GeriKelebek Bu müzik benim hayatım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu müzik benim hayatım

Bu müzik benim hayatım
refid:16880005 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Mozambik’te Portekizli bir baba ve Afrikalı bir annenin çocuğu olarak doğdu. Beş yaşındayken ailesinin Lizbon’daki lokantasında şarkı söylemeye başladı. Yıllar sonra, dünyaya Portekiz’in geleneksel müziği fadoyu sevdirdi. Dördüncü kez Türkiye’ye gelecek Mariza’yla fado aşkını ve İstanbul’dan aklında kalanları konuştuk

Mariza (37) fadonun anavatanı Portekiz’de doğmamış olsa da kökleri oraya bağlıydı. Fadoyla büyüdü ve onu hayatının eksenine oturttu. Üç yaşında Mozambik’ten Portekiz Lizbon’a göçtüler. Beş yaşındayken ailesinin lokantasında fado söylemeye başlamıştı bile. Neler hissettiğini hatırlamasa da o günleri şöyle yorumluyor: “Çocukken ister istemez fado dinlemeye başladım. Dilime dolanmıştı, sürekli söylerdim. Fado benim için nefes almak gibi bir şey olduğundan, onu yaşadım. Sevip sevmemek gibi bir şansım hiç olmadı. Seçme şansım da olmadı çünkü fado benim hayatım.”
Mariza müziğe o kadar küçük başladı ki, aldığı tepkileri önemsemedi. Mariza: “Yaş ilerledikçe korku ve endişe gibi şeyler sizi etkileyebilir fakat çocukken insanların hakkınızda neler düşündüğüyle pek ilgilenmezsiniz. Çünkü aklınıza gelmez. İçinizden geldiği gibi davranırsınız. Ben de öyle yapıyordum. İstediğim gibi söylüyordum onlar da dinliyordu. Konuyu hiç irdelemedim, korkmadım veya gerilmedim. İnsanın kariyerini çocukken sevdiği şeyler yönlendirir. Benim için de doğal olan, o anda istediğim gibi şarkı söylemekti. O zamanki tavırlarım müzikal kariyerimi de çok etkiledi. Fakat ailemin şarkı söylememden hoşlanıp hoşlanmadığını pek hatırlamıyorum” diyor.

ŞEHİRLERİMİZ ÇOK BENZİYOR

“Her kültür bir şekilde birbirine bağlıdır ve etkiler. Örneğin şu an Lizbon’dayım siz de İstanbul’dasınız. İstanbul’a daha önce de çok geldim. Lizbon’a gerçekten çok benziyor. Bizim nehrimiz var, sizin nehre benzeyen deniziniz. Köprü, manzara ve kalabalığınızı da kendi şehrime benzetiyorum. Müzik de insanları bir ucundan yakalayıp birbirine yaklaştırır. Fadonun sevilmesini ve konserlerimin güzel geçmesini de bu kültürle büyümeyen insanların bile kendilerinden bir şeyler bulmasına bağlıyorum” diyen Mariza’nın albüm satış rakamları ve aldığı ödüllerin sayısı epeyce fazla.
Mariza ikisi canlı kayıt olmak üzere yedi albüm yayınladı. 2008 tarihli Terra albümünde klasik fadoyla caz gibi türleri harmanladı. Fakat 2010’da çıkardığı ‘Fado Tradicional’ albümünde yeniden klasik fadoya yöneldi. Canlı kaydettiği ‘Concerto en Lisboa’ albümü 2007’de Latin Grammy’lerinde En İyi Folk Albüm ödülünü aldı. 2008’deki Terra albümüyse yine aynı ödüle layık görüldü. Her albümü mutlaka bir platin plak kazanırken, geleneksel bir müzik icracısına göre inanılmaz bir rakam sayılan 1 milyonun üstüne çıkma başarısını da gösterdi.

DİNLEYİCİLERİME MÜTEŞEKKİRİM

“Bunun nedenini tam olarak bilmesem de müziğe hep sınırları olmayan bir şey gibi baktım. İnsanlar Portekizce bilmese de müziğin evrensel diline inandığım için onları da inandırdım sanırım. Şarkı söylerken ruhumu paylaşırım. Bu paylaşımı insanlara geçirmeyi çalıştığım için anlayışla karşıladıklarını düşünüyorum” diyen Mariza onu anlamaya çalışan dinleyicilerine her zaman müteşekkir olduğunu da ekliyor.
Müziğe saygısını değerli bulduğu Türk dinleyicisini çok sevdiğini söyleyen sanatçının daha önce dört kez geldiği İstanbul’dan aklında kalan tek mekan Kapalıçarşı, tek yiyecekse kumpir. Yani onun deyimiyle ‘içinde her şey olan büyük patates’. Mariza’nın 2 Şubat 20.00’de İş Sanat Kültür Merkezi’nde vereceği konserin biletleri 67-107 lira arasında. www.biletix.com

KARİYERİMİN HER NOKTASINDA AMALIA’DAN ETKİLENDİM

Amália Rodrigues’i ilk dinlediğimde 16-17 yaşlarımdaydım. İnanılmaz etkilenmiştim. Onun şarkı söylemesi beni gerçekten mutlu ederdi. Kariyerimin her noktasında ondan etkilendim. O, Portekiz’den çıkan en önemli Fado şarkıcısı ve bir ikon. Fado ve Portekiz kültürünü tanıtan efsane bir ses. Ona benzetilmek bana gurur veriyor. Fakat onun yaşadığı Lizbon’la benim yaşadığım arasında çok büyük farklar var. Aynı kültürün insanları olarak aynı türü söylesek de, hayat görüşlerimiz bile farklı.
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle