Zeynep Atikkan: Şans


Zeynep ATİKKAN

‘‘PARA kaçacak, kriz gelecek’’ tehditleri savrularak gelindi bugünlere.

Kriz gelecek tehditleri altında dünyanın en çok yolsuzluk yapılan ülkeleri arasında başa güreşmeye başladı Türkiye.

Kriz gelecek tehdidinin sektörü, sözcüleri, bilmişleri türedi. Birileri paraları kaçırırken ve rahatça kaçırabilmeleri için hep ‘‘kriz gelecek’’ dendi. Koca bir ülkenin, nüfusunun gençliğiyle övünen bir ülkenin geleceği rehin alındı böylece.

Şimdi ders veriyorlar, itidale davet ediyorlar. ‘‘Devlet adamlığı’’ tanımları yapıyorlar. Devlet adamlığı, ‘‘kriz çıkar’’ tehdidiyle yolsuzlukların üstünü kapatmak, yolsuzluklar sıralamasında Türkiye'yi başa güreştirmek diye tanımlandığından beri hep böyle oluyor.

Utanmadan tanım yapıyorlar. Standart belirliyorlar. Aslında kriz çıkar tehdidiyle ‘‘voli vuranları rahatlatma’’ düzeninin kapkaççılığını yapıyorlar.

* * *

Bugün ‘‘devlet krizi’’ dedikleri de bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nın, ‘‘çamurun üstüne oturmuş’’ bir hükümete sorumluluğunu hatırlatması işte.

Sonra ne olmuş? Bilmem kaç milyar kaçmış!

Bu ülkeden kaçan, kaçırılan paranın hesabı sorulunca Cumhurbaşkanı ‘‘para kaçtı’’, ‘‘parayı kaçırttın’’ diye suçlanıyor. Yolsuzluk sıralamasında dünya dördüncüsü olmuş bir ülkenin refleksleri bunlar. Şaşırtıcı değil!

Savundukları, istedikleri Türkiye'yi bugünlere taşıyan zihniyetin ve aktörlerin ‘‘devlet himayesinde’’ gününü gün etmesi. Ve de en beteri, bu ülkenin parlak ve dürüst kadrolarının yönetim kademelerinde yer almalarının engellenmesi.

Yıllardır ‘‘para kaçar’’, ‘‘kriz çıkar’’ tehdidi ile bu ucubeliklere göz yumuldu. ‘‘Para kaçar’’ mantığıyla hortumlar çalıştı. Dosyalar kaçtı. Kardeşlerin, yeğenlerin, teyzelerin, kaynanaların cumhuriyeti oldu bu ülke.

Şimdi taşlar biraz yerinden oynamaya başlayınca ‘‘kriz çıkıyor’’ diye yaygara kopartıyorlar.

Türkiye'de kriz yok ama buhran geçirenler var. Cumhurbaşkanı'na ‘‘nankör’’ diye bağırabilme cüretini kendisinde bulan bir çaça kralı bakanın geçirdiği buhran gibi. