Güncelleme Tarihi:
Türk edebiyatının en özgün ve yenilikçi şairlerinden Orhan Veli Kanık, 69 yıl önce bugün, 36 yaşında hayata gözlerini yumdu.
"Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda", "İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı", "Gün olur alır başımı giderim" isimli şiirlerin şairi Orhan Veli, 13 Nisan 1914’te Mızıka-yı Hümayun’da klarnist Mehmet Veli Bey ile Fatma Nigar Hanım’ın ilk çocukları olarak Beykoz’a bağlı Yalıköy’deki bir konakta dünyaya geldi.
Ailesi ona "Ahmet Orhan" adını verdi. Soyadı Kanunu’ndan sonra aile "Kanık" soyadını aldı. Kanundan önce, babasının adındaki "Veli"yi sahiplenen Ahmet Orhan, "Orhan Veli" olarak tanındı.
"Garip" çıkıyor
Orhan Veli, şairliğinin ilk yıllarında hece ölçüsüne dayanan, kafiye ve redife özen gösteren şiirler yazdı. Bu şiirlerinde geçmişi özleyiş, çocukluk anıları, doğa sevgisi, umutsuzluk ve yalnızlık gibi temaları hüzünlü bir dille işledi. Eski biçimde yazılmış olduğu için sağlığında yayımlanan hiçbir kitabına almadığı bu şiirleri yayımladığı tarihten yaklaşık 1 yıl gibi kısa bir zaman sonra "Yeni biçimli" ilk şiiri "Ağaç"ı Oktay Rıfat’la birlikte yayımladı. Fransız sembolistlerin etkisinden kurtulan Orhan Veli, şiirde vezin, kafiye ve söz sanatlarını bırakarak, serbest şiire yöneldi. Sokaktaki insanın şiirini söyledi.
1941’de liseden arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile ortaklaşa çıkardıkları “Garip” adlı şiir kitabıyla Türk şiirindeki yenileşme hareketini başlattı. Garip akımı, Türk şiir tarihinde büyük bir kırılmanın ve köklü bir değişikliğin ifadesi oldu.
Kitabın ön sözünde isim belirtmeden hem Nazım Hikmet’in toplumcu şiirine hem de simgeci ve geleneksel hece şiirine karşı çıkan Orhan Veli, "şiirin insanın beş duyusuna değil kafasına hitap eden bir söz sanatı" olduğunu, ölçü ve kafiyenin şiiri yozlaştırdığını, bunun için şairaneliğe sırt çevrilerek yeni araçlar ve yeni yollarla çoğunluğa seslenmek gerektiğini savundu.
İstanbul’a döndükten sonra bir arkadaşının evinde otururken birden fenalaşan Orhan Veli, kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi’nde 14 Kasım Salı günü vefat etti. Şairin alkol zehirlenmesinden ya da suikasta kurban gitmiş olabileceğinden de söz edilmesine rağmen beyin kanamasından öldüğü tespit edildi. Cenazesi, Rumelihisarı Aşiyan Mezarlığı’nda tasarımını Abidin Dino’nun yaptığı toprağa verildi.
ORHAN VELİ ŞİİRLERİ
İSTANBUL TÜRKÜSÜ
İstanbul'da Boğaziçi'nde, Bir fakir Orhan Veliyim; Veli'nin oğluyum, Tarifsiz kederler içinde.O Rumelihisarı’na oturmuşum; Oturmuş da bir türkü tutturmuşum; "İstanbul'un mermer taşları; Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları; Gözlerimden boşanır hicran yaşları; Edalım, Senin yüzünden bu halim." "İstanbul'un orta yeri sinema; Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama; El konuşur, sevişirmiş; bana ne? Sevdalım, Boynuna vebalim!" İstanbul'da, Boğaziçin'deyim; Bir fakir Orhan Veli; Veli'nin oğlu;Tarifsiz kederler içindeyim. Orhan Veli Kanık
GÜZEL HAVALAR
Beni bu güzel havalar mahvetti,Böyle havada istifa ettimEvkaftaki memuriyetimden.Tütüne böyle havada alıştım,Böyle havada aşık oldum;Eve ekmekle tuz götürmeyiBöyle havalarda unuttum;Şiir yazma hastalığımHep böyle havalarda nüksetti;Beni bu güzel havalar mahvetti.
RÜYA
Annemi ölmüş gördüm rüyamda.Ağlayarak uyanışımHatırlattı bana, bir bayram sabahıGökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıpAğlayışımı.
NE KADAR GÜZEL
Çayın rengi ne kadar güzel,Sabah sabah,Açık havada!Hava ne kadar güzel!Oğlan çocuk ne kadar güzel!Çay ne kadar güzel!
İSTANBUL'U DİNLİYORUM
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalıÖnce hafiften bir rüzgar esiyor;Yavaş yavaş sallanıyorYapraklar, ağaçlarda;Uzaklarda, çok uzaklarda,Sucuların hiç durmayan çıngıraklarıİstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;Kuşlar geçiyor, derken;Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.Ağlar çekiliyor dalyanlarda;Bir kadının suya değiyor ayakları;İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;Serin serin KapalıçarşıCıvıl cıvıl MahmutpaşaGüvercin dolu avlularÇekiç sesleri geliyor doklardanGüzelim bahar rüzgarında ter kokuları;İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;Başımda eski alemlerin sarhoşluğuLoş kayıkhaneleriyle bir yalı;Dinmiş lodosların uğultusu içindeİstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;Bir yosma geçiyor kaldırımdan;Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.Birşey düşüyor elinden yere;Bir gül olmalı;İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasındanKalbinin vuruşundan anlıyorum;İstanbul'u dinliyorum.
YAŞAMAK
Biliyorum, kolay değil yaşamak, Gönül verip türkü söylemek yar üstüne; Yıldız ışığında dolaşıp geceleri, Gündüzleri gün ışığında ısınmak; Şöyle bir fırsat bulup yarım gün, Yan gelebilmek Çamlıca tepesine... -Bin türlü mavi akar Boğaz'dan- Her şeyi unutabilmek maviler içinde.
Biliyorum, kolay değil yaşamak; Ama işte Bir ölünün hala yatağı sıcak, Birinin saati işliyor kolunda. Yaşamak kolay değil ya kardeşler, Ölmek de değil;
Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.



