GeriFutbol İşte kavganın perde arkası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    65
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İşte kavganın perde arkası

İşte kavganın perde arkası
refid:12646224 ilişkili resim dosyası

Erdal Keleş kimdir?

Bir dönem iddia edildiği gibi Fenerbahçe tribünlerinde amigoluk yaptı mı?
Yıldırım Demirören’e havaalanında yapılan yumurtalı saldırıdan sorumlu mu?
Beşiktaş – Denizlispor maçında çıkan olayları başlatan isim mi?  
Son gülerin olay adamı Erdal Keleş ile Beşiktaş taraftar sitesi Haber1903.com’un ofisinde buluştuk…
İstifa seslerini bastırması için yönetimden bilet aldığı iddia edilen, Beşiktaş tribünü Karagümrük grubu lideri Erdal Keleş Hurriyet.com.tr’ye konuştu…
Takdir Beşiktaş taraftarının ve kamuoyunun…

İşte kavganın perde arkası

Ne işle uğraşıyorsunuz? Kaç senedir tribünlerdesiniz?
Erdal Keleş:
12 yaşından beri tribündeyim. Galericilik yaptım. 8 sene kebapçılık yaptım. Kulübün olduğu için orayı verdik daha sonra. Turizmle de uğraşıyorum. Servisçilik yapıyorum.

Bazı internet sitelerinde Fenerbahçeli olduğunuz yazıyor. Bunun hakkında ne diyeceksiniz?
Erdal Keleş:
Yahu buna çocuklar güler. Ben çocukluğumdan beri Beşiktaşlıyım. Bunu herkes biliyor. Buna herkes güler.

Kongre üyesi misiniz?
Erdal Keleş:
Hayır değilim. İyi ki de değilim.
1999 yılında Süleyman Seba'yı protesto yürüyüşü düzenlendi ve bunu sizin organize ettiğiniz söyleniyor.
Erdal Keleş:
Oradaki görüntülere de bakmışsınızdır. Orada diyelim ki 2 bin kişi varsa oradakilerden bir tanesiydim ben sadece. Normal bir Beşiktaşlı olarak... He bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi tartışılır. Süleyman Seba eli öpülecek bir insan çünkü. Büyük bir başkan…


Bu protesto yürüyüşlerini size yaptıran bir başkan adayı mı vardı o dönemlerde?
Erdal Keleş:
Hayır kesinlikle... Fevri gelişen olaylar onlar tamamen. Zaten seneler sonra anlaşıldı ki Süleyman Seba gibi bir başkan gelmez zaten. O zaman olanlara tepki mi diyelim, başarılarla alakalı mı diyelim buna, belki de bir heyecanla gelen bir şeydi.

2000 yılında Serdar Bilgili'yi desteklediniz mi? Seçilmesi için bir çalışmanız oldu mu?
Erdal Keleş:
Destekledik ama şöyle söyleyeyim, çocukluktan beri çevremizdeki insanlarla tribünlerdeyiz. Bunların içinde kongre üyesi olan da var olmayanda var. Ben üyeyimdir, sen değilsindir, o üyedir öteki değildir. Bu böyledir. Çok arkadaşımız var yani camiadan. Tabii ki taraf olacaksınız. Çünkü taraf olmayan bertaraf olur. O zamanda da Serdar Bilgili'yi desteklemiştik.
2002'de de aniden gelişen bir olay oldu. 3-5 arkadaş sandalye atmıştı. Biz de ayırmıştık. Başka da bir olay yoktu. Ben bir arkadaşa bağırdım çağırdım. Yani kendi adıma birine bağırdım. Aslında ben orada çoğu arkadaşı da yatıştırdım.

Son mali kurulda, görevli kartıyla görüntüleriniz var. Bunun için neler söyleyeceksiniz?
Erdal Keleş :
. Orada da hiçbir şey yok ki. Ben bunu anlamadım. Bir linç politikası gibi üzerimize geliniyor. Ben orada misafirdim. Ve hiç bir hareketim olmadı benim orada.

