GeriDiğer 'Acınacak olmayı değil, ilham vermeyi seçtim'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Acınacak olmayı değil, ilham vermeyi seçtim'

'Acınacak olmayı değil, ilham vermeyi seçtim'

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nde okurken, 2013’te başına stant düştüğü için omurilik felci olan Yiğit Caner Aydın, hayata okçulukla tutundu

2017 Paralimpik Okçuluk Dünya Şampiyonası’nda takım halinde şampiyonluk yaşadı. Şu anda dünya sıralamasında ikinci  sırada bulunuyor. “Bu dünyada sadece zihinsel ve fiziksel engel yok. Cesaret engeli var” diyen Aydın, acınacak biri olmak yerine hayata tutunma mücadelesiyle insanlara ilham olmayı seçtiğini söylüyor. İşte, 26 yaşındaki Aydın, o ilham verici hikâyesini Hürriyet’e anlattı:

Bir anda başımın üzerine bir stant devrildi ve....

Bir sosyal ağ projesi üzerinde çalışıyorduk. Projenin başındaydım. Üniversitenin dinlenme alanında kucağımda bilgisayarla otururken başımın üstüne bir stant devrildi. ‘Stant’ denilince yanlış anlaşılabiliyor. Etkinliklerde kullanılan büyük bir masaydı. Bacaklarım yerde uzanmış şekilde minderde oturuyordum. Bir anda başımın üzerine devriliyor ve aldığım darbeyle C6 seviyesinde bir kırık meydana geliyor boyun omurumda... Omuriliğim hasar alıyor ve omurilik felci geçiriyorum. Aldığım darbeyle göğüs altımdan itibaren vücudumun kontrolünü kaybediyorum. Yüzde 20’lik bir yaşama ihtimalim söz konusuymuş. 6 gün yoğun bakımda yatıyorum. 6 gün boyunca sadece tavanı izleyince bir şeylerin anlamının ne olduğunu gerçekten fark edebiliyorsunuz.

Acınacak olmayı değil, ilham vermeyi seçtim

Tekerlekli sandalyeye oturmam bile aslında bir mucizeymiş

Yoğun bakımda kendi kendime düşündüm: Ya insanlar bana acıyarak bakıp sahip olduklarına şükredecek veya öyle şeyler başaracaktım ki ilham olacaktım. İkinciyi seçtim. 8 ay hastanede kaldım. İlk fizik tedaviye 4 kişi çarşafla koltuğa taşınıp gittim. “Asla pes etmeyeceksin” dedim. Tekerlekli sandalyeye oturmam bile mucizeymiş.  21 yaşında hayatının baharında büyük hayaller kurarken, yaptığım yazılım işinden dolayı felç oluyor ve bir anda hastaneye yatıyorsun! Hayatı yaşamak için bir kerelik tecrübeye sahip oluyorsun. Bunu da hangi durumda olursan ol yaşamak zorundasın. Nasıl yaşayacağına sadece sen karar veriyorsun. Ben güzel yaşamayı tercih ettim.

Yoğun bakımda ölen o çocuk hikâyenin başlangıcıydı

Yeni hikayenin başladığı an bir çocuğun yoğun bakımda ölmesiydi. Çığlıklar koptu. Orada dedim ki; “Çok ufak yaşlarda bir çocuk hayatını yaşayamamış, topa bile vuramamış belki... Sen yine yaşadın 21 yaşına kadar her şeyi. Bir şeyler yaşayamamış insanlara ilham olacak bir şeyler yapmalıyım.” 2.5 yıl kadar fizik tedavi gördüm. Çok sıkmaya başladığında  babam, tanıştığı bir milli okçudan bahsetti. Birkaç ay sonra yanına gittim. Atışlarını izledim. Mesafemiz 50 metre... 8 santimetrelik alanı vurmaya çalışıyoruz. Atışlar yapıyor 50 metreden hep 10’u, 9’u vuruyor. “Kolay” diye düşündüm. “Yayına bakabilir miyim” dedim. Elime aldım ve sandalyeden düşüyordum! 6 ay idman yaptım. Ama 6 okun 3’ü karavana gidiyordu!

Akciğerimde sönme yaşadım

Akciğer sönmesi yaşadım. 2-3 saatlik uykularla hareketsizce, balon şişirdim. 5-10 kilo verdim. Sonrasında Avrupa Şampiyonası’nda 1. olduk. Bireyselde 5. oldum. Dünya Şampiyonası’ndan kota alabilirsem Olimpiyat hakkı kazanacağım. Şu anda dünya sıralamasında 2. sıradayım.

Atatürk'e sarılmayı isterdim

Geçmişe gidebilme şansım olsaydı, Atatürk’ü görüp, sarılmayı çok isterdim. İnsanlar hâlâ onun söylediklerini anlayamıyor. Onu sevmek siyasi görüşmüş gibi anlatılıyor. Yaptıklarımı da Atatürk ve onun gibi hizmet edenlerin hatırına yapmaya çabalıyorum. Kaza öncesi karakterim çözümcü, pratik, yorulmayan; sonrasındaysa sahip olduklarının farkında olan, azimli ve çalışkan bir karakter...

Acınacak olmayı değil, ilham vermeyi seçtim

SANDALYE VE YAYI BORÇ HARÇ ALDIM

Okçulukk için önce tekerlekli sandalye aldım. Kazadan önce biriktirdiğim paranın yanı sıra borç aldım. Ama parasını ödemeden sandalyeyi aldım. Satıcıya “Bana güveniyor musun” dedim, o da “Güveniyorum” dedi. Alıp çıktım! 15 bin liralık özel bir sandalye. Sıra yaydaydı. Erzurum’dan 2. el satan birini buldum. Her gün arayıp, pazarlık yaptık ama bir türlü indirim yapmıyordu. En son “100 lira daha veriyorum yoksa aramayacağım” dedim ve sonunda yolladı.

İkinci bir şans tanındı dünya şampiyonu olduk

Otoparkta bir dolap ve kauçuk hedef koydum. Arkasına da TV kutusu. 5-6 saat idman yapmaya başladım. Soğuk ve tozlu bir yerdi. Normalde günde 300 ok atılır, ben 1000-2000 atıyordum. Mayıs 2017’de milli takım gelişim kampına çağrıldım. Çin’deki dünya şampiyonası için seçmelere puanım yetmedi ve 2. gün eve geldim. Gece hoca aradı. “Bir şans daha vermek istiyoruz” dedi. Ciddi farkla seçildim. Çin’de bireyselde dünya 1 numarasını yensem de dördüncü oldum. Takım olaraksa dünya rekoru kırıp şampiyon olduk. Son 2 ok kalmıştı ama oklar istediğim yere gitmiyordu. Birini 9 attım. Berabere gidiyorduk. 1 puan şampiyonluktu. Son okuma geldik ve 10’u vurdum. Oradan sonra rakibin atışına gerek kalmadan dünya şampiyonluğu geldi. Türkiye’ye döndük. Beklediğim ilgiyi göremedim. Bir sosyal medya hesabı açtım. Yarışmadan bir hafta sonra şampiyonlukla ilgili bir flood hazırladım. 3 milyon görüntülendi. Ertesi gün TV’lerden röportaj istekleri geldi. Annem Meyram Aydın, babam Şinasi Aydın, ağabeyim emre Aydın... Ben bir şeyler yaptıkça onlar da bana daha çok güvenmeye başladı. Hepimiz kriz durumundan çok güzel bir şekilde çıktık. Kırılma anımız bence buydu.

Acınacak olmayı değil, ilham vermeyi seçtim

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle