GeriEkonomi İstanbul’dan bir 'zaman mimarı' geçti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    71
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstanbul’dan bir 'zaman mimarı' geçti

İstanbul’dan bir 'zaman mimarı' geçti
refid:27874700 ilişkili resim dosyası

300 bin eurodan başlayan fiyatlarla satılan İsviçre merkezli lüks saat markası Greubel Forsey’in geçtiğimiz günlerde İstanbul Çırağan’da yapılan özel tanıtımına, yerli yabancı sınırlı sayıda kişi katıldı. Helikopterle gelenlerin yanı sıra Acun Ilıcalı, Emre Belözoğlu gibi ünlüler de saatleri görmeye gelenler arasındaydı.

EL yapımı saat meraklılarının yakından bildiği Greubel Forsey, çocukluklarından bu yana İsviçre saat endüstrisi içinde yer alan Robert Greubel ve Stephen Forsey adlı iki mucidin bundan 10 yıl önce kurdukları bir lüks saat markası. Sanat, teknoloji ve mühendisliği harmanlayarak geliştirdikleri modeller ve saatlerine ekledikleri sayısız gizli detaylar nedeniyle ikili ‘Mekaniğin Tanrıları’ olarak da anılıyor.

Komplike ve mekanik denilince ilk akla gelen markalardan Greubel Forsey, yılda tamamı el yapımı sadece 100 civarında saat üretiyor. 300 bin Euro’dan başlayan fiyatlarla satılan bir Greubel Forsey saat için 2-3 yıl beklemek zorunda kalan saat koleksiyoncuları var. Meraklılarının İsviçre’deki üretim yerini bile 2 günlük turlarla ziyaret ettiği Greubel Forsey’in kurucularından Stephen Forsey, çok özel bir tanıtım için geçtiğimiz günlerde İstanbul’daydı. Steplen Forsey, aralarında Futbol Oyuncusu Emre Belözoğlu ve televizyoncu Acun Ilıcalı gibi isimlerin ve helikopterle gelenlerin de yer aldığı, sınırlı sayıdaki saat meraklısı ile buluşmadan önce saatlerin özelliklerini Hürriyet’e anlattı.

İstanbul’dan bir zaman mimarı geçti

Stephen Forsey, saatlerin özelliklerini Hürriyet muhabiri Hülya Güler'e anlattı.

MEKANİĞİN TANRILARI
Çırağan Sarayı’nın genel toplantı ve törenlerin yapıldığı büyük bölümü değil, daha çok küçük gruplara yönelik etkinliklere evsahipliği yapan özel kısmındayız. Merdivenleri çıkıp içeriye girdiğimizde bizi, beyaz eldivenli bir uşak karşılıyor. Paltolarımızı verdikten sonra Boğaziçi’nin belki de en güzel manzarasına hakim çok özel bir toplantı odasına geçiyoruz. Kış mevsiminin inadına güneş odanın en dip köşesine kadar içeriyi doldurmuş. Odada cam muhafazalara yerleştirilmiş sadece 4 kol saati var. Az sonra bu saatlerin yaratıcılarından Greubel Forsey’in kurucu ortağı, Stephen Forsey ile bir röportaj gerçekleştireceğiz. Stephen Forsey’i beklerken, boğaz manzarasının tadına varmaya çalışıyoruz. Bu sırada Stephen Forsey içeri giriyor; kendisine ‘Size mekaniğin tanrısı diyorlar, ne düşünüyorsunuz’ diye sorduk. Stephen Forsey ise, Boğaz’ı işaret ederek, “Bu manzarayı yaratmış bir Tanrı varken, herhangi bir kimsenin ‘Tanrı’ olmasından söz etmek mümkün’ değil. Ayrıca henüz teknoloji bu noktada değilken, 150-200 yıl önce yapılmış, hala çalışan ve bende büyük bir hayranlık uyandıran o kadar güzel saatler var ki. Biz olsak olsak ancak zamanın heykeltraşlarından biri olmaya aday olabiliriz” dedi.

10. YILINDA TÜRKİYE’DE
İstanbul’a olan hayranlığını uzun uzun ifade eden Stephen Forsey, daha biz sormadan söze, “Biz aslında ortağımla birlikte isteseydik çok zengin olabileceğimiz bir iş modeli ile saat üretip, büyük bir şirket olabilirdik. Ancak saat endüstrisinde böyle çok şirket var. Her ikimiz de aileden bu işin içindeyiz. O nedenle insanlara ilham verecek, torunlarına miras bırakabilecekleri çok özel bir şey üretmek istedik. Bu amaçla yola çıktık. Tıpkı İstanbul gibi. İstanbul da yüzyıllardır insanlara ilham veriyor” şeklinde başladı. Bu yıl 10’uncu yıllarını kutladıklarını söyleyen Stephen Forsey, “10 yılda sadece 1000’e yakın saat ürettik. Bunları 40 ülkede çok özel partnerler aracılığıyla koleksiyoncularla buluşturduk. Bu sayılı partner ağımıza bu yıl Türkiye’yi de ekledik. 2014 Nisan ayından bu yana İstanbul’da İstinye Park’taki Arte butiğinde ürünlerimiz görülebiliyor” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE 2 SAAT SATTI

BU yıl kuruluşunun 10’uncu yılını kutlayan Greubel Forsey saatleri, geçen yıl nisan ayından itibaren Türkiye’de de satılmaya başlandı. İstinye Park’ta Arte Butik’te satışa çıkan saatlerden bugüne kadar 2 adet satıldı.

DOLMABAHÇE’DE ‘SAAT’ ZİRVESİ
TÜRKİYE’yi ziyareti sırasında Dolmabahçe Sarayı’ndaki Saat Müzesi’ni ve Recep Usta’yı (Gürgen) da ziyaret eden Stephan Forsey, “Türkiye saat mirası açısından zengin bir ülke, burada çok güzel bir saat iklimi var. Dolmabahçe Sarayı’ndaki saat ustası Recep Bey ile tanıştım. Sarayda gerçekten çok güzel parçalar gördüm. Recep Usta ile birbirimizin dilini bilmiyorduk ama yine de anlaştık. Saatler o kadar güzeldi ki 2 saat sohbet ettik, vaktin nasıl geçtiğini anlamadım” dedi.

FİNANSAL GÜÇ İÇİN CEO

BÜTÜN bu tutkulu işin arasında şirketi finansal olarak güçlü tutacak bir yapı oluşturmayı da ihmal etmediklerini belirten Stephen Forsey, “Bizi bir şirket gibi hareket edecek şekilde yöneten bir CEO’muz var. 5 yıl önce bize katıldı. İyi ki böyle bir adım atmışızı. Örneğin 2008 krizinden biz de çok etkilendik. BO dönem büyük bir fırtına yaşadık. Ama atlattık çünkü biz başından beri dünya çapında bir faaliyet yürüttük. Tüm dünyayı kapsayan bir ağımız var. Örneğin o günlerde ABD’de koleksiyoncularımızın ilgisi azaldı hatta neredeyse durdu ama Asya’da ilgi çok yoğundu” şeklinde konuştu.

MÜŞTERİ DEĞİL KOLEKSİYONCU

SAATLERİN tasarımı, üretimi ve bu alanda teknoloji gelişimi için bizzat çalışan Stephen Forsey, şirketin sahibi olarak aynı zamanda bir iş adamı. Ancak kullandığı terminoloji tamaman farklı. Örneğin saatlerin ‘fiyatı’ yerine ‘değeri’ demeyi tercih ediyor. Belirtilen rakamların saatin fiyatını değil aslında ederini ifade ettiğini söyleyen Stephen Forsey, müşteri yerine, koleksiyoncu, ‘satmak’ yerine, ‘bir Greubel Forsey saatinin görülebilmesi’ ifadesini kullanmayı tercih ediyor. Ortağı ile kendisini, ‘zamanın heykeltraşları, geçen saatlerin kareografları, kol saatlerinin mimarları’ olarak tanımlayan Stephen Forsey, “Biz dünya piyasasında bilinen bir saat markası yarattık. Ticari boyutu işin son kısmı. Her bir parçanın yapılması bazen bir yıl sürüyor. 105 kişi bir yıl boyunca ortalama 100 saatin yapımı için çalışıyor” dedi.

10 YILDIR YAPIMI SÜREN SAAT VAR

BÜYÜK bir şirket olmayı hiç istemediklerini söyleyen Stephen Forsey, şunları anlattı: “10 yılda sadece bine yakın saat ürettik. 17 farklı modelimiz var. Saate logo değil imzamızı koyuyoruz o nedenle ortağımla ben markaya adımızı verdik. Ürettiğimizden çok talep var ama biz talebe göre çalışmıyoruz. Şirkette 80 kişiyiz. Bir de Ar-Ge şirketimiz var. Orda da 35 kişi çalışıyor. Şu an üzerinde çalıştığım 10-15 proje var. Örneğin 10 yıldır üzerinde çalıştığım bir saat var.”

ÖZEL İSTEYEN SABIRLI OLMALI

Stephen Forsey, İstanbul’da tanıtımını yaptığı Greubel Forsey’in en son modellerinden GMT 5N’i koluma takmayı önerdi. Bu sırada kendisine, kişiye özel saat yapıp yamadıklarını sordum; “Yapıyoruz ama koleksiyoncunun çok sabırlı olması gerekiyor. 1 ya da 2 yıl hatta 3 yıl beklemesi gerekebilir. Çünkü önce bizim o saati beğenmemiz lazım” diye cevap verdi.

İstanbul’dan bir zaman mimarı geçti

SADECE el yapımı saat yapımına odaklanan Stephen Forsey, dijital saatleri, mekanik saatlere bir rakip olarak görmüyor. “Dijital saatler bir tüketim maddesi” diyen Stephen Forsey, “Teknoloji iyi bir şey ben de kullanıyorum. Ama bir mekanik saat ile aynı şey değil” dedi.

hguler@hurriyet.com.tr


Yorumları Göster
Yorumları Gizle