Basketbolu hiç bırakmadık

Güncelleme Tarihi:

Basketbolu hiç bırakmadık
Oluşturulma Tarihi: Nisan 08, 2012 00:00

Türkiye'nin önde gelen, milyarlık ciroya sahip şirketlerinin üst düzey yöneticileri her hafta sonu Corporate Basketball League (CBL) maçlarında kapışıyor. Her biri okul ve gençlik yıllarında basketbolla haşır neşir olmuş bu yöneticiler CBL sayesinde bengay'lı, rekabetli günlere dönüyor. Şirketler arası rekabeti sahada da yaşayan yöneticilere basketbol sevgilerinin kökenini de sorduk.

Haberin Devamı

Hedefimiz Türkiye'nin 500 büyük firması

BCL'İN KURUCULARI

EMRE ATALAY VE EMİR ALPER GÜNEY

CBL'i 2009'da kurduk. Hedef müşterilerimiz Türkiye’nin kurumsal yapısı oturmuş en büyük 500 firmasının ve uluslararası firmaların çalışanları. Ortak paydada çok sevdiğimiz basketbol ön plana çıktı. CBL için dünyada ve Türkiye’deki tüm örnekleri inceledik. Oyuncularımızın kendilerini profesyonel hissetmesini sağladık. TBF’nin sağladığı profesyonel kalitede ayrıntılı istatistikleri web sitemizde yayınladık. Ayrıca maçlarda TBF İstanbul Bölgesi Klasman Hakemleri yer alıyor. Donanımlı bir sağlık ekibi ve ambulans daima kapımızda hazır bekliyor.

CBL'DE BUGÜNE KADAR

* İlk sene 10, ikinci sene 21, üçüncü sene 30 olmak üzere toplam 61 takım saha çıktı.

* 882 oyuncu parkelerde şirketleri adına görev aldı.

Haberin Devamı

* CBL Tarihi boyunca şu an itibariyle 304 maçta 35 bin 933 sayı, 29 bin 114 ribaunt, 7 bin 6 asist, 1280 blok yapıldı.

Bengay kokusunu bile özlemişim

EMRE SAYIN (TURKCELL BİREYSEL PAZARLAMA VE SATIŞTAN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI)

 Basketbol aşkım İstanbul Erkek Lisesi'ne girdiğim yıl ders aralarında bahçede potaya şut atarken başladı. 'Beyaz Gölge' dizisinin de etkisi vardı tabii. Üniversite 2'nin sonuna kadar lisanslı da oynadım. Bıraktığımda 2. Lig'de oynuyordum. Profesyonel oynamayı bırakmamın bir sebebi diğer sporlara da zaman ayırma isteğimdi. Hemen sualtı, mağaracılık, havacılık gibi kulüplere üye oldum, kayağa, tenise başladım. Ancak basketbolu da hayatım boyunca hiç bırakmadım. Beş yıldır da Turkcell'in basketbol takımındayım. Yoğunluğa göre antrenman ve maç takvimini de belirliyorum. CBL'de oynamanın en güzel yönlerinden biri tekrardan okul ve kulüp günlerine dönmek. Soyunma odasındaki Bengay kokusu bile nostaljik geliyor insana. Bunların yanında bir maç kazandığınızda duyduğunuz o tatlı sevinç de var tabii.

Sevgimden hakemlik bile yaptım

MURAT BAŞ (THY ORTA DOĞU VE KIBRIS PAZARLAMA VE SATIŞ BAŞKAN YRD.)

