« Hürriyet.com.tr
MENÜ

F.Bahçe’yi küçültemezsiniz, Denemeyin!

Tahkim kurulu, disiplin kurulu hepsine söylüyorum. Federasyonasesleniyorum; akıllarını başlarına alsınlar.- AzizYıldırım’ın Eskişehir maçı sonrası açıklamasından

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Fenerbahçe’nin dünkü kaybı sanıldığı gibi sadece sahada
olmadı. Aziz Yıldırım’ın açıklamaları Fenerbahçe'nin son
yıllarda aldığını sandığı tüm ilerlemeyi bir çırpıda söylenen anlamsız bir
açıklama ile yerle bir etti. Fenerbahçe tarihi elbette iyileri ve
başarıları altın harflerle yazacaktır ancak dünkü açıklama bizce koskoca
bir camiayı aptal yerine koyma yolunda yapılmış kötü bir denemeden
ibarettir.

Edip Uras yazıyor


Eskişehir deplasmanı, diğer tüm deplasmanların hatırı kalmasın,
Fenerbahçe’ye iyi gelmedi. Oysa birçoklarına göre Twente
maçında takım kendini bulmuştu, tek forvete dönünce her şey yine güllük
gülistanlık olmuştu. Futbola değil tabelaya baktılar ve biliniz bakalım:
yine yanıldılar. Fenerbahçe’nin iki sezondur oynamadığı
futbol yine döndü geldi ve şamarı bastı. Hızla kaybedilen kan, ilk
haftaların rekorlarını tam ters taraftan kırdırmaya devam ederken,
Fenerbahçe üst üste üçüncü maçından da yenilgiyle ayrıldı.
 
Mücadele etmeden maç kazanabilmek eskiden büyük takımların
avantajlarındandı. Hala zaman zaman görüyoruz, hiçbir şey yapmadı diyen bir
büyük takım, burada veya Avrupa’da, bir sihirli anda maçı
alıp gidiveriyor. Bu sezon birçok maçta bunu gördük de, ama her maç değil.
Özellikle de mücadelenin ve fiziğin ön plana çıktığı bu dönem futbolunda
hiç değil. Pazar gecesi Deportivo deplasmanında tabelada rahat kazanmış
gibi gözüken Barcelona bile o skoru canını dişine takarak elde etti.
Manchester United, West Ham deplasmanında dört golle galip geldi ama her
topu mücadele ederek, savaşarak kazandılar. Örnekleri çoğaltın,
zorlanmazsınız.
 
Fenerbahçe, Eskişehirspor deplasmanından yenilgiyle döndü dönmesine ama
bize göre mücadele ve istek anlamında hem Kasımpaşa, hem de Twente
maçından daha iyilerdi. Ancak takım sporlarında yenilgiler peş peşe gelince
kazanma alışkanlığı elde etmek gitgide zorlaşıyor. Es-es’in
savaşçı oyununa orta alanda cevap veremedi Fenerbahçe. Alex suskundu,
Semih mi Guiza mı daha formsuz bilemedik. Santos hangi Brezilya milli
takımında hangi pozisyonda oynayabilir anlamadık. Biraz Lugano vardı,
yaptığı büyük hatalara rağmen Bilica ve Gökhan Gönül biraz da. Gerisi orta
sıralarda tutunacak Süper Lig takımı görüntüsünde.
 
Daum’un daha önceki senelerdeki açıklamalarından bir şey
biliyoruz: Fizik ve moral kondisyon sezon içinde biometrik eğriler
oluşturur. Önemli olan takımın toplam olarak düşük olduğu noktalara önemli
maç dönemlerinin denk gelmemesidir. Bu formsuz dönemi her takım yaşıyor.
Manchester United örneğin her sezon buna benzer bir dört -
beş hafta geçirir, ligin son düzlüğüne girildiğinde, puanlar gerçekten
anlam kazandığında ayakta kalan genelde onlar olur.
 
Fenerbahçe tüm eğrilerin dip olduğu bir dönemde, ilk haftalarda
kazandıklarından yemeye devam ede dursun, takım içindeki huzursuzluk,
sorumsuzluk ve disiplinsizliklerin eğrileri grafiklerin ulaşamadığı yüksek
noktalarda.
 
Başkan Aziz Yıldırım dün maç sonrası açıklama yaptı biliyorsunuz.
Türkiye’de kendi dahil futbol yönetimlerinin daha önce de
sık sık başvurduğu bir mızıkçı çocuk edasına büründü. Meğer
Fenerbahçe’nin tüm derdi hakemlermiş. Hadi canım sende!
Bilica’nın kendi ceza alanı içinde kendini yere bırakmasını
hakem korner olarak değerlendirmiş de, oradan gol gelmiş. Maç içinde
Bilica’nın hareketi gerçekten inandırıcı gözükmedi, topa
vurmak yerine çalıma kaçmasını saymıyoruz. Korner atılırken uyuyan takıma
hakem ne yapsın? Beşiktaş maçında Gökhan Gönül’e yapılan
hareket elbette penaltı, ama bir daha rakip kaleye inemeyen, tüm ikili
mücadeleleri kaybeden Fener’e hakem ne yapsın? Kasımpaşa
maçında üçüncü gol elbette ofsayt. Altı olabilirdi o maç, rakibine on
pozisyon veren Fener’e hakem ne yapsın?
 
Her zaman dilinizden düşürmediğiniz Fenerbahçe’nin
büyüklüğünü, kendi yönetiminizin büyük ve bariz hataları örtbas edebilmek
uğruna küçültmeyin. Fenerbahçe’nin büyüklüğü, futbol
takımının birkaç maç ve hatta birkaç sezon başarısızlığı ile değişmez.
Türkiye’de futbol dünyası ve kamuoyunun gelmiş olduğu
noktada büyük camiaların koltuklarını işgal eden bu benzer  zihniyetin ve
bu zihniyete yardım ve yataklık eden medya ve başta federasyon olmak üzere
tüm devlet kurumlarının suçu var. İşte bu, sadece kulüpleri değil tüm
Türkiye futbolunu inanılmaz bir hızla küçültüyor. Süper
Lig’in marka değeri diye bir şeyi kaldıysa, son kırıntılarını
da rüzgara savuruyor.

Bunları da Beğenebilirsiniz