"Fenerbahçe ailem, sporcular da evlatlarım"

Güncelleme Tarihi:

Fenerbahçe ailem, sporcular da evlatlarım
OluÅŸturulma Tarihi: Eylül 09, 2012 16:06

Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımı'nın menajeri Violet Duca Fenerbahçe Gazetesi’ne verdiği röportajda önemli açıklamalar yaptı.

Haberin Devamı

Fenerbahçe Spor Kulübü'nün resmi internet sitesinde yer alan haber şöyle:
 
Türk voleyboluna önce sporcu olarak hizmet eden Violet Kostanda Duca, gerek oynadığı kulüplerde gerekse milli takımlardaki performansıyla ülkemizin en iyileri arasına adını yazdırmayı başardı. Oyunculuk hayatına noktayı koyduktan sonra voleyboldan asla kopamayan Violet Kostanda Duca, şimdi spor hayatına menajer olarak devam ediyor.
 
Ä°ÅŸte Fenerbahçe Gazetesi’nin derlediÄŸi röportaj;Â
 
-Sizi biraz tanıyabilir miyiz; Violet Kostanda Duca kimdir?
"26 Ocak 1958 doğumluyum. Eski Beşiktaşlı futbolcu Hristo Kostanda’nın kızıyım. Ablam Lidya Kostanda da bilindiği gibi Eczacıbaşı Bayan Voleybol Takımı’nda voleybol oynadı. Kısacası biz sporcu bir aileyiz. Çocukluğumuz, gençliğimiz, bütün hayatımız sporla geçti. Ben de, 1972–1986 yılları arasında Eczacıbaşı Bayan Voleybol Takımı’nda voleybol oynadım, aynı zaman da 120 kez milli takım formasını giydim. Şimdilerde ise yönetici olarak Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımı’nda ’Hiç kopmayı istemediğim’ spor hayatımı sürdürüyorum."
 
-Voleybola adım atışınızı ve Fenerbahçe’ye gelişinizi anlatır mısınız?
"Ablam Lidya Kostanda, Eczacıbaşı Voleybol Takımı’nın ilk kurulduğu zamanlarda oyuncu olarak görev yaparken, onlarla iç içe idim. Onlar voleybol parkesinde bense tribünde, bir bütün olmuştuk. 1972 yılında ablamın vefatından sonra Eczacıbaşı Voleybol Takımı’nın başına Cengiz Göllü getirilmişti. O zaman ki pasörler 1.60–1.65 boylarındaydı, ben ise daha boylu olduğum için ablam Lidya’nın takım arkadaşı olan Canan Peker, beni Cengiz Göllü ile tanıştırdı, o da benim antrenmanlara katılmamı istedi. Tabii o zamanlar Eczacıbaşı’nın spor salonu yoktu, antrenmanlarımızı Boğaziçi’nde yapıyorduk. Voleybola ilk adımımı bu şekilde attım 14 yaşındaydım yaz aylarında Cengiz Abi ile yaptığım ferdi antrenmanlar sonucu hemen takımın ilk altısında oynamaya başladım.  O zamanlar, takımdaki diğer oyuncu ablalarım benden 8-10 yaş büyüktü. Aylin abla ( Üstündağ) benim kaptanımdı. Bu arada 1983 yılında Poulo Duca ile evlendim, ama hala o kopamadığım voleybola devam ettim.1986 senesine kadar hiç ara vermeden voleybolda oyuncu olarak yer aldım.
 1986 Mayıs ayında Yunanistan’da oynanan Balkan Şampiyonasında son resmi Milli Maçlarımı oynadım. Ardından, Türkiye’ye davetli olarak gelen Japonya’nın Nec takımı ile İstanbul, İzmir ve Ankara’da oynanan maçlarda kaptanlığını yapmış olduğum Milli Takıma veda ettim. Ayrıca, 02.11.1986 tarihinde Eczacıbaşı’nın Avrupa Şampiyon Kulüpler ilk maçında Çek Takımı ile oynanan maçta son kez kaptan olarak jübile yaparak voleybola veda ettim. 1987 yılında kızım Cristiana dünyaya geldi. Kayınvalidemin rahatsızlığı nedeni ile uzun yıllar Yunanistan’ın Midilli Adası’nda yaşadım, çok sevdiğim voleyboldan uzak kaldım. İnişli çıkışlı geçen hayatımda kansere yakalanan eşim Paulo’yu 1995 yılında kaybettim. Kızım Cristiana’nın ilköğretim eğitimi biter bitmez uzun yıllar özlemini çektiğim  İstanbul’a döndüm. Aradan geçen 16 yıl sonunda 2006–2008 yılları arasında Beşiktaş’ ta menajer olarak voleyboldaki yöneticilik hayatıma başladım. 2008 yılı Ağustos’unda aynı zamanda eskidende arkadaşım olan, ama bugün aramızda olmayan rahmetli Sedat Erener aracılığı ile Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımı menajerliği görevine getirildim. O günden bu güne işime devam ediyorum. Göreve geldiğim ilk yıl, Eczacıbaşı’nı evinde mağlup ederek şampiyon olduk. Sonrasında ki senelerde de şampiyonluklarımızın ardı arkası kesilmedi. Severek ve inanarak yaptığım işimde, gerek sporculuğumda gerekse yöneticiliğimde hiç unutmadığım ve unutmayacağım tek şey şu; ’ Ben tek başıma Violet olmadım, voleybolu bıraktığım gün bile voleybolu öğreniyorum’ dedim.
 
-Gerek Eczacıbaşı Voleybol Takımı’nda gerek A Mili Takımlarda yaşadığınız başarılar nelerdir?
"Eczacıbaşı Voleybol Takımı ile 14 Türkiye Şampiyonluğu, 1 kez Avrupa 2.’liği ayrıca Milli takımlarda da o zamanlar oynanan Spring Cup turnuvalarında ve Akdeniz oyunlarında 3. lük yaşadım. Tabii ki bugünkü voleybol müsabakaları ile karşılaştıracak olursak başarılarımız az gözüküyor olsa da Eczacıbaşı Voleybol Takımı ile yaşadığımız Avrupa ikinciliği, belki de Türk voleybolu için bir milat olarak kabul edilmeli.
 
-Åžu an ki oynanan voleybol ile geçmiÅŸ dönemlerdeki voleybolu karşılaÅŸtırırsanız, arada ne gibi farklar var?Â
"Geçmiş dönemlerde A Milli Takım bazında Rusya, ABD, Brezilya gibi ülkelerle oynadığımız maçlarda sayı alabilmek bile büyük başarıydı. O zaman ki boy ortalaması kısaydı ve bunların yanı sıra arada çok büyük fizik farkı vardı. O zamanki takımımızın en büyük özelliği oyuncuların tekniklerinin çok iyi olması ve takım oyunu oynamamızdı.
 
Eczacıbaşı’nın bu takımlar arasından Avrupa 2.’liğini kazanması Türk Voleybolunda büyük yankı uyandırdı. Sonuç olarak ta ülkemizde ki Bayan Voleybola olan ilgiyi artırdı. Artık kulüpler Bayan Voleyboluna büyük yatırımlar yapmaya başladılar. Fenerbahçemizde son yıllarda Dünya Yıldızlarını transfer ederek ilk olarak, CEV 3.’üncülüğü, Şampiyonlar Ligi 2.lig -3’üncülüğü ve 1.liğini, ayrıca Kulüpler Arası Dünya Şampiyonluğunu da kazanmıştır. Ulusal olarak da devamlı Türkiye Şampiyonluklarına imza atmıştır. Tüm bu başarıların temelinde, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün amatör branşlara vermiş olduğu önemi bir kez daha kanıtlamış olması ve Türk Voleybolunu dünyada duyulmasında büyük katkılarının olmasıdır.
 
-Fenerbahçe Spor Kulübü hakkında neler söylemek istersiniz?
"Tek kelimeyle mükemmel!.."  Gerek tesisleşme, gerekse yönetim konusunda Türkiye’de birçok kulübün önündeyiz. Lefter Küçükandonyadis Tesisleri’nde bütün branşların iç içe olması da başarıyı getiren en önemli etkenlerden biri aslında. Birlik, beraberlik ortamı içinde çalışmaların sürdürülmesi başarıyla doğru orantıda oluyor tabii ki. Menajerlik görevini üstlendiğim takımdaki oyuncularımıza da, antrenmanlardan önce ya da sonra burada kalmalarını, bu arkadaşlık ortamı içinde "ekip ruhu" ile daha büyük başarıların geleceğini her fırsatta dile getiriyorum ve o ortamı sağlamaya çalışıyorum. En önemlisi de; vizyonu çok geniş bir başkanımız var. En büyük özelliklerinden biri de her branşı yakından takip ediyor olması ayrıca tesisleşme konusunda İstanbul başta olmak üzere Düzce’de ve Ankara’da mükemmel tesisler yaptı, başarıya ulaşmak için bunlar büyük yatırımlardır. İyi ki bizim başkanımız Aziz Yıldırım!..
 
