Gümrük Birliği’nde güncelleme tartışması

Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinde geçici çözüm olan Gümrük Birliği güncellenmesi ile ilgili tartışmalar sürüyor. Peki güncelleme çare mi, tam üyelik hedefinin sonu mu? Hukukçu Dr. Selim Sarıibrahimoğlu yanıtladı.

Haberin Devamı

Önce Türkiye’nin Gümrük Birliği (GB) serüvenini anımsayalım. Türkiye ile dönemin Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasında 1963’te imzalanan Ankara Anlaşması ile başlayan, 1973’te Katma Protokol ile devam eden ilişki, 6 Mart 1995’te GB kararıyla yeni bir boyuta geçti. GB ile birlikte Türkiye ile AB arasında sanayi ürünleri ticaretinde gümrük vergileri, miktar kısıtlamaları ve eş etkili önlemler ortadan kalktı. Türkiye, üçüncü ülkelere yönelik AB’nin belirlediği ortak gümrük tarifesini uygulamaya başladı. AB’nin diğer ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına Türkiye’nin doğrudan taraf olmaması, Türkiye’den araçlara uygulanan karayolu kotaları, GB’nin işleyişiyle ilgili danışma ve karar alma mekanizmalarında Türkiye’nin yeterince yer almaması ise ciddi sıkıntı yaratıyor. Uluslararası hukukçu Dr. Selim Sarıibrahimoğlu “Gümrük Birliği kararları üye ülkelerin veto hakkı nedeniyle güncellenemez” görüşünde.

Haberin Devamı

AB’ye üye olmadan GB anlaşmasını imzalayan dönemin siyasileri hakkında Meclis soruşturması yapılması gerektiğini savunan Sarıibrahimoğlu’nun, güncelleme konusundaki değerlendirmeleri şöyle:

AB HUKUKUNDA MÜMKÜN DEĞİL

* “Gümrük Birliği kararlarının güncellenmesi AB hukuku çerçevesinde mümkün görünmemektedir. AB’de kararlar GB de dahil oybirliği ile alınmak zorundadır. Türkiye’nin göreli üretim ve fiyat avantajı olan tarım ve benzeri ürünlerde kolaylık sağlamayı amaçlayan güncellemeye, üye 28 ülkenin özellikle çıkarları zarara uğrayacak olanların veto haklarını kullanacakları kuşkusuzdur.

GB ve AB birbirinden ayrı düşünülemez. Biri olmazsa diğeri işlevsiz kalır. AB ile Türkiye arasındaki GB protokolü, başlangıçta, taraflar arasında sanayi mallarının sınır ötesine kolay ve gümrüksüz geçişini sağlayan ve her iki tarafın da çıkarlarına hizmet eden bir anlaşmalar dizini şeklinde imzalanmıştır. Ancak zaman içerisinde bu anlaşmanın ayrılmaz bir parçası olan tam üyelik süreci AB tarafından askıya alınınca, GB anlaşması tek taraflı çıkara hizmet eden yeni nesil bir kapitülasyona dönüşmüştür. Ayrıca AB’nin bu anlaşmaya aykırı koruyucu uygulamaları da rekabetçi dengeyi bozmuştur. Türkiye vatandaşlarının, AB ile imzalanan anlaşmalara rağmen hukuka aykırı şekilde dolaşım serbestisinden (vize) yararlanamaması haksız rekabet oluşturmuştur.

Haberin Devamı

2001 BANKACILIK KRİZİNİ TETİKLEDİ

* GB, 2001’deki bankacılık krizinin de en önemli tetikçisi olmuştur. 2001’deki kriz 2000 yılına kadar 14 milyar dolar civarında seyreden dış ticaret açığının birdenbire 34 milyar dolara yükselmesi nedeniyle meydana gelmiştir. Yapılan haksızlık sebebiyle Türkiye her yıl milyar dolarlar kaybederken AB kâra geçmiştir. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizin bile muhtemel sebebi GB’dir.

TAM ÜYELİK HEDEFİNİN SONU

* Netice olarak günümüzde dillerden düşmeyen bu “güncelleme”, Türkiye için bir çare değil aksine Türkiye’nin AB’ne “tam üyelik” hedefinin sonu olacak. AB üye devletleri içinse mutlak amaçlarına yani Türkiye’nin imtiyazlı üyeliğine yönelik son adım olacaktır. Müzakeresi yıllar süren söz konusu güncellemeyi tartışmak dahi bir vakit israfıdır. Üstelik güncelleme sonunda Türkiye sadece tam üyelik şansını kaybetmek ve “imtiyazlı ortak” konumuna düşmekle kalmayacak, geçmişte GB’nden dolayı uğramış olduğu zararların tazmini de mümkün olmayacaktır.

Haberin Devamı

AB GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEDİ

* Ankara Anlaşması’nda, anlaşmanın koruyucusu (Guardian of Treaties) olduğunu kararlaştıran Avrupa Komisyonu görevini yerine getirmemiş; yani Kopenhag Kriterleri neticesinde ortaya çıkan “rekabet baskıları ve piyasa güçleri ile başa çıkabilme yeteneği” hususunda gerekli adımları atmayarak GB tarafı olan Türkiye için gerek iç gerekse dış pazardaki rekabet ortamını korumamıştır. Güncelleme taleplerinin Türkiye’nin bekası ve ekonomik özgürlüğü için kabul edilmesi mümkün değildir. Öncelikli olarak Türkiye’nin günümüze kadar uğradığı zararlar Katma Protokol 60. madde ve GB Kararları 63. madde kapsamında Avrupa Birliği’nden talep edilmeli, imtiyazlı ortaklığa neden olacak üyelerin veto hakkı nedeniyle fiili imkânsızlık içeren güncelleme yolundan vazgeçilmelidir.

Haberin Devamı

TÜRKİYE NE YAPMALI

* Türkiye önce GB anlaşmasının 60 ve devamındaki maddeleri çerçevesinde, Avrupa Komisyonu’ndan zararlarının ödetilmesi için hukuki haklarını görüşmeler yoluyla talep etmelidir. Bu görüşmeler sonuç vermez ise Avrupa Adalet Divanı’na başvurarak hakeme daha sonra dava yoluna gitmelidir. Türkiye’nin sanayisi tekrar ön plana çıkarılarak Türkiye pazarında ekonomik güvenlik ve bağımsızlık sağlanmalıdır. Çünkü ekonomik bağımsızlık, ancak ve ancak güçlü ve bağımsız bir sanayi ile mümkündür. Üretiminin kaşılığını alamayan, tüketilmeye mahkûmdur.”

Yazarın Tüm Yazıları