Şu anda başkanı destekliyor musunuz? Bir haksızlık olduğunu mu düşünüyorsunuz başkana karşı?
Erdal Keleş:
Bunu bütün kamuoyu görüyor zaten. Başkanın yanlışları olabilir. Başkanın transfer yanlışları var. Teknik heyet konusunda yanlışları var. Bunlarda hemfikiriz. Ama bu kadar da bir linç politikası olmamalı, bir başkanın üzerine bu kadar da gidilmemeli. Bu insan ne yapmış? Çift kupa vermiş bize. Şampiyonluklar yaşatmış bize. 2 kupa almışız. Fenerbahçe'yi hezimete uğratmışız. Bundan güzel daha ne olabilir. Bu seneyi tartışabiliriz. Tamam, çok yanlış şeyler oldu. Beşiktaş her türlü zorluğun altından kalkacak bir takım. Başkanın arkasındayız. Sonuna kadar da arkasındayız. Beşiktaşlı olupta Beşiktaş başkanını sevmek kadar doğal bir durum olabilir mi? Evet seviyorum. Bu başka başkanda olsa ben yine başkanımı severim. Çünkü biz Beşiktaşlıyız.

İşte kavganın perde arkası


Peki, yeni bir başkan adayı çıktı ve kazandı diyelim. Onu da destekleyecek misiniz?
Erdal Keleş:
Yine başkanımızdır yani. Desteklememek gibi birşey olabilir mi? Bugün Yıldırım Demirören başkandır onu destekliyoruz. Yarın bir başkası başkan olur onu destekleriz. Farkeden bir şey olmaz ki. Sonuçta Beşiktaş'ın başkanı…
Sizce Yıldırım Demirören devam etmeli mi?
Erdal Keleş:
Bu kararı kongre üyeleri vereceklerdir. Ama benim kendi görüşüm devam etmesi yönünde olduğudur. Çünkü 1 tane aday yok. Meyhane köşelerinde herkes yönetim oluşturuyor. Beşiktaş bu kadar ufak mı? 10 kişi bir araya geliyor yönetim oluşturuyor meyhane köşelerinde. Bir de başkanın yaptığı bir ton mücadele var. Tamam, boşuna harcanan paralar var, yanlışlar var. Yok değil. İnşallah başkanımız da bunları görür ve çok güçlü bir yönetimle yoluna devam eder.

Başkanın başarısız gözükmesinde yöneticilerin de suçu var mıdır? Mesela Levent Erdoğan'ın açıklamalarını da göz önüne alırsak?
Erdal Keleş:
Var tabii ki. Ama kişisel konuşmayalım. Yani direkt Levent Erdoğan üzerinden gitmeyelim. Çünkü hepsi orada mevcut yönetimde olan insanlar. Bu ekip işi... Ekip bir bütün olduktan sonra onları kimse yıkamaz.

Yıldırım Demirören yarın aday oldu diyelim. Sizce kazanır mı?
Erdal Keleş:
Bence kazanır. Kazanmasa dahi farkeden bir şey olmaz. Beşiktaş hiçbir zaman sahipsiz kalmaz çünkü.

Son yaşanan olaylara da gelirsek, tribünde hangi grubu temsil ediyorsunuz?
Erdal Keleş:
Ben senelerdir söylüyorum. Tamam, ben Karagümrüklüyüm. Ama Çarşı'da da bir ton arkadaşımız var. Severler sevmezler o ayrı konu. Ben Beşiktaş felsefesini her zaman uygulayan bir insanım. Siyaseti de tribünlere yansıtmayı sevmeyen biriyim. Benim görüşümü herkes bilir orada. Ama solcusu olsun, sağcısı olsun önemli değil. En önemli faktör Beşiktaşlı olmasıdır. Benim Beşiktaş'a verdiğim şeyler de bellidir. Gündoğdu bestesi vardır meşhur. Benim görüşüm bellidir. Ama sol beste olarak bilinir bu beste. Bu Karagümrük'ün bestesidir. Karagümrükle özdeşleşmiştir bu beste. Zamanında bizim Karagümrüklü büyük ağabeylerimiz yapmıştır bu besteyi. Bunu Beşiktaş'a 1984 yılında uyarlayan benim. Hatta bir kıtası da eksiktir. Çok uzun oluyor diye ben orasını kestim.

