GeriSpor Brezilya Fair-Play’i haketti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Brezilya Fair-Play’i haketti

Kosta Rika-Brezilya maçında Brezilya'nın kendisini sıkmayacağı endişesi vardı. Bakan Fikret Ünlü: ‘‘Scolari'ye sen bunu nasıl yaparsın diye sorarlar dedim. Dediğim çıktı. Gerçekten asil davrandılar.’’

Dünya Kupası ilk turunda Çin ile oynayacağımız gruptaki son maç öncesi bazı kafalarda ‘‘Brezilya, Kosta Rika'ya karşı kendini sıkmayacak. Çin'i yensek bile bizim için Dünya Kupası bitti’’ diye düşünenler vardı. Ancak kupa heyecanını milli takımımızla birlikte yaşayan Devlet Bakanı Fikret Ünlü, ay-yıldızlılarımızdan ve turdan emindi.

SORU: ‘Bu iş bitti, Türkiye’ye dönüyoruz' dediğiniz an oldu mu?

ÜNLÜ:
Kosta Rika maçından sonra oldu. O zaman, 'Bu iş bitti. Çin'i yensek ne olacak, Kosta Rika da yendi. Brezilya artık Kosta Rika'ya karşı isteyerek, riske girerek oynamayacak' diyenler oldu. Ben onun üzerine, 'Brezilya bunu yapmaz. O zaman Brezilya Teknik Direktörü'nden sen bunu nasıl yaparsın diye hesap sorarlar' dedim. Dediğim gibi de oldu. Brezilya'nın Kosta Rika'yı farklı yenmesi bizim tur atlamamızı sağladı. Ben de onun üzerine FIFA'ya başvurarak Brezilya'ya fair-play ödülü verilmesini istedim. Spor ahlakına uygunluğu, sporun evrensel değerlerine yaptığı katkı açısından gerçekten çok asil davrandılar, çok dürüst davrandılar.

HAKAN'IN DİNİ AĞIRLIĞI

SORU:
Hakan'ın öncülüğünü yaptığı bir grubun dini motiflerini ön plana çıkarıcı faaliyetleri görüldü. Ona müdahaleniz oldu mu?

ÜNLÜ:
Hayır olmadı. Olmaz da. Yapmam öyle şeyler. Milli Takım kamplarında ne oluyor, ne bitiyor bunlarla ilgilenmiyoruz anlamında değil. Benim denetim ve gözetim görevim tabi ki var. Yalnız işimiz spor açısından değerlendirmek, denetlemek değil. Türkiye'nin kuralları, kanunları, gelenekleri, görenekleri var.

Ben Hakan'ın din konusundaki tavrından dolayı arkadaşları tarafından dışlandığı, pas dahi verilmediği gibi durumları da hiçbir zaman hissetmedim. Bunlar kampta da konuşulmadı. Nedeni de, sporcuların psikolojilerini etkileyecek, yöneticileri olumsuz etkileyebilecek konuşmalardan daima kaçınmamdandı.

SORU: Federasyon Başkanı'yla aranızın olmadığı biliniyordu.

ÜNLÜ:
Yani öyle tahmin ediliyordu.

SORU: Orda ilişkiniz nasıldı?

ÜNLÜ:
Gayet güzeldi. Haluk Ulusoy ben göreve geldiğimde federasyon başkanları içerisinde en iyi tanıdığım tek insandı. Ailesini tanıyorum. Yani ta SODEP zamanında, SHP dönemlerinde, ben Yılmaz Ulusoy'a telefon ederdim. İstanbul'dan Karaman'a gelmek isteyen, oy kullanmak isteyen hemşerilerimizin otobüslerle gelmesine yardımcı olurdu.

Geçen dönemde Federasyon ile ilgili birçok iddialar ortaya atıldı. Şike, rüşvet, yönetimde adam kayırma gibi. Ben de yasal haklarımı kullanıp, buna müdahale ettim. İyi ki müdahale etmişim. Milli Takım eğer bu başarıya ulaştıysa bunun da katkısı vardır.

SORU: Milli Takım maçları kazanıp yukarıya doğru çıktıkça Haluk Ulusoy ile aranızdaki soğukluk da yakınlaşmaya dönüştü mü?

ÜNLÜ:
Tabi o daha çok seviniyor. Çünkü büyük tartışmaların ve sıkıntıların içinden geldiğine inanıyor bir kere. Belki orada yeniden kendine gelerek değerlendirme yapmış olabilir. Onu zaman gösterecek.

SORU: Maçlardan sonra gelip sizi kutladığı veya sizin onu gidip kutladığınız oldu mu?

ÜNLÜ:
Ben daima gittim onu kutladım. Haluk'un benim yanıma gelip kutladığını bakayım düşüneyim, hatırlamıyorum.

KORE'NİN SON GOLÜNE SEVİNDİM

Soru: En çok sevindiğiniz an hangisiydi?

ÜNLÜ:
Bir kez Japonya'yı evinde yenince çok sevindim. Bir de itiraf edeyim Kore bize son dakikada gol atıp skoru 3-2 yapınca sevindim. Çünkü o kadar büyük bir coşku yaşadı ki Koreliler o an. Çünkü o kadar büyük jestlerde bulunan Korelilere son dakika gelen gol, moral oldu. Yenilmiş olmasalar bile sahadan sevinçle ayrılmalarına yol açtı. Hatta, Haluk Ulusoy ve Şenes Erzik yan yana oturuyorlardı. Kore'nin attığı son golden sonra dönüp onlara da aynı şeyi söyledim. Bu sözüme karşı, 'Niye öyle dedin farklı yensek daha iyi olmayacak mıydı?' yakınmasında bulunanlar oldu. Ne yani canını mı çıkaracaksın, dost bir ülke, nihayet orda dünya üçüncüsü oluyorsun. Bir gol daha fazla atsan bir madalya fazla vermiyorlar insana. İstiklal Marşımız söylenirken Koreliler’in çoşkusu da beni çok etkiledi. Bazen düşünüyorum, acaba bu maç bizim ülkemizde olsaydı, biz hangi ülkeyi bu denli çoşkuyla, yüzümüze o ülkenin bayrağını yaptıracak kadar sevgiyle desteklerdik diye. Bulamıyorum.
False