Türkiye Maliye’yi kurtarmak için istemeden çevreci oldu

Güncelleme Tarihi:

Türkiye Maliye’yi kurtarmak için istemeden çevreci oldu
Oluşturulma Tarihi: Nisan 27, 2010 00:00

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın pazar günü Washington’da sona eren bahar toplantıları sırasında konu bir ara fosil yakıtlarının sübvansiyonu meselesine gelir.

Ekonomilerin ekolojiye uygunluğunun tartışıldığı sırada, ülkelerin akaryakıt fiyatlarını sübvanse etmesine nasıl son verilebileceği tartışılmaktadır. Toplantılarda Türkiye’yi temsil eden heyettekilerden Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı, bu sırada yanında oturan Merkez Bankası Başkan Yardımcısı İbrahim Turhan’a döner ve “Bunların daha çok fırın ekmek yemeleri lazım” der.

Türkiye lider ülke

Türkiye, başta Dünya Bankası’nın Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, uluslararası ekonomistler tarafından enerji politikasında, artık dünyaya model olarak sunuluyor. Washington’daki toplantılar sırasında Hürriyet’in sorularını yanıtlarken Zachau, şunları söyledi: “Türkiye, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji gibi alanlarda dünyada lider. Yatırım için Dünya Bankası’nın temiz teknoloji fonuna erişim sağlayan ilk ülke. Dünyanın Türkiye’den öğreneceği şeyler var.”

Türkiye gezegenin kaynakları açısından sürdürülebilir olmayan büyüme politikalarının sonuçlarını önceden kestirip çevreci politikalar geliştirdiği için mi bu noktaya geldi? Hayır. Zaten İbrahim Turhan da, “Türkiye bu işi aslında çevreyi değil Maliye’yi kurtarmak için yaptı ama bu sayede istemeden çevreci ülke haline geldi” diyerek konuyu çok dürüstçe özetledi.

Dünyaya örnek oluyor

Bugün Türkiye dünyanın en pahalı benzinini satarak, fosil yakıt tüketimine darbe vuruyor. Büyük hacimli motorlara fahiş vergiler koyarak karbon emisyonu yüksek araçların cazibesini azaltıyor. Otoprodüktörlük uygulaması ya da rüzgar enerjisi yatırımlarına kredi kolaylığı gibi yöntemlerle çevreye uyumlu projelerin önünü açıyor. Vergi ve enerji politikasıyla Zachau’nun dediği gibi dünyaya örnek haline geliyor.

Marks’ın dediği doğru

Turhan’ın bu konuya yorumu ise şöyle: “Sonunda Marks’ın dediğine geleceğiz. Parası olan çok ödeyecek, parası olmayan az ödeyecek. Gürül gürül benzin yakan bir otomobil alıyorsan çok vereceksin. Az yakan, ekonomik bir araç kullanıyorsan da daha az ödeyeceksin. Baktılar para yetiştiremiyorlar. O zaman o gürül gürül benzin yakan otomobiller yerine daha az yakan araçlar üretecekler. Bu kadar basit.”
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!