Bizimle bu kıtayı paylaşabilir misiniz?
Erdal Keleş:
Tabii ki...

Takımın tüm golleri,
Kaldırır tribünleri.
Atmasakta kıvançlıyız,
Centilmenlik ilkemiz.


Bu kıtayı ben çıkarttım. Çok uzundu çünkü. Ben bunu 1 sene tribünde söyledim. Tribünde tekrarladı. Uğur arkadaşımız şahittir. Gırtlağımız patlayana kadar bağırdık. Bu kadar güzel bir şey olabilir mi? Gündoğdu bestesi sonuçta Beşiktaş ile özdeşleşmiş bir beste değil mi? Neden hiç araştırmıyorlar bunu kim getirdi, kim etti, kim yaptı diye? Bunu Çarşı aldı mesela. Biz hiç dedik mi bu Çarşı'nın değil diye. Hayır demedik. Çünkü Çarşı bunu meşhur etti. Ama bu besteyi getirende benim.

O zaman şöyle bir şey var, Karagümrük Çarşı'dır aynı zamanda.
Erdal Keleş:
Bunun açılımını nasıl yapalım? Eğer Çarşı dünyaya mal olmuşsa bütün tribünde öyledir. Tamamen Çarşı'yız diyemeyiz. Daha doğrusu Kapalı Tribün diyelim biz buna. Sonuçta Çarşı Norveç'ten bir takımın tribünü değil ki. Çarşı zaten Beşiktaş'ın kendi grubu, semtin grubu… Kuranlar da arkadaşlarımız.

Yine olaylarla alakalı bir şey soracağız. Bir kişi, Kapalı Üst tribün de setin üzerine çıktı ve bozkurt işareti yaptı. Bunun için ne diyeceksiniz?
Erdal Keleş:
Bu tamamen fevri bir harekettir. Ben onu görseydim kesinlikle müsaade etmezdim. Saçma sapan davranışlar bunlar. İpe sapa gelmeyen şeyler.

Yine maçta Karagümrük grubuna bedava bilet dağıtıldığı söyleniyor?
Erdal Keleş:
Bu kesinlikle yalan. Gidip araştırabilirler. Kimin ne aldığını herkes biliyor. Bizim oradaki olaylardan da haberimiz yok. Bizim olduğumuz alt tribün 90 dakika Beşiktaş'ı desteklemiştir. Sağ taraftan yukardan tepkiler vardı. Ben o anda arkadaşları sakinleştirmeye çalışıyordum. Hakan arkadaşım o arada oradaydı. Kendisi de burada işte kendisi anlatsın size orada neler yaşandığını.
Hakan: 70.dakikaya kadar destekledik. Bu hafta Galatasaray mağlup oldu. Rakiplerimiz zor bir dönemeçe giriyor. Bu maçı kaybetseydik iyi mi olacaktı sanki. Biz orada Beşiktaş'ı desteklemeye çalıştık. Bizim hepimizin cebinde kombine kartlarımız var. Biletle maçlara giden taraftarlar da değiliz zaten biz.

Bu kombinelerin de kulüp tarafından verildiği söylentileri dolaşıyor?
Hakan:
Hepsinin faturaları var. Biz hepsini kendi cebimizden aldık. Böyle bir şey olabilir mi hiç? İnanmayan gider kulübe bakar. Kombine alan herkesin ismi cismi yazar kulüpte. Ben senelerden beri gidiyorum kombine mi alıyorum kendim. Böyle bir şeyin mümkünatı yok yani. Ama öyle iddialar var ki, yok Karagümrük grubu şu kadar bilet alıyormuş. Orada kimlerin ne bilet aldığını, o havayı koklamış herkes biliyor. Orada kim bedavacı, kimler necidir orada herkes çok iyi biliyor.
Erdal Keleş: Bir de şunu kaçırıyor insanlar, o gün Beşiktaş diye bağırıldığı zaman yuh çekildi. Beşiktaş diye bağırıldığında yuh diyen birileri varsa esas problem onlarda.

