GeriAhmet HAKAN Zillet Numan’a yakışmaz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Zillet Numan’a yakışmaz

“AK Parti Numan Kurtulmuş’la irtibatta” diye haberler çıktı ve gözler Numan Kurtulmuş’a çevrildi.

Ne evet dedi Kurtulmuş, ne hayır...

Ne “yok öyle bir şey” dedi, ne “var” dedi.

Ne “giderim” dedi, ne “gitmem” dedi.

Hatta AK Parti yetkililerinin, “Gelirse kendi gelsin, arkadaşlarını yanında getirmesin” falan türü küçük düşürücü açıklamalar yapmasına rağmen esaslı bir tavır koymadı.

Kısacası...

Tam bir zillet hali...

Ne desek?

Zillet Numan Bey’e yakışmaz desek etkili olur mu acaba?

Evet, Alevilik bir dindir

- Eğer sen “benim ibadethanem cemevidir” diyen Alevilere “hayır, senin ibadethanen camidir” diye dayatırsan...

- Eğer sen kendi İslam anlayışından hareket ederek Aleviliği tanımlamaya kalkışırsan...

- Eğer sen cemevi” taleplerine “kusura bakmayın ama İslam’da böyle bir ibadethane yoktur” diye yanıt verirsen...

- Eğer sen Alevilerin cemevi taleplerini Sünni-Hanefi anlayışının yıkılmaz kalesi olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sorarsan...

- Eğer sen Diyanet’ten aldığın fetvayı, Alevilere verdiğin “olmaz, olamaz” cevabının bir dayanağı olarak gösterirsen...

- Eğer sen İslam’ın farklı yorumlanmasına devlet olarak tahammül ve hoşgörü göstermezsen...

Aleviler de çıkarlar, “Alevilik ayrı bir dindir” derler.

Hiç gocunma, hiç mugalata yapma, hiç “o nasıl söz öyle” falan diye üste çıkmaya kalkışma...

* * *

Şunu demek istiyor Aleviler:

- Eğer senin anladığın İslam, Alevilerin en temel taleplerinin karşılanmasına imkân veriyorsa Alevilik İslam’ın içindedir.

- Eğer senin anladığın İslam Alevilerin en temel taleplerinin ellerin tersiyle itilmesine imkân veriyorsa Alevilik ayrı bir dindir.

Olay bu kadar basit...

* * *

- Alevinin en temel talebi Sünni-Hanefi anlayışının kalesi olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sorulacak...

- Diyanet İşleri Başkanlığı “Cemevi katiyen ibadethane değildir” diye fetva verecek...

- Ve devlet de elinde fetva, büküp boynunu “Ne yapalım, Diyanet böyle dedi, siz de İslam’ın içinde olduğunuza göre buna uymak zorundasınız” diyecek...

Kimse kusura bakmasın, böyle bir haksızlık karşısında Aleviler de çıkar “Alevilik ayrı bir dindir” der.

Buna karşı sen istediğin kadar “olur mu canım, Alevilik ayrı bir din olur mu, Alevilik İslam’ın içindedir” de...

Alevi’nin bir kulağından girer, öbür kulağından çıkar.

Tamam mı?

Anlaşıldı mı?

Gelin bir oyun oynayalım

BAŞBAKAN Erdoğan, tutuklu milletvekilleriyle ilgili şöyle dedi:

“Sizin dışarıda adamınız mı yoktu da cezaevinden milletvekili seçtiniz. Cezaevlerine mi kaldınız? Bunların siyaset anlayışı bu”.

* * *

Gelin bir oyun oynayalım: 10 yıl geriye gidelim.

Başbakan Erdoğan’ın “yasaklı” olduğu günlere...

Erdoğan’ın “yasaklı” olduğu halde, bunu bile bile “başbakan” olmak istediği günlere...

Ve Erdoğan’ın bugünkü cümlelerini, o günlere uyarlayalım:

Sizin yasaklı olmayan adamınız mı yoktu da yasaklı birini seçtiniz. Yasaklılara mı kaldınız? Bunların siyaset anlayışı bu”.

 Davutoğlu’nun Büşra Hoca açıklaması

DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu, KCK’dan tutuklu Büşra Ersanlı konusuna değinmiş.

“Büşra Ersanlı terörist olamaz. Kendisini tanırım. Böyle yaramazlıklar yapmaz”
anlamına gelecek bir açıklama yapmış. Güzel bir açıklama...

Bir insanın olmayacak bir suçla itham edilen tanıdığı bir insanla ilgili kefalette bulunmasından daha soylu bir davranış olamaz.

* * *

Fakat insanın aklına gelmiyor değil...

Benzer açıklamalar Ergenekon sanıkları için söz konusu olduğunda pek demokrat kalemler hemen atılıp “tanırım iyi çocuktur” açıklamasını anımsatıyorlardı.

O kalemlerden hiçbiri Davutoğlu’na o açıklamayı anımsatmadı.

Demek ki demokratlıkta “adamına göre muamele” diye bir şey varmış.

* * *

Asıl mesele bu değil tabii...

Asıl mesele Davutoğlu’nun “Büşra Ersanlı’nın terörist olduğuna inanmıyorum” açıklamasının ardından eklediği “ama”lı cümlesi...

Şöyle diyor Davutoğlu:

Ama yargının işine karışamayız tabii”.

Tam bu noktada Davutoğlu’na sormak istiyorum: İyi de Sayın Davutoğlu...

MİT Müsteşarı söz konusu olduğunda hükümetiniz yargının işine karışmış, savcıları görevden almış, yasalar çıkarmış, ortalığı ayağa kaldırmıştı.

Buna ne buyrulur?

O Amerikan gazetesi

BAŞBAKAN Erdoğan bugünlerde bir Amerikan gazetesine kafayı takmış durumda.

O Amerikan gazetesi...

- AK Parti’nin kuruluşunu selamlamıştır.

- Avrupa Birliği’nde AK Parti hükümetinin girişimlerine tam destek olmuştur.

- Sivilleşme ve vesayetten kurtulmada AK Parti’ye destek çıkmıştır.

- Erdoğan hükümetini övmüştür, hep övmüştür.

- Türkiye’nin büyümesini göklere çıkarmıştır.

- “Türkiye: Asya Kaplanı” başlıklı yazısının mürekkebi bile kurumamıştır.

Fakat ne zaman ki... İki ters haber yapmıştır. “Şerefsiz” olmuştur. Hikâye budur, gerisi teferruattır.

Yine iyi, yine iyi

ÜÇ günlük kaçış planı yaparken “kesin olay çıkar” demiştim.

Uçak düşürülür, tekne basılır, tank uçurulur falan diye kaygılanıyordum.

Allah’tan kaygılarım boş çıktı.

* * *

Tabii...

- Bodrum beach’lerinin lahmacun ile ayranı 50 liraya çıkarmasını...

- Polis Okulu Müdürü’nün “kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı” tadında aforizmalar kitabı yayınlamasını...

- KPSS’de soruların çalındığı iddialarını...

- Aziz Yıldırım’ın kendini unutma bahçesine atmasını...

- İstanbul trafiği sayesinde evden işe ulaşımın 5 saate çıkmasını...

- Samsun’da TOKİ’nin “kusursuz” bulunmasını...

Saymazsak...

X

Halk sağlığı düşmanı palavracı doktor

Adını soyadını yazıyorum:

Ümit Aktaş.

*

Aşıdan hazzetmiyor. Hakkıdır.

*

Aşı olmayı reddediyor. Kendi tercihidir.

*

Aşıda zorlama olmayacağını savunuyor. Normaldir.

*

Yazının Devamını Oku

Kişisel tahminlerim: Neden aşı olmuyorlar?

Aşımız var. Hem de herkese yetecek kadar.

Gel gelelim 23 milyona yakın vatandaşımız, inatla ve ısrarla aşı olmaktan kaçınıyor. Yani arz var, talep yok. Peki ama neden? Elimde bir veri yok nedenlere dair. Sadece tahminlerim var. Onları yazıyorum:

*

- ÇİP: Özellikle komplo teorisyenlerinin ortaya attığı tezlerin etkisinde kalanlar, ilk zamanlar “Çip takacaklar” diyorlardı. Ama gitgide daha çok alay konusu haline geldiklerini fark ettiler. Bu nedenle sayılarında müthiş azalma var gibi. En azından bana öyle geliyor.

*

- KISIRLIK: Özellikle bazı bölgelerimizde görece eğitimsiz vatandaşlarımızın içine sürüklendikleri girdap... 8 çocuklu, 28 torunlu 80 yaşındaki dedelerin, “Aşı kısırlık yapıyor yeğen” diye aşı olmaktan kaçındıklarına dair espriler gırla gidiyor. Sesleri pek çıkmasa da en kalabalık grup bu gibi geliyor bana.

*

- TURKOVAK: “Yerli ve milli” propagandasının aşırı etkisi altında kalan bazı yurttaşlarımız, yerli aşının piyasaya çıkmasını bekliyor galiba. Sayıları da az değil. “Elin aşısını olacağıma kendi aşımı olurum” diye bekleme içindeler galiba. Fakat koronavirüs denilen illetin beklemeye hiç niyeti olmadığını bilseler iyi olacak.

*

Yazının Devamını Oku

İkna edilmesi gereken 22 milyon 182 bin kişi

Sevgili okul müdürlerimiz.

- Muhterem kanaat önderlerimiz.

- Sayın Türkan Şoray’ımız.

- Değerli tarihçilerimiz.

- Severek okuduğumuz romancılarımız.

- Sayın Tarkan’ımız.

- Muhterem imamlarımız ve müezzinlerimiz.

- Yüce gönüllü şairlerimiz.

- Sayın

Yazının Devamını Oku

Selvi Hanım’ın acı kahkahaları

Armağan Çağlayan, muhteşem bir söyleşi yapmış CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu’yla...

Baştan sona izledim röportajı. Hiç sıkılmadan. Sorular, cevaplar... Hepsi gayet iyiydi.

*

Selvi Hanım’la ilgili saptamalarım şöyle:

*

Çok hakiki bir insan. Yapmacıklığa asla prim vermiyor. Eşinin her söylediğine katılmadığını söyleyecek denli özgüvenli... Hiç politika yapmıyor. Gayet dobra. Gayet doğrudan konuşuyor. “Hazır röportaj veriyoruz, araya bir iki siyasal mesaj sıkıştırmak gerekir” falan demeye tenezzül etmiyor.

*

Röportajda en ilgimi çeken bölüme gelince...

*

Yazının Devamını Oku

Bazı ünlülerin günlük rutinleri

Sabahları çakralarını açmak için meditasyon yaparmış.

MIRANDA KERR: Açılsın çakralar

SABAHLARI çakralarını açmak için meditasyon yaparmış. Sonra 20 dakika yoga yaparmış. Sonra yeşil sebzelerden hazırlanmış smoothie içermiş. (Offf! Çok sıkıldım. Çok bunaldım. Daha fazlasını yazamayacağım.)

VICTOR HUGO: İki çiğ yumurta

ŞAFAK vakti uyanış... Bir demlik taze çekilmiş kahveyle güne başlayış... Metresinden gelen tutkulu mektubu okuyuş... İki çiğ yumurtayı içiş... Ve saatlerce süren yazı maratonunu başlatış.

MARK TWAIN: Sağlam kahvaltı

SABAH sağlam bir kahvaltı yaparmış. Ardından çalışma odasına geçer ve başlarmış çalışmaya... Akşama kadar yazarmış. Öğle yemeklerini atlamak en büyük keyfiymiş. Çalışma odasında rahatsız edilmemek ise en katı kuralı.

RICHARD BRANSON: Uçurtma sörfü

GÜN

Yazının Devamını Oku

Üç zor konu - Taliban, fonlama, sığınmacılar

1) TALİBAN: Türkiye’de İslam adına ortaya konan hiçbir pratik, Taliban’ın İslam anlayışıyla örtüşmez. Hiç ayırt etmeksizin hepimizi “kâfir” diye yaftalarlar. Biz de onların İslam anlayışlarını alabildiğine yadırgarız. Hatta “İslam bu değil” deriz. Ama bütün bunlara rağmen... Türkiye, ABD’nin Taliban’la kurduğu diyalogdan daha iyi bir diyalog kurabilir.

2) FONLAMA: Fonlamanın kendisinde bir sorun yok. ABD’deki bazı vakıflar, Türkiye’deki bazı medya kuruluşlarını fonlayabilirler. Sorun, ABD’deki vakıf aracılığıyla fonlananların, “Biz acayip bağımsız bir medyayız, diğerleri şöyledir böyledir” diye hava basmalarındadır. “Biz de son tahlilde fonlanıyoruz, biz de o kadar bağımsız değiliz” deseler, mesele kalmayacak.

*

3) SIĞINMACILAR: Bu meselenin bir ortası olmalı. “Her önüne gelen, elini kolunu sallayarak Türkiye’ye gelsin” demek ile “Madem sığınmacıları seviyorsun, al evine besle” demek arasında bir yer olmalı. Ak/kara değil ki bu. Gayet çetrefilli, gayet karmaşık, gayet çok boyutlu bir konu. Her konuda saflaşıyoruz, bari bu konuda saflaşmasak. Sakince konuşsak şu mevzuyu.

HOUSE OF CARDS İZLEDİM ŞUNLAR OLDU

Canım sürekli kaburga istedi. Kaburga istedikçe de Develi ya da Başköşe’ye müracaat ettim.

*

Sırf tahtaya üst üste

Yazının Devamını Oku

Nasıl zorba olunur

Böyle bir belgesel var. Ben de izledim bu belgeseli.

Hitler, Saddam Hüseyin, Stalin, İdi Amin, Kuzey Kore’nin ‘Kim’leri ve Kaddafi konu edilmiş belgeselde.

*

Anlatılan isimlerin...

Tabii ki yatacak yeri yok. Tabii ki zorbalıkları tartışmasız. Tabii ki her biri ölüm kustu yeryüzünde.



Yazının Devamını Oku

Duygusal bir popüler kültüre sahip olmak isteyenler için liste

Frida Kahblo: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur.




- FRİDA KAHLO: Kendisinin fotoğrafının bulunduğu bir tişört, bir şapka ya da bir çantaya sahip olsanız iyi olur. Bir de Büyükada’ya yolunuz düştüğünde Troçki’nin evini gösterip “Ne zaman bu evi görsem Frida’yı anımsarım” diye iç geçirmeniz çok havalı kaçacaktır.

*


Yazının Devamını Oku

Afganistan için istifade edilecek bir isim: Hikmet Çetin

Fatih Çekirge, Hikmet Çetin’le süper bir Afganistan röportajı yaptı.

Dünkü Hürriyet’te su gibi okudum.

*

Hikmet Çetin...

- Sağduyusuyla...



Yazının Devamını Oku

Godfather aşkına gittim Nobu’ya

Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış.

- İNTİHARIN EŞİĞİNDE: Nobu isimli bir Japon varmış. Aşçılıktan anlarmış. Bu Nobu, Peru’da perişan vaziyette takılıyormuş. Peru’nun arka mahallelerinde külüstür bir lokantada memleketi Japonya’nın yemeklerini yapıyormuş. Öyle memnuniyetsizmiş ki hayatından, neredeyse intihar edecekmiş.



*

- MARTIN AMCA: Masal bu ya... Tam bu sıralarda Peru’da gezintiye çıkan yönetmen Martin Amca’nın yolu, Nobu’nun yemek yaptığı bu külüstür lokantadan geçmiş. Bayılmış suşilere, saşimilere falan Martin Amca. “Gel” demiş, “Seni Hollywood’a götüreyim”. Nobu’nun gözleri parlamış.

*

Yazının Devamını Oku

Melih Bulu neden görevden alındı?

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu, sürpriz bir şekilde görevden alındı.

Herkes bunun nedenini merak ediyor.

Benim elimde iki temel neden var:

*

Birinci neden: Bir kulis bilgisine dayalı.

*

İkinci neden: Kişisel bir tahmine dayalı.

*

Yazının Devamını Oku

15 Temmuz’dan 5 yıl sonra geldiğimiz yerlerden biri: Din kisvesine geçit yok!

15 Temmuz'dan önce...

Özellikle muhafazakâr kesimlerde...

Yaklaşım genel olarak şöyleydi:

Alnı secdeye değiyorsa... Korkma.

*

Dinine, diyanetine bağlıysa... Zarar gelmez.

*

Allah diyor, Kuran okuyorsa... Olumlu yaklaş.

Yazının Devamını Oku

“Biji Serok Erdoğan”a MHP ne dedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’da...

“Biji Serok Erdoğan” diye karşılandı ya...

*

Ahmet Davutoğlu, ima yoluyla da olsa...

Şöyle bir yaklaşım sergiledi:

*

“Bahçeli beni ‘Serok Ahmet’ diye eleştiriyordu. İşte bakın: Erdoğan’a da ‘Biji Serok Erdoğan’ denildi. Bakalım Bahçeli, buna ne diyecek?”

*

Bahçeli bu konuda bir şey demedi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel zamanı, herkesin Bodrum’a gittiği zamandır

İstanbul öyle güzel ki bugünlerde... Nüfusu azalmış, yoğunluğu bitmiş. Bir rahatlık gelmiş üstüne. Çiçekleri fark edilir olmuş.

- İstanbul’da bugünlerde bütün restoranlar, bütün kafeler tenha... Her mekânda başköşeler senin. Her mekânda izzet ikram sana.

*

- O meşhur trafik çilesi, resmen Bodrum/Çeşme hattına postalanmış... Trafik de yok, çile de yok. Yollar bomboş.

*



Yazının Devamını Oku

İstanbul’un en güzel parkı: Nakkaştepe Millet Bahçesi

Üsküdar Belediyesi’nin yaptığı Nakkaştepe Millet Bahçesi’ni gezip gördüm. İzlenimlerimi yazıyorum:

- “Boğaz’a nazır” diye bir tabir var ya... İşte bu tabir, bu parka cuk oturuyor. Yok böyle Boğaz manzarası! Birinci köprü ayaklarınızın altında. Üç köprüyü bir anda görebiliyorsunuz. Ufuk alabildiğine açık. Yeşil ile mavinin harikulade uyumu.



*

- Tamam, manzara güzel! Ama bu parkı, en güzel yapan sadece manzarası değil. Parkın tasarımı çok zarif. Her şey çok kararında. Mimarisi çok iyi planlanmış. Hiçbir şey abartılmamış. Hiçbir şey es geçilmemiş.

*

Yazının Devamını Oku

Seçim sath-ı mailine girmiş bulunmaktayız

Bir cisim yaklaşıyor ama yaklaşan cisim, erken seçim değil.

Yaklaşan cisim şudur:

*

Erken seçim kampanyası.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, startı verdi:

Seçim kampanyası başladı.

*

Genelde seçime üç beş ay kala girdiğimiz

Yazının Devamını Oku

“Adayımız Kılıçdaroğlu” çıkışının asıl maksadı ne olabilir?

*

BİRİNCİ İHTİMAL

AK Parti’nin “Madem rakibimiz Kemal Kılıçdaroğlu, o halde hiç çalışmamıza gerek yok” diyerek rehavete sürüklenmesini istiyor olabilirler.

İKİNCİ İHTİMAL

CHP Genel Başkanlığı koltuğu, Cumhurbaşkanlığı koltuğundan bile daha tatlı olduğu için hamlelerini buna göre ayarlıyor olabilirler.

ÜÇÜNCÜ İHTİMAL

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a, “Belediye başkanısın, belediye başkanı kalacaksın” mesajı vermeye çalışıyor olabilirler.

DÖRDÜNCÜ İHTİMAL

Yazının Devamını Oku

Bolivya dağlarından gelen devrimci Zülfü

Zülfü Livaneli’ye göre...

- Ecevit solcu değil.

- Erdal İnönü solcu değil.

- İsmet Paşa zaten solcu değil.

- Atatürk’ün solla alakası yok.

*

Zülfü Livaneli, kimlerin solcu olmadığı konusunda hüküm vermeye öyle meraklı ki...

Sanırsın ki...

Kendisi

Yazının Devamını Oku

Alpay Özalan’ın Kızılderili kitabı

Alpay Özalan, bir Kızılderili kitabı yazmış.

Bazıları kafa buluyor.

“Amerikan tarihçisi Ordinaryüs Profesör Alpay, Amerikan tarihi hakkında kitap yazmış” falan diye.

*

Tarih kitabı yazmak için ille de ordinaryüs falan olmaya gerek yok.

İsteyen yazar. Amatörce.


Yazının Devamını Oku

Özenti bir tanımlama: Türk, Sünni, beyaz

ABD’de “WASP” diye bir sınıfsal niteleme var.

Yani... Beyaz, Anglosakson, Protestan.

*

Amerika’nın elitleri bunlar. Sınıfsal üstünlük bunlarda.

Bunların dışında kalanların tümü alt sınıf. Yani Katolik, Yahudi, siyahi, Müslüman, Hispanik, Uzakdoğulu falan.

*

ABD’de ne varsa ille bizde de olacak ya...

Bu tanımlamanın bir benzerini bize de uyarlamışlar.

“Türk, Sünni, beyaz”

Yazının Devamını Oku