Ortaokulda Korac Kupası ve NBA maçlarını seyrederken çok keyif alıyordum. Oynamaya da başlayınca sevgim ve ilgim arttı. Amatör olarak devam ettim, bir yandan üniversitenin son yıllarında basketbol hakemliği yaptım. İTÜ'de iki adet saha bulunması basketbol oynamamızı kolaylaştırdığı için üniversitede sorun yaşamadım. Çalıştığım ortamlarda uyum ve düzen sağlama konusunda spor geçmişimin faydalarını görüyorum. Şirketteki arkadaşlarımızla her perşembe düzenli basketbol oynuyoruz. Onun haricinde CBL de hafta sonu maçlarıyla bize fırsat tanıyor. Bu ligde oynamak hoşuma gidiyor: En başta şirketinizi temsil ediyorsunuz. Bir de THY gibi büyük ölçekli şirketlerde, farklı birimlerde çalışan insanların birbirini tanıyabilmesi çok kolay değil. Bu tip faaliyetlerle çalışanlar arasındaki dostluk, samimiyet ve iletişim artıyor.

Haberin Devamı

Boş vakitlerimi basketbola ayırıyorum

TUMİN GÜLTEKİN (PWC SİRKET ORTAĞI)

 Basketbola ilgim çok küçük yaşta, NBA All Star maçlarını izleyerek başladı. Larry Bird, Magic Johnson, Isiah Thomas'ları izleyerek sevdim bu sporu. Kendimi bildim bileli basketbolun içindeyim, gerek okul gerekse kulüp takımlarında lisanslı oynadım hep. Üniversitede de idari bilimler fakültesinden çok basketbol salonunda vakit geçirdim. Sanıyorum ağır sakatlandığım iki sezon hariç de hiç bırakmadım. O beni bırakmadıkça da pek niyetim yok bırakmaya. İş hayatım başladığı günden itibaren de içindeyim. Ortalama haftada üç antrenman iki maçım var. İş dışı vaktimi sezon döneminde öncelikli olarak basketbola ayırıyorum. Bu konuda yakın arkadaşlarımdan çok şikayet alıyorum ama çevremdeki herkes basketbolun benim hayatımdaki önemini anlıyor.

Haberin Devamı

Bu ligde kazanma hırsı ve fair play var

CEMŞİT TÜRKER (GARANTİ EMEKLİLİK GENEL MÜDÜR YARDIMCISI)

Bizim dönemimizdeki 'Beyaz Gölge' dizisinden sonra her mahallede uygun bir direğe tahtadan bir panye ve demirden bir çember asıldı ve her yerde basketbol çok popüler bir spor oldu. Ben de sokakta ve okulda öğrendim basketbolu. Profesyonel seviyeye taşıyamasam da her zaman en önemli hobim oldu. Ama profesyonel bir ligde ne varsa CBL'de de var: Profesyonel hakemler, istatistikler, taraftarlar, düzenli antrenmanlar, fotoğraflar, kazanma hırsı ve de fair play... Hobim olan basketbolu, bu işe yıllarını vermiş son derece tecrübeli bir antrenörle beraber çalışıp, CBL sayesinde profesyonel ve kurumsal bir ortamda sürdürmek çok keyifli.

Haberin Devamı

Jordan'ın 100 maçını salonda izledim

AHMET MURAT ERDAĞ (DİJİTAL KUŞAK BANKACILIĞI KANAL YÖNETİMİ GRUP MÜDÜRÜ)

Ortaokul ve lisede sabah 09.00'da başlayan ilk derse 07.00'de giderdim. Maksat iki saat bahçedeki tekerlekli potaya topu atabilmekti. New York'ta yaşadığım dönemlerde Chicago Bulls takımının taraftarı olarak en az 100 maçı canlı seyrettim. Michael Jordan, Scottie Pippen, Toni Kukoc, Horace Grant, Dennis Rodman ve birçok efsaneyi Unıted Center ve Madison Square Garden'da izledim. DenizBank Basketbol Takımımızın Kaptanı Mustafa Keskintürk tarafından 2007'de kuruldu. CBL'in kuruluşundan bir yıl sonra şansımızı bu sefer bu ligde deneme kararı aldık. Katılmamızın en önemli sebebi bu organizasyonun ortaya koyduğu aile ve rekabet ortamı.

Haberin Devamı

Eşlerden izin varsa oynarız

NEJAT ERGÜVEN (ONLİNE SELF SERVİS VE ÖZEL PROJELER MÜDÜRÜ)

Basketbol oynamaya babamın yönlendirmesiyle başladım. Efes Pilsen'de minik takım seviyesinde... Ayrıca Çavuşoğlu Koleji’nin bir dönem çok başarılı olan lise takımının da oyuncusuydum. Sonra Ülkerspor ile 1994-1997 arasında Türkiye Lig Şampiyonluğu ve Cumhurbaşkanlığı Kupası Şampiyonluğu yaşadım. Ülkerspor sonrasında yurtdışına giderek hem basketbolu hem okulu sürdürebildim. Ancak ABD'deki ikinci yılımın sonunda uzun süren bir sakatlık geçirdim, Bu yüzden takımdaki yerimi ve bursumu kaybettim. Ama orada kalarak okula devam etmeyi seçtim. Hafta içi ve sonu eski basketbolcu arkadaşlarımla bir araya gelip oynuyoruz. Herkes eşlerinden ancak cumartesi sabahı 08.30’da izin alabildiği için adına 'Cumartesi Basket' dediğimiz bir grubumuz var. Çok iyi anlaşan bir ekip. CBL'de oynamanın güzelliği şu: Basketbolu gönülden seven insanlardan oluşuyor. Maça başlarken NBA’in kulaklarımızda yer etmiş playoff müzikleriyle anons edilmekten çok keyif alıyoruz.

Tatlı bir rekabet ortamı var

KAAN MEMİŞOĞLU (PWC VERGİ DEPARTMANINDA AR-GE TEŞVİKLERİNDEN SORUMLU MÜDÜR)

 Basketbola ilgim dokuz yaşımda başladı. Aslında o yaşlarda futbol oynamak istiyordum. Ama babam beni basketbol sporuna yönlendirdi. Uzun süren bir profesyonel kariyerim oldu. Türk Telekom, TED Ankara Kolejliler, Mülkiye, Hacettepe Üniversitesi ile 1. Lig ve 2. ligde forma giydim. Okulla da birlikte sürdürebildim ancak gerçekten zor bir dönemdi. İstanbul'dan 2010'da PWC'den iş teklifi alınca basketbolu bırakmamın daha doğru olacağını düşündüm. Şirket ortaklarından Tümin Gültekin ve Alper Önder benimle tanıştıkları gün böyle bir organizasyonun varlığından bahsettiler. Öncelikle şirket çalışanlarının sosyal anlamda kaynaşmasında önemli bir rol oynuyor CBL organizasyonu. Öte yandan organizasyonun gayet düzenli ve profesyonelce hazırlanmış olması, oyuncuları motive ediyor ve tatlı bir rekabet ortamı sağlayarak keyif düzeyini yukarılara taşıyor.

Amatör ruhla sahadayız

ERDEM OLGUN (3M ÜLKE DİREKTÖRÜ)

Basketbola ilgim benim yaş grubum için biraz klasik olacak ama televizyonda yayınlanan 'Beyaz Gölge' dizisi ve Spor Sergi maçlarındaki atmosferi solumamla başladı. Basketbolu profesyonel olarak oynama şansım olmadı. Sonrasında üniversite sınavları vs. derken lisenin son sınıfında basketbol maalesef gerilere düştü. Ama okulda basketbolun yarattığı sosyal çevre bana çok sağlam dostluklar kazandırdı ve birçoğuyla bugün bile çok yakın olarak görüşüyoruz. Kariyerinizde ilerledikçe, takım sporu yapmış olmanın faydalarını bir yönetici olarak daha da fazla görüyorsunuz. Temelinde, çalışma azmi, takım ruhu, ortak hedefe odaklanma, başarı tüm takım sporları için geçerli. CBL'in sayabileceğim bir sürü güzel yönü var. Benzer kültürleri paylaşan rakip oyuncuların da bizim gibi amatör ruhla sahaya çıkıp aynı heyecanı paylaşıyor olması son derece önemli.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!