Tribünün o kısmında bir söylenti ortaya çıktı. İstifa seslerini bastırması için Karagümrük grubuna bilet verildiğini konuşuyorlardı insanlar.
Erdal Keleş:
İşte hiç alakası yok. Bize yapılan suçlamalarla bu iddialar tamamen tezat. 90 dakika Beşiktaş diye bağıran seyirciye yuh deniliyor. Böyle bir şey olabilir mi? Esas onlar bastırıyor. Çok tezat. Benim yuh çekenlere sözlü bir tepkim oldu. Ama fiziki hareketlere kesinlikle müsaade etmemek için bağırıp çağırmışımdır. Ama benim bağırma sebebim milletin ayrılması içindir.
Hakan: Erdal ağabey çok babacan bir insandır. Çok sevilir tribünde. Sonuçta ben Bakırköy'de oturuyorum. Karagümrük'te oturmuyorum. Ama ben Karagümrüklülerin yanına geliyorsam bu Erdal ağabeyi sevdiğimdendir. İnsan sevmediğinin yanında durur mu? Böyle bir şey olabilir mi? Ama o 70.dakikadaki görüntülerden dolayı herkes Erdal ağabeyin üzerine geliyor. Maçtan öncede bizim olduğumuz kısımda yönetime tepkiler vardı. Biz kimseye hiçbir şey demedik. Beşiktaş'a desteğimizi devam ettirdik sadece. 70.dakikada yukarda bulunanlardan bir kişi Moskova maçında yumurtalı saldırıyı yapanlardan biriydi. Bunu yakalayabilirlerdi mesela ama yakalamıyorlar.
Erdal Keleş: Tribünde o kadar çok şey yakalanır ki, yakalamak istemiyorlar. Neden onları yakalamıyorsun? Beşiktaş düşmanlığı yapıyorlar. Bir kere bunları yakalayın. Beşiktaş hainliği yapıyorlar resmen. Bunlar Galatasaray ya da Fenerbahçe'de yaşansa kol kırılır yen içinde kalır taktiğini uyguluyorlar.
Hakan: Erdal ağabeyi karalama kampanyası başlattılar. Sözde Erdal abi kulüpten nemalanıyormuş gibi bir hava estirdiler. Ya da herhangi bir kişisel bir çıkarı var diye söyleniyor. Acaba bunları söyleyen insanlar yönetime uzak kaldıkları için mi Erdal abiye bu karalamaları yapıp Erdal ağabey üzerinden prim yapmaya çalışıyorlar. O havayı koklamış herkes Erdal ağabeyin ne olduğunu bilir. Şampiyonluk yemeklerine bakalım. Herkes orada burada Şampiyonluk yemekleri adı altında paraları ceplerine indirirken Erdal ağabey cebinden insanları davet etmiştir, kendi semtinin dışındaki insanları davet etmiştir, yöneticileri davet etmiştir.
Erdal Keleş: Ben senelerdir Beşiktaş'ın çilesini çektim. Mesela hala kirada oturuyorum. Bu nasıl rant?
Hakan: Tribüne her kesimden insan geliyor. Çünkü futbol sosyal bir aktivitedir. Ama bunu bir şekilde siyasete çekmeye çalışıyorlar.
Erdal Keleş: Ben bir de şunu anlamıyorum. Herkes herkesle görüşebilir. Demokratik bir ülkedeyiz sonuçta. Hakan Aksoy benim çocukluk arkadaşım. Şeref Yalçın benim çocukluk arkadaşım. Bunlarla görüşmemek kadar saçma bir şey olabilir mi? Görüşeceğim tabii ki. Onlar benim canlarım ciğerlerim.

