Minsky anına dikkat

Güncelleme Tarihi:

Minsky anına dikkat
Oluşturulma Tarihi: Ekim 30, 2013 14:07

Dünyada Fed’in yeni politika manevrasının varlık fiyatlarını düşüreceğine kesin gözüyle bakılırken, gelişen ülkeler içinde de ‘FED’e duyarlı en hassas ülke’ olarak Türkiye işaret ediliyor ve ‘Minsky anı’na yaklaşıldığı belirtiliyor.

Haberin Devamı

“BU defa farklı bir yerdeyiz; geçmişte kamu açıkları ve borçluluğu ya da sağlıksız bankacılık krizlere yol açmıştı. Şimdi yumuşak karnımız, reel kesimdeki kaldıracın hızlı artışı.” Soru şu; ABD Merkez Bankası FED önünde sonunda tahvil alım programında kısmaya gidecek, en çok hangi ülke etkilenecek? İpucu içinde ama şuradan başlayalım; kimin tasarrufları daha az? Daha temel soru şu: Bu hesabı başkaları yaparken, biz neden ağırdan alıyoruz? Geç kaldığımızdan mı?

EN HASSAS ÜLKEYİZ

İşte bu soruları soranlar, gelişen ülkeler içinde de ‘FED’e duyarlı en hassas ülke’ olarak Türkiye’yi işaret ediyor. Örneğin yatırım bankası Merrill Lynch, yabancı sermayeye olan bağımlılığı ve kaldıraçlı borçları nedeniyle beklentilerin böyle olması sürpriz değil diyor. Merrill Lynch’e göre, önümüzdeki 5 yıllık vadede FED’in faizlerine dair beklentiler yüzde 2.1’den yüzde 3.6’ya yükseldi. Kendi modelleri üzerinden yaptıkları hesaba göre; bu yükseliş de Türkiye’deki politika faizlerinin ileri dönük vadedeki seviyesini yüzde 12.1’e getiriyor. Nötr düzey olarak tanımlanan bu faiz düzeyinin bugün için yüzde 6’da olduğunu, bunun da, Türkiye’nin risk priminin önümüzdeki dönemde de artacağı anlamına geldiğini not düşelim.

Haberin Devamı

BORÇLULUĞU ARTAN ÜLKELER

Nisan ayında yayımlanan IMF Küresel Finansal İstikrar Raporu’nda, şirketler kesiminde borçluluğu hızla artan iki ülke dikkat çekiyordu; biri Çin, diğeri ise Türkiye idi. Her iki ülkeninki dikkat çekici çünkü küresel kriz öncesine göre (2007) şirket kaldıraç (borçluluk) oranlarında 5 yılda en yüksek artış bu iki ülkede. Çin’de finans dışı şirketlerin borç/öz kaynak oranı 2007’de yüzde 71.8 iken, 2012’de yüzde 104.5’e çıkmış. Türkiye’de ise 2007’de yüzde 65.1’den 2012’de yüzde 105.5’e çıkmış.
Hızlı borçluluk artışını, iktisatta ‘Minsky anı’ olarak tanımlanan duruma bağlayanlar da artmaya başladı. Örneğin yatırım bankası SocGen bir süre önce, Çin’deki aşırı borçlanmayla seyreden gidişatın ‘Minsky anına’ yaklaştığına işaret ediyordu.

‘Minsky anı’ ne demek?

HYMAN Minsky’nin geliştirdiği ve iktisatta ‘Minsky moment’ olarak bilinen finansal kuramdır. Uzun süren istikrar dönemlerinin sonunda an gelir; yatırım ve varlıkların değerindeki artış, borçlanmayla yapılan (kaldıraçlı) spekülasyonlara kapı açar. Kaldıraçlı finansal yatırımlar da, günün birinde nakit akış sorunlarına yol açar; yapılan yatırımlardan gelen nakit, bunun için yapılan borçlanmanın ödemelerini karşılayamaz. Borç verenler paralarını geri ister, varlık fiyatları düşer, çöker. Alıcı kalmaz, piyasa likiditesi kurur. Finansal piyasada iplerin koptuğu, paniğin başladığı anı ifade eder.

Haberin Devamı

Pozisyon alan ülkeler

‘Şimdi öyle bir döneme giriyoruz ki; hem FED’in çıkış politikalarının eşiğindeyiz, hem Avrupa’da bankacılığın zorlu bir yeniden sermayelendirilme süreci, hem de Çin’de ekonomiyi yavaşlatacak reformların kıyısında. Bloomberg’in haberine göre; petrol gelirlerini biriktiren Norveç’in 800 milyar dolarlık devasa hükümet fonu, yeni nakit girişlerini bir süre yeni yatırımlara sokmama kararı almış. Nedeni basit; FED’in yeni politika manevrasının varlık fiyatlarını düşüreceğini kestiriyorlar. İşte ‘parası olanların’ yaklaştığımız bu eşikte nasıl pozisyon aldıklarına iyi bir örnek.

Borçla iyi gidene çomak sokmadık

BİR gün bu eşiğe gelineceği yıllar öncesinden belli iken, biz yıllarca bunu seyrettik. ‘Borçla iyi gidene’ çomak sokmamayı tercih ettik. Şimdi kredi kartına taksit sınırı koyarak bunu düzelteceğimizi, tasarrufları artıracağımızı sanıyoruz. Hala yaklaşanı anlayabilmiş değiliz. Anlamışsak da adım atmıyoruz. Bu defa farklı bir yerdeyiz; geçmişte kamu açıkları ve borçluluğu ya da sağlıksız bankacılık krizlere yol açmıştı. Şimdi yumuşak karnımız, reel kesimdeki kaldıracın hızlı artışı. Sizi bilmem ama ben, bu seyrededurduğumuz ‘ağır çekimdeki tren kazasının’ bizimkisi olmasını istemiyorum.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!