Asıl sebep, kredi borcu

Güncelleme Tarihi:

Asıl sebep, kredi borcu
Oluşturulma Tarihi: Mart 09, 2004 01:35

Oynadığı film Almanya'da Altın Ayı kazandıktan sonra porno yıldızı olduğu ortaya çıkan Sibel Kekilli, "En çok ailemi utandırdığım için üzgünüm" dedi.

Başka işler de yaptım. Sebze meyve sattım. Fırında çalıştım. Annemle temizliğe gittim. Garsonluk ve kapıcılık yaptım. Bu arada belediyede çalışmaya devam ediyorum. 2000 yılından 2002'ye kadar gece gündüz uğraştım. Olmadı, kazandığım para yetmedi. Sonunda dedim ki: ‘‘Yeter! Yapacağım bu porno işini!’’ 7, 8 ay sürdü. Tabii ki pişmanım. En çok ailemi utandırdığım için üzgünüm.

Bu mu? Ağzımdan çıkan ilk cümle bu. Bu, o kadın mı? Ortalığı darma duman eden, ödül sonrası geçmişi lime lime edilen? Odadaki herkes porno oyuncusu olabilir, o hariç. Küçücük el kadar bir şey. Vücudunun bütün proposyonları küçük. Temiz, saf suratlı bir şey. Ama görüntüye aldanmayın, vur kafasına al lokmasını ağzından biri değil. İlk anda değil, konuştukça çıkıyor ortaya. Kararlı ve ne yaptığını bilen biri. Salak bir şey değil. Açık, direkt, sözünü sakınmayan. Ve dirençli. Ayaklarının üzerinde durmasını, kendini savunmasını biliyor. Türk mü Alman mı derseniz, ben Alman derim.

Bir defa kendini Almanca daha iyi ifade ediyor. Anadili Almanca. Seçmeli yabancı dili Türkçe ve İngilizce. Bu röportajda Sibel Kekilli'nin öyküsünü öğreneceksiniz. Ben herhangi bir yılanlık yapmadan, onun anlattıklarını size aktarıyorum. Jüri sizsiniz. Ama lütfen onu sadece geçmişiyle yargılamayın. Unutmayın ki o şimdi uluslararası bir sinema oyunusu. Elmalarla armutları n'olur birbirine karıştırmayalım.

HAMİŞ: Bu röportajın gerçekleşmesi için üç kişiye minnet borcum var. Cem Şaşmaz, Fatih Akın ve Kemal Doğan. Kemal, Hürriyet Kuzey Almanya büro şefi. Bu röportaj için taa Hamburg'dan geldi. Röportajı birlikte yaptık diyebilirim. Bütün okurların önünde ona teşekkür etmek istiyorum.

Ailenin en sevgili çocuğu nasıl oldu da porno hikayelerine bulaştı? Nedir bunun sebebi, kendi ayaklarının üzerinde durabilme gayreti mi?

- İnanılmaz kredi borcum vardı. İki sene gece gündüz çalıştım parayı bir türlü denkleştiremedim. Sebebi bu. Bir de isyan. Bana uygulanan bütün baskılara, aklımca bu yolla isyan ettim.

Şu hikayeyi bir doğru düzgün anlatsanıza...

- 20 yaşındayken bir Alman sevgilim oldu. Ciddi bir ilişki...

İlk seviştiğiniz erkek miydi?

- Evet. Ve benimle evlenmek istedi. Babama söyledim. Saklamadım. İkiz kardeşim gibi davranmadım. O evden kaçalı bir yıl olmuştu...

O ne demek?

- Evden gitti demek. Bizimkiler bir sevgilisi olduğunu dahi bilmiyorlardı, çok üzüldüler... Stephan'la evleneceğiz ya, düğün yapmaya karar verdik. Heilbronn'daki en büyük salonu tuttuk, 1000 kişi davet edeceğiz. Bu düğün meselesi babamı çok mutlu edecek, bir kızı kaçmış ama öbürünün mürüvetini görüp sevinecek...

Bu hikaye ne zaman bir korku filmine dönüşecek!

- O zaman porno filan yok ortada. Aklımız fikrimizi düğünü nasıl yapacağımızda. Şöyle büyük bir düğün, babamı gururlandıracak. Ama para da yok. Nasıl yapılacak? Stephan'la gittik bankadan 15 bin Euro kredi aldık. Nasıl olsa davetliler takı-makı takacak, onları da banka borcumuzun bir kısmını kapatırız diyoruz. Hazırlıklar tamam. Ama bir türlü evlenemiyoruz...

RESMEN EVLENEMEDİK

Neden?

- Bir türlü konsolosluktan kağıtlar gelmiyor. İnanılmaz stres yaşıyoruz. Babam ruhen hazırlamış kendini diyorum ki, ‘‘Biz yapalım bu düğünü, sonra nasıl olsa evleniriz.’’ Oysa, o kağıtlar hiç bir zaman gelmedi. Yani biz düğün yaptık ama hiç bir zaman resmi olarak evlenmedik. Ama babama üzülmesin diye, ‘‘Hallettik o işi’’ dedik. Bu arada ben her gün konsolosluğun kapısını aşındırıyorum.

Bangladeş mi orası neden gelmiyor bu evraklar!

- Bilmiyorum. Almanca konuşuyorum mesela. ‘‘Bu benim nişanlım’’ diyorum. ‘‘Burası Türk konsolosluğu burada Türkçe konuşacaksınız’’ diyorlar. Pasaportumla birlikte nüfus cüzdanımı götürüyorum, ‘‘Nüfus cüzdanınız yok’’ diyorlar. ‘‘Ama pasaportumun içindeydi’’ diyorum. ‘‘Gazeteye ilan verin, bilmem kaç gün sonra gelin.’’ Yine dediklerini yapıyorum. Aradan zaman geçiyor, ‘‘Buradaymış, bulduk’’ diyorlar. Bir taraftan da banka borçları gerginlik yaratıyor.

Bankaya borç kaç paraydı?

- Çok paraydı. Şu anda bile sadece faizlerini ödeyebiliyorum. Babam gururlansın diye yaptığımız düğün ve tabii mobilyalar fazlasıyla pahalıya mal oldu bize. Bir de Stephan'ın eskiden kalma 18 bin Marklık borcu çıktı. Ona da kefil oldum. Bu arada babam da benim tasarruf hesabımdan 5 bin Euro’ya yakın bir para çekmiş. Ona da kızmıyorum. Sadece felaket bir durumdaydım, onu anlatmaya çalışıyorum.

SEBZE SATTIM TEMİZLİĞE GİTTİM

Borç batağındasınız da, sorarlar adama, neden başka bir iş değil de porno!

- E başka işler de yaptım. Sebze meyve sattım. Fırında çalıştım. Annemle temizliğe gittim. Garsonluk ve kapıcılık yaptım. Bu arada belediyede de çalışmaya da devam ediyorum. 2000 yılından 2002'ye kadar gece gündüz uğraştım. Olmadı, kazandığım para yetmedi. Sonunda dedim ki: ‘‘Yeter! Yapacağım bu porno işini!’’ 7, 8 ay sürdü. Tabii ki pişmanım. En çok ailemi utandırdığım için üzgünüm. Ama ben kadın mı sattım, uyuşturucu mu sattım, birini mi öldürdüm, kimin kılına zarar verdim? Olan bana oldu.

Ne kadar para kazanılıyor bu porno işinde..

- 300 Euro bölüm başı. Gerçi hiçbir şart altında değmez ama yaptım bir hata. Ben nereden bileyim günün birinde Fatih Akın'ın filminde başrol oynayacağımı, filmin ödül alacağını. Altın Ayı'yı aldıktan sonra Bild'den biri geldi: ‘‘Bu sizin ilk kamera karşısına çıkışınız değil galiba’’ Anladım ki biliyor. Meğer o seks filmelerini yapan şirket, porno geçmişimi Bild'e sızdırmış. Benim üzerimden acayip para kazanıyorlar şimdi.

Peki Fatih Akın...

- Taa en başta söyledim ona. ‘‘Önemi yok’’ dedi. Evet, geçmişimde böyle bir şey var. Ama ben, şu anda bu filmle ortadayım. İnsanların beni filmdeki oyunculuğumla yargılamasını istiyorum, geçmişimle değil.

Duvara Karşı filminde oynamaya nasıl karar verdiniz?

- Alışveriş yaparken buldular beni. Sokak casting'i. Tamamen tesadüf yani. 20 yaşlarında Türk oyuncu pek yokmuş, varmış da onlar soyunmak istemiyorlarmış. 350 kişi arasından ben seçildim. Demek ki yeteneğim de varmış ki, becerdim.

Benim gördüğüm kadarıyla siz bu porno meselesine uygun durmuyorsunuz. Ne fizik itibariyle ne kişilik itirabiyle. Mc Donalds'da kasiyer olabilirsiniz de porno da oynayamazmışsınız gibi...

- Herkes öyle diyor. Zaten o 7,8 ay beni bitirdi.

Hiç korkmadınız mı bir gün ortaya çıkar diye..

- Korktum ama özgürleşebileceğimi de düşündüm.

Şu anda ne hissediyorsunuz?

- Ailemi üzdüğüm için utanç duyuyorum. Ama artık bu durumu değiştiremem. Hiç kimseye yük olmadan borçlarımı ödemeye çalışmıştım.

Bir tarafta ödül alan bir filmin oyuncuyken, bir taraftan da Türk milletinin namusu söz konusu oldu. Bunun hesabını vermek zorunda kalıyorsunuz. Bu çelişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Gurur duymuyorum yaptığım işten ama şunu biliyorum: Hiç kimse benim namusumun bekçisi değil. Bu benim bedenim. Herkes kendi namusuna baksın. Ve beni şimdi yaptığım işle değerlendirsin.

Ailem için üzgünüm, ikizimle küsüz

Öykünüz nerede, ne zaman başladı?

- 80 yılında Almanya'da. Heilbronn'da doğdum. Küçük, şirin bir şehir. Herkes herkesi biliyor, tanıyor. Haliyle çok dedikodu oluyor. Babam da annem de işçi. Annem evlere temizliğe gidiyor. 4 kardeşiz. İki kız, iki erkek. Ben ve ikizim Serpil, ablayız. Çift yumurta ikizi. Ama ne fizik ne karakter olarak benzeriz.

Çocukluğunuz nasıl geçti?

- Küçükken Serpil, babaannemin yanında Türkiye'ye gitti, erkek kardeşlerim de daha dünyaya gelmemişti. Üç yıl evdeki tek çocuktum. Hayatımın en güzel günleriydi. Sonra kız kardeşim geri geldi, oğlanlar doğdu. Aile büyüdü, problemler başladı. Benimki mutsuz bir çocukluk değil. Ama Almanya'daki pek çok ikinci jenerasyon Türk gibi ben de bocaladım. Baskılar da vardı. Haliyle özgür olabilme hayallerim de. İstesen de istemesen de iki kültür arasına sıkışıp kalıyorsun. Önce sadece Türkçe konuşuyorsun, sonra Almanca'yı Türkçe'den daha iyi konuşuyorsun...

Şimdi?

- Rüyalarımı bile Almanca görüyorum. Almanca düşünüyorum.

Kendinizi ne kadar Alman ne kadar Türk hissediyorsunuz?

- 13, 14 yaşında tam Türktüm. Almanlarla ilgili her şeyden nefret ediyordum. Sonra 16, 17 yaşında işler tersine döndü. Alman oldum.

Türklerle probleminiz oldu mu?

- Akrabalarımızın Türk kızları benimle arkadaşlık etmezdi. Onlar kızkardeşimle arkadaştı.

Neden?

- Onlar için fazla Almandım galiba. Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur dinlemiyordum. İkizim Türkçe müziklere, dizilere bayılırdı.

İkiziniz şimdi aranız nasıl?

- Konuşmuyoruz. Sadece bu porno hikayesinden dolayı değil, hep sorunlarımız vardı.

Anneniz ve babanızla arası daha iyi olan hep o muydu?

- Tam tersine. Babamın sevgilisi hep bendim.

Babanızla sorunlarınız ne zaman başladı?

- Yoktu ki sorunumuz, sadece konuşmazdık. Yani derin konuşmazdık. Yine de, babam benimle hep gurur duyardı.

Nasıl bir öğrenciydiniz?

- Başarılı. Hatta son sınıfta en iyi öğrenciydim. Fazla aklı başındaydım. Mesela çok geç erkek arkadaşım oldu. Okuldan eve giden bir kızdım.

Kendi ayaklarınızın üzerinde durmak için ne tür mücadeleler verdiniz?

- Abitur yapmak istedim. Almanya'da üniversite okuyabilmek için bu şart. Tıp okumak istiyordum. Ama ailem izin vermedi.

Neden?

- Başka bir şehire gitmemi istemedi. Çalışmamı tercih etti. Bir Türk olarak belediyede çalışmak zordur, beni kabul ettiler diye çok gurur duydu.

Geçmişim beni ilgilendirir

Son üç hafta nasıl geçti?

- Her kafadan bir ses çıkıyor. Geçmişte tanıyanlar ahkam kesiyor. İkiz kardeşim demeçler veriyor. Babam Arena'da konuşuyor. Üzücü tabii. Ben izlemedim gerçi. Çıkıp özür dilememi filan mı bekliyorlar? Söylüyorum ailemi üzdüğüm için kötü hissediyorum kendimi. Ama o kadar. İnsanlar Duvara Karşı filmiyle ilgilensinler, geçmişim sadece beni ilgilendirir.

Babanız aklınıza gelince ne hissediyorsunuz?

- Onun bana kızıyor olması aslında beni rahatlatıyor. Kızsın, küfretsin. Ama ondan çok anneme üzülüyorum. O herşeyi içinde yaşıyordur.

Peki size destek çıkan kimse olmadı mı?

- Olmaz mı? Almanya'da pek çok ciddi gazete inanılmaz destek verdi. Bild türü gazeteler yüklendi. Türk ve Müslüman olmamın de payı var bunda. Söz konusu bir Alman olsaydı, olayı bu kadar büyütmezlerdi. Ama Türklerden de Almanlardan da ‘‘Sen yoluna devam et aldırma’’ diyenler oldu. Teşekkür ediyorum.

Başınıza abuk sabuk bir şey gelmesindan korkuyor musunuz?

- Böyle insanların varlığını biliyorum. Kuran'da insanları öldürmeyin yazıyor, değil mi? Gerçekten dini inançları varsa yapmazlar. Korkmamaya çalışıyorum.

Oyunculukta devam edecek misiniz yoksa izinizi kayıp mı ettireceksiniz?

- İyi roller alırsam devam etmek istiyorum.

Türkiye'ye gelmekten vaz geçmiştiniz. Ama son anda geldiniz. Sebebi?

- Film bu Cuma başlıyor. Ödül almış çok iyi bir film bu. Ben de başrol oyuncusu olarak filmin galasına geldim. Kafamı kuma gömmemeye karar verdim!
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!