Tribünde çıkan kavgaların sebebi protesto değil yani?
Erdal Keleş:
Hayır kesinlikle… Grup olarak bir davranışımız olmadı. Bizim de kontrolümüzün dışında bazı olaylar oldu ama inanın hiç tasvip etmedik.
Hakan: Yanlış bir yönlendirme yapıldı. Birileri gerçekten bu kavgaların organize olduğunu ve Erdal ağabey tarafından çıkarıldığını düşündürtmeye çalışıyor. Erdal abiye yüklemeye çalışıyorlar yani. Eski açıkta çıkan olaylar vardı, kapalının üstünde kavga çıktı. Bizim bunlara müdahale edebilme gibi bir şansımız yok. Çok büyük televizyon kanallarının genel yayın yönetmenleri de bu camianın içindeler. Onlar da bir taraftalar. Onların da destek verdiği renkler var. Şimdi sonuçta biz de Beşiktaş'a destek veriyoruz. Orada Beşiktaş diye bağırmak istiyoruz. Orada yuhalayan bir grup vardı maç başından beri. Sonra küfürle karşılık verdiler bize. Bence onların Beşiktaş tribününe gelmiş bir Fenerbahçeliden Galatasaraylıdan farkı yok. Çünkü biz orada Beşiktaş diye bağırıyoruz onlar yuhalıyor, sonra da küfürle karşılık verdiler zaten.

Yani size sözlü bir saldırımı oldu?
Hakan:
Oldu tabii ki. 75 dakika stadın her bölümünde kavga çıkmış, ama bizim olduğumuz bölümde hiçbir olay çıkmamış, hiçbir olaya dahil olmamışız.
Erdal Keleş: Bazı medya organları kendi kişisel egolarını tatmin etmek için sürekli aynı yaraları kaşıyorlar. Buna çocuklar bile güler artık.
 
Bu "İki kupayı unutma, vefasızlık yapma" pankartını kim hazırladı?
Erdal Keleş:
Onu biz hazırlamadık. O pankart yukardan açıldı. Kimin açıldığını bilmiyorum. Ama güzel bir pankart... Kimin yazdığı önemli değil. İçeriği güzel. Benim de hoşuma gitti sonuçta. Ama dediğim gibi kimin açtığını bilmiyorum. Sonuçta onu da açan Beşiktaşlı… Zorla mı açtırdılar derseniz de zorla insan girebilir mi oraya? Açıldı yani sonuçta.

Moskova dönüşü havaalanında yaşanan olayların içinde miydiniz?
Erdal Keleş:
Hayır değildim. Ben maçtaydım zaten. Biz bir gün sonra döndük. Olayı ben sonra öğrendim yani.

İşte kavganın perde arkası


Sizin grubunuzdan insanlar var mıydı peki?
Erdal Keleş:
Yok… Oraya gelen insanlar herhalde bir anda gelişen fevri duygularla hareket ettiler.

4 kişi gözaltına alındı.

Erdal Keleş:
Tanıyoruz. Tribünün çocukları onlarda... Ama tasvip edilir mi, edilmez tabii ki. Çok ayıp. Yani koskoca Beşiktaş Kulübü'nün başkanı sonuçta…

Sizin diğer gruplarla aranızda bir problem var mı?
Erdal Keleş:
Benim bildiğim bir sorun yok. Ama onların bizimle problemi varsa da bilmiyorum yani. Bizim kimseyle bir sıkıntımız yok. Varsa da buyursunlar.

Kaç kişilik bir grubunuz var tribünde?
Erdal Keleş:
Bunu tam olarak bilemeyiz ki. Yani bir rakam vermek ne kadar doğru olabilir. Yani çünkü yeri gelir 500 olur, yeri gelir Karagümrük'e bir telefonla 5 bin kişi de olur.

Amigoların tribünden çekileceği hakkında duyumlar aldık. Böyle bir şey var mı?
Erdal Keleş:
Yok böyle bir şey yok. Ben 60 yaşıma da gelsem Beşiktaşlıyım. Bir kere ben zaten amigo değilim. Kim çıkartıyor bunları anlamıyorum. Cidden ben bunu anlamıyorum. Bu çekilmeler, gitmeler ne kadar saçma. Beşiktaşlı taraftarların böyle bir durumu olabilir mi yahu, ne kadar saçma bir şey bu.

Bundan sonra ne olur peki?
Erdal Keleş:
Beşiktaş bir ailedir. Biz Fenerbahçe ve ya Galatasaray gibi camialar değiliz. Biz çok şeyler atlatmışız. Bu ufak suni olayları da çok rahat bertaraf ederiz kimse merak etmesin.

Karagümrük grubu Kasımpaşa maçında yeniden tribünde olacak yani?
Erdal Keleş:
Tabii ki… Kasımpaşa maçında da, Manchester maçında da beraberiz. Belki bundan sonra yeniden şampiyon olacağız kupa kaldıracağız.

Yeniden olay çıkar mı? Ya da çıkarsa yine müdahale eder misiniz?
Erdal Keleş:
Engellemek bizim boynumuzun borcu. Ama bir olay olacağını sanmıyorum.

Bundan sonra ki tavrınız ne olacak tribünde?
Erdal Keleş:
Bizim tavrımız her zaman aynı. Beşiktaş'ı desteklemek...

Maça gitmeden önce oturup grubunuzla konuşuyor musunuz?
Erdal Keleş:
Gençler aralarında konuşuyorlar tabii ki. Diğer gruplardan da arkadaşları var hepsinin. Fikir alışverişinde bulunuyorlar sonuçta. Maçların kritiği de yapılıyor. Her türlü konuşuluyor yani.

Bu olaylardan dolayı taraftarın büyük bir kısmı sizi suçlu gördüğünden Karagümrük grubuna hem kızgın hem de kırgın. İnterneti de takip ediyorsanız bunu çok rahat görebilirsiniz.
Erdal Keleş:
Ben interneti bilmiyorum. Takip edemiyorum o yüzden de. İnternet özürlülüğüm var yani.
Hakan: Ben takip ediyorum. Yazanların oradaki havayı koklamayan insanlar oldukları çok açık bence. Yani sonuçta Erdal ağabeyi az çok tanıyan her insan bu söylentilere güler geçer.
Erdal Keleş: Ben bu internet olayını gerçekten anlamış değilim. Bu teknoloji olayı bizim maneviyatımızı almış götürmüş gibi gözüküyor. Hakan'ında dediği gibi belki de 13-15 yaşında çocuklar, bugüne kadar hiç maça gelmemiş insanlar geçip klavyenin arkasına oradan sallıyorlar bize.

Karagümrük grubu bu olaylarla ilgili bir açıklama yapmayı düşünüyor mu?
Hakan:
Biz buraya gelip gerçekleri anlatıyoruz zaten. Okuyacak insanlar da bize hak vereceklerdir. Mesela 1999 yılında Süleyman Seba'yı protesto yürüyüşünde bir fotoğraf var. Fotoğraf meydandaki ışıkların az ilerisinde çekilmiş. Belki kuyruğun diğer ucu Barbaros bulvarında. Ne yapmışlar o fotoğrafta? Erdal ağabeyi yuvarlak içine almışlar. İyi de bu adam o gün de orada, bugün de burada. Orada bir sürü insan var. Optik başkan da var Erdal ağabeyin kolunda. Yani o zaman herkesi yuvarlak içine al yaz gitsin. Bunları yazanlar bir de bizim kardeşlerimiz yani bence. Onlar da Beşiktaşlı çünkü.
Erdal Keleş: Ben o insanlara inan kızmıyorum. Çünkü beni tanımadan etmeden yorum yapan insanlar onlar. Sevenimiz de var, sevmeyenimiz de vardır. Ben de kimseyi sevmek zorunda değilim. Ben Beşiktaş'ı seviyorum. Hüseyin Aydın ve Serdar Keleş, Hakan, Ümit gibi kardeşlerimiz de aynı burada söylediklerimizi düşünüyorlar. Bu konuştuklarımız onların da deklare ettiği şeylerdir.

İşte kavganın perde arkası

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle