Fenerbahçe Derneği Lokali bir Galatasaraylı’nın elinde

Güncelleme Tarihi:

Fenerbahçe Derneği Lokali bir Galatasaraylı’nın elinde
Oluşturulma Tarihi: Şubat 23, 2002 21:21

İfşa ediyoruz: 1907 Fenerbahçe Derneği'nin İstanbul Levent'teki lokalini birkaç aydır şık bir restorana dönüştüren ve Akdeniz mutfağının en lezzetli yemekleriyle çoğu Fenerbahçeli ya da Fenerbahçe dostu müşterilerini ağırlayan işletmeci doğuştan Galatasaraylı!

Öğlenleri açık büfe Türk mutfağı, iyi servis, hoş müzikler, romantik kış bahçesi ve son moda Lounge tarzıyla La Mesa'yı İstanbullular'ın hizmetine sunan ‘‘GS ajanı’’nın, leziz yemeklere kattığı zehirle Fenerbahçeliler'i ağır ağır öldürmek ya da kurumu içten çökertmek gibi bir komplonun parçası olup olmadığı henüz anlaşılamadı. Ancak acar muhabirlerimiz iz üzerinde, az sonra... Şaka bir yana, Fenerbahçe'nin yüz yıla yakın tarihinden dem vuran derneğin restoranını işleten Nedim Gürmen, sahiden Galatasaraylı ama fanatizmle uzaktan yakından alakası yok. ‘‘İs baska, ask baska’’ diyerek fanatiklere ders veriyor. La Mesa'da hangi takımın taraftarı olursa olsun tüm müşterilere aynı ihtimam gösteriliyor. Tek şartla: Fenerbahçe aleyhine konuşulmayacak, özellikle Galatasaray lehine tezahürat yapılmayacak! GS gol atarsa ‘‘goool’’ diye bağırılmayacak.

Nedim Gürmen 1950 İstanbul doğumlu bir Galatasaraylı. Gerçi, demokrat bir taraftar olup, kendi takımını da gerektiğinde yüksek sesle eleştirebildiği için Galatasaray tribününden kovulduğundan beri, yani 15 yıldır, maçlara gitmiyor ama kalbi hep Cimbom'da. Hınzır ve zalim kader, onun yolunu Fenerbahçe ile birleştirebilmek için tam 32 yıl beklemek zorunda kalmış. Zalim ya, bunun için de Gürmen'in uzun zamandır kurduğu ve neredeyse tutkuya dönüşen hayalini koz olarak kullanmış. Yıllarca tekstil fabrikalarında yöneticilik yapan ama geceleri yaşamayı seven, bara gittiğinde oturduğu tarafı değil de arkasını merak eden, için için bir caz bar açma isteğiyle yanıp kavrulan Gürmen kaderin bu kahpe oyununa gelivermiş. Hadi o bir anlık zaafına yenik düşmüş, koskoca Fenerbahçe ve Galatasaray camiaları nasıl olmuş da bütün bunların olmasına göz yummuş? Hikayesi aşağıda. Ama burada kazanan ne zalim kader, ne fanatizm düşkünleri. Hikayenin özeti ve bu maçın galibi, ‘‘Barış içinde birarada yaşayabiliriz’’ düşüncesi.

HEP BARIN ARKA TARAFINI MERAK ETTİ

Nedim Gürmen, Saint Benoit Lisesi'ni bitirdikten sonra, makine mühendisliği okumak üzere Fransa'ya gider. Ancak üç buçuk sene biraz makine, biraz matematik-fizik, biraz da iktisat okuduktan sonra, reklamcı olmak üzere İstanbul'da Güzel Sanatlar Akademisi grafik sanatlar bölümüne yazılıverir. Bu ani dönüşün, Fransa'yı, evini bile boşaltmadan terkedişin önemli bir nedeni de Florya Kulübü'nde tanıştığı Cana'dır. Cana Hanım, konservatuvarda klasik piyano öğrencisidir ve Nedim o güne kadar caz ve pop dinlemiş, klasik müzikten nefret etmiştir. Babasıyla aralarında bir çekişme vardır bu yüzden; eve o gün kim erken gelirse o gece onun müziği çalınmaktadır, Nedim babasından sonra geldiyse, çantasını bıraktığı gibi soluğu dışarda almaktadır. Babasının sık sık, ‘‘Oğlum, klasik müzikten bu kadar nefret etme, gün olur devran olur, başına bir şey gelir, kendini alıştır’’ demesi de, meğerse, boşuna değildir.

Cana ile tanıştığında ‘‘anında’’ klasik müziği seven -sonraları ilgi duyup kendini eğiten- Nedim Gürmen, bu arada bir akrabaları aracılığıyla çizim yapmak üzere girdiği tekstil sektörüne demir atar: 32 yıl! Cana ile evlenir, bir kızları olur, Cana Gürmen İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda profesör olurken, Nedim Gürmen tekstil sektöründe genel müdür yardımcılığına yükselir.

Ancak son yıllarını Çerkezköy-İstanbul arasında her gün 230 kilometre yaparak geçiren, gece hayatını da çok sevdiği için sabaha karşı ikide üçte yatıp altıda kalkarak yaşayan Gürmen'in arkadaşları, bu duruma üzülür, ona iş ararlar: Özellikle bir ‘‘gece’’ işi, bir restoran-bar işi, hatta ‘‘caz kulüp’’ işi. Çünkü Gürmen, her gece gittikleri mekana ‘‘şu şöyle olsa daha iyi olmaz mıydı?’’ diye eleştirel gözlerle bakmakta, barmenlere gıpta etmekte, bir gün kuracağı 25-30 kişilik, canlı müziği olan kulübü hayal etmektedir. Peki arkadaşları kimler midir? Dönemin ünlü cazcıları Selçuk Sun, Süheyl Denizci, Tuna Ötenel, Oğuz Durukan, rahmetli Erol Pekcan, daha sonraları Onno Tunç.

Gürmen'inki öyle bir hayaldir ki, evde sık sık ‘‘prova’’ edilmektedir; isimleri geçen bu insanlar sık sık Gürmenler'in evindeki partilerde çalmaktadır. Erol Pekcan'ın arabasına ‘‘davulunu doldurup’’ getirmesiyle başlar partiler. Bazen klasikçiler, bazen festivale gelen Paco Pena gibi yabancı müzisyenler renklendirir bu geceleri. Hatta Cana hanımın 3 Haziran 2001'deki son doğumgününde evdeki bütün eşya çıkarılır, tanıdık olan Celal Çapa'dan masalar ödünç alınır, evin salonu gece kulübüne dönüştürülerek son prova yapılır.

KARAKTERSİZ GS'LİYİM ONDAN KOLAYCA OLDU

Nedim Gürmen Allahın sevgili kuludur ki, Fenerbahçe lokalinin işletmecisi bir gün orayı bırakmak zorunda kalır. Ortağı olan, ödüllü, yurtdışında otellerde, Four Seasons'da çalışmış, Borsa'nın Mediteranne'sinin açılışında şeflik yapmış aşçı Mustafa Baylan yalnız kalıverir. Dernek Baylan'ın kalmasını ister çünkü herkes yemeklerden çok memnundur, ama Mustafa beyin bütün dünyası mutfaktır, dışarı çıkınca mutfak da, dışarısı da bozulmaktadır. Fenerbahçe lokaline ‘‘uygun’’ işletmeci kim midir?

1907 Fenerbahçe Derneği’nin Başkanı Necdet Ersoy'un kardeşi Erim Ersoy, Nedim Gürmen'in yakın arkadaşıdır. Gece hayatını birlikte yaşamaktadırlar ve Gürmen'in durumuna üzülenlerden biridir. Başkan kardeşine ‘‘Nedim'e bu işi teklif edelim’’ der sürekli ama koskoca fabrika müdürüne restoran işletmeciliğini nasıl teklif edeceğini bilemeyen Ersoy, uzunca bir süre bocalar, sonunda utana sıkıla söyler. Oysa Gürmen, yarım saat içinde ‘‘evet’’ diyecek ve bu hayatında aldığı ikinci en kolay karar olacaktır (Birincisi Cana hanımla evlenme kararı).

Peki nasıl olur da bu teklif bir Galatasaraylı'ya gelir? ‘‘Herhalde benim karaktersiz bir Galatasaraylı olmamdan kaynaklanıyor’’ diyor Gürmen. Sonra açıklıyor: ‘‘Ben bazı şeyleri karıştıramıyorum. Galatasaraylı'yım, Fenerbahçeliler'le düşmem kalkmam gibi bir düşüncem yok, en yakın arkadaşım fanatik Fenerbahçeli!’’

Ondan yana bir kuşkumuz yok da Fenerbahçeliler bunu nasıl yapıyor, diye merak edince de şunları ‘‘itiraf’’ ediyor: ‘‘Valla, yönetim biliyor ama, şu anda dernekte ne kadar üyenin bu gerçeği bildiğini bilmiyorum. Hatta işe başladım, ilk yönetim kurulu toplantısına beni çağırdılar, tanışmam için. Yönetim kurulunda bir ilkokul arkadaşım var, Selçuk Gezdur, 'Aa sen misin, sen Galatasaraylı’sın!' dedi. 'Sus daha tanışmadık' dedim. Gürültü arasında kaynadı. Üyelerin düşüncesini bilmiyorum ama ben şahsen rahatsız olmuyorum. Burada duruyorum, çünkü Galatasaraylı, Fenerbahçeli olmakla bir ortamda iş yapmak, insanlarla beraber olmak zıt şeyler değil. Yıllarca çalıştığım fabrikada genel müdür fanatik Fenerbahçeli’ydi, ama hiçbir zaman işe yansıyan bir zıtlaşmamız olmadı. Burası için de aynı şey geçerli.’’

FENERBAHÇE KAZANIRSA ONLARLA SEVİNİYORUM

Gürmen, elbette ki Fenerbahçeliler'in yemeklerine zehir koymuyor, tersine özellikle itina gösteriyor ki, öyle bir şey düşünmesinler. Hatta 17 yemeklik mönü sınırlı bulununca sayıyı 51'e çıkarmış. Fenerbahçe'yi içten çökertme komplosu da sözkosunu değil. ‘‘O tip şeylere hiç karışmıyorum. Hatta, Galatasaraylı olmama rağmen Fenerbahçe kazandığında mutlu oluyorum, çünkü etrafta insanların memnuniyetini görüyorum. Ya da tam tersi, kaybettiklerinde burası matem evi gibi oluyor, üzülüyorum.’’

Ama bunların hiçbiri, Galatasaraylılık’tan vazgeçeceği anlamına gelmiyor tabii, çünkü ona göre ‘‘iş değişir takım değişmez.’’

Nedim Gürmen için La Mesa bir ‘‘ilk adım’’, bundan sonrasının caz bar hayalini gerçekleştirmek olmasını umuyor. Tabii ‘‘bir yer aç da çalalım’’ diyen arkadaşları, o barı açtığında hala çalabiliyor olurlarsa! Eşi Cana Gürmen, konservatuvarda profesör. Dört yıldır keman sanatçısı Suna Kan'la birlikte konserler veriyor.

YÖNETİM EŞİNİ DOSTUNU GETİR, DEYİNCE...

Yönetim bana eşini, dostunu, arkadaşını getir, burada hareket olsun, dedi. Ee benim arkadaşlarım Galatasaraylı! Sorun yok, dediler. Zaten kendi üyeleri de başka takım taraftarlarını getirebiliyor. Burası herkese açık.

VIP FENERBAHÇELİLER'İN MEKANI

La Mesa, Yapıkredi Plaza C Blok'ta. Otel lobisi gibi bölümü, restoranı, barı ve kış bahçesini içeren 300 metrekarelik bir mekan. 80 kişilik toplantı salonunda maçlar büyük ekrandan izleniyor. Buraya daha çok üst düzey yönetici, patron olan VIP Fenerbahçeliler geliyor. Dernek ayrıca üniversiteli Fenerbahçeliler'i de çatısı altında toplamaya çalışıyor. Mekanın önceki dekorasyonu tamamen sarı lacivertmiş; duvarlar, masa örtüleri filan. Tabaklarda FB amblemi varmış. Bunlar bugün değişmiş durumda; ama yanlış anlamayın, Gürmen'den önce! Öğlenleri açık büfe Türk mutfağı ve ala carte var. Mönü Akdeniz mutfağı ağırlıklı.

FENERBAHÇE VE GALATASARAYLILAR NE DEDİ?

Galatasaraylı arkadaşlarım, medeni cesaret gösteriyor, bize ders veriyorsun, dediler. Fenerbahçe tarafından ise kulağıma gelen hiçbir tepki olmadı. Belki bazıları bunu atalım, derneğin ruhunu bozuyor, diyordur. Ama rahatsız olacak bir durum yok, benim fanatizm ruhum zayıf.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!