5 bin cenazeyi ülkesine gönderdi eşi ‘Eve iş getirme’ uyarısı yaptı

Güncelleme Tarihi:

5 bin cenazeyi ülkesine gönderdi eşi ‘Eve iş getirme’ uyarısı yaptı
Oluşturulma Tarihi: Nisan 05, 2010 00:00

İsviçre’de yaşayan Ali Furat, cenaze işine girdi ve bugüne kadar 5 bin cenazeyi ülkelerine ulaştırdı. Furat, “Eşime cenaze taşımacısı olacağımı söyleyince ‘Aman eve iş getirme de ne yaparsan yap’ demişti” diye konuştu. Balıkesir’de oturan annesinin de, “Oğlum aklını mı yitirdin, nereden çıktı bu” diye kendisine tepki gösterdiğini ifade eden Furat, dünyanın her yerinden her yerine cenaze taşıyabildiklerini söylüyor.

TÜRK işadamı Ali Furat, cenaze taşımacılığıyla İsviçre’nin önemli işadamlarından birisi haline geldi. Balıkesir doğumlu Furat, üniversite eğitimi için İngiltere’ye gitti. Ekonomi eğitiminin ardından da 15 yıl önce İsviçre’nin Zürih kentine yerleşti. Burada ne iş yapacağını araştırırken, kentte ölen bir Türk’ün cenazesinin naklinde yaşanan sorunlar üzerine, önce onun cenazesinin Türkiye’ye gönderilmesini sağladı. Sonrasında küçük bir şirket kurarak, cenaze taşımacılığı yapmaya başladı. Ali Furat’ın şirketi, takip eden yıllarda hızlı büyüme gösterdi ve ülkeler arası cenaze taşımacılığı yapan tanınmış bir firma oldu.

15 yılda 5 bin cenaze

15 yıllık dönemde 5 bin cenazeyi ülkelerine ulaştıran Furat’ın cenazesini taşıdığı kişiler arasında Suudi Arabistan ve diğer bazı Arap ülkelerinin kraliyet ailesi üyeleri, dünyanın sayılı zenginlerinden Suudi Gusaybi ve Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın dayısı işadamı Faruk Yalçın da yer aldı. Ali Furat, “Eşime cenaze taşımacısı olacağımı söyleyince ‘aman eve iş getirme de ne yaparsan yap’ demişti” bilgisini aktardı.

Cenaze başına 8 bin dolar

Cenaze taşıma karşılığında ortalama 8 bin dolar ücret alan Furat, bu rakamın, cenazenin bulunduğu ülke ve yerin konumuna bağlı olarak 75-80 bin dolarlara ulaşabildiğini belirtti. Furat, cenaze taşımacılığı işiyle ilgili şu bilgileri verdi: “Tanzanya’da Klimanjaro dağlarına tırmanırken ölen bir dağcı gencin cenazesinin oradan alınıp, ABD’ye götürülmesi için epey uğraş verdik. Havadan bölgeye iniyorsun, olay yerine gidiyorsun, cenazeyi alıyorsun. Yine Queen Elisabeth gemisiyle dünya turuna çıkan ve Pasifik’in ortasında kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren bir bayan yolcunun cenazesinin oradan alınıp, İsviçre’ye getirilmesi işini üstlenmiştik. Bu da oldukça zahmetli bir işti. Helikopter ve sürat teknesi gibi araçlara ihtiyaç duymuştuk. Bu tür cenaze nakillerinde organizasyon maliyeti artıyor.”

Defin dışı tüm işler

Cenazenin defini dışındaki bütün işlemleri yapabildiklerini ifade eden Ali Furat, şunları anlattı: “Ancak bazı durumlarda cenazenin ülkeye götürülmesi işini ölen kişinin yakınları üstleniyor. Örneğin Suudi Arabistan Kraliyet ailesinin kızlarından birinin cenazesini, bizzat Kralın oğlu Boeing 747 uçağı ile gelerek aldı. Biz, cenazeyi uçakta teslim ettik. Dünyanın sayılı zenginlerinden Gusaybi’nin cenazesini de Airbus A320 ile yakınları aldılar. Dünyanın her yanında faaliyet gösteriyoruz. Rusya’dan Hindistan’a, Çin’den Güney Afrika’ya kadar her yere cenaze götürdük.”

Annem ‘Aklını mı yitirdin, nereden çıktı bu iş’ dedi

ALİ Furat, Balıkesir’de oturan annesinin, “Oğlum, sen aklını mı yitirdin? Nereden çıktı bu? Bırak bu işi başkası yapsın”diye tepki gösterdiğini ifade etti. Furat, cenaze taşımacılığı yaparken karşılaştığı bir olayı da şöyle anlattı: “İş yerindeyim. Bir kadın ‘Oğlum öldü. Cenazesini Amerika’ya götürmek istiyoruz’ diye telefon etti. ‘Oğlunuz nerede, ne zaman öldü’ diye sordum. Amerikalı kadın, ‘Tam ölmedi, yarın saat 14.00’te ölecek’ deyince şaşırdım. ‘Bu Amerikalılar, ne programlı insanlar, her şeyi organize ediyorlar. Azraille bile randevulu çalışıyorlar’ diye düşündüm ve telefonda ‘Nasıl yani’ diye sordum. Meğer, Amerikalı gence Dignitas’da ötenazi uygulanacakmış. Ötenazi saati de ertesi gün saat 14.00 olarak belirlenmiş.”

Osmanlı torunu öldü malı İsviçre’ye kaldı

ALİ Furat, yıllar önce Zürih’te ölen Enis Ecer adlı Türk’ün hikayesini şöyle aktardı: “1919 doğumlu Enis Ecer Zürih’te öldü. Zürih Belediyesi hiçbir yakınını bulamayınca belki yardımcı olabiliriz diye bizi aradı. İsviçre’deki Türkler arasında araştırma yaptık, tanıyan yok. İnterpol’den yardım istendi. Ecer, Berlin doğumlu görünüyor. İsviçre’de de yüklü bir mal varlığı ve parası var. Yakınları bulunmazsa İsviçre’ye kalacak. Biz de, belki Türkiye’de bir yakını vardır, onu bulalım da para Türkiye’ye gitsin diye uğraşıyoruz. Evine gittik. Sağı, solu karıştırdık. 40-50 yıllık mandallı eski bir valiz bulup açtık. Türkiye’ye gönderilen para makbuzları çıktı. Ankara’da bir isim. Bu isimdeki kişilerin telefonları tespit ettik, başladık aramaya. Telefonun birini aksanlı bir kadın açtı. Öleni tanıyor, ‘Teyzemle beraber yaşıyordu’ dedi. Ama teyze de ölmüş. Sonuç çıkmayınca, bir gazeteye kişiyi tanıyan olup olmadığına dair küçük ilan verdik. Bir sürü kişi arayıp ‘Biz akrabayız’ dedi. En ilginç telefon da Muş’tan geldi. Telefonu açan kişi yöresel şivesiyle akraba olduklarını söyleyip hak istedi. Ne yazık ki yakınlarını bulamadık ve yüklü mal varlığı İsviçre’ye kaldı.”
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!