Pınar Bey ABD’yi dinleseydi yolsuzluk iddiaları patlamazdı

Güncelleme Tarihi:

Pınar Bey ABD’yi dinleseydi yolsuzluk iddiaları patlamazdı
Oluşturulma Tarihi: Mart 28, 2006 00:00

500 milyon doların üzerinde kayıtdışı geliri tespit edildiği için ABD’de soruşturmaya uğrayan reklam devi IPG, Türkiye’deki ajansı Pars McCann Erickson’un Pınar Kılıç Başkanlığı’ndaki yönetimine polis aracılığıyla el çektirip kontrolü ele almasının ardından yeniden yapılanıyor.

McCann Erickson’un yeni CEO’su Tankut Karahan, "Pınar Bey ABD’yi dinleseydi yolsuzluk iddiaları patlamazdı" dedi.

500 milyon doların üzerinde kayıtdışı geliri tespit edildiği için ABD’de soruşturmaya uğrayan reklam devi Interpublic Group of Cos Inc.(IPG), Türkiye’deki ajansı Pars McCann Erickson’un Pınar Kılıç Başkanlığı’ndaki yönetimine polis aracılığıyla el çektirip kontrolü ele almasının ardından atağa kalkmaya hazırlanıyor. ABD’li IPG’nin atadığı ve polis aracılığıyla şirketin başına getirilen Tankut Karahan, "Geçmiş yönetime ilişkin dosyaların kapanmasının ardından açılan şeffaf yeni dönemde reklam sektöründeki etkinliğimizi daha da artıracağımıza inanıyorum" dedi. Türkiye’deki şirket sayısını 7’den 4’e indiren McCann Erickson, 2006 yılında da 2005 yılındaki 200 milyon dolarlık ciroyu yakalamayı hedefliyor. McCann Erickson’un yeni CEO’su Tankut Karahan, Kılıç ve ekibinin görevden alınmasının nedenlerini ve operasyonun sonuçlarını Hürriyet’e anlattı.

EN ŞEFFAF AJANS OLDUK: Türkiye’de yaşanan krizin Amerikan ve Türk finans sistemlerinin birbiriyle uyuşmamasından kaynaklandığını söyleyen Karahan, şöyle konuştu: "Yönetime geldiğimiz 30 Eylül 2005’ten bu yana sessiz kaldığımız dönemde bütün müşterilerimizle şimdiye kadar masanın altında kalan risturn (reklam ajanslarının medya şirketlerinden aldığı hacime dayalı komisyon) gelirlerini kendileriyle paylaştık. 2006 ve sonrası için hem Amerikan, hem Türk finans sistemine ilişkin yeni kontratlarımızı oluşturduk. Artık bu risturn adını verdiğimiz komisyonlar da hem Amerikan, hem Türk muhasebe standartlarına uygun olarak kayda giriyor. Yaşanan son krizden en şeffaf ajans olarak çıktık."

NEDEN DENETİME ALINDI: Karahan, iki yıl önce bağımsız denetim şirketlerinin raporuna göre ABD Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SEC), IPG’yi denetim altına aldığını hatırlatarak, gelişmeleri şöyle özetledi: "IPG, New York Borsası’na kote yüzde 100 halka açık bir şirket. 2003 yılında ABD’deki SEC, IPG’nin gelirlerinde bir takım usulsüz kayıtlar olduğunu değerlendirip bütün yönetim kurulunu hemen hemen yeniden tayin etti. McCann Erickson’un da içinde bulunduğu IPG’nin geriye dönük 5 yıllık bütün gelirlerini yeniden değerlendirilmesini istedi. IPG, SEC denetiminden sonra 2004 yılının sonuna kadar kendi iç denetimini bitiremedi ve defterler kapatılmadı. SEC, 30 Eylül 2005 tarihine kadar defterlerin kapatılması için süre verdi. Bu alelacele yapılan kapatma sırasında birçok karışıklık çıktı. Bunun üzerine, hem iç kontrol, hem de dışardan destekli çok ciddi bir finansal denetim kontrolü başlatıldı. Bunun bize yansıması 2005’i buldu."

GELİR KAYDETME SİSTEMİ FARKLI: Bu olayın Türkiye’de yanlış yansıdığını söyleyen olayın ABD’de ve Türkiye’de gelir kaydetme sistemlerinin farklılığından kaynaklandığını öne sürerek, şöyle devam etti: "McCann’deki operasyon Türkiye’de ’Para cebe atıldı veya kayıt dışı bırakıldı’ şeklinde medyaya yansıdı. Halbuki bu kayda alınan bir meblağın kayda alınmaması gerektiği ile ilgili bir durumdu. Çünkü ABD’de genel kabul gören muhasebe prensipleriyle Türk kanunları arasında bir geliri kaydetmenin usulleri hakkında farklılıklar var. Türkiye’de işlerin yüzde 70’i kontratsız yürür. Kontratın yoksa bile çalışma koşullarının yazılı ve onaylı ortaya konması lazım. Bu yoksa gelir kaydedemiyorsunuz. O gelir yok olmuyor, ama şartlar gerçekleşene kadar sürekli finansal bir sorun yaratıyor."

IPG’YE KULAK ASILMAMIŞ: Türkiye’deki geçmiş yönetimin IPG’nin risturn’leri kayıt altına almasına yönelik yaklaşımlarına sıcak bakmamasının ufak çaplı krizlere yol açtığını belirten Tankut Karahan, "IPG ile Pınar Kılıç arasında bir anlaşmazlık doğmuştu. Geçmiş yöneticilerin durumu değerlendirişi ve IPG’nin değerlendirmesi arasında çok ciddi bir görüş farklılığı vardı ve bu çözülemiyordu. Bir anlamda yönetim krizi vardı" diye konuştu. Karahan, şöyle devam etti: "Yönetim kurulu üyeleri olarak cok ciddi haklara sahip olan kişiler buradaki yapılanmayı o şekilde idare etmeye ve bütün gelirleri o şekilde kaydetmeye devam arzusundaydılar. IPG ise ABD’deki hissedarlarına verdiği sözler itibariyle kaydı böyle yapmalarını istemiyordu. Bu şirketin sahibi sonunda IPG ve geldi el koydu."

