Akkaya ailesi okullu oldu

Akkaya ailesi okullu oldu

Esra, Sarp ve Kaya Akkaya kardeşler, oyunculuk yapmakla yetinmedi, tecrübelerini oyunculuğa hevesli insanlarla paylaşmak için Akkademi adlı bir tiyatro okulu kurmaya karar verdi. Öğrencileriyle Beylerbeyi Sarayı’na nazır bir binada buluşacak olan Akkaya kardeşleri mekanlarında ziyaret ettik, hem okul hem de “kardeşliğe” dair merak ettiklerimizi sorduk.

Haberin Devamı

AKKAYA KARDEŞLER FOTOĞRAFLARI 

Esra Hanım, kardeşlerinizi oyunculuğa siz yönlendirmişsiniz. Peki kendiniz nasıl kara r verdiniz oyuncu olmaya?


- Esra: Bu her şeyden önce onların kendi yetenekleri... Biraz örnek olduysam, ne mutlu... Bana gelince; bu işe 13 yaşındayken Tevfik Gelenbe Tiyatrosu’ndaki bir çocuk oyunuyla başladım. Sahne tozu yutmak lafı var ya, bence çok doğru bir şey. Bir kez tozunu yutunca, kalıyorsun orada.
 
- Sarp: Ablam konservatuvardayken ikimiz de ufacık çocuklardık. Ablamı okula ziyarete giderdik, bazen de arkadaşları evimize gelirdi. Dolayısıyla oyuncularla hep iç içeydik. Çocukken de koca koca adamlar sizinle aynı yaşta gibi davrandığında hoşunuza gidiyor, arkadaş sanıyorsunuz onları, oyun oynamaya başlıyorsunuz. Oyun keyifli hale geldikçe, bu meslek de olabilir diyorsunuz. Bu işin okulunu okuyalım ve hakkıyla yapalım diye konservatuvara girmeye karar verdik sonra...

- Kaya: Sarp benden önce girdi konservatuvara, tabii onu ve çevresini gördükten sonra benim için de kaçınılmaz oldu bu...

Üçünüzün de oyuncu olmak istemesine aileniz nasıl tepki verdi? “Bari biriniz başka meslek seçsin” demediler mi?

- Esra: Biz yıldırma politikası uyguladık ailemize (gülüyor).

- Sarp: Babam o zamanlar bize “Bakın ablanıza, onun gibi olmak istiyor musunuz?” derdi. Ablam okurken de hep çalıştı. Ansiklopedi satıyordu. Babamın büyük zorluk olarak gösterdiği şeyi ablam yapıyorsa biz de yaparız dedik.

- Kaya: Benim lise hayatım tembellikle geçti, iyi bir öğrenci olamadım. O yüzden “Okusun da ne okursa okusun” dediler bana!

Sizin çocuklarınız da oyuncu olsa... ıster misiniz böyle bir şeyi?

- Esra: Neden olmasın? Tiyatro klanı oluşturabiliriz belki de.

- Sarp: Ben çocuklarımızın oyuncu olmasını çok isterim açıkçası...

- Esra: Biz “Aman ben ettim sen etme” diyen ailelerden değiliz. Mesleğimizi çok seviyoruz, tavsiye de ediyoruz.

“ALAYLI” SÖZÜYLE RESMEN ALAY EDİYORLAR

Bu arada Esra Hanım, siz neden oyunculuktan bu kadar uzak kaldınız?


- Esra: Bir cast ajansı kurdum. Dizi çekmek, yapmaktan keyif aldığım ve aynı zamanda da ekmeğimi kazandığım bu işe zaman bırakmazdı. Ama oyunculuk sadece dizi demek değil. Tiyatroyu çok özledim, bir tiyatro oyunu planlıyorum.

Yüzüm unutulur diye korkmuyor musunuz?

- Esra: Unutulmuyor ki yüzüm... “Mahallenin Muhtarları” dizisinden dolayı hâlâ dışarıda ilgi görüyorum, seviliyorum. Oyuncu camiasında artık eğitmen olarak da biliniyorum. Unutulmak gibi bir korkum yok benim.

Gelelim yeni okulunuza... Kimden çıktı fikir? Ne zaman karar verdiniz okul açmaya?

- Kaya: Fikir Esra’dan çıktı. Burada farklı sektörlerde çalışanlara da oyunculuk deneyimi yaşatmak istiyoruz. Konservatuvar kalitesinde bir eğitim vermek için de çok uğraşıyoruz.

- Esra: Zaten sektörde çok sayıda alaylı oyuncu var. Alaylı, usta-çırak ilişkisinden gelen ve akademik eğitimi olmayan oyuncu demektir. Ama bugün alaylı kavramı değişti, “alaylı” sözüyle dalga geçiyorlar resmen. Hiçbir şey yapmadan, hiçbir eğitim almadan kendilerini sette buluyorlar. Buna kızamıyorsun da çünkü talep var. Biz işte o noktada, kendini bilip de “Benim eğitim almam lazım” diyenlere alternatif oluşturmak istedik. Konservatuvarın yaşı ve kontenjanı belli! ınsanların hangi yaşta olurlarsa olsunlar bir alternatifi olmalı.

- Sarp: Oyunculuk sadece rol yapma sanatı değildir; insanın kendini ifade etme sanatıdır bir yerde. Dolayısıyla bir avukatın, bir bankacının oyunculuk eğitimi alması, sadece oyuncu olmak istemesine bağlanmamalı... Bu kendini ifade etme yoludur. Oyunculuk çalışmaları Türkiye’de genelde rol yapma öğretisine dayalı. Gerçeği bu değil.

- Esra: Ülkemizde bazı oyuncular, mesleğimizi yüceltmek için midir bilinmez ama “Sizden oyuncu olmaz” diye kestirip atabiliyorlar.
- Sarp: Kimse annesinin karnından oyuncu doğmuyor. “18-22 yaş arası oyuncu olunur” gibi bir kural da yok. Bu yüzden biz insanların inandıkları şeyi yapabilecekleri, sınırlarını aşabilecekleri bir yer kurmak istedik. Kurslardan ne farkımız olduğunu soruyorlar, ona da yanıt vereyim: Birçok farkımız var. Bence ilk göze çarpan farkımız, hoca kadromuz. Çok sağlam bir hoca kadromuz var. Hepsi akademik eğitim almış insanlar.

ÜNLÜ OLMAK İSTEYEN BİZE GELMESİN!

Kimler var bu sağlam kadroda?


- Sarp: Berna Laçin, Berk Hakman, Atilla şendil, Serhat Mustafa Kılıç, Tamer Güler, Barış Yıldız, Beyti Engin, Petek Sözeri, Zeyno Eracar... Konuk olarak da Emre Kınay, Barış Falay ve Gürgen Öz eğitimlerimize katılacak.

Sizler de olacaksınız tabii...

- Kaya: Hepimiz sahne dersleri vereceğiz genel olarak. Sarp ise çekimleri çok yoğun olduğundan sınıflarımızda work shop’lar yapacak.

Kimlere eğitim vereceksiniz?

- Esra: Ünlü olmakla oyuncu olmayı ayırabilenlere ders vermeyi tercih ediyoruz!

- Kaya: Geleyim de orada Tefo’yu göreyim diyenler gelmesin!

- Sarp: Onu düşünerek gelen burada sadece Sarp’ı görür, bundan da hiç mutlu olmaz zaten.

- Kaya: Bizim arzuladığımız öğrenci kitlesi; bir şey öğrenmeye hevesli, burada samimiyetle çalışacak, alabildiğini alacak, çıktığında hayatına artı bir şey katmış ve sınırlarını aşmış olacak kişiler.

Eğitim ne kadar sürecek? 

- Esra: Bu yılki eğitimiz sekiz ay sürecek. Ama benim istediğim, bu işi yapmak isteyenlerle burada iki yıl eğitim yapmak.

KARDEŞLERİN AYNI SETTE OLMASI ZOR
 
Bir gün aynı projede yer almak gibi bir hayaliniz var mı?


- Kaya: Değişik kombinasyonlarımız oldu zaten... Sarp’la ben “Bizim Aile”yle başladık. Ablamla “Mahallenin Muhtarları”nda denk geldik. Sarp’la ablamın yola da bir projere kesişti. Üçümüzün birlikte yer aldığı bir proje henüz olmadı ama ileride olacaktır.

Kardeşlerin aynı sette ya da projede rol alması zor mu?

- Sarp: Zor... Bence tanımadığınız biriyle çalışmak, kardeşinizle çalışmaktan çok daha kolay. Çünkü insan evdeki kişiyle iştekini karıştırabiliyor, bu hataya düşmemek lazım.

Peki bu okulda işleri bir arada yürütmek zor olmayacak mı?

- Sarp: Yine zor fakat başka bir açıdan. Kaya’yla ben, ikiz olduğumuz ve birlikte büyüdüğümüz için sürekli didişiriz.

- Esra: Ama bazen kardeş olmanın avantajını da hissedebilirsin. Karşındakinin iyi halini, kötü halini bilirsin çünkü.
 

 

Haberle ilgili daha fazlası: