GeriSpor Dünya rekorları nerede?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dünya rekorları nerede?

Cüneyt KORYÜREK

Eski Roma'nın ‘‘Kan İsteyen'' seyircisi gibi, buradaki seyirci kan yerine rekor istiyor. İki tur eleme, bir yarı finalden sonra atletin burada 100 metreden 800 metreye kadar olan mesafelerde rekor kırmasının hemen hemen imkanı yok. Aslında rekorlar, hepimizin bildiği, tüm koşulları hazırlanmış, rakiplerin dahi seçildiği özel yarışmalarda kırılıyor. Atina'da Perşembe gününe kadar bir dünya rekoru görmedik. Olsa, olsa Cuma günü 800 metrede bir rekor kırılabilir diye bekliyoruz. Ama, her ne kadar insan üstü olursa olsun, Kenya kökenli Danimarkalı Wilson Kipketer'den 1:41.73'lük dünya rekorunu yenilemesini beklemek biraz fazla olur.

Kipketer tam bir ay evvel, Stockholm'de iki yıldır ardından koştuğu dünya rekorunu egale etti. Rekor, İngiliz Sebastian Coe tarafından 1981'de İtalya'nın Firenze kentinde kırılmıştı. İşin ilginç tarafı, Coe'nun rekor kırması için yarışta ‘‘tavşan'' olarak koşan Kenyalı Billy Kenchallah 1987 ve 1991 Dünya Şampiyonaları'nda bu mesafede iki altın madalya kazanmıştı. İlginç bir rastlantı ile Billy'nin kardeşi Patrick Koncellah da koştu ve ikinci gelerek kendi rekorunu kırdı.

Cuma günü Kipketer'in karşısında Patrick de koşacak. Ama, son iki yılki devamlı ve yüksek formu burada da gösteren Kipketer'i sanırım kimse geçemeyecek. Kipketer, ancak ayağı takılıp düşerse yenilir gibi geliyor bana.

Kanadalı Donovan Bailey, 100 metredeki yenilgisi için pek konuşmuyor ve gerçek bir şampiyon, ‘‘Greene çok iyi koştu ve kazandı'' diyor. Ama, geçen yıl Atlanta'da Amerikalıları dövercesine geçen 4x100 takımının son adamı olan Bailey, burada Amerikalılara bir ders vereceklerini söylüyor; bu biraz güç olacak galiba; zira, Amerikalılar da kuvvetli ve çok iyi çalıştılar. İşte size bir dünya rekoru olabilecek bir yarış. Her iki takımdaki süratçilerden biri sakatlanmazsa, pazar günü bir dünya rekoru bekleyebiliriz. Bailey'in tüm hırsına rağmen, ben Amerika kazanacak derim.

Konu rekorlardan açılmışken, burada değil, sanırım 2000 yılına kadar kırılamayacak dört rekor varki, kimse yanına dahi yaklaşamıyor. Bunların hepsi de bayanlara ait. Seul'ün ‘‘fırtına kızı'' Flojo'nun 100 ve 200 metrelerdeki 10.49 ve 21.34'lük, o günlerin Doğu Almanya'sından Marita Koch'un 47.60 ve kadından çok erkeğe benzeyen Çek atlet Jarmila Kretochvilova'nın 800 metredeki 1.53.28'lik inanılmaz rekorları bugün dahi sanki gerçek dışı geliyor.

Buradaki havayı gördükten sonra, İstanbul için söylenecek tek bir söz var. Bizler, olimpiyadlar için çalışırken, atletizm, jimnastik veya yüzme gibi sevilen spor dallarında dünya şampiyonaları organize etmeliyiz.

Ancak böyle bir davranış, bizim organize kabiliyetimizi gösterecek, seyirciye bir spor ziyafeti çekecek hem de dünyanın bizi tanımasına büyük katkıda bulunacak.

İhalesi yakında yapılacak olan Olimpik Stad umarım çabuk biter, bizler de kendimizi göstermek fırsatına erişiriz. Bütün bunlardan evvel yapılacak daha pek çok şey var ama bunun için bir kitap yazmak gerekir.

False