GeriEkonomi IMF Türkiye'ye bastırmasın yeni çözüm üretip gelsin
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

IMF Türkiye'ye bastırmasın yeni çözüm üretip gelsin

Koçbank'ın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Nobel ödüllü ABD'li iktisatçı Prof. Robert M. Solow, ‘‘ABD'ye saldırıyla birlikte dünya savaş ortamına girdi. Ne ABD'de, ne de Türkiye'de durum eskisi gibi değil. Bu ortamda IMF Türkiye'yi zorlamasın, yeni politika geliştirsin’’ dedi.

Nobel ödüllü ABD'li iktisatçı Profesör Robert. M. Solow, ABD'ye yapılan terörist saldırının ardından dünyanın savaş ortamına girdiğini, böyle bir durumda ne ABD'nin, ne de Türkiye'nin daha önceden önlerine koydukları ekonomik programı uygulayamayacağını söyledi. Türkiye'nin savaş ortamında turizm gelirlerinin düşeceğini ve ABD'ye yapacağı ihracatın azalacağını belirten Solow, ‘‘IMF bu durumda Türkiye'nin bütün yükümlülüklerini yerine getirmesini bekleyemez’’ dedi.

Koçbank'ın davetiyle Türkiye'ye gelen Prof. Solow, yarın Rahmi Koç Müzesi'nde ‘‘Ekonomik krizi büyümeye zarar vermeden aşmak mümkün mü?’’ konulu bir konferans verecek. Prof. Solow, dünya ve Türkiye'deki son gelişmelerle ilgili sorularımızı yanıtlarken, saldırının ABD ekonomisinin durgunluğun eşiğine geldiği bir noktada gerçekleşmesinin ülkeyi durgunluğun içine ittiğini belirtti. Solow, ‘‘ABD'de ki durgunluktan Türkiye de etkilenecek. Türkiye, IMF ile birlikte yürürlüğe koyduğu ekonomik politikaları gözden geçirilmeli’’ diye konuştu.

Solow, geçen ay emekliye ayrılan IMF eski Birinci Başkan Yardımcısı Stanley Fischer'in Türkiye'yi çok iyi tanıdığını belirterek, ‘‘Fischer görevde olsaydı, Türkiye'nin yükümlülükleri yönünde pozitif adım atardı’’ dedi.

Türkiye'nin ve ABD'nin kısa dönemli politikalarının değişmesinin bu ülkelerin orta ve uzun vadeli hedeflerinden sapma anlamına gelmediğini kaydeden Solow, ‘‘Kriz geçinceye kadar sabredilmeli, daha sonra gerçek hedeflere dönülmeli’’ görüşünü savundu. Türkiye'nin kısa dönemli de olsa bütçe harcamalarını arttırmasının enflasyonun azdırılması gibi bir tehlikeyi doğurabileceğine dikkat çeken Solow, devlet harcamalarının artırılması konusunda dikkatli davranılması gerektiği uyarısında bulundu.

ENFLASYON DÜŞÜRÜLMELİ

Solow, ‘‘Türkiye'deki ekonomik krizin aşılması için piyasaya para sürme dahil üretimin artırılmasını savunanlarla, sıkı para politikasından yana olanlar arasındaki çatışmanın nasıl çözülmesi gerektiği’’ sorusuna da şu yanıtı verdi: ‘‘Kısa dönemle, orta ve uzun vadeyi ayırmak gerekir. Türkiye yeni dönemde ekonomisini daha fazla bozulmadan korumak zorunda. Türkiye'nin en önmeli sorunu enflasyon. Yüksek iç ve dış borç problemi ancak enflasyon düşürülerek giderilir. Üretimi artırmak, daha fazla vergi toplayarak bütçe açığını gidermek orta vadenin çözümleri. Türkiye kısa vadede, önceki döneme göre daha zor geçecek yeni dönemi atlatmaya çalışmalı. IMF'nin de anlayışlı davranışıyla Türkiye borçlarını ödeme ve ekonomisini yaşatma yeteneğini gösterecektir.’’

BANKALARINIZI GÜÇLENDİRİN

Bankacılık sisteminin gelişen ülkelerdeki en önemli sorun olduğunu belirten Solow, ‘‘Türkiye'nin bankacılık sektöründe reformlara devam etmesi’’ gerektiğini vurguladı. Bankacılık sektörünün doğrudan reel ekonomi ile bağlantısı olduğunu ve çürük bankaların sistemden ayıklanması gerektiğini kaydeden Solow, ‘‘Bankalarınızın sermaye yapısını güçlendirin, güçsüz bankaları kapatın veya büyük bankalara satın’’ dedi.

Bankaların devlet tarafından satın alınıp işletilmesinin yararlı olmadığını belirten Solow, ‘‘Devlet bankacılığı politikacılar ve onların arkadaşlarına yarar sağlar, bankalar kárlı işletmeler olmalıdır’’ diye konuştu. Solow, ayrıca sadece devletin değil, Güney Kore'de olduğu gibi büyük endüstri gruplarının da bankaları kontrol etmesinin sakıncalı olduğunu, büyük güçlerin bankaları sadece kendilerine kaynak sağlamak için kullandığını öne sürdü.

Merkez Bankası kura yumuşak müdahale yapsın

Türkiye'nin geçen şubat ayında yaşanan devalüasyonun sonrasında zorlu bir sürece girdiğini belirten Prof. Robert Solow, bu dönemde sıkça tartışılan Merkez Bankası'nın kurlara müdahalesi konusunda ise, ‘‘yumuşak müdahaleden’’ yana olduğunu söyledi. Kurları kontrol altına almanın devalüasyonu getirdiğini belirten Solow, ‘‘Türkiye gibi kurların spekülatif olarak hareket ettiği ülkelerde, kurlara hiç müdahale etmemek aşırı hareketleri gündeme getirir. Merkez Bankası, kurlar beklenmedik şekilde hareketlendiğinde kurlara yumuşak müdahalede bulunabilir’’ dedi. Solow, Türkiye'nin yaşadığı şubat kriziyle ilgili bir soruyu da şöyle yanıtladı: ‘‘Böyle durumlarda sorumlu IMF'mi, yoksa Hükümet mi, sorusunu sormak tehlikeli ve bu soruyu sormak olgunluktan uzak bir davranış. Kur çıpası, Türkiye'den önce Meksika gibi bir çok ülkede uygulandı. Türkiye bir çok ülke gibi yüksek enflasyon ortamında kur çıpasını uygulamayı başaramadı. Yüksek enflasyon nedeniyle yerel paranın yabancı paralar karşısında değeri kaybetmesinin önüne geçilemedi. Bu durumda yabancı paralar Türk Lirası'ndan daha değerli hale geldi ve devalüasyon oldu. Türkiye enflasyonu kontrol etmek zorunda. Yüzde 70 enflasyonla ekonomik gelişme olmaz, yüksek enflasyon belirsiz bir ekonomik ortam yaratır ve yabancı sermaye gelmez ayrıca borç yükü artar. Enflasyonu düşürmek hayatidir ve enflasyonu düşürmeye çalışırken paranızın değer yitirmesinin önüne geçemezsiniz.’’

Senatu Solow'u Türkiye'de bulup danıştı

Türkiye'ye gelir gelmez ABD Senatosu'ndan bir fax aldığını belirten Prof. Robert Solow, şu anda Cumhuriyetçiler'in hakim olduğu Senato'nun kendisinden yardım istediğini belirterek, şunları söyledi: ‘‘Hayatım boyunca Demokratlara destek verdim, ancak Cumhuriyetçi Senato benden akıl istiyor. İki hafta öncesine kadar Başkan Bush'un vergileri düşürme önerisine karşıydım. Ancak ekonomimiz şimdi durgunluğun içine itildi, bu nedenle tüketici harcamalarının artırılmasını savunuyorum. ABD Merkez Bankası da faizleri düşürme politikasına devam etmeli. Ancak bu dönemde alınan tedbirler, orta ve uzun vadeli ekonomik politikaları ve amaçları etkilememeli. ABD bu dönemde bütçe fazlasından bütçe açığına gidecek, bu kaçınılmaz. Böyle dönemlerde, hem ABD, hem de Türkiye'de bütçe açığını kontrol altına almaya çalışmanın ekonomi üzerinde yıkıcı etkileri olabilir. Ancak, ABD'nin bütçe açığından kaynaklı enflasyon problemi yok, tersine durgunluk tehdidi altında. Bu nedenle uygulanacak politikalarda Türkiye'ye göre farklılıklar bulunacaktır.’’

Derviş IMF'ye gidiyor

Devlet Bakanı Kemal Derviş ve geniş katılımlı bir heyetinin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan 10'uncu gözden geçirme kapsamında, 29 Eylül tarihinde ABD'ye gitmesi planlanıyor. Derviş'in ABD gezisi sırasında ABD Hazine Bakanı Paul O'Neil, IMF ve Dünya Bankası'nın üst düzey yöneticileriyle de görüşmesi bekleniyor.

Canlı Borsa - Altın Fiyatları - Döviz Kurları için Bigpara

False