GeriEkonomi Son dakika... Prof. Dr. Sinan Alçın değerlendirdi: Özel bankalar kredi musluğunu neden açmıyorlar?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Son dakika... Prof. Dr. Sinan Alçın değerlendirdi: Özel bankalar kredi musluğunu neden açmıyorlar?

CNN Türk'te Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, özel bankaların kredi konusundaki tutumuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Alçın'ın açıklamalarından notlar;

* (Özel bankalar bunca uyarıya rağmen neden üstlerine düşeni yapmıyor?) Bankacılık sistemi dünya genelinde biraz daha bu süreçte kendini korumaya çalışarak geçiriyor süreci. Ama sektörlerin bütününü değerlendirdiğimizde diğer sektörlerin tırnak için de böyle bir özel hakkı yok. Türkiye ekonomisi açısından baktığımızda yılbaşında bu yana kamu bankaları 115 milyar TL kredi dağıtmış durumda. Özel bankalarda bu rakam 60 milyar TL düzeyinde.

* Hali hazırda yapılan başvurular özel bankalara yeni kredi türleri tanımlandı biliyorsunuz. Ortalama 5 başvurudan bir tanesi olumlu cevaplanıyor. Burada da talep edilen tutarın yine ortalama olarak yaklaşık yarısı kredi olarak açılıyor. 

* Böylesi durumlarda yani üretimin ani durduğu, nakit akış probleminin olduğu, işçilik ücretlerinin ödenmediği, tedarikçilere ödenmesi gereken paralar olduğunu düşürsek, sektörler açısından nakit akış olanağını sağlayan kredi mekanizmasının sağlıklı biçimde çalışması lazım. Burada bazı problemler özel banka ayağında görüyoruz maalesef. 

* (800 milyar TL'lik bir potansiyelin olduğu ve bunun devreye sokulmadığı belirtiliyor, buna ne dersiniz?) 800 milyar TL tartışılabilir. Ağırlıklı olarak bankalar nasıl kredi yaratır diye düşündüğümüzde bunun bir kısmı mevduatları var, topladığı mevduatlar...Merkez Bankası'nda tuttuğu kısım dışında bunları kredi olarak açar ama esas olan asıl önemlisi bankaların sermaye yapısı. Sermaye tutarlarının 4-5 katı kadar bir kredi açmaları beklenir. 

* Bu tip dönemlerde kayıp oranlarında da artış olacağını hesaba katarak bankalar biraz ketum davranıyor, bu bir. İkincisi sermaye arttırımı konusunda da özellikle yabancı ortaklıklı özel bankaların daha yavaş bu süreçte davrandığını görüyoruz. Halbuki bu süreçte gerçekten bankaların ciddi anlamda sermaye arttırımına gitmesi lazım. 

* İlk üç ayda Ocak, Şubat, Mart'ta bankacılık sisteminin Türkiye'de karı yüzde 130 artmış durumda. Bir önceki yıla karşılaştırdığınızda. Hangi sektör için biz bunu söyleyebiliriz? Tekstil için mi, havacılık için mi, imalat sanayisi için mi... Hiç biri için söyleyemeyiz. 

* Dolayısıyla burada mülkün beraber paylaşılması konusunda bir istekli olunması gerekiyor. Çünkü bu doğrudan piyasada sektörlerin batması kredi çekememesi sebebiyle hatta buna bağlı işten çıkarmalar sonucu yaygın yoksulluğun ortaya çıktığı durumda doğal olarak önümüzdeki süreçte hem ticari hem de bireysel kredilerin çekildiğini görürüz. Bu da bankaların gelecek dönem karlarını da azaltacak bir faktör olacaktır. 

* (Özel bankaların geri planda durmasının esas sebebi nedir?) Şöyle özetleyebiliriz sermaye arttırımı konusunda gönülsüzler, bir. İkincisi de burada ortaya çıkan bir külfet ve risk var. Banka şöyle düşünüyor ticari bir işletme olarak 'acaba verdiğim krediyi alabilecek miyim geri' diyor.

* Ama şunu da düşünmek gerekiyor, kredi vermezsem daha sonra kredi  verme imkanım olacak mı? Burada birazcık tırnak içinde 'bankacılık sisteminin kendi sektör rasyonalitesi dışında' diğer sektörlerin işleyişlerinin kolaylaştırılması yönünde aksiyon alınması gerekiyor. Yerli sermayeli özel bankalarda bu eğilimi daha fazla görüyoruz ancak yabancı ortaklıklarda zaman alıyor.

