim.

Haberin Devamı

TÜLİN ÖZEN: KİŞİLERİ KARİKATÜRİZE ETMEDİK

Tülin Hanım, siz dizide Ayşe’yi canlandırıyorsunuz. Kimdir bu Ayşe, hikayedeki yeri ne?

- Ayşe, ailenin büyük kızı... Ve belli ki babasına çok düşkün bir kızmış. Annesiyle ise sürekli didişme halinde.

Hikaye gerçek hayatla örtüşüyor mu sizce?

- Zaten aynen hayat gibi bu dizi... Gerçek hayatta kopuk değiliz. Hiçbir aile televizyondaki kadar komik ya da dramatik değildir. “Üsküdar’a Giderken”de gülmek daha yoğun ama olayları da, kişileri de karikatürize etmiyoruz.

MURAT CEMCİR: TÜRKİYE’NİN EN DİNAMİK KOMEDİSİ

Murat Bey, sizin canlandırdığınız “süt kardeş Oğuz”, Erdem’e mi özeniyor? Bana biraz öyle geldi...

- Oğuz, Erdem’in aksine hayatın kendisine sunduğu şartları kabullenmiş, yatılı okulda okumuş, yurtlarda kalmış, ımam Hatip’ten sonra İTÜ Makine Mühendisliği’nden mezun olmuş bir genç... Kadınlarla ilişkisi hiçbir dönem iyi olmamış. Hep arasında bir mesafe var. Bu durum da onu tutuk biri yapıyor.

Kadınlarla arası ne zaman düzelecek?

- İlk bölümden itibaren Filiz (Deniz Arna) ile bir yakınlaşması olacak. Sürekli kendini ispatlamaya çalışacak. Devamını zamanla göreceğiz.

Dizide gerçek hayattaki gibi kahkaha da varmış, dram da... Ama komedi unsunu biraz daha ön planda gibi...

- Şu ana kadar Türkiye’de yapılmış en dinamik mizahlı işlerden biri. Senaryonun muhteşem bir matematiği var. ınsanlar bizi yemek yerken, bulaşık yıkarken izlemeyemeyecek. Dizi bu anlamda ezber bozacak.

Haberin Devamı

ERKAN CAN: DİZİNİN HAYALETİ BENİM

Dizideki karakterinizle ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?

- Ölmüş bir adamı oynuyorum, bir hayalet.

Nasıl yani? Flashback’lerde mi göreceğiz sadece sizi?

- Her şekilde görebilirsiniz, yani takımdan ayrı düz koşu yapıyorum bu dizide.

Peki bütün aile görüyor mu sizi dizide?

- Hayır, hepsinin rüyalarına girebiliyorum ama bir tek oğluma görünebiliyorum.

O halde diğer oyuncular kadar yorulmuyorsunuzdur...

- Dışarda çok çalıştım bugüne kadar, boyun fıtığım falan da başladı artık. Yaşlandık, 53 yaşına geldim. Ama iş olduğu zaman 36 saat de çalışırım, hiç problem değil.

Peki bu hayalet zamanında nasıl bir adammış?

- Deli dolu, sağı solu belli olmayan biri... Aynı zamanda güzel yemek yapan, eli tatlı bir adam. Oğlu da yurtdışına gidiyor, uçak mühendisliği okuyor ama bunun yanı sıra aşçı olarak da yetiştiriyor kendisini.

Tam babasının oğlu yani.

- Evet yani, sonuçta armut dibine düşer.

Haberin Devamı

FUNDA POSTACI: DUYGUSAL BİR İSYAN YAŞIYORUM

Funda Hanım, hikeyeyi bir de sizden dinleyelim...

- Yaşadığı sorunlar nedeniyle hem kendi hem sevgisi yıpranmış bir kadır... Ama her şeye rağmen fedakâr bir anne. Tabii ki kocasından nefret etmiyor ama belli ki evlilikleri boyunca her şeyi omuzlarında taşımaktan yorulmuş. Kocasının vefatından sonra da yine her yükü omuzlamaya devam etmiş. Kızının babasına olan düşkünlüğünü bu yüzden hazmedemiyor.

Eşinin ölümünden sonra mı başlıyor hayatını yaşamaya?

- Hayatını yaşamak herkese göre değişen bir kavram aslında. Duygusal bir isyan yaşıyor, gençliğinde yapamadıklarını yapmaya başlıyor. Bunu hayatı yaşamak, hayata renk katmak olarak görüyor.

Sizi bu hikayede en çok etkileyen neydi?

- Kadronun tiyatro sanatçısı ağırlıklı olması, sanatçı dostlarımla, arkadaşlarımla birlikte olmak. Aile dizisi olması da bana sıcak gelen, beni etkileyen bir başka nokta. Ayrıca zaman zaman klasik anne karakterinin dışına çıkması, küçük delilikler yapması bana şirin geldi.

Haberin Devamı

ERDAL TOSUN: 15 YILDIR AŞIK AMA TEK KELİME EDEMEMİŞ

Erdal Bey, siz dizinin hem oyuncu hem de yapımcılarındansınız. Öncelikle hayırlı olsun diyeyim...

- Teşekkürler. Evet, yapım meselesine de elimizi attık. Çok güvendiğim arkadaşlarım ve çok inandığım bir ekiple çalışıyorum. Bu işle dizi sektöründe yeni bir parantez açılsın, bakacak yeni bir pencere bulunsun istiyorum.

Canlandırdığınız Yavuz nasıl biri?

- Dizinin müzmin bekârını oynuyorum. Ziya Baba’nın sahibi olduğu Üsküdar Lezzet Lokantası’na lise son sınıftayken gelmiş ve o gün kızına aşık olmuş. Garsonlukla başladığı görevine aşçı olarak devam ediyor. Ve hala Ayşe’ye çok aşık. Ama dünyanın en utangaç adamı. O yüzden 15 yıldır tek kelime söylememiş kıza. Buna rağmen de etrafındakilere aşk, ilişkiler hakkında ahkam kesmeye devam ediyor.

İlerleyen bölümlerde bir itiraf gelecek mi?

- Ciddi ciddi çok büyük travmalar yaşanacak. Onun etkisiyle bir itiraf da gelebilir.

İzleyicinin tepkisi nasıl olacak sizce?

- Bizimkisi çok kolay tüketilebilir bir iş değil. Çok zevkli, çok sevimli bir iş. ızleyici çok memnun olacak, eminim.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!