Avrupa ve Amerika çok ısınacak

Güncelleme Tarihi:

Avrupa ve Amerika çok ısınacak
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 29, 2004 21:34

Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre önümüzdeki yüz yıl içinde çok daha uzun sıcaklık evreleri yaşanacak. Avrupa’da özellikle Akdeniz ülkeleri tehdit altında. Örneğin Paris’te sıcaklık yüzde 31 artacak! Ülkelerin birçoğu iklim değişiminin getireceği sonuçlara hazırlıklı olmadıkları için büyük sorunlar ortaya çıkacak.

Colorado’daki Boulder İklim Araştırmaları Merkezi’nde gerçekleştirilen araştırmalar, gelecekte en büyük sıcaklıkların yaşandığı bölgeler bugün de sıcaklıkların artmış olduğu bölgeler olacağı şeklinde sonuçlandı.

Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi’nden (NCAR) Gerald Meehl ve Claudia Tabaldi’nin araştırması, NCAR ve Amerikan Enerji Dairesi (DOE) tarafından geliştirilen paralel iklim modeline dayanmakta.

Araştırmayı destekleyen NSF’nin (Ulusal Bilim Vakfı) proje yöneticisi Cliff Jacobs, araştırma, küresel iklim değişiminin dünya genelindeki ekonomi ve yönetim politikaları üzerinde etkili olacağını göstermesi açısından önem taşımakta ve konu araştırılmaya devam etmeli diye konuştu.

Sera gazı

Bilgisayar modelleri yoğun sera gazının olağandışı bir atmosfer sirkülasyonuna yol açarak Avrupa ve Kuzey Amerika’da aşırı sıcaklıklara neden olacağını kanıtlamakta. Buna göre Amerika’nın batısı, güneyi ve Akdeniz bölgesi büyük bir tehdit altında.

Fransa, Almanya ve Balkanların da yeni sıcaklık dalgalarından daha fazla etkilenmesi beklenmekte. Tehdit altında bulunan bölgelerin yeterince hazırlıklı olmamaları yüzünden bilim adamları ciddi sonuçlar hakkında uyarıyorlar. Meehl, olağanüstü hava koşullarının, insanlığı genel iklim değişimine kıyasla daha fazla etkileyeceği kanısında.

Sıcaklık dalgaları diğer tüm iklim felaketlerine göre çok daha kısa bir süre içinde daha fazla insanın yaşamını yitirmesine yol açacak. Chicago’da 1995 yılında yaşanan aşırı sıcaklar yüzünden 739 kişi ölürken, Paris’te geçtiğimiz yıl meydana gelen olağanüstü hava sıcaklıkları nedeniyle başta yaşlılar ve kronik hastalar olmak üzere 15.000 kişi yaşamını yitirmiş ayrıca binlerce çiftlik hayvanı da telef olmuştu.

Yeni geliştirilmiş bir işlem modeliyle çalışan araştırmacılar, 2080-2099 yıllarına yönelik tahminleri, Chicago ve Paris’e ait 1961-1990 yılları verileriyle karşılaştırdılar.

Bilim adamlarının öncelemeleri atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artışına dayalı. Paris ve Chicago’daki sıcaklık dalgaları sırasında atmosfer basıncı Michigan Gölü ve Paris üzerindeki normal seviyeyi önemli ölçüde yükseltmiş ve bulutsuz bir gökyüzü yaratarak, daha fazla sıcaklığın yansımasına yol açmıştı.

Modeller, atmosferdeki basıncın, karbondioksit birikiminden daha fazla sıcaklık yarattığını göstermekte. 1995 Chicago yazında gündüz hissedilen sıcaklık, geceleri havanın serinlemesi yüzünden daha fazla etkili olmuştu. Modeller de Amerika’nın batısı, güneyi ve Akdeniz bölgesindeki gece sıcaklığının 3 santigrat derece kadar düştüğünü kanıtlamakta.

Chicago’daki sıcaklıkların yılda %1.66 ila % 2.08 oranında artarak yüz yıl içinde %25 oranında artması beklenirken, Paris’te yılda %1,64 ila % 2,15 oranında meydana gelecek sıcaklık artışı yüz yıl içinde %31’e ulaşmış olacak.

İki bölge için elde edilen diğer verilere göreyse Chicago’daki aşırı sıcak gün sayısı 5-9 günden, 8,5 ila 9 güne, Paris’te ise 8-12,5 günden 11 ila 17 güne fırlayacak.

İklim değişimi önlenebilir

ABD
’li bilim insanları, insan eliyle iklimde olası değişikliklerin engellenebileceğini açıkladılar.

Bu sonuca özel bir bilgisayar işlem modeliyle ulaşan Stephen Pacala ve Robert Socolow, böylece, küresel iklim sorunlarının sadece uzayda çekirdek füzyonu ve güneş enerjisi santralleri gibi henüz geliştirilmeyen tekniklerle önlenebileceği kanısını çürütmüş oldular.

Amerikalı bilim adamlarının araştırma sonuçları Science dergisinde yayımlandı.

Birçok iklim modeline göre, atmosferdeki karbondioksit oranı önümüzdeki elli yıl içinde endüstri öncesi döneme kıyasla iki misli artacak.

15 farklı önlemin çözüm getirebileceğini sanan Pacala ve Socolow, otomobil kullanımını azaltma, daha etkili enerji santralleri ve yağmur ormanlarının korunması gibi bildik önlemlerle birlikte, karbondioksitin jeolojik depolarda depolanması ve otomobillerde yakıt hücresi kullanımı gibi yeni teknikler de önerdiler.

Öneri paketine tartışmalı atom enerjisi de dahil.

Araştırmacılar bu bağlamda uzayda güneş kolektörleri, yapay fotosentez ve sivil alanda kullanılabilecek çekirdek füzyonunun gerekli olmadığı ve bu tür teknolojilere ancak 21.yy’ın ikinci yarısında ihtiyaç duyulabileceği kanısındalar.

Bilim adamları bununla birlikte önerilerinin uygulanması halinde bedelin ne olacağını hesaplamadılar. Ama bu tür bir değişimin ekonomi üzerinde de olumlu bir etki yapabileceği tahmin edilmekte.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!