 * Bankalar bugün verdiği krediyi yarın toplayıp toplayamayacağını düşünüyor. Haklı olarak. Ancak bugün kredi vermediğinde o kurum, kuruluş iflas edecek kapanacak. Orada çalışan işçiler işsiz kalacak. Dolayısıyla örneğin 6-7-8 ay sonra toparlanma ortaya çıktığında o işletme olmayacak zaten orada gelip bankadan kredi almak için. Ya da işsiz yurttaş yoksullukla boğuştuğu için aylardır gidip tüketici belgesi almayacak bankalardan. 

* Bankaların uzun vadeli çıkarla, kısa vadeli çıkar arasında değiş tokuş yapması lazım. Bu yönde bir risk planmasına gidilmesi gerekiyor. Bu risk planlamasından kasıt sadece bankaların anlık karını garanti altına almak değil aslında uzun dönemli sektörlerle birlikte bankanın sağlıklı biçimde yaşama koşulları yaratacak durum. 

* (Özel bankalarla sorun yaşayanlar ne yapmalı?) BDDK'nın bir hattı var. Hem telefon hattı, hem de internet hattı var. Doğrudan bankalarla yaptıkları işlemlerde başvuruların 5'te biri sadece olumlu yanıtlanıyor ama bu tabii kayda geçen kısım. Bir de kayda geçmeyen kısım var.

* Mesela siz bankayı arıyorsunuz diyorsunuz ki sürekli çalıştığınız banka memur ya da şube müdürü ile konuşuyorsunuz. O da size diyor ki bizim limitlerimiz dolu, istersen başka bankaya bak, ya da size pek çıkar gibi durmuyor diyor ve telefonu kapatıyoruz. Böylelikle de başvurmamış oluyoruz. Aslında başvurumuz reddedilmiş oluyor. Bunlar işletmeler mümkün olduğunca kayıtlı yapmalı.

* Yani mail üzerinden en azından başvurularını yapsınlar, bankalar da mail üzerinden resmi bir yanıt versin. Çünkü limit konusunda da önümüzdeki dönemlerde de zaten bununla ilgili adımlar da atılacaktır. Bankalar limit konusunda da sürekli destekleniyor. Bu alanda BDDK'nın aldığı kararlar sürekli limiti arttırabilecekleri alan yaratıyor. KGF var, 25 milyar lira arttırılmış olan ayrıca belki tekrar arttırılır önümüzdeki süreçte. 

* Resmi cevap olumsuzsa ve gerekçe tatmin edici değilse BDDK'nın sitesinden yükleyebilirler. Dosyalar tek tek inceleniyor. Her başvuru için bir başvuru numarası veriliyor. Neticede başvuru sahibine bildiriliyor. Bu demek değil ki her başvuran isteği kadar krediyi, istediği bankadan alabilir. Ama en azından başvuru mekanizmasını sağlıklı, ölçülebilir, denetlenebilir hale getirirsek süreç içinde yazılı olmayan kurallarla karşı karşıya kalmamış oluruz. 

* (Bakan Albayrak'ın stokçuluk hakkında açıklamaları) İstif bu dönemlerde en tehlikeli, ekonominin baş düşmanıdır. Bu gıdadaki istif de aynı şeyi yaratır, maskede sağlık ekipmanında da yaratır. Evet, parada da yaratır. Para da bir mal aslında. İktisadi bir mal. Alıp satıyoruz parayı, faiz bildiğiniz gibi. Dolayısıyla bu dönemlerde bu kanalların kesinlikle açık tutulması gerekiyor. Bankacılık sisteminin geleceği açısından da bu önemli. 

* Kredi başvuru yapan zor durumdaki esnaf, küçük işletme açısından değil. Bankanın geleceği açısından da olmazsa olmaz bence. Çünkü kısa dönemli kazanç uzun dönemde sürdürülebilir bir şey değil. Beraber bu süreci doğru yönetebilirsek o zaman devamında kredi mekanizması daha sağlıklı çalışır hale gelecektir. 

Canlı Borsa - Altın Fiyatları - Döviz Kurları için Bigpara

False