Anadolu Cumhuriyeti

Güncelleme Tarihi:

Anadolu Cumhuriyeti
Oluşturulma Tarihi: Kasım 09, 2004 00:00

REHA Mağden, Türkiye Cumhuriyeti’nin sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 1992 yılında kendisine ‘Türkiye’nin ismi Anadolu Cumhuriyeti olsaydı, bugün yaşadığımız sorunlar olur muydu?’ diye bir soru sorduğunu yazıyor. (Birgün, 1 Kasım 2004)Cumhurbaşkanı Özal’ın bu sorusunda bir keramet arayanlar çıkabilir. Ama benim için, ‘tarih-coğrafya-yurtbilgisi’nden zerre kadar anlamayan bir yetişkinin çocukça sorusudur. Bir cumhurbaşkanının zihinsel idman olarak kendine ve bir başkasına öneremeyeceği hafiflikte, ‘köşe dönme ideolojisi’ne yaraşır bir soru. Turgut Özal, ne yazık ki, ulusları ve devletleri yaratan ve kuran oluşturucu cevherin (Raison d’etat) ne olduğundan habersiz. Ulusların tarihte oynadığı kurucu rolü de bilmiyor. Uluslar tarihte kendilerine verdiği adlarla değil, başkalarının taktığı ad ve sıfatlarla anılırlar. Örneğin, Hindistan’ı keşfetmek için yola çıkıp Amerika anakarasını keşfeden Colombus, orada bulduğu insanlara ‘Hindli’ (Indien) demiş. ‘Indien summer’ (‘Hindli yazı’ / ‘Pastırma yazı’) diye bir deyim bile var. Ama biz Kızılderili diyoruz adamlara. Aslına bakarsanız hem Hindli hem de Kızılderili yanlış. Sorun bakalım kendilerini nasıl tanımlıyorlar, nasıl adlandırıyorlar?* * *İş gelip ‘Türkiye’ ve ‘Türkiye Cumhuriyeti’ adlarından rahatsız olanlara dayanıyor. Rahatsız olanların rahatsız olmaya Amerika yerlileri kadar bile hakları yok!Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içinde bulunan topraklara eski Yunan’da Anatole yani Doğu, Gündoğusu adı veriliyordu. Bir de Küçük Asya, Ön Asya adı veriliyordu.Tarih bilincinden yoksun olduğunuz zaman, ulusların tarihte oynadıkları kurucu rolleri yok sayıp devletlerin adını paşa gönlünüze göre değiştirirsiniz. Anadolu Cumhuriyeti, Küçük Asya Cumhuriyeti, Yeni Hitit Cumhuriyeti ve Celal Bayar’ın deyişiyle Küçük Amerika Cumhuriyeti.* * *Türk ve Türkiye adını beğenmeyenler, bu adları sevmeyenler tarihsel gerçeklerle yüzleşmeye katlanamazlar. Urfalı Mateos adını hiç duydunuz mu? XI. yüzyılın sonu ile XII. yüzyılın başında yaşamış bir Ermeni yazar. Urfalı Mateos ‘Vakayi-Náme’ (Türk Tarih Kurumu, 1962) adlı kitabında, MS 952 ile 1136 tarihleri arasında Güney-Doğu Anadolu tarihini yazıyor. Vakayi-Náme’de ‘Türk’ ve ‘Türkler’ sözcükleri 100’den fazla geçiyor. Merak edenler, kitabın dizininden öteki halkların payına düşen sayıyı bulabilirler. Üzülmelerini istemediğim için bu sayıları ben vermeyeceğim. 1962 yılında yayınlanan kitabın şu anda yeni basımı var.* * *Avrupalıların Anadolu’ya, Küçük Asya’ya ‘Turchia’, ‘Turcomanie’ adını verdikleri tarihsel dönemde bu coğrafyada Rumlar, Ermeniler, Gürcüler, Kürtler, Süryaniler ve öteki tarihsel halklar da yaşamaktaydı. Demek ki o dönemde, bu halkların hiçbiri tarihsel ve egemen bir role sahip değilmiş.Bu nedenle Türkiye’ye başka adlar aramak, Türkiyeli gibi ciddiyetten uzak sözcük önermek tarihi inkár etmek anlamına gelir. Bu inkárın nedenlerine, gerekçelerine gelince: Bu zırvaları ortaya atanlar, işin kökenine yöneldiğiniz anda, ‘paranoya’ váveylası kopartırlar.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!