Dışarda bağıra bağıra ‘Türküz’ demiyoruz

Güncelleme Tarihi:

Dışarda bağıra bağıra ‘Türküz’ demiyoruz
Oluşturulma Tarihi: Şubat 08, 2001 00:00


Mavi Jeans "Türkiye'den markalı olarak 28 milyon dolar ihracat yapan tek kurum" ve "Dünya markası olma yolunda da önemli adımlar atıyor". Türkiye'de de yaptığı reklamlarda "çok olduğunu" söyleyip, milliyetçi motifler kullanıp bizi bu konuda ikna etmeye çalışıyor.
Haberin Devamı

Mavi Jeans Genel Müdürü Nurettin Kantarelli ile Mavi Jeans'in gerçeklerini ve Mavi Jeans'in pazarlama sırlarını enine boyuna görüştük. (Şirketin adı aslında Mavi Giyim niye Mavi Jeans'i kullandığımı röportajı okuduğunuzda anlayacaksınız) Kanterelli 1981 Boğaziçi Üniversitesi mezunu.

Tekel, Altınyılız, Nasaş, Essex Metals Ltd ve Ascott A.Ş'de çalıştıktan sonra 1994'de Mavi Jeans'da profesyonel yönetici olarak çalışmaya başlamış. Öncelikle "Mavi"nin bir aile şirketi olduğunu ama profesyonelce yönetildiğini söylüyor.

"Mavi Jeans"i başta Sait, Elif, Ersin Akarlılar ve kendisi olmak üzere bir ekibin yönettiğini, kendisinin bu ekibin sözcüsü olduğunu belirtiyor. Mavi Jeans'in Genel Müdürü Kantarelli: Yurt dışında Türk olduğumuzu bağıra bağıra söylemiyoruz! Bu alıntılar aralara serpitirilebilir. Amerika'da "Ben anneannemin kot markasını giymem diyen gençler"pazarından önemli pay alıyoruz.

Türkiye'de 28 Milyon dolar kendi markası MAVİ ile ihracat yapan tek biziz Bir zamanlar övündüğümüz işçilik gideri maliyet avantajını kaybettik. Devlet gölge etmesin başka birşey istemiyoruz. "Akdeniz'in moda yaratan ülkesi imajını yaymalıyız"

Niye Mavi?

1991'de konmuş bu isim. Keşke arkasında ilginç bir öykü olsaydı bizde o öyküyü devamlı çevreye pompalasaydık. Böyle bir mitimiz yok. O zamanlar düşünülen onlarca marka arasından en sempatik gelen mavi jeans olmuş. Bence konulan isim inanılmaz bir zeka ürünü. Çünkü o dönemde kot üretenler özentiyle birtakım batıya öykünen isimler, Amerikan, İtalyan isimleri uydurmuşlar. Bazıları Türkçeden bozma isimler koymuşlar. Bazıları unutulup gitmiş, bazıları hala devam ediyorlar.

Biz şimdi geriye dönüp bir değerlendirme yaptığımızda kökeni Amerikan olan bir ürüne Türkçe bir isim koymanın başlıbaşına bir meydan okuma olduğunu düşünüyorum.

Amerikalılar nasıl okuyorlar Mavi'yi?

Meyvi diye okunuyor.

Türkçe bir isim olmanın zorlukları oluyor mu?

Örnek vereyim Coors birasının üzerindeki ingilizce "yavaşça açın" ifadesi İspanyolca'da "ishal yapabilir" anlamına gelir.

Şu anda 70 kadar ülkede markamızı tescil edebilmek için çalışmalarımız var. Bunların 40'ında tescili tamamladık. İspanya ve Portekiz de bir sorunumuz var İspanya'da1960'larda kurulan bir şirketin de adı Mavi. Galiba Mavi'nin İspanyolca bir anlamı var. Size şimdi ABD'den üç tane marka sayacağım: Replay, Diesel, Bigstar. Bu markaların üçü de 100 doların üzerinde satılıyor.

Bigstar Fransız, diğerleri İtalyan. Ama üçü de ingilizce isim seçmişler. Bunlar karşısında rekabet ederken Türkçe marka sizce dezavantaj olmuyor mu?

Hayır. Ama biz Amerika'da olsun yurtdışında diğer pazarlarda olsun Türk olduğumuzu bağıra bağıra söylemiyoruz. Bunu yapmanın getireceği bir fayda yok bugün için.

Niçin?

Çünkü günümüzde geçerli olan şey global olmak. Markaların kökenleri önemli değil. Dünya vatandaşı olmak önemli.Bigstar aslında İsviçre'dir. bugün sokaktaki herhangi bir insana sorsanız kimse bilmez. Amerikalı olduğunu düşünür. Hatta Replay'in İtalyan olduğunu çok az insan bilir. Diesel de, Repaly de İtalyan olduğunu ön plana çıkarmıyor.

Kaç dolardan satıyorsunuz Amerika'da?

50 -55 dolar arasında satılıyor ama 80 dolara da var. Standart 5 cepli pantolonlardan konuşuyoruz. Bu pantolonun eşdeğeri dünyaca ünlü rakiplerimizde 30 doların altındadır. Niş marketing yapıp, daha fazla fiyata satıyoruz. Amerikalının beden yapısına uygun modeleri araştırmanın, bulmanın ve sunmanın gücünden yararlanıyoruz.

Türkiye'deki gibi...diğerleri gibi belli Amerikan modellerini Türkiye pazarına değiştirmeden sunmuyoruz.

Peki Mavi'yi ne markası diye alıyorlar?

Biz Türk malı olduğunu saklamıyoruz ama bağıra bağıra da söylemiyoruz. Yurt dışına marka pazarlarken Türkiye olarak avantajlarımız yok mu? Stratejik batı pazarının bir tanesi hemen yanı başındayız. Çünkü giyim kuşam konusunda Avrupa' yakın olmak büyük avantaj. Makina parkı, bilgi birikimi açısından kat kat üstünüz. Ama bir zamanlar öğündüğümüz bir taraftan yerindiğimiz düşük işçilik devri bitti. İşçilik giderlerimiz yüksek artık. Maliyet avantajımızı kaybettik.

Tekstil sektöründe değil mi?

Evet. Tekstil açısından konuşuyorum. Çünkü bugün Çin'de güneyde işçilik ücreti her türlü ek giderleri dahil olmak üzere ayda 100 doların altında. Bu kuzeye doğru giderseniz 50 dolara düşüyor. Ancak Çin çok uzak. Bizim gücümüz burada.

Biz skilled craftmanship yani ustalık açısından, işi iyi bilme, detaylarına hakim olabilme ve bununla ilgili süreçleri geliştirmiş olma anlamında biz çok çok öndeyiz. Tabiiki bu kapatılmayacak bir mesafe değil ama biz "Türkiye bir konfeksiyoncu ülkesidir" imajını üzerine devlet ve kurumlar olarak tanıtım atağıyla benimsetmeliyiz..

Nokia'nın arkasında, onun önünü açan Finlandiya Devleti var. Sizin böyle bir isteğiniz var mı Türkiye'yi yönetenlerden?

Gölge etmesinler başka şey istemiyoruz. Çünkü günümüz dünya ticaretinde artık teşvikler yanlış silahlar olarak kabul ediliyor ve bunları uygulayan ülkelere değişik başka yaptırımlar gelebiliyor. Bizim için en ciddi sorun karşı taraftan konan kotalar dolayısıyla önümüzün tıkanması. Devlet olmadık bir takım teşvikler verirse yarın bir gün rekabet ortamı tam olarak yaşandığında rekabet ortamı doğduğunda sizin onlarla baş edebilme şansınız hiç kalmaz.. Devlet İhracatta olağanüstü zorluklar, saçma sapan bürokratik engeller çıkarıyor. Türk malının değişik ülkelerde kötü imajı olduğu da bir gerçek. Bunu düzeltmek için birşeyler yapmak şart. Japonların da bir zamanlar öyleydi. Benim çocukluğumda japon malı dendiği zaman ucuz, çabuk bozulan garantisi olmayan sorunlu ürünler akla gelirdi.

Japon arabası dendiğinde parçası pahalı olan tamiri güç olan arabalar akla gelirdi. Bugün Sony'ye, JVC'ye, Pioneer'e kimsenin dünyanın kötü markaları diyecek hali kalmadı. Bunda da Japonya'yı yönetenlerin payı büyük. Biz de Türkiye'yi konfeksiyoncu ülke haline getirebiliriz. Bu konuda poltikalarımız olmalı. Bugün bir Amerikalı için "Tayvan Malı", "Filipin Malı", "Hong Kong Malı" nın yanında "Türk malı " da "onlardan biri" değil mi? "Onlardan biri" olarak satılmak Mavi'yi dünya markası yapıyor mu? Bir şeyi karıştırmamak lazım. "Filipin Malı" diyorsunuz ama bir Filipin markası aklınıza geliyor mu? Üretim ayrı marka ayrı bir şey.

Bugün büyük dünya markalarına bakacak olursak ne görürüz? Amerikan markasıdır ama üretimi Filipinler'dedir, Çin'dedir, Türkiye'dedir, Malezya'dadır. Global marka olarak ürünü en ucuz maliyetle üretmek zorunda ki, karını en yüksekleyebilsin. Biz de kendimizi öyle görüyoruz.

Türkiye'nin kötü olan ülke imajı bizim dünya markası yaratma çabalarımızı engelliyor mu?

Kesinlikle engelliyor. Sadece konfeksiyon için değil herhangi bir ürün için de. Türkiye eşittir kalite değil yani. Değil. Oysa biz bir Akdeniz ülkesiyiz .Bugun ayakkabı piyasasında İspanyollar ve Portekizliler İtalyanların yerini yavaş yavaş almaya başlıyorlar.

Biz de Akdenizliyiz. Akdenizli olduğumuzu daha fazla vurgulayarak, "Türkiye'nin bu bölgenin moda yaratan ülkelerinden biri olduğunu" şirketler ve devlet desteğiyle ortaya koymalıyız.Çaba sarfedersek bir yıl sonra değil ama on yıl sonra veya yirmi yıl sonra biz bunu başarırız. O zaman Türk ürünleri herhangi bir engelle karşılaşmazlar.

Bir Amerikalı niye satın alsın Mavi Jeans'i?

Yenilik.

Reklam kampanyası yapıyor musunuz orada?

Yapmıyoruz. Amerika'daki çalışmalarımız halkla ilişkiler faaliyetlerine yönelik çalışmalar. Bir Halkla ilişkiler ajansı ile çalışıyoruz. Ağırlıklı olarak markayı bilinç altına yerleştirme çalışmalarımız var.

Niye?Reklam yapmadığınıza göre sadece gazete-dergi haberleri ve rafda görülerek mi marka oldunuz?

ABD'de malın sunum mekanizması çok gelişmiş durumda. Amerika, Kanada, Avrupa'da 2700 'e yakın satış noktasında varız. Amerika'da 1700 satış noktasındayız. ABD 'de pazarlamaya ait her şey kontrolünüz altında mı? Yani dağıtım ,fiyat, iletişim, ürün..

Yoksa göbekten bir yere bağlı mısınız?

Göbekten bir yere bağlı değiliz ama orada büyük dağıtıcılar kanalıyla çalışıyoruz. Böyle çalışmasaydık o kadar yaygın bir ağa erişemezdik. Satış noktasına siz karar vermiyorsunuz dolayısıyla dağıtıcı karar veriyor. O eskidendi. Bu kadar büyüdükten sonra artık biz de karar veriyoruz. Ucuz zincir mağazalarda asla satılmasına izin vermiyoruz. JC Penney'de, Sears'da satılmasını istiyoruz.Avrupa'da da Amerika'da da Meksika'dan, Pakistan'dan, Hindistan'dan, Çin'den gelen ürünlere yem olmamak için, kar edebilmek için orta ve üst sınıfa hitap edecek bir seviye istedik. Düşük fiyat aralığına bize sokacak işlere girmedik. Eğer böyle yapmasaydık asla marka olamazdık.