Hacme dayalı primi

herkes bilir ama kimse konuşmak istemez

TANKUT Karahan, tüm bu olaylara neden olan ’risturn’le ilgili de şunları söyledi: Risturn, hacme dayalı prim demek. Risturn bir ajansın gelirlerinin yaklaşık yüzde 60-65’ini oluşturuyor. Bu çok ciddi bir rakam. Bundan önce her iki taraf da kontratlarla bağlıydı, ama bu kontratlar arasında bir ilişik yoktu. Risturn hep kayda geçiyordu ama müşteri bilmiyordu. Medya kuruluşu ve medya ajansını ilgilendiren bir yapısı vardı. Artık bunu açıkça deşifre ediyoruz, müşteri de biliyor. Risturn, aslında herkesin bildiği ama kimsenin konuşmak istemediği bir konu. Medya ajanslarının taltif edilmesinin matematiksel hesaplara dayandığı herkes tarafından bilinen bir gerçek. Ne kadarının kontrata bağlı olduğu, ne kadarının gizlisi saklısı olmadığı yönünde herhangi bir bilgi olmadığı için çok büyük bir patlama yaşandı. Şeffaflık gereği artık ben o müşteriden ne gelir elde ediyorsam, müşteri bunu bilmek zorunda. Türkiye’deki kanunlar açısından, medyadan alınan risturn’lerin kanun dışı durumu yok. Ama müşteriye yansıtılması gerekiyor."

İddialar nelerdi?

REUTERS, Wall Street Journal gibi dünyanın önde gelen haber ajansı ve gazetelerindeki haberlere göre, IPG’nin 2000-2004 yılları arasındaki muhasebe kayıtlarında görünmeyen toplam 514 milyon dolarlık ’açıktan gelir’in olduğunu ortaya çıktı. Bu açığın yüzde 80’inin IPG’nin farklı ülkelerdeki 7 ajansında bulunduğu belirlendi. En büyük açık ise IPG’nin Türkiye’deki iki ajansı olan McCann Erickson Türkiye ile Foote Cone & Belding Türkiye’de yapıldığı ortaya çıktı. McCann Erickson Türkiye’nin 31.8 milyon dolarlık gelirini, Foote Cone & Belding Turkiye’nin ise 14.8 milyon dolarlık gelirini muhasebe kayıtlarında göstermediği belirlendi.

Kılıç: ’IPG, ABD’de kötü durumda

şimdi bizi sıkıştırıyor’ demişti


500 milyon doların üzerinde kayıtdışı geliri tespit edildiği için ABD’de soruşturmaya uğrayan reklam devi IPG’nin Türkiye’deki ajanslarının başındayken görevinden alınan Pınar Kılıç, yaptığı açıklamalarda şöyle demişti: "Türkiye’de fazla bir para var ama kayıtdışı değil. Vergisini ödedik ve kár olarak onlara geri döndü. IPG Amerika’da kötü durumda. ABD Sermaye Piyasası Kurumu (SEC) bir takım hesapları kapatmalarını istedi. Onlar da bizi sıkıştırıyor. IPG dünyada General Motors, Coca-Cola, Gillette, Bank of America, Benckiser, L’oreal, Nestle gibi müşterileri birbiri ardına kaybediyor."

Pınar Kılıç, ücretli izinde, durumu ay sonunda netleşecek

PINAR Kılıç ve eski yönetim kurulunun IPF tarafından ücretli izine ayrılmasının ardından şirketteki iç denetim hala sürüyor. Kılıç ve ekibine ilişkin kararın bu ay sonu ya da nisan ayı başında kesinleşmesi bekleniyor. Geçmişle daha fazla uğraşmak istemiyoruz" diyen Karahan, "Kılıç, Türkiye’deki ajansın yönetim kurulu başkanlığını yürütüyordu. IPG, görüş farklılığının ciddi finansal krize yol açması yüzünden eski yönetimi ücretli izne ayırdı" diye konuştu.

Pınar Kılıç kurdu ama Pars McCann

90’dan beri yüzde 100 Amerikalı

YOLSUZLUKLARLA gündeme gelen Pars McCann’in Türkiye’deki geçmişi, 1968 yılında Pınar Kılıç ve iki ortağıyla birlikte kurduğu Büro Pars şirketine dayanıyor. 70’li yılların ortasında McCann Erickson ile isim anlaşması yapıyor. 80’li yılların ortasında şirketin çoğunluk hissesi McCann Erickson’a geçiyor. 90’lı yılların başında da ABD’li McCann Erickson hisselerin tamamına sahip oluyor. McCann Erickson ise dünyanın üçüncü büyük reklam ajansı Interpublic Group of Cos Inc.(IPG) şirketlerinden biri.

IPG, Türkiye’deki şirket sayısını 4’e düşürdü

PARS/McCann Erickson’da 7 olan şirket sayısı 4’e, 290 olan çalışan sayısı 210’a düşürdü. McCann’de, Lotus Medya ve Universal Medya olarak faaliyet gösteren Medya planlama ve satın alma şirketleri tek bir şirkete dönüştürülerek, Universal McCann adını aldı. Link McCann ve Pars McCann reklam ajansları da Pars/McCann Erickson olarak tek çatı altında hizmet veriyor.

Nurten ERK

TOSUNER
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!