Antik çağdan bugüne

Güncelleme Tarihi:

Antik çağdan bugüne
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 05, 2004 17:34

Haberin Devamı

1896'dan bu yana her dört yılda bir düzenlenen "Modern Olimpiyat Oyunları", günümüzde dev spor organizasyonu halini aldı. Uzun yıllar önce eski Yunanistan'da düzenlenen ve tarihe "Klasik Olimpiyatlar" olarak geçen bu en büyük spor organizasyonuna ev sahipliği yapabilmek için dünya kentleri, kıyasıya bir mücadele veriyor. Son olarak İstanbul, 2012 Plimpiyat Oyunları'nı düzenleyecek finalist 5 kent arasında kendisine yer bulamamıştı.
 
4 BİN YILLIK SERÜVEN
 
Fransız Baron De Coubertin'in hayata geçirebilmek için deyim yerindeyse ömrünü feda ettiği olimpiyat oyunlarınının temeli eski Yunan'a kadar uzanmaktadır. Eski Peleponez Yarımadası'nda Elis ülkesinin "Olimpia" yöresinde dört yılda bir "ulu tanrı" Zeus onuruna düzenlenen "Klasik Olimpiyatları" zaman için içinde evrilerek ve günümüze ulaşmıştır. Bu oyunların resmi başlangıcı her ne kadar Hazreti İsa'nın doğumundan önce 776. yılı olarak kabul edilse de, klasik olimpiyatların geçmişinin, günümüzden 4 bin yıl geriye gittiği ileri sürülmektedir.

"KUTSAL AY"

Haberin Devamı

Aslında, çeşitli Yunan sitelerindeki birlik, barış ve dayanışmayı sağlamak amacını güden bu oyunlar, genellikle Temmuz - Ağustos döneminde düzenlenir ve oyunlar süresince tüm ülkede barış ilan edilirdi. "Kutsal ay" olarak kabul edilen bu dönemde tüm kırgınlık ve savaşlara ara verilirdi. Yarışmalar yapılırken, "Olimpia"ya silahla tek kişinin bile girmesine izin verilmez, tam bir şölen havası yaşanırdı. Önceleri "stat koşusu" adı verilen ve 192 metrelik bir yarıştan ibaret olan oyunlara zamanla,  "İkili Stat Koşusu", tam teçhizatlı koşu, cirit atma, disk atma, atlamalar, ikili ve dörtlü araba yarışları, at yarışları, güreş, boks ve boks ile güreşin karışımından oluşan "Pankration" branşları eklendi.


Olimpiyat oyunlarının çıkışı ile ilgili olarak bazı tarihçiler, "Tanrılar Tanrısı Zeus" adına yapılan bir şölen olduğunu öne sürerken, diğer bir grup ise adı efsane olmuş bir kahraman olan Pelops'un hatırasına yapıldığını iddia etmektedir. Efsanesi ise şöyle: Bugünkü Peloponez Yarımadası'na adını veren Pelops, o zamanlar "Küçük Asya" diye anılan bugünkü Anadolu'dan gelen bir delikanlıdır. Efsaneye göre, Pelops, yöreyi yöneten hükümdarın kızı olan Hippodamia'ya aşık olur. Ama, hükümdar kızının evlenmesini kesinlikle istememektedir. Hükümdarın hayatı, kendisine çok önceleri verilen bir bilgiye göre, kızının evlenmemesine bağlıdır. Kızı evlenince kendisi de ölecektir. Kızını almak isteyen herkesle atlı araba yarışına giren hükümdar, gayet iyi cins atları ve çok iyi bir arabaya sahip olduğu için yarışmaları hep kazanmakta ve yarışı kaybeden de ölüme mahkum olmaktadır. Hükümdarla yarışmada yenik çıkacağını gayet iyi bilen Pelops, Hippodamia ile anlaşarak, araba bakıcısına rüşvet verir ve yarışı kazanır. Ama olayın ortaya çıkmasını önlemek için de arabacıyı öldürmek zorunda kalır. Arabacının Pelops tarafından suda boğulurken onu lanetlemesi, sonunda tutar ve Pelops, kendi babası tarafından öldürülür. Yaşadığı sürece yöreye yaptığı olumlu katkılardan dolayı, yöre halkı tarafından bir kahraman olarak tanınan Pelops adına ölümünden sonra çeşitli tören ve şölenlerin yapıldığını anlatan tarihçiler, M.Ö. VIII. yüzyılda zamanın hükümdarı olan Iphitus'un, Pelops adına ve sonra "Olimpiyatlar" diye anılan şölenleri başlattığı söylenir.
 

Haberin Devamı

BAYANLARA YASAK
 
Yarışmalara katılanların safkan Helen olması, aranan en önde gelen şarttı. Kötü bir geçmişe sahip olmamaları da bir diğer şarttı. "Klasik Olimpiyatlar"da mücadele edecek sporcular, kendi ülkelerinde 10 ay antrenman yaptıktan sonra geldikleri  "Olimpia"da da özel yargıçlar ve hakemler yönetiminde 1 aylık bir çalışma dönemi geçirirlerdi. Sporcular, "Olimpia"daki Zeus tapınağı içindeki Zeus anıtı önünde yemin ettikten sonra geçit törenine katılırlardı. Yarışmalara katılan sporcular çıplak mücadele ettiklerinden, bayanların oyunlarda yer alması ve bunları izlemesi yasaktı. Zamanla köprünün altından çok sular aktı ve yabancıların oyunlara katılmasının önünün açılmasını, kadınlarında oyunlarda boy göstermesi izledi. Ülkelerinin ulusal kahramanları olarak görülen olimpiyat şampiyonları, altın bıçakla kesilen zeytin ağacı dallarından yapılan taçla ödüllendirilirdi.

Haberin Devamı

MODERN OLİMPİYATLAR DOĞUYOR

Roma İmparatoru I. Teodosius'un "Klasik Olimpiyatlar"ı yasaklamasının ardından II. Teodosius oyunların düzenlendiği Yunanistan'daki "Kutsal Olimpia" bölgesini tahrip etti. Romalılar'dan geriye kalanları da Gotlar yağmaladı. Bu yağmalardan geriye kalanları ise şiddetli depremler toprağın derinliklerine gömdü. Aradan geçen uzun yılların ardından  1829 yılında ünlü Fransız Arkeolog Blouet, "Olimpia"da yaptığı kazılarda "Zeus Tapınağı"nı ortaya çıkardı. Çıkardı çıkarmasına ama tapınakta yer alan ve "Dünyanın 7 Harikası"ndan biri olarak kabul edilen  "Tanrı Zeus"un altından imal edilmiş dev anıtından eser yoktu. VI. yüzyılda Romalılar tarafından İstanbul'a getirilen bu anıt, meydana gelen büyük bir yangında tüm izlerini kaybettirmiş ve tarihin karanlıklarına gömülmüştü. Fransız  arkeolog Blouet'ın izlerini takip eden bir başka arkeolog, Alman Curtius(1875-1885)


M.Ö. 776 yılında tek bir yarışma olan 192 metrelik koşu ile başlayan olimpiyatlara zamanla koşu mesafelerinin değişmesi ile yeni koşular eklenmiştir. Daha önce bir günde gerçekleştirilen müsabakalar 5 güne kadar yayılmıştır. Programa dahil edilen bu yeni uzun mesafe koşuları bazı yazarlara göre Yunan şehirleri arasında haberleşmeyi sağlayan profesyonel koşucuların ağırlığı ile olmuştu. Bu habercilerin en tanınmışı hep anlatılan, Perslerle yapılan savaşta Atina'dan Isparta'ya kadar 200 km olan mesafeyi 2 günde koşarak askeri birliklerin savaşa katılmasını sağlayan Phidippdes'dir. Bugüne kadar adı gelen, Maraton galibiyetini Atina'ya bildiren ve haberi verdikten sonra ölen Phidippdes'in de kökeninde bu habercilerden olduğu iddia edilir.
 
"Olimpia"da gerçekleştirdiği kazılarda, dünyaca ünlü Fidias'ın atölyesi, efsanevi şampiyon Krotonlu Milon'un atını ve daha bir çok eseri gün ışığına çıkardı. Bu kazıların ardından artık Olimpiyat ateşinin kıvılcımları çakmıştı.

Haberin Devamı

BİR ÖNERİ VE BİRBİRİNE GEÇEN 5 KITA

Bu kazılarda bunca mesafe alınmasına karşın "Modern Olimpiyatlar"ın başlaması için yine de 1896 yılına kadar beklemek gerekecekti. ABD ve İngiltere'deki spor faaliyetlerini, Alman ve İsveç jimnastiğini inceleyen, özellikle eski Grekler'in sporuna büyük duyan Fransız Pedagog Baron Pierre de Coubertin, modern olimpiyatlara hayat veren kişi oldu.  Pierre de Coubertin, 1892 yılının 24 Kasım'ında Paris'in Sorbon Üniversitesi'nin anfisinde düzenlenen "Union de Societes Françaises de Sports Athletiques - Fransız Atletik Sporları Kuruluşları Birliği"nin 5'inci yıldönümünde, çeşitli ulusları birbirine yaklaştırıp kaynaştıracak, dünya gençliğini, ırk, din ve politik kavramlar gözetmeksizin, spor ve sportmence yarışmalar yoluyla birleştirecek bir spor organizasyonunun düzenlenmesini önerdi ve önerisi kabul edildi. Başlıngışta sadece bir öneri olan oyunlar, günümüzde dev bir spor organizasyonu halini aldı.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!