Belirsizlik çok, dikkatli gitmek şart

Güncelleme Tarihi:

Belirsizlik  çok, dikkatli gitmek şart
Oluşturulma Tarihi: Nisan 22, 2013 00:00

Washington’dan global ekonomiye dair karamsar bir tabloyla dönen Başbakan Yardımcısı Babacan, ‘Koca koca ekonomilerin nasıl yönetildiğini yerinde müşahade edince insan biraz kaygılanıyor. 2013 belirsizliklerin olacağı bir yıl olacak. Türkiye’nin çok çok dikkatli gitmesi gerekiyor” yorumunu yaptı.

Haberin Devamı

BAŞBAKAN Yardımcısı Ali Babacan, IMF ve Dünya Bankası toplantıları için gittiği Washington’dan global ekonomiye dair karamsar bir tabloyla geri döndü. ‘2013 yılı belirsizliklerin çok olacağı bir yıl olacak’ diyen Babacan, Türkiye’nin çok çok dikkatli gitmesi gerektiğini belirtti. Özellikle büyük ekonomilerle ilgili bir miktar yönsüzlüğün olduğunu kaydeden Babacan, “Daha önceki toplantılarda verilen kararların, ortak duruşların dahi bu toplantılarda biraz gevşediğini gördüm. Bu da bir miktar kaygı verici bizim için” dedi. Washington temasları sonunda Türk gazetecilerle biraraya gelen Babacan şunları söyledi:

SÖZLERİNDEN CAYIYORLAR

“Önümüzdeki dönemde Türkiye olarak çok çok dikkatli gitmemiz, farklı senaryolara hazır olmamız gerekecek. Her ne kadar dünya ekonomisinde birden bire olağanüstü çöküş ihtimali azaldıysa da orta ve uzun vade için krizden nasıl çıkılacağıyla ilgili henüz somut, elle tutulur sonuç yok. Diğer ülkelerde görülen ‘Şartlar değişti, sözümden cayıyorum’ gibi ekonomi yönetimine biz alışık değiliz. Bakıyoruz bizim bankalarımız o kadar iştahlı ki kredi vermeye, biz bazen ‘çok hızlı gidiyorsunuz’ deyip yavaşlatıcı bazı tedbirler alıyoruz. Türkiye’deki ortam ve sonuçlar da bu nedenle çok şükür çok çok farklı. Durum böyle. Belki biraz karamsar bir tablo çizdim ama o koca koca ekonomilerin nasıl yönetildiğini yerinde müşahade edince de, biraz kaygılanıyor insan.”
“Dünya Bankası Türkiye’nin farklı alanlarda yaptığı reformları kitaplaştıracak ki, başka ülkeler onlardan istifade edebilsin” yorumunu da yapan, Babacan, Türkiye ile olan ilikşilerinden çok memnun olduklarını yineledi. Babacan, “Tabiri caizse Dünya Bankası ve IMF bizi yere göğe sığdıramıyorlar. Türkiye denilince gözlerinin içi gülüyor. İlişkiler çok çok farklı bir noktaya geldi” dedi.

Haberin Devamı

RESMİN DIŞINDA DEĞİLİZ

Babacan, Amerikan Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Beyaz Saray’dan bir heyetin topluca görüşmek istediğini belirterek şunları söyledi: “AB ile serbest ticaret anlaymasına ilişkin görüşmelerin uzun süreceğini söylüyorlar. Gümrük Birliği (AB ile) nedeniyle bize özel bir durum olduğunu, Türkiye’nin resmin dışında kalmaması gerektiğini ifade ettik. Türkiye’nin de bu resmin parçası olması gerektiğine yönelik farkındalığın bu kadar erken aşamada, daha onlar müzakereye başlamadan oluşması çok güzel.”

Haberin Devamı

Suriye ve İsrail’in ekonomik etkisi yok

* ALİ Babacan, toplantıda Türkiye’deki gündeme ilişkin soruları da yanıtladı. Türkiye’nin Suriye ile ilgili daha en başında uluslararası hukukun dışında ve tek taraflı bir şey yapmama kararı aldığını belirten Babacan, “Bu iki kuralı koyduğumuz içindir ki, bugüne kadar ekonomimiz üzerindeki etkisi hiç denecek kadar az. 200 bin kadar Suriyeli kamplarda, onların masraflarını karşılıyoruz. 100 bin kadar Suriyeli de farklı şehirlerde. Ama bizim bütçemiz bu sene 404 milyar TL. Dolara çevirin 220 milyar dolarlık bir bütçemiz var. Dolayısıyla bu kadar büyük bir bütçe içinde konuk ettiğimiz o Suriyeliler bizi çok etkileyen bir şey değil.” İsrail ile ilişklerin mesafeli olduğu dönemde de ekonomiye olumsuz bir etkisi olmadığını söyleyen Babacan, “İlişkilerin daha iyiye gitmesinin de ekonomi üzerindeki etkisinin sınırlı olacağını düşünüyorum” dedi.

Haberin Devamı

Euro olgunlaşırsa üye olabiliriz
 
* BAŞBAKAN Yardımcısı Ali Babacan, Euro Bölgesi’nde henüz kuralların tam oturmadığını belirterek, “Euro Bölgesi, ancak düzgün kurallar ve uygun yaptırım mekanizmalarıyla işlevsel olur, öteki türlü her zaman kaytarma sorunu yaşanır. Bunun yanında adaletli bir sisteme sahip olmak da çok önemli. Eğer daha tamamlanmış ve olgun bir Euro Bölgesi olursa, belki gelecekte bir gün katılmak isteyebiliriz” dedi.

Modele Türkçe bir isim koysam siz ne teşvik verirsiniz

* YERLİ otomobili arzu ettiklerini söyleyen Babacan, “Ama bunun mutlaka özel sektörümüz tarafından sahiplenilmesi lazım. Biz ne yapabiliriz? Zaten bir teşvik programımız var. Gerçekten düzgün bir proje geldiğinde o konuda daha özel bir teşvik de uygulayabiliriz. Ama mesela geçenlerde Türkiye’de zaten uluslararası bir marka adına üretim yapan birisi geldi, “Mevcut modellerimden birinin ismini Türkçe yapsam, bana ne teşvik verirsiniz” diye sordu. Ben de, “Hiç uğraşma, kesinlikle böyle istemiyoruz. Biz gerçek Türk markası istiyoruz” dedim” yorumunu yaptı.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!