GeriEkonomi Finans merkezi sadece emlak projesi değil
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Finans merkezi sadece emlak projesi değil

Finans merkezi sadece emlak projesi değil
refid:21458802 ilişkili resim dosyası

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner, Türkiye’nin finansal derinlik ve çeşitlilik konusuna eğilmesi gerektiğini belirterek, “İstanbul Finans Merkezi, sadece bir emlak projesi değil. Çok ciddi bir proje olduğuna inanıyorum” dedi.

TÜRK Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner, Türkiye’nin en önemli yapısal sorunlarından bir tanesinin de vergi yasaları olduğunu söyledi. Fortune Türkiye dergisinin düzenlediği ‘Fortune 500 Türkiye’ organizaysonunda düzenlenen ‘Küresel ve Bölgesel Gelişmeler Işığında Türkiye Sürdürülebilir Büyümeyi Nasıl Yakalar?’ paneline katılan ve Türkiye’nin kayıtlı sermayesi ve buna dayanan vergi tabanının çok dar olduğunu belirten Boyner, “Büyüme hızı düştüğü ölçüde bu kanalda da ciddi sıkıntı yaşayacağız diye görüyorum. Finansal derinlik ve çeşitlilik konusuna Türkiye’nin ciddi olarak eğilmesi gerekiyor. İstanbul finans merkezi projesinin sadece emlak projesi gibi görülmemesi gerekiyor. Bu proje çok büyük ciddiyeti olan bir iş” diye konuştu.

Büyüme böyle güzel

Türkiye’nin yılın 2’nci çeyrekte 2.9 büyümesinin normal bir sonuç olduğunu belirten Boyner, şöyle devam etti: “Önümüzdeki dönemde makro istikrardan vazgeçilmemesi gerekiyor. Ciddi reformlar elde ettik. Finans sitemimiz sağlam. Şu anda en önemli öncelik sanayide dönüşümü gerçekleştirmek, reformları hallederek yapısal dönüşümü tamamlamalıyız. Rekabetin önündeki engellerin kalktığı yatırımcı dostu, şeffaf bir ortamın kurulması gerekiyor. Yüzde 4.5 - 5 oranında büyümeyi sürdürülebilir hel getirmemiz gerekiyor. Türkiye nasıl yüksek rakamlarla büyümeye alıştıysa bu seviyedeki rakamlara da alışmalı.”

Talep patlaması

Türkiye’nin geçirdiği son 10 yıllık süreci ele alan TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, “2008 krizinden sonra ortalama büyüme yüzde 3.5’e kadar düştüyse bile aşağı yukarı 9 sene içinde Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sı 4 katı artmış durumda. Yatırımlar arttı, bunun getirdiği talep patlamasıyla Türkiye karşı karşıya kaldı” dedi. Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı da daha önceden gıda ve tekstil gibi emek yoğun ürünlerin ihracatının fazla olduğunu ancak yaşanılan gelişim süreciyle günümüzde orta düzey teknolojileri kullanan sektörlerin ürünlerinin ağırlık kazandığını söyledi. Eczacıbaşı, makina sektörü, otomotiv sektörü gibi sektörlerde üretilen ürünlerin ağırlık kazanmasının olumlu ama yeterli olmayan bir gelişme olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Bu tarz ürünler fiyata duyarlı oluyorlar. Bizim de böyle bir ihracat yapımız var. Türkiye pazar avantajını ve coğrafi konumunu iyi kullandı. Artık katma değeri yüksek ürünlerin ihracatının söz konusu olması lazım. İleri teknolojilerle üretim yapamadığımız sürece fiyatı düşüren rakipler karşısında tutunamayız.”

Harvard mezunuyum ama işe alırken buna bakmıyorum

PANELDE Türkiye’de sürdürülebilir büyüme için teknolojinin etkin kullanımının büyük önemi olduğunu söyleyen Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv, ”Sadece 100 yıllık tarihimize bakarsak biz teknolojiyi hiç yakından takip etmemişiz. Elektronik devriminde, buhar devriminde bayağı bir geriden gelmişiz. Ama şimdi teknoloji açısından çok iyi bir noktadayız. İbrahim Tatlıses’in ’Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik’ lafı artık geçerli değil. Bence Türkiye’nin kalkınması demek; Türkiye ekonomisinin büyümesi demek, daha az devlet hantallığının, daha çok özel sektörün olduğu, rekabetçi, girişimciliğin inovasyonun çok yüksek, başarılı şirketlerin olduğu bir sistem demek. Ben Harvard mezunuyum ama inanın işe alırken insanların hangi okuldan mezun olduklarına artık hiç önem vermiyorum. Öğrenmeye hevesli mi, çalışkan mı, yenilikçi mi diye bakıyorum.”

Çin’e verdiğimiz ham mermeri işlenmiş olarak alıyoruz

FİBA Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin ise Türkiye’de Ar-Ge fonlarının hala gayri safi milli hasılanın binde 8’i oranında olduğunu anımsatarak bu rakamın en az yüzde 2’ye çıkması gerektiğini ifade etti. Özyeğin, teknoloji transferinde hükümetlerin politikalarının çok önemli olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Bizim teknolojiyi de geliştirmeden yapmamız gereken çok şey var, katma değer üretmek anlamında, bugün Çin’e yaptığımız ihracatın rakam olarak ilk dördü maalesef ham maden. Bunların başında da mermer geliyor. Yaklaşık 580 milyon dolarlık ham mermer ihraç ediyoruz. Biz şimdi ham mermeri yolluyoruz oraya boş giden konteynerlerle. Çünkü Çin’den gelen mal pahalı, ithalatımız 18 milyar dolar, ihracatımız 3,5 milyar dolar. Çin alıyor bu mermeri kesiyor biçiyor bize ya da başka ülkelere ihraç ediyor.”

Dinçer: Carrefour yılbaşına kadar bitecek

CARREFOUR’un Türkiye’den çıkacağı söylentileri ile ilgili konuşan Sabancı Holding Perakende Grubu Başkanı Haluk Dinçer, Fransız ortaklar ile görüşmelerin devam ettiğini belirterek, şunları söyledi: “Ortaklarımızla görüşmeler yoğunlaşarak ilerliyor. Yılbaşına kadar bu işin tamamen bitmiş ve sonuca bağlanmış olmasını istiyoruz. Perakende de ısrarcıyız. Carrefour konusunda şartlar uygun olduğu takdirde satın da alınabilir ama henüz hiçbir şey belli değil. Migros’u satın alacağımızla ilgili söylentilerle ilgili ise bir şey demek istemiyorum. Ortada hiçbir şey yok. Teknosa, yılın 6 ayında 1 milyar doları aşkın ciro yaptı. Teknoloji perakendesinde kârlılıklar giderek düşüyor ama bu kadar sürelik bir şirkete göre işler çok iyi ilerliyor.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle