Hakka Suresi Oku - Hakka Suresi Anlamı, Tefsiri, Türkçe ve Arapça Okunuşu (Diyanet Meali)

Güncelleme Tarihi:

Hakka Suresi Oku - Hakka Suresi Anlamı, Tefsiri, Türkçe ve Arapça Okunuşu (Diyanet Meali)
Oluşturulma Tarihi: Nisan 21, 2020 14:50

Hakka Suresi mushaftaki sıralamada altmış dokuzuncu, iniş sırasına göre yetmiş sekizinci sûredir. Mülk sûresinden sonra, Meâric sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Peki, Hakka Suresi anlamı nedir, Türkçe ve Arapça okunuşu nasıl? İşte Hakka Suresi Anlamı, Tefsiri, Türkçe ve Arapça Okunuşu (Diyanet Meali)

Haberin Devamı

Mekke döneminde inmiştir. Sûre, adını birinci âyeti oluşturan“el-Hâkka” kelimesinden almıştır. Hâkka, mutlaka gerçekleşecek olan kıyametdemektir. Sûrede başlıca, Kıyameti inkâr edenlerin görecekleri cezalarve mü’minler ile kâfirlerin dehşetli Kıyamet günündeki hâlleri konu edilmektedir.

Hakka Suresi Konusu

Sûrenin ana konusu vahiy yani Kur’an’ın ilâhî kelâm oluşu ve peygamberliktir. Ayrıca kıyamet halleri; yeryüzünde fesat çıkaran ve peygamberleri yalancılıkla itham eden Âd, Semûd, Lût, Firavun, Nûh kavimleri gibi eski kavimlerden, bunların başına gelen musibetlerden söz etmekte, âhirette mutlu ve bedbaht olacak kimselerin durumlarını açıklamaktadır.

Hakka Suresi Türkçe Okunuşu

1.Elhakkatu.
2.Melhakkatu.
3.Ve ma edrake melhakkatu.
4.Kezzebet semudu ve 'adun bilkari'ati.
5.Feemma semudu feuhliku bittağıyeti.
6.Ve emma 'adun feuhliku birıyhın sarsarin 'atiyetin.
7.Sahhareha 'aleyhim seb'a leyalin ve semaniyete eyyamin husumen feterelkavme fiyha sar'a keennehum a'cazu nahlin haviyetin.
8.Fehel tera hehum min bakıyetin.
9.Ve cae fir'avnu ve men kablehu velmu'tefikatu bilhatıeti.
10.Fe'asav resule rabbihim feehazehum ahzeten rabiyeten.
11.İnna lemma tağalmau hamelnakum fiylcariyeti.
12.Linec'aleha lekum tezkireten ve te'ıyeha uzunun va'ıyetun.
13.Feiza nufiha fiysuri nefhatun vahıdetun.
14.Ve humiletil'ardu velcibalu fedukketa dekketen vahıdeten.
15.Feyevmeizin veka'atilvakı'atu.
16.Venşakkatissema'u fehiye yevmeizin vahiyetun.
17.Velmeleku 'ala ercaiha ve yahmilu 'arşe rabbike fevkahum yevmeizin semaniyetun.
18.Yevmeizin tu'radune la tahfa minkum hafiyetun.
19.Feemma men utiye kitabehu bi yemiynihi feyekulu haumu'krau kitabiyeh.
20.İnniy zanentu enniy mulakın hısabiyeh.
21.Fehuve fiy 'ıyşetin radıyetin.
22.Fiy cennetin 'aliyetin.
23.Kutufuha daniyetun.
24.Kulu veşrebu heniyen bima esleftum fiyl'eyyamilhaliyeti.
25.Ve emma men utiye kitabehu bişimalihi feyekulu ya leyteniy lem ute kitabiyeh.
26.Ve lem edri ma hısabiyeh.
27.Ya leyteha kanetilkadıyete.
28.Ma ağna 'anniy maliyeh.
29.Heleke 'anniy sultaniyeh.
30.Huzuhu feğulluhu .
31.Summel cehıyme salluhu.
32.Summe fiy silsi letin zer'uha seb'une zira'an feslukuhu.
33.İnnehu kane la yu'minu billahil'a zıymi.
34.Ve la yehuddu 'ala ta'amil miskiyni.
35.Feleyse lehulyevme hahuna hamiymun.
36.Ve la ta'amun illa min ğısliynin.
37.La ye'kuluhu illelhatıune.
38.Fela uksimu bima tubsırune.
39.Ve ma la tubsırune.
40.İnnehu lekavlu resulin keriymin.
41.Ve ma huve bikavli şa'ırin kaliylen ma tu'minune.
42.Ve la bilkavli kahinin kaliylen ma tezekkerune.
43.Tenziylun min rabbil'alemiyne.
44.Velev tekavvele 'aleyna ba'dal'ekaviyli.
45.Leehazna minhu bilyemiyni.
46.Summe lekata'na minhulvetiyne.
47.Fema minkum min ehadin 'anhu haciziyne.
48.Ve innehu letezkiretun lilmuttekıyne.
49.Ve inna lena'lemu enne minkum mukezzibiyne.
50.Ve innehu lehasretun 'alelkafiriyne.
51.Ve innehu lehakkulyakıyni.
52.Fesebbih bismi rabbikel'azıymi.

Hakka Suresi Arapça Okunuşu

Hakka Suresi Oku - Hakka Suresi Anlamı, Tefsiri, Türkçe ve Arapça Okunuşu (Diyanet Meali)

Haberin Devamı

Hakka Suresi Oku - Hakka Suresi Anlamı, Tefsiri, Türkçe ve Arapça Okunuşu (Diyanet Meali)

Hakka Suresi Oku - Hakka Suresi Anlamı, Tefsiri, Türkçe ve Arapça Okunuşu (Diyanet Meali)
WE

Hakka Suresi Diyanet Meali

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla
Gerçekleşecek olan kıyamet! ﴾1﴿ Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet? ﴾2﴿ Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin? ﴾3﴿ Semûd ve Âd kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (Kıyameti) yalanladılar. ﴾4﴿ Semûd kavmi korkunç bir sarsıntı ile helâk edildi. ﴾5﴿ Âd kavmine gelince onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi. ﴾6﴿ Allah onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün. ﴾7﴿ Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun? ﴾8﴿Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler. ﴾9﴿ Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı. ﴾10﴿ Şüphesiz, (Nûh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin. ﴾11-12﴿ Sûr'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş(kıyamet kopmuş)tur. ﴾13-15﴿ Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur. ﴾16﴿ Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır. ﴾17﴿ O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz. ﴾18﴿ İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!" ﴾19﴿ "Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum." ﴾20﴿ Artık o, hoşnut bir hayat içindedir. ﴾21﴿ Yüksek bir cennettedir. ﴾22﴿ Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir). ﴾23﴿ (Onlara şöyle denir:) "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için." ﴾24﴿ Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi." ﴾25﴿ "Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim." ﴾26﴿ "Keşke ölüm her şeyi bitirseydi." ﴾27﴿ "Malım bana hiçbir yarar sağlamadı." ﴾28﴿ "Saltanatım da yok olup gitti." ﴾29﴿ (Allah şöyle der:) "Onu yakalayıp bağlayın." ﴾30﴿ "Sonra onu cehenneme atın." ﴾31﴿ "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu." ﴾32﴿ "Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu." ﴾33﴿ "Yoksulu doyurmaya teşvik etmiyordu." ﴾34﴿"Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur." ﴾35﴿ "Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur." ﴾36﴿ "Onu günahkârlardan başkası yemez." ﴾37﴿ Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'dan alıp tebliğ ettiği) sözüdür. ﴾38-40﴿ O, bir şâirin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz! ﴾41﴿ Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz! ﴾42﴿ O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir. ﴾43﴿ Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı mutlaka onu kudretimizle yakalardık. ﴾44-45﴿ Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik. ﴾46﴿ Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı. ﴾47﴿ Şüphesiz Kur'an Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür. ﴾48﴿ Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz. ﴾49﴿ Şüphesiz Kur'an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir. ﴾50﴿ Şüphesiz Kur'an gerçek kesin bilgidir. ﴾51﴿ O halde sen, yüce Rabbinin adıyla tespih et. ﴾52﴿

Haberin Devamı

Hakka Suresi Tefsiri

“Kıyamet” diye çevirdiğimiz hâkka kelimesi, hak kelimesinden türemiş bir isimdir. Hak ise sözlükte, “gerçek, sabit ve doğru olmak, gerekmek; bir şeyi gerçekleştirmek; bir şeyi kesin olarak bilmek” gibi mânalara gelmektedir. İsim olarak “gerçek, sabit, doğru, varlığı kesin olan şey” anlamlarında kullanılan hak kelimesi genellikle bâtılın zıddı olarak gösterilmiştir (bilgi için bk. Mustafa Çağrıcı, “Hak”, DİA, XV, 137). Kıyamet kesin olarak gerçekleşeceği ve bu sayede insanlar dünyada yapıp ettiklerinin gerçek değerini kavrayacakları ve sonuçlarını görecekleri için ona da “Hâkka” ismi verilmiştir. Sûrenin ilk üç âyeti gerek üslûp gerekse anlam olarak kıyamet olayının büyüklüğüne ve şiddetine işaret ettiği gibi ne zaman meydana geleceğinin bilinemeyeceğini de göstermektedir.

Haberin Devamı

 Müfessirlerin büyük çoğunluğu hâkka kelimesine “kıyamet” anlamı vermiş olmakla birlikte bu âyetlerin ardından dünyada azaba uğramış kavimlerin anılmasından hareketle hâkka kelimesinden, Hz. Peygamber’e isyan eden Kureyş’in başına gelecek olan azabın kastedildiği ve bu azabın dehşet ve şiddetine dikkat çekildiği görüşünde olanlar da vardır (Ateş, X, 36).

“Kapılarını çalacak felâket” diye çevirdiğimiz karia kelimesi “çarpan, vuran, çarpışan” anlamında olup burada kıyametin bir başka ismi olarak kullanılmıştır. Semûd ve Âd kavimleri âhireti inkâr edip kendilerine gönderilen peygambere isyan ettikleri için birincisi (Semûd), şiddetinden dolayı âyette “tâgiye” (azgın) denilen çok ağır bir depremle yok olup gitmiştir (bilgi için bk. A‘râf 7/73-79; Hûd 11/61-68); Âd kavmi ise inkârcılıkta ısrar ettiği için Allah onların üzerine kasıp kavuran bir fırtına göndermiş; bu fırtına Âd kavminin yurdunda yedi gece sekiz gün devam etmiş; sonunda insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi yerlere serivermiştir (krş. Kamer 54/19-20). Âd kavminin muhteşem sarayları ve köşkleri yerle bir olmuş; böylece yok olup gitmişlerdir. Bu iki kavmin âkıbetleri, hem Muhammed ümmetine birer ders ve ibret levhası olarak hem de bu felâketleri gerektiren gücün kıyameti de gerçekleştireceğine bir kanıt olarak zikredilmiştir (bk. A‘râf 7/65-72; Hûd 11/50-60).

Haberin Devamı

Firavun’dan maksat, Hz. Mûsâ zamanındaki Mısır kralıdır (İbn Âşûr, XXIX, 120; Firavun ve kavmi hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/103 vd.). “Ondan öncekiler” tamlaması ise genel bir ifade olup Firavun’a kadar gelmiş geçmiş ve isyanları sebebiyle helâk olmuş kavimleri kapsamaktadır. Yukarıda geçen Âd ve Semûd kavimleri de bu grubun içinde yer alır. Altı üstüne getirilen şehirler ise Lût aleyhisselâmın peygamber olarak gönderildiği Sodom ve Gomore olarak yorumlanmıştır (bk. A‘râf 7/80-84; Hûd 11/77-83). İşte bu kavimlerin her biri kendi peygamberine isyan edip onu yalancılıkla itham ettikleri için ayrı ayrı şiddetli cezalara mâruz kalmışlardır. 10. âyetteki “resul” kelimesinin tekil olması her bir kavme gönderilmiş olan ayrı bir peygamberi ifade eder (İbn Âşûr, XXIX, 122). 

Haberin Devamı

11. âyette değinilen olay, Hz. Nûh zamanında meydana gelmiş olan tûfandır. Nûh kavmi peygambere isyan ettiği için Allah Teâlâ onları suya garketmiş, Nûh’a inanıp onun gemisine binenleri ise kurtarmıştır. İşte, “Sular coştuğu vakit sizi gemide biz taşıdık” meâlindeki cümle o gün Nûh’un gemisinde bulunup da Allah’ın lutfuyla kurtuluşa eren, sular çekildikten sonra da karaya çıkan ve sonrakilerin ataları, dedeleri durumunda bulunan müminlere işaret eder. Yukarıda kısaca değinilen olaylarda inkârcıların cezalandırılmış, inananların ise kurtarılmış olduğu haber verilerek olayların nesilden nesile aktarılması ve işiten herkesin bundan ibret alması amaçlanmıştır. Nitekim bu husus 12. âyette açıkça ifade edilmiştir (Nûh kavmi ve tûfanı hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/59-64; Hûd 11/25-49).

Hakka Suresi Tefsirinin Tamamı için Tıklayın

Hakka Suresi Ayet Sayısı

Hakka Suresi 52 ayettir.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!