Yurtdışından gelen oyuncularımız Fenerbahçe Spor Kulübü Tesislerine geldiklerinde hayranlıklarını gizleyemiyorlar. Bu durum da Fenerbahçe Spor Kulübü’nün ne kadar büyük bir kulüp olduğunu gösteriyor!.. 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda voleybol branşında "Mvp ve skorer" seçilen G.Kore’li oyuncumuz Kim Yeon Koung’un peşinden dünyanın önemli kulüpleri koşmasına rağmen bizi tercih etti, bu tercihin sebebi de Fenerbahçe Spor Kulübü’nün her anlamda büyüklüğüdür.
 
Tüm bunların yanı sıra taraftarımızı unutmayalım;
Ülkemizde ve dünyada nerede olursak olalım taraftarımız sayesinde her zaman kendimizi evimizde oynuyormuş gibi hissediyoruz. "Sarı Meleklerin" başarısının en büyük etkenlerinden biri taraftarımızdır!..
 
-Takımın durumu nasıl? Bu seneki hedefleriniz nelerdir?
"Tabii ki hedeflerimiz her zaman şampiyonluktur. Biz, takım olarak çıtayı çok yükselttik o çıtanın altına inmeyeceğiz. Öyle ki; Avrupa Şampiyonluğu, Dünya Şampiyonluğu ve ligimizde de son 4sezonda 3 şampiyonluk yaşadık. Hiçbir problemi olmaksızın  takımımızda oynamak istemeyeni, takımda tutmadık burada önemli olan nokta: "Fenerbahçelilik ruhudur, arkadaşlıktır,takım olabilmektir!.." Bu sene takımımızda giden ve gelen oyuncularımız oldu. Biraz daha gençleştik ayrıca gelecek senelere de yatırım yaptık, daha boylu oyuncular aldık. Meryem Boz, Elif Onur, Gökçen Denkel, Nilay Özdemir ve Elif Ağca takımıza katılan yerli oyuncular. Bunların dışında  yabancı oyuncu olarak ta ; Paulo Pequeno, Marienne Steinbrecher ve Berenika Okuniewska bu sene takımımızda görev yapacak. 2+1 sistemi getirildikten sonra Türk oyuncularımıza daha fazla sorumluluk düşeceğinden onları kuvvetlendirdik. Yeni gelen oyuncularımız hem tecrübeli hem de komple oyuncular, transferi yaparken "Takım Ruhu" kıstasıyla hareket ettik çünkü bizi bu noktalara takım ruhu getirdi."
 
-Bir menajer olarak, hangi voleybolcuyla anlaşırken çok zorlandınız?
Güney Kore’li oyuncumuz Kim Yeon Koung’un transferinde çok zorlandık. Takımımıza geldiği günden itibaren çok önemli işler yapan bu oyuncumuza dünyanın çok önemli kulüpleri teklif yaptı, onun da ister istemez kafası karıştı. Aslına bakarsanız oyuncumuzun kafası çok netti, hiç kimseye haber vermeden Kore’ye giderek bu transferi bitirdim. Kim Yeon Koung diğer Türk kulüplerinden gelen tekliflere rağmen kendisi "Türkiye’de oynayacaksam sadece Fenerbahçe’de oynarım" dedi!..
 
-Antrenör durumu hangi noktada şu an?
 Antrenörümüz Ze Roberto takımdan ayrıldı, şu an takımımızın başında Kamil Söz var. Ze Roberto ile çok iyi uyum sağlamıştık. Takım ile frekansı uyuşmuştu ve aynı zamanda da mükemmel bir ekip çalışması ortamı vardı. Başarılar yakalamamızın nedeni de buydu.. Ze Roberto takımdan ailevi sorunları nedeniyle ayrıldı.
 
-Olimpiyat Oyunları’nda görev yapan Fenerbahçeli oyuncumuz Eda Erdem talihsiz bir sakatlık yaşamıştı, şu an ki durumu nasıl? Takımımızda sakatlığı bulunan başka oyuncularımız var mı?
"Eda Erdem’in sağ ayağında bir burkulma oldu. Çok önemli bir durum değil aslında ama dinlenmesi gerekiyor. Londra 2012 Olimpiyat Oyunları’nda görev yapan oyuncularımıza 1 Eylül’e kadar izin verdik, bu süreçte de kendini toparladı ve şu an antrenmanlara devam ediyor. Seda Tokatlıoğlu’nun Play off ’ta Vakıfbank ile oynadığımız maçta ayağı burkuldu.
İyileşmesi uzun sürdü bu yüzden de milli takıma gidemedi. Yaz döneminde tedavisini oldu ve şimdi antrenmanlara devam ediyor.
 
Bu yıl da hedefimiz Ekim ayında Katar’da düzenlenecek Kulüpler Arası Dünya Şampiyonası, Türkiye Ligi, Türkiye Kupasını ve Cev Cup’ı almak!..

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!