Amerika'daki insanlara şu anda bildiğiniz üç kot markası söyleyin deseler üçü arasında Mavi'yi sayarlar mı? Saymazlar.Neden saymazlar?

Bugün dünya devi Levi's'ın yıllık cirosu 7 milyardan 5 milyara düşmüş olsa da, dolar bazında 5 milyar dolardan söz ediyoruz. Bizim rakamlarımız bu kadar büyük değil. Üçüncü ya da beşinci sırada olduğumuzu iddia edecek değilim ama gençler arasında, ben anneannemin hatta büyükannemin markasını giymem kullanmam diyenler pazarında önemli yerimiz var.

Diğer markalardan Türklüğünüzle ayrılmadığınıza göre neyinizle ayrılıyorsunuz?

Modellerimizle. Biz onlara başkalarının sunamadığı bir şeyi, Molly modelimizi verdik. Bir pazar araştırması sonucunda ortaya çıkan bu model büyük bir başarıdır. Benim söylediğim gibi bir araştırma olsa kaçıncı çıkarsınız. Kanada da Fashion Dergisi "Top 10 Brand" arasında Mavi'yi sayabiliyor. Kanada da çok güçlüyüz. Kanada pazarı daha küçük bu nedenle etkinliğimiz fazla. Ancak sadece Kanada'ya hitap eden bir ürünle daha sonra Amerika'da başarılı olmak çok zor.

Amerikada başarılı olan bir markanın her yerde başarılı olacağını mı söylemek istiyorsunuz?

Kesinlikle. En doğru ifade bu. Amerika'da başarılı olan bir marka zaten kolaylıkla Rusya'da da satar. Türkiye'nin imajı Amerika'da Avrupa'dan daha iyi .Bu nedenle mi Türk mallarının Amerika'da daha fazla şansı var. Doğru ama ABD'de çağdaş pazarlamanın ilkelerini uygulamak daha kolay. Avrupa biraz daha farklı. Özellikle geri kalmış Doğu Avrupa'da fiyat hakim. Diğer olaylar kenarda kalıyor. İngiltere bambaşka bir yer. Fransa'yla Almanya'ya da farklı. Biz bu üç pazarı birbirinden çok farklı görüyoruz. Beğenileri birbirinden çok farklı pazarlar.

Beğeni farklarını görmek için ne yapıyorsunuz?

Vücut ölçüsü araştırması gibi araştırmalar çok önemli. Türkiyedeki başarımızın sırrı da bu zaten.

Türk insanının kotta aradığı özelliklerle Alman, İngiliz, Fransız, Amerikalı arasında belirgin ne farklar var?

Bizde daha dar şeyler tercih ediliyor ama giderek beğeniler de değişiyor.

Niye acaba kalçalarımızı göstermek istiyoruz? Türk Halkı daha mı seksi görünmek istiyor ki?

Öyle bir şey olduğunu zannetmiyorum, ama bazı alışkanlıklar zor değişiyor. Çok eskiden beri blue jean dar giyilen birşeydi. Hala sanki öyle bir şey devam ediyor. Zaman zaman paçaları İspanyol paça diye tabir edilen bir tür de moda oluyor, sonra bir kayboluyor, yeniden çıkıyor.

İngiliz, Alman, Fransız vücutları farklı mı?

Almanlar genelde daha bol giyiyorlar bir de tabi adamlar daha iri yapılılar. Biz biraz daha ufak tefeğiz. Bizdeki bedenlerle oradaki bedenler birbirini tutmuyor. Bir Fransa'ya gitiğiniz zaman Fransa'da blue jean dediğiniz zaman blue jeanin nerdeyse ütülü olması gerekiyor. Üç pazara da farklı ürünler geliştirmek lazım. Global düşünüp yerel davranmak lazım. Coco-cola artık yerel düşünüp yerel davranıyorum diyor ama.. Biz Coca - Cola ile aşık atamayız. O Marketing'in kitabını yazıyor.

Gelir gelmez kotuma dikkat ettiniz. Sürekli insanların markasını, daha doğrusu arkasını kontrol eden, birisi yanlış anlayabilir diye düşünüyorum. Gözlerimiz istemeden insanların arkasına kayar.

Kotun ne marka olduğunu cebin kenarındaki bir flap ya da bir metal parçacığından yakalarız. Bazen de kumaşından anlarız. O kumaşları bizden başka kimsenin kullanmadığını biliyoruz. Özellikle Türkiye de biz bu konuda çok ilerdeyiz bizim kullandığımız bazı özel dikiş şekillerini kumaşları bizden başka kimse yapamaz.

Kalite her zaman marka olmanın gereği değil diyorlar ne diyorsunuz?

Ben öyle düşünmüyorum. Günümüzde tüketicinin minimum standartı var. Bu minimum standardı herkes yakalamak zorunda. Herkesin ürünü iyi olmak zorunda.

Biz gençliğimizde Levi's'ı rüyamızda görürdük.. Şimdiki gençler ne görüyorlar?

Şimdiki gençler rüyalarında artık hiçbir marka görmüyorlar.Bizim neslimizle bunlar arasında çok fark var. Ben bunu bizzat kendi çocuklarımda görüyorum. Çok kayganlar. 2 yıl önce Tommy Hillfinger benim kızım için çok önemli bir markaydı ama şimdi hiçbir önemi yok. Yeni gençlik herşeyi çok çabuk tüketiyor.Fast food kavramı belki de günümüzü betimleyen bir kavram fast tüketim yapılıyor. Onun için çok çabuk Mavi Jeans kendini ancak global bir marka olmak suretiyle koruyabilir. Çocuklarınız Mavi Jeans'ı nasıl görüyorlar. İki çocuğunuz var. Kaç yaşlarındalar. Oğlum 17, kızım biraz daha küçük.

Mavi Jeans'den başka bir şey giyiyorlar demeyin. Oğlum giymez ama kızım öyle değil. Kızım günün modasını daha iyi takip ediyor. Yabancı markalara karşı tutkunluğu var. Pantalonda Mavi'den başka bir şey giymez. Çok inandırıcı değil. Pantolonda giymez. Babasına saygısından değil herhalde. Hayır ondan değil. Mavi olarak ona o kadar çok seçenek sunuyoruz ki. Ancak ona Mavi Jeans kazak falan giydiremiyorum. Baskı yaptığım konu bizim "ne kadar güzel kazağımız var mantomuz var, yeleğimiz var" demek. O takmış DKNY'ye. Kızınız haklı sizde ne markası olduğunuza karar verin. Kot mu, konfeksiyon mu? Başlangıçta Mavi Jeans, jean markasıydı.

Ama bugün Mavi Jeans jean markası olmayı artık aşıyor. Mavi bir rahat giyim markası artık. İçerisinde ayakkabıdan kemere 350 değişik ürün söz konusu. Şapka var, mont, yelek, kaban, etek, çorap, boxer şort, atlet, fanila, kaşkol eskiden ürün yelpazemizin %80'ni pantolon oluşturuyordu. Şimdi pantolon ağırlığı%40'a kadar geriledi. Türkiye'de böyle. Amerika'da, Kanada'da ve Almanya'da hala %95 oranında pantolon satıyoruz. Çünkü orada kendi üretimimizi satıyoruz. Ama koşullar değişiyor artık. Yurt dışında da başka ürünler satacağız. Bir markanın özünden ayrıldığında başarısızlığa uğradığı çok örnek var.

Acaba siz de bu kadar genişlemekle hata mı yapıyoruz?

Siz bir kot uzmanısınız. Bu sorusunun yanıtını insanlar sonsuza kadar kot mu giyecekler sorusuyla birlikte düşünmek lazım. Kotun modası geçmez. Ama markalar kendilerini değişime uydurmalılar.Spor giyim yaygınlaşıyor. Her markanın tarih içinde bir yolculuğu vardır. Bizim de olacak elbette. Mavi 3-5 sene içinde daha fazla spor giyim markası olacak. Mavi jeans daha fazla spor giyim markası olacak. Zifft ve Zapp alt marka gibi görünen iki yeni ürününüz.

Daha önce de Grevy'i çıkarmıştınız. 501, 404, 173 gibi rakamları kullanmak yerine alt marka lansmanı yapmak yanlış değil mi?

Cephaneyi bölüyorsunuz. Yenilik yapmak zorundayız. Her çıkardığımız ürünü de iyi satıyoruz. Yalnız Zapp'ta küçük bir sorunumuz oldu. İçinde Zapp ifadesi geçen başla bir tescilli marka varmış. Şimdi ürün isminde küçük bir değişiklik yapacağız.

Bu da hata değil mi?

Herşey değişecek.. Her şeye dikkat etseniz de iş hayatında oluyor böyle şeyler. Dikkatli olmak lazım. Biz her sorunu çözeriz. Bu da sorun değil. Yaptığınız reklam kampanyalarında Türk insanının gururunu okşuyorsunuz. Bunu Amerikalılar yıllarca yapmışlar. En ünlü Amerikan markalarına bakın logolarında Amerikan bayrağı göreceksiniz. Hakikaten Amerikalı rakipleriniz "çok olduğunuzu" mu düşünüyorlar.

Amerikalı veya yabancı rakiplerin rahatsız oldukları da bir gerçek. Yani piyasaya böyle bir üretici gücü olan olan bir kurumun girmesi ve kısa zamanda çabuk büyüme göstermesi onları rahatsız ediyor. Eder diye düşünüyorsunuz yani..

Bu konuda araştırmalarınız mı var?

Kulağımıza geliyor. Bloomingsdale zincir mağazalarının sahibinin kızının,babasına "Mavi de Mavi" diye tutturduğu da mı kulağınıza geldi.

İki kişi arasındaki konuşmayı kim duymuş?

Amerikadaki arkadaşlarımız. Türk insanı Kara Murat Bizanslıları kılıçtan geçirip kaleye bayrak diktiğinde hüngür hüngür ağlayan bir halk. Siz bu tür haberlerle insanların duygularını okşuyorsunuz. Milliyetçi duyguları kışkırtıyorsunuz.

Bir Mc Donalds'ın, hatta Coca - cola'nın,Pepsi'nin Amerikan kimliğinden uzak olduğunu söyleyebilirmiyiz?

Son derece Amerikandır bunlar.

"Çok oluyoruz" da böyle bir iletişim tasarımı değil mi?

Bu bir araştırmadan mı kaynaklanıyor yoksa şirketin bir partiye yakınlığı mı var? Irkçılıktan uzak durabilmek için bu konuda yapılan bütün yaklaşımları elimizle bir kenara ittik. Konsepti reklam ajansı yarattı. Bu onun başarısıdır. Biz kendimizi onlara anlattık. Onlar da bilgi topladılar ve çok iyi işler yaptığımızı gördüler. Türk insanının bunları anlamasını sağladılar. Biz doğruyu anlattık. O ünlü markalarla aynı yerden kumaş alıyoruz.

Fabrikalarımız arasındaki mesafe birkaç kilometre, kullanılan malzeme parlak değil, o halde nasıl oluyor da biz yüze satarken onlar bizden daha pahalı satıyorlar?

İşte ilk filmimizde artık satamadıklarını anlattık ve gurur kaynağı olduk. İddianız bu.

Türk halkı sizin bir dünya markası olduğunuz inanıyor mu sizce?

Türk halkı batı hayranı ve siz de aslında Türk halkını "bir Türk dünyaya bedeldir" yaklaşımıyla ikna etmeye çalışıyorsunuz. Mavi'yi kuranlar daha başta Mavi ismini koyarken amaçlarını belli etmişler. Size Türklerin bizi diğer markalarla kefeye koymadığını söyleyebilirim. Yaptığımız araştırmalar bizi hiçbir kategoriye sokamadıklarını görüyoruz. Mesaj anlaşılmış demek ki. Doğum aşamasında Clinton'un kızına da Mavi giydirmek çok iyi fikirdi.

Kutlamak gerek, oyunu kurallarına göre oynuyorsunuz.Dünyadaki iletişiminizde ise Türk olduğunuzu öne çıkarmıyorsunuz. Bu çelişki değil mi?

Çelişki yok biz globalleşen bir markayız. Sürekli yurt dışından bizi tebrik eden mesajlar geliyor. Bizi yurt dışında görenler "siz yurt dışında görünce şoke oldum" diyorlar. Türkiye'de Clinton'ın kızı Chelsea'nin Mavi Jeans giydiği haberleri çıktı.

Niye böyle bir haberi pompaladınız? Amerikan başkanının kızının giymesi Türk milliyetini etkiledi mi?

Evet..

Chelsa'ya para mı verdiniz yoksa gerçekten Mavi mi almıştı?

Bu olayı biz yaratmadık Bu Chelseanin tercihiydi. Mavi Jeans bugün ABD'de özellikle gençler arasında popülerdir. Ya Bush'un kızı da Türkiye'ye gelip başka bir marka alırsa.. Alsın.Chelsea'ya Mavi giydirmeyi asla biz düşünmedik hiç kimse düşünmedi ,tamamen kendi kendine gelişmiş bir olay. Chelsea durup dururken "Baba ben bir Türk kotu alıp da geleyim mi" dedi yani.. Hayır. Hiç ilgisi yok. Mavi, özellikle ABD'de üniversite gençlerinin arasında popüler bir marka. O da biliyor.

Türk başbakanının kızının Levi's giymesi Amerikalıları nasıl etkiler sizce?

Bu Amerikalıları fazla etkilemez. ABD'de de beyaz dizilerde oynayan falanca güzel kızın erkek arkadaşıyla çıktığında giydiği pantolonun Mavi olduğunu söylemesi bir sürü insanı etkiliyor.

Yurt dışında daha fazla kadınlar mı tercih ediyor sizi?

Türkiye'de ise erkek bir imajınız var. Daha çok erkek ürünleri mi satıyorsunuz? Bizim ürünümüz unisex. Mavi jeans'in tüketicisine bakıldığında erkeğin kadınlara oranla biraz daha fazla olduğu görülüyor. Bu oran geçmişte bakıldığında üstteydi ancak biz son üç senedir kadın kolleksiyonuna ağırlık verdik. Yenilemeye çalıştık, değişiklikler yaptık ve çok olumlu tepkiler aldık.

Her sene kadın kolleksiyonu ile ilgili talepler daha artıyor satış hedefleri çok büyüyor. 1-2 yıl içerisinde dengelenmiş olur. Şu anda erkek fazla ama.. Bir miktar, çok fazla değil eskisi gibi eskiden bayağı yukarıdaydı.

Yurt dışında yaptığınız iletişimde kadın dergileri kullanıyorsunuz. Kadın imajı daha fazla iken Türkiye de böyle bir iletişim yok. Daha erkek bir iletişim seziyorum. Milliyetçi karakterleri ve Yılmaz'ı kullanıyorsunuz?

Cem Yılmaz'a bayanların ilgisi daha fazla olabilir yani tartışılabilir. Bence artık güzel bir bayan kolleksiyonumuz var ama herkese duyuramamış olabiliriz.. Peki "Yalan söylüyorsunuz. Siz dünya markası değilsiniz" diye mesajlar gelmiyor mu? Gelmiyor.

Bizde zaten hiç bir zaman biz dünya markası olmayı başardık demektik. Basında da tarayabilirsiniz asla böyle bir şey olmadı. Ama dünya markası olma yolunda ilerliyoruz diyoruz. Çünkü yaptığımızın okyanusta bir damla olduğunun biz de bilicindeyiz. Ama stratejiniz Türkiye'de çalışıyor, bunu kabul edelim. 28 milyon dolarlık kendi markası ile ihracat yapan bir kurum gösteremezsiniz herhangi bir sektörde.

Önünüzü daha da açsalar Türkiye'nin imajına markanızın katkısı olabilir mi?

Hep diyoruz ya Türkiye'nin imajı markaları engelliyor diye... Evet, Bilinçalında evet.

Üretiminizin% 60'ını da yabancı ünlü markalara fason üretim değil mi?

Calvin Clein, Mustang,GAP,HIS,Rifle,Chevignon gibi ünlü markalara fason üretim yapıyoruz.. Çünkü hala bize fason talepleri çok yoğun. Ama Mavi kapatsitemizin çoğunu almaya başladı. Size üç tane bir rakam vereyim. 98'de bizim grubumuzun toplam ihracatı 33 milyon dolar. Bunun 11 milyon doları Mavi jean markalı ürünler 99'da bu rakam 44 milyon doları buldu.

Bunun 18 milyon doları mavi jeans markalı ürünlerdir. 2000 yılındaki ihracat rakamı 65 milyon dolar mavi markalı ürünler 28 milyon dolar. Bu gidişatı gördüğünüzde önümüzdeki bizim ister istemez diğer ürünlere fren vermemiz azaltmamız gerekeceği gibi bir durum ortaya çıkıyor. Çünkü sonuçta sınırlı kapasite var.

Mavi'nin marka değeri ne kadar sizce?

Bir tahmin yapamıyacağım. Bir rakam vermek doğru olmaz.

Borsaya açılmayı düşünüyor musunuz?

Düşünüyoruz. Belki Amerika'daki şirketin borsaya açılması bizden önce olabilir. Halka açılmak için halka açılmanın da gereği olmadığını düşünüyoruz, niye halka açılalım ki? Kazancıma niye başkalarını ortak ediyim ki..Stratejik ortaklık da bir model olabilir. Gelelim yeni ekonomi sorununa. İnsanların intenetten kot pantolon giyim eşyası almak bu konuda bilgi toplamak gibi bir arayışları var mı? Bilgi arama çabaları var ama alışveriş çabaları o kadar fazla değil kanısındayım. Yurtdışında özellikle böyle.

Amerika' da, İngiltere' de ciddi şekilde işten çıkarmalar var yeni ekonomi şirketlerinde. Hiçkimse aradığını bulmuş değil. Hele bizim sektörde daha da tartışmalı. Çünkü bizim tüketicimiz kumaşı ellemek istiyor. Tuşesine bakmak sitiyor. Dokunmak, hissetmek istiyor. İnternet üzerinden sadece model gösterip fiyat duyurabilirsiniz. Levi's İnternet üzerinden birebir pazarlama yapıyormuş. Ölçünü, isteğini söylüyormuşşsun, bir haftada istediğin kot postadan geliyormuş.. Fransa'da ABD'de belli yerlere otomatlar koyduklarını biliyorum. Ama sınırlı ihtiyaçları karşılıyorlardı. Çok başarılı olamadılar.

Örneğin internetten bir tüketici mesaj gönderse, mor kot istiyorum, yarısı düğmeli, yarısı fermuarlı, kenarlarında da püskülleri olacak dese yapamaz mısınız?

Talebe bağlı.

Ne oldu koşulsuz müşteri mutluluğuna?

Henry Ford'un sözünü unutmayın "İstediğiniz rengi seçebilirsiniz, siyah olmak kaydıyla.." .Tüketici tatmini anlayışı nerelerden nerelere geldi. Onlarda olacak. Dünya markası olma yolunda size başarılar diliyorum.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!