« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Bilim, medyum veya falcıların "bilme" yetilerinin kaynakları

Başkalarının aklından geçenleri okuyabilen falcı ve medyumların oldukça gizemliymiş gibi görünen bu yetenekleri gerçekte nereden kaynaklanıyor? New Scientist dergisinden Clare Wilson bu sorunun yanıtını araştırıyor.

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Profesyonel bir medyuma, astroloji uzmanına, ya da falcıya fikir danışan birilerini tanıyor musunuz? Ya da sizin böyle bir yola başvurduğunuz oldu mu? Bu kişilerin en çarpıcı özelliği müşterilerinin akıllarından geçenleri okuyabilme yetenekleridir.

Medyum ve falcılara inananlar için, onların görünürde her şeyi bilmeleri son derece doğaldır. Onlara göre bu kişiler bildiklerini içlerindeki tinsel güçten, tarot kartlarından, ya da kristal kürelerinden elde ederler. Ne var ki, bu olguya kuşkuyla yaklaşanlar falcı ve medyumların karşılarındakileri olağanüstü bir ustalıkla aldattıklarına inanırlar. Peki, gerçekte bu sürecin ardında yatan nedir?
/images/100/0x0/55eafdbaf018fbb8f8a3df5c
İşin aslına bakılırsa, kişinin bir başkasıyla ilgili bir yığın şey biliyormuş izlenimini veren bir sürü ruhbilimsel yöntem vardır. Topluca "nesnel okuma" adı verilen bu yöntemler çok basit bir temele dayanmakla birlikte, özellikle de bunun uygulandığı kişinin duyduğu her şeye inanmaya hazır olduğu durumlarda, son derece etkili olabilirler.

En iyi taktik ne

Bu yöntemlerde yararlanılan en önemli taktiklerden biri insanların büyük bir çoğunluğu için geçerli olabilecek, ancak dinleyenin yalnızca kendisiyle özdeşleştirebileceği, çok genel tümcelerin kullanılmasıdır. Buna kişisel onaylı aldatma adı verilir.

Yıldız falınızda sizinle ilgili şöyle bir betimleme yapıldığını düşünün: "Dışarıdan bakıldığında disiplinli ve kendini denetleyen biri gibi görünseniz de, içinizde kaygılı ve güvensiz bir kişilik yatıyor. Zaman zaman doğru kararlar alıp almadığınız konusunda kuşkuya düşüyorsunuz.

Belli düzeyde bir değişime ve çeşitliliğe açıksınız. Kısıtlamalar sizi bunaltabiliyor." Burada betimlenen kişilik yapısı 1940’larda ruhbilimci Bertram Forer’in çizdiği genel kişilik yapılarından bir tanesi.

Belli bir amaca yönelik olmaksızın, deneklerden söz konusu özellikleri ne oranda taşıdıkları yönünde bir değerlendirme yapmaları ve buna 0 (o özelliğe hiç uymayan) ile 5 (onu tam tamına yansıtan) arasında bir değer biçmeleri istendiğinde ortalama değerin 4,2 olduğu belirtiliyor.

Dahası da var

Bu olgu yalnızca kişilik örnekleri için geçerli değil. Falcı ve medyum türü kişilere başvuranlar genellikle benzer nedenlerden ötürü böyle bir girişimde bulunduklarından, sağlık, meslek ve gönül ilişkileriyle ilgili ipuçları genellikle hedefi yakalama açısından son derece başarılı oluyor.

Dahası,"Ailenizden birilerinin sağlığıyla ilgili sorunları olduğunu görüyorum," türünde yorumlar daha sonra dost ve yakınlara,"Babamın kalp krizi geçirdiğini bile bildi," biçiminde aktarılıyor.

Kimi belirli yorumlar bile çok sayıda insan için geçerli olabiliyor. Söz gelimi, 6000 kişi üzerinde yapılan bir araştırma deneklerin üçte birinin,"Sol dizimde bir yara izi var," tümcesine katıldıklarını, "Aile bireylerinden birinin adı Jack," tümcesinin ise deneklerin dörtte biri için geçerli olduğunu ortaya koyuyor. Falcı ve medyumun karşısındakinin aklından geçenleri okurken yaptığı kestirimlerin sayısı ne denli çok olursa, hedefi tutturma olasılığı da o denli yüksek oluyor. Ve insanlar doğaları gereği genelde isabetli vuruşları akılda tutup, ıskalanan kimi bilgileri unutma eğilimi gösteriyor.

Akıldan geçenleri okuma

Başkalarının aklından geçenleri okuma yeteneğine sahip kişiler beden dilinden de çok iyi anladıkları için, genelde isabetli bir şey söylediklerini karşılarındaki kişinin tepkilerinden kavrayabiliyorlar ve böylelikle o konu üzerine yoğunlaşıyorlar. Onlara kulak kesilenler ise genellikle söylenenleri doğrulayıp, kimi zaman birtakım ayrıntıları da vererek bu sürece katkıda bulunuyorlar.

Bu ve başka nesnel okuma yöntemlerinin dışında, karşılarındaki kişinin aklından geçenleri okuyanlar gerçekte aldatmanın ötesinde bir şey yapmıyorlar. Kimileri gizlice o kişilerin ceplerini karıştırırken, kimileri işi yerel gazetelerden o insanlarla ilgili bilgi toplamaya dek vardırabiliyorlar. Sahne gösterilerinde de genellikle deneklerini daha önce tanıştıkları kişilerden seçiyorlar.

Kuşkucular medyum ve falcı gibi kişilerin inandırıcı gösteriler sergilerken bu tür yöntemlere başvurduklarını ortaya koydular. Bu durum tüm profesyonel falcı ve medyumların yalnızca buna bel bağladıklarından çok, bu yöntemlerin geçersiz olduğu durumlarda sözde doğaüstü güçlerini yitirdiklerinin bir kanıtı sayılıyor.

En çarpıcı araştırma

Üç kağıda getirmeyle ilgili olarak belki de en çarpıcı araştırma bu yılın başlarında yayımlandı. Araştırmada sözde müşterileriyle tinsel bir bağ kurmak suretiyle bilgi edinen medyumlar incelendi.

Herhangi bir geribeslemin söz konusu olmaması amacıyla başka bir odaya yerleştirilen beş denekle ilgili yorumlar yapmaları istenen beş medyumu inceleyen Hertfordshire Üniversitesi ruhbilimcilerinden Richard Wiseman bu yorumları teybe kaydetti. 25 farklı yorumun kopyaları verilen deneklerden bunlardan hangilerinin kendilerine ait olduğunu belirlemeleri istendi.

Sonuçta medyumların getirdiği yorumların fos çıktığı ve deneklerle ilgili değerlendirmelerden hiç birinin doğru olmadığı görüldü.

Falcı ya da medyumların aldattıkları kişiler belki de yalnızca müşterileri değil. Farkında olmaksızın nesnel okuma yöntemlerini kullanarak başkalarının kafasından geçenleri okuyabilen kimi insanlar, görünüşe bakılırsa, bu yeteneklerine gerçekten de yürekten inanıyorlar. Öyle ki, bu durum biraz da insanın kendi kendini aldatmasıyla ilgiliymiş gibi görünüyor.

Profesyonel bir medyuma, astroloji uzmanına, ya da falcıya fikir danışan birilerini tanıyor musunuz? Ya da sizin böyle bir yola başvurduğunuz oldu mu? Bu kişilerin en çarpıcı özelliği müşterilerinin akıllarından geçenleri okuyabilme yetenekleridir.

Medyum ve falcılara inananlar için, onların görünürde her şeyi bilmeleri son derece doğaldır. Onlara göre bu kişiler bildiklerini içlerindeki tinsel güçten, tarot kartlarından, ya da kristal kürelerinden elde ederler. Ne var ki, bu olguya kuşkuyla yaklaşanlar falcı ve medyumların karşılarındakileri olağanüstü bir ustalıkla aldattıklarına inanırlar. Peki, gerçekte bu sürecin ardında yatan nedir?

İşin aslına bakılırsa, kişinin bir başkasıyla ilgili bir yığın şey biliyormuş izlenimini veren bir sürü ruhbilimsel yöntem vardır. Topluca "nesnel okuma" adı verilen bu yöntemler çok basit bir temele dayanmakla birlikte, özellikle de bunun uygulandığı kişinin duyduğu her şeye inanmaya hazır olduğu durumlarda, son derece etkili olabilirler.

En iyi taktik ne

Bu yöntemlerde yararlanılan en önemli taktiklerden biri insanların büyük bir çoğunluğu için geçerli olabilecek, ancak dinleyenin yalnızca kendisiyle özdeşleştirebileceği, çok genel tümcelerin kullanılmasıdır. Buna kişisel onaylı aldatma adı verilir.

Yıldız falınızda sizinle ilgili şöyle bir betimleme yapıldığını düşünün: "Dışarıdan bakıldığında disiplinli ve kendini denetleyen biri gibi görünseniz de, içinizde kaygılı ve güvensiz bir kişilik yatıyor. Zaman zaman doğru kararlar alıp almadığınız konusunda kuşkuya düşüyorsunuz.

Belli düzeyde bir değişime ve çeşitliliğe açıksınız. Kısıtlamalar sizi bunaltabiliyor." Burada betimlenen kişilik yapısı 1940’larda ruhbilimci Bertram Forer’in çizdiği genel kişilik yapılarından bir tanesi.

Belli bir amaca yönelik olmaksızın, deneklerden söz konusu özellikleri ne oranda taşıdıkları yönünde bir değerlendirme yapmaları ve buna 0 (o özelliğe hiç uymayan) ile 5 (onu tam tamına yansıtan) arasında bir değer biçmeleri istendiğinde ortalama değerin 4,2 olduğu belirtiliyor.

Dahası da var

Bu olgu yalnızca kişilik örnekleri için geçerli değil. Falcı ve medyum türü kişilere başvuranlar genellikle benzer nedenlerden ötürü böyle bir girişimde bulunduklarından, sağlık, meslek ve gönül ilişkileriyle ilgili ipuçları genellikle hedefi yakalama açısından son derece başarılı oluyor.

Dahası,"Ailenizden birilerinin sağlığıyla ilgili sorunları olduğunu görüyorum," türünde yorumlar daha sonra dost ve yakınlara,"Babamın kalp krizi geçirdiğini bile bildi," biçiminde aktarılıyor.

Kimi belirli yorumlar bile çok sayıda insan için geçerli olabiliyor. Söz gelimi, 6000 kişi üzerinde yapılan bir araştırma deneklerin üçte birinin,"Sol dizimde bir yara izi var," tümcesine katıldıklarını, "Aile bireylerinden birinin adı Jack," tümcesinin ise deneklerin dörtte biri için geçerli olduğunu ortaya koyuyor. Falcı ve medyumun karşısındakinin aklından geçenleri okurken yaptığı kestirimlerin sayısı ne denli çok olursa, hedefi tutturma olasılığı da o denli yüksek oluyor. Ve insanlar doğaları gereği genelde isabetli vuruşları akılda tutup, ıskalanan kimi bilgileri unutma eğilimi gösteriyor.

Akıldan geçenleri okuma

Başkalarının aklından geçenleri okuma yeteneğine sahip kişiler beden dilinden de çok iyi anladıkları için, genelde isabetli bir şey söylediklerini karşılarındaki kişinin tepkilerinden kavrayabiliyorlar ve böylelikle o konu üzerine yoğunlaşıyorlar. Onlara kulak kesilenler ise genellikle söylenenleri doğrulayıp, kimi zaman birtakım ayrıntıları da vererek bu sürece katkıda bulunuyorlar.

Bu ve başka nesnel okuma yöntemlerinin dışında, karşılarındaki kişinin aklından geçenleri okuyanlar gerçekte aldatmanın ötesinde bir şey yapmıyorlar. Kimileri gizlice o kişilerin ceplerini karıştırırken, kimileri işi yerel gazetelerden o insanlarla ilgili bilgi toplamaya dek vardırabiliyorlar. Sahne gösterilerinde de genellikle deneklerini daha önce tanıştıkları kişilerden seçiyorlar.

Kuşkucular medyum ve falcı gibi kişilerin inandırıcı gösteriler sergilerken bu tür yöntemlere başvurduklarını ortaya koydular. Bu durum tüm profesyonel falcı ve medyumların yalnızca buna bel bağladıklarından çok, bu yöntemlerin geçersiz olduğu durumlarda sözde doğaüstü güçlerini yitirdiklerinin bir kanıtı sayılıyor.

En çarpıcı araştırma

Üç kağıda getirmeyle ilgili olarak belki de en çarpıcı araştırma bu yılın başlarında yayımlandı. Araştırmada sözde müşterileriyle tinsel bir bağ kurmak suretiyle bilgi edinen medyumlar incelendi.

Herhangi bir geribeslemin söz konusu olmaması amacıyla başka bir odaya yerleştirilen beş denekle ilgili yorumlar yapmaları istenen beş medyumu inceleyen Hertfordshire Üniversitesi ruhbilimcilerinden Richard Wiseman bu yorumları teybe kaydetti. 25 farklı yorumun kopyaları verilen deneklerden bunlardan hangilerinin kendilerine ait olduğunu belirlemeleri istendi.

Sonuçta medyumların getirdiği yorumların fos çıktığı ve deneklerle ilgili değerlendirmelerden hiç birinin doğru olmadığı görüldü.

Falcı ya da medyumların aldattıkları kişiler belki de yalnızca müşterileri değil. Farkında olmaksızın nesnel okuma yöntemlerini kullanarak başkalarının kafasından geçenleri okuyabilen kimi insanlar, görünüşe bakılırsa, bu yeteneklerine gerçekten de yürekten inanıyorlar. Öyle ki, bu durum biraz da insanın kendi kendini aldatmasıyla ilgiliymiş gibi görünüyor.

Bunları da Beğenebilirsiniz