Medüz vurmasına karşı merhem

Güncelleme Tarihi:

Medüz vurmasına karşı merhem
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 07, 2005 01:43

İsrailli bilim adamları denizanası saldırılarından koruyan bir merhem geliştirdi. Ayrıca, medüzün savunma mekanizmasından da yararlandılar. Merhemin sedef ve cilt kanseri gibi riskli hastalıklar üzerinde uygulanabilirliği araştırıyor.

İnsanoğlu milyonlarca yıllık evrim sürecinde en ilkel aletlerden ileri teknolojiye doğru ilerleyerek dünyadaki tüm canlılardan üstün bir konuma geldiğine inanır. Kendisini tehlikeli hayvanlardan ve düşmanlarından korumak için planlı bir şekilde alet ve silahlar üreten tek canlıdır insan.

Aslında bu onun için bir zorunluluktu. Sonuçta insanın yırtıcı hayvanlar gibi ciddi yaralanmalara neden olacak keskin dişleri ve pençeleri yoktur.

Canlıların hayatta kalma çabası ve rekabet gibi sorunlar için edindikleri deneyimler ve çözümler, evrim süresince kalıtımlarına şifrelenerek depolanmıştır. Ve bir canlının hayatta kalmasında yararlı olan genetik özellikler kuşaktan kuşağa aktarılır.

Hayvanların güvenlik çözümü

Karada ve denizde yaşayan kimi omurgalı ve omurgasız canlıların kendilerini korumak için buldukları çözümlerden biri de zehirdir. Zehir özellikle de diğer canlıları av olmaktan korur.

İnsan zaman zaman diğer canlıların bu zehirli korunma mekanizmalarına karşı çaresiz kalır.

Akrep, yılan veya zehirli örümcekten kim korkmaz ki. Ya da hangimiz denizde medüzlerden kaçmadık? Gerçi denizanasının çarptığı bölgelerde cildimizde hafif yanmalar ve kızarıklar oluşur, ama ülkemizin kıyılarında öldürücü denizanaları yaşamaz. Ülkemizde en sık rastlanan zehirli denizanası Aurella aurita ve bilimsel adı Hermodice carungulata olarak bilinen deniz çıyanıdır.

Medüzler sahip oldukları binlerce knidosit hücreleri sayesinde kendilerini savunurlar. Bu hücrelerin içinde nematosit adı verilen yakıcı kapsüller bulunur. Tehlikeli bir uyarı anında hücre patlar ve zehir hayvana dokunan diğer canlıya geçer. Zehirlenmenin etkisi, dokuya temas eden nematosistlerin sayısına bağlıdır. Araştırmalar, dokunmanın etkisiyle nematosistlerin %25’inin patladığını göstermiştir.

Çok zehirli

Ama sıcak sularda yaşayan Physalia physalis en zehirli, dolayısıyla da en tehlikeli türdür. Cilde verdiği zararlar dışında dolaşım sistemini de etkileyen belirtiler doğurur. Bu nedenle bedenin birden fazla bölgesine temas etmesi öldürücü olabilir.

İsrailli bilim adamları şimdi medüz saldırılarından iki saate kadar koruyan bir madde geliştirdi. Tami ve Amit Lotan çifti NanoCyte biyoteknoloji firmasında başta medüz ve deniz şakayıkları olmak üzere deniz canlılarının avlanma ve savunma mekanizmalarını araştırıyor.

Bilim adamları medüzün, dokunma anında bunun diğer bir uzantıya mı, ava mı, yoksa insana mı ait olduğunu fark edebildiğini saptamışlar.

Yakıcı kapsüller insan cildi tarafından salgılanan bir maddeye reaksiyon gösteriyorlar ve bu mesaj uyarı maddeleri tarafından yakıcı kapsüllere iletilmekte. Die Zeit gazetesindeki araştırma yazısına göre (Die Zeit 15/2004) bundan sonra şu yaşananlar şöyle:

Saniyeden çok daha kısa bir süre içinde 150-200 atmosferlik bir basınç oluşmakta (bu bir otomobil lastiğindeki hava basıncından 200 misli fazladır). Yakıcı kapsül içindeki iğne, dünyamızın hızından 40.000 misli bir hızla ateşlenmekte. Bu ani hareket doğada izlenmiş olan en hızlı davranıştır.

Kan dolaşımına sızıyor

Medüz zehri bu şekilde kan dolaşımına sızmakta. "Bazılarının sekiz milimetre uzunluğunda iğneleri var ve bunlar kaslara kadar işleyebiliyor" diyor Tami Lotan aynı yazıda.

Fakat ilginç bir şekilde medüz zehrinden etkilenmeyen canlılar da var. Bu bilgiden yola çıkan Tami ve Amit Lotan, palyaço balığının üzerindeki sümüksü tabakayı incelediklerinde koruyucu maddeler saptadıktan sonra, knidosit hücrelerinden koruyan bir losyon üretmişler.

Losyon içindeki bir bileşim, hücrelerin ciltle temas etmesini engellerken diğer maddeler de hücrenin içindeki sensorları bloke ediyor, uyarıları durduruyor ve bu şekilde kapsül içindeki basınç oluşumunu önlemekte. Koruyucu losyona ayrıca zararlı güneş ışınlarından koruyan bir madde de eklenmiş.

Peki medüzlerin bu özelliklerinden yararlanılabilir miydi? Bu düşünceden yola çıkan Tami Lotan, deniz şakayığının iğnelerinden zehirleri temizliyor ve bunun yerine ilaçla dolduruyor. Çünkü bu kapsüller, sterilize edilmiş pudra halinde bile ciltle temas ettiklerinde olağanüstü basınç yetisine sahipler.

Sedef ve cilt kanseri

Basınç oluşmaya başladığında ilaçlı sıvı kapsüle akıyor ve ateşlenmeye hazır iğneyi yüklüyor. Tami ve Amit Lotan ayrıca lokal anesteziyle izin veren bir maddenin üzerinde de çalışıyorlar. Etkisini yarım saat sonra gösteren "uyuşturucu" kremler ve plasterlerin aksine Lotanlar tarafından geliştirilen merhemin etkisi sürüldükten sadece beş dakika sonra ortaya çıkıyor.

Cildin üzerindeki bir santimetrekarelik alana 500.000 nano iğneyle etkiyebilen madde, bildik yöntemlere göre çok daha etkili. 50 gönüllüyle yapılan ilk deneylerle merhem uygulamadan sadece dört dakika sonra ortaya çıkan uyuşma hissi 30 dakika kadar etkili olmuş.

Sonuçlardan gayet memnun kalan İsrailli bilim adamları şimdi benzer bir tekniğin örneğin sedef ve cilt kanseri tedavisinde uygulanabilirliğini araştırmaya başladılar.

Kim bilir belki de bizlerin biraz tiksinerek biraz da korkarak uzak durduğumuz denizanaları gelecekte gerçekten de ilaç hammaddesi haline gelebilir.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!