Kredi kartında büyük risk var bankacılığa yeni yüzler gelecek

Kredi kartında büyük risk var bankacılığa yeni yüzler gelecek

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, bireysel kredilerde takibe düşen kişi sayısındaki yüzde 62’lik artışın ’yeni kart borçluları’ olduğunu açıklarken, "Takip oranının bir miktar daha yükselmesi beklenebilir, en riskli alan kredi kartları" dedi. Bilgin ayrıca "Bankacılığa yeni yüzler gelecek" diyerek, önümüzdeki aylarda bazı bankalarda olabilecek değişikliğe dikkat çekti.

BANKACILIK Düzenlene ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, Türk bankacılık sisteminin 2008 yılı sonuçlarını ve 2009 yılı beklentilerini değerlendirirken, takipteki kredilerin artacağı uyarısında bulundu. "Önümüzdeki dönemde belirgin olarak ortaya çıkacak riskin kredi riski olacağını biliyoruz. Bu alanın üzerinde dikkatle duruyoruz" diyen Bilgin, en büyük riskin de kredi kartlarında olduğunu belirtti.Bilgin’in dikkat çektiği bir diğer nokta ise önümüzdeki dönemde sektöre gelecek ’yeni yüzler’ oldu. Bilgin, bu konularla ilgili şu bilgiyi verdi:

En yüksek takip kartta

Tüm kredilerin ortalama takip oranı 23 Ocak 2009 itibariyle yüzde 3.8. Takibe dönüşüm oranınde en yüksek alan yüzde 7 ile kredi kartları. Bu oran taşıt kredilerinde yüzde 6.2 seviyesinde.

2.1 milyon kişi izleniyor

Bireysel kredilerde, 2007 yılı sonunda takipteki müşteri sayısı 1 milyon 338 bin iken, 2008 sonunda 2 milyon 170 bin kişi oldu. Takibe düşen kişi sayısı yüzde 62 arttı. Takibe dönüşüm oranı düşük kalmasına rağmen, takibe düşen kişi sayısındaki yüzde 62’lik artışın temel sebebi özellikle kredi kartlarına 2008’de eklenen yeni kart borçluları.

478 bin kişi eklendi

2008 başında kredi kartı takipteki müşteri sayısı 1 milyon 86 bin iken, 2008 sonunda, bu, 1 milyon 564 bin kişiye ulaştı. Konut kredisinde 10 bin, taşıt kredisinde 28 bin, ihtiyaç kredisinde 268 bin, diğer bireysel kredilerde 366 bin, kredi kartında 1 milyon 564 bin kişinin takip hesapları izleniyor. Ekonomideki daralma, işsizlikteki artış gibi nedenlerle genel olarak tüm kredilerde ama özelde bireysel kredilerde takip oranlarının artması muhtemel.

Denetimin şiddeti artacak

En önemli risk, riskin farkında olmamak. Bankalarımızın gerçek resmi, muhtemelen 2009’un 6’ncı ay sonuçlarıyla ortaya çıkacak. Gelecek aylar dünya finansal mimarisinde değişikliklere gebe. Bu değişimde kesin olan denetimin şiddetinin artacağıdır. Ancak aşırı denetim, bankacılığı ve yeni enstrümanları öldürmemeli.

Yol haritasını değiştirin

Önümüzdeki aylarda bazı bankalarımız konumlarını tekrar değerlendirebilir. Bankaların münferiden sorunlarını en iyi o bankanın yöneticileri ve sahipleri bilir. Sorun varsa, sermaye koyacak güç de yoksa, yol haritasını hızla değiştirmek en güvenli çözümdür. Sistemin genel sağlığını koruyacak her çözümü önce biz destekleriz.

Fonlara sıcak bakılmıyor

Ülkenin potansiyeli ile Türk bankacılığı yeni yüzlerle tanışabilir. Bu konudaki şartımız ise yeni yüzlerin sisteme bir şeyler katabilecek güçte ve itibarda olmaları. Sisteme girecek yeni oyuncuların dünyanın neresinden olduğu çok önemli değil. Önemli olan sisteme bir şey katabilecek güçte olması ve sisteme layık olma kapasitesini gösterebilmesi. Fonlara, sahibi belli olmayan ortaklık yapılarına sıcak bakmıyoruz.

Artık pazarlama hatası yapılmamalı

TEVFİK Bilgin, kredi kartlarının kimlere ve nerelere verildiğine karışmadıklarını söylemekle birlikte, bankalara "Artık pazarlama hataları yapmayın" uyarısında da bulundu. Kredi kartlarının istenilen ölçüde büyümediğini dile getiren Bilgin, "Kişisel olarak affa karşıyım. Kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç olursa 2006 yılında olduğu gibi olabilir. Rakamlara bakmak lazım, Bu konuda da takdir Meclis’indir" dedi.

Neden off-shore üzerinden kredi kullandırmak zorundayız

TEVFİK Bilgin, toplam kredilerin yüzde 29’unun yabancı para cinsinden olduğunu ve bunun da yüzde 65’ini oluşturan 45 milyar doların Türk bankalarının offshore şubelerinden kullandırıldığına dikkat çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu operasyonun temel sebebi ise yurtiçinde ihracatçı olmayanlara döviz kredisi kullandırılmasının yasak olması. Reel sektörün yurtdışından borçlanmasından, bunun riskinden bahsederken ve resmi tam olarak göremezken, neden Türk bankalarının ülke içinde belli koşullar dahilinde yabancı para kredi vermesinin önünü açmıyoruz? Neden off-shore şubeler üzerinden kredileri kullandırmak zorunda bırakılıyoruz? Koşullar bir miktar genişletilmeli."

IMF’nin bankacılığa verebileceği çok şey yok

TEVFİK Bilgin, "IMF ile ilgili bir programa ihtiyaç duyuyor musunuz" sorusuna şu yanıtı verdi: "Türkiye’nin çıkarı, yararı ve Türk ekonomisinin gereklilikleri her şeyin üzerindedir. Bunlar bizden daha çok diğer kurumlar tarafından analiz ediliyor. Bankacılık olarak IMF’nin bize verebileceği çok şey olabileceğini zannetmiyorum. Ancak, IMF daima bir şeyler bulur. Bazı sürprizlerle de karşılaşabiliriz. G 20 ülkeleri arasında IMF ile anlaşma imzalayan şu an itibariyle ülke yok."

Faizlerde gerileme eğilimi muhtemel

MERKEZ Bankası’nın faiz oranlarındaki indirime rağmen kredi faiz oranları mevduattaki gibi aşağı yönlü salınım göstermediğine dikkat çeken Tevfik Bilgin, şu öngörüde bulundu: "İnancımız tansiyonun yavaş yavaş düşeceği yönünde. Nitekim bankalarımız son birkaç haftadır tekrar reklamlara başladı. Mevcut koşulların devam etmesi halinde, kredi faizlerinde gerileme eğilimi kuvvetle muhtemel."

Yılların birikimi firmaları yok etmeye kimsenin hakkı yok

TEVFİK Bilgin, özellikle 2008 Eylül ayından sonra bankalara yönelik eleştirilerin arttığını belirtti. Bilgin, şunları söyledi: " Hiç kimsenin yılların birikimi firmaları ve sermaye birikimini kısa vadeli amaçlarla yok etmeye hakkı yok. Son haftalarda şikayetlerin azaldı. Banka isimlerine giremem ama hangi bankanın aşırı ürkek davrandığını da gayet iyi bildiğimizi ifade etmek isterim."

Tesisatçıma yen kredisi mesajı geldi

AĞUSTOS 2008’de bile Japon Yeni ile bireysel kredi pazarlaması yapan bankalar bulunduğundan yakınan Tevfik Bilgin, "Hayatında Japon Yeni görmemiş kişilere ’faiz oranı düşük, yıllardır yükselmedi’ diyerek yen kredi vermeye çalışan bankalarımız, şimdi Japon Yeni yaklaşık yüzde 70 yükseldiğinde ne düşünüyorlar acaba" sözleriyle tepkisini dile getirdi. Bilgin, Japon Yeni ile kredi pazarlaması konusunda cep telefonlarına mesajlar gönderildiğini hatırlatırken, "Size de geldi mi" sorusuna, "Tesisatçımın cep telefonuna bir mesaj geldi" dedi. Bilgin, "Toplumdaki kredi ahlakının yerleşmesinde sizin de rolünüz var" dediği bankacılara "Kendinizin kullanmadığı, riskli gördüğü enstrümanları bu halka pazarlamayın" uyarısı yaptı.

Bankaların kárı bir miktar düştü

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, "Global krizde diğer ülkeler farklı dozlarda, ilaç, antibiyotik, serum tedavisi veya yoğun bakım tedavilerini hep beraber izlendi. Türkiye olarak bazı ağrı kesicilerle bugüne kadar geldik. Bunun da en önemli sebebi bankacılık sisteminin sıhhati ve ayaklarının yere sağlam basmasıdır" derken, sektöre ilişkin şu bilgileri verdi:

Personel alımı sürdü

2008 Ekim-Kasım-Aralık döneminde Türkiye’de 268 yeni şube açıldı, personel sayısı 1.140 arttı. Türk bankaları batıdaki muadillerinin aksine planlanan şube açılması ve personel alımını kesmedi.

Takip oranı arttı


2007 sonunda yüzde 3.5 olan kredilerin takibe dönüşüm oranı, 2008 sonunda yüzde 3.6 oldu. Ortalama sermaye yeterlilik oranı yüzde 18.9 iken 2008’de yüzde 18 olarak gerçekleşti. 2007 sonunda yüzde 83,2 olan mevduatın krediye dönüşüm oranı da 2008 sonunda yüzde 84.1’e yükseldi.

Aktif kár geriledi

Bir önceki yılla karşılaştırıldığında 2008’de bankaların kárlılığında bir miktar düşüş meydana geldi. Aynı dönemde aktif kárlılığı yüzde 2.8’den yüzde 2’ye geriledi. 2008 sonunda Türk bankacılık sistemi aktif toplamı 733 milyar TL oldu. GSMH içindeki payı yüzde 75’i buldu.

Krediler hız kesti


2008’de krediler yüzde 29 artış gösterdi. Eylül 2008 sonrasına bakıldığında ise 3 aylık artış oranı yüzde 1.8’de kaldı. Bankalarımız aslında 2007’nin sonlarına doğru hızlarını yavaşlatmışlardı ancak, yavaşlama 2008 yılının 4’üncü çeyreğinde çok keskinleşti. Krediler toplam aktifin yüzde 50’sini oluşturdu.

368 milyarlık kredi

2008 sonu itibariyle kredilerin GSMH içindeki payı yüzde 38’e, kredi toplamı 368 milyar TL’ye ulaştı. Bunun yüzde 44’ünü kurumsal ve ticari, yüzde 32’sini bireysel, yüzde 24’ünü KOBİ kredileri oluşturdu. Kurumsal ve ticari krediler bir yılda yüzde 44, bireysel krediler yüzde 23, KOBİ kredileri de yüzde 13 artttı.

3’te 1’i bireysel

Toplam kredilerin 3’te 1’ini oluşturan bireysel krediler, 2008 toplamında yüzde 23 artmasına karşın Eylül sonrasında geriledi. Bireysel kredilerde ilk sırada konut, ikinci sırada kredi kartları, üçüncü sırada da ihtiyaç kredileri yer aldı. 23 Ocak 2009 itibariyle konut kredileri 39 milyar TL, kredi kartları 34 milyar TL, ihtiyaç kredileri 33 milyar TL’yi buldu.
Haberle ilgili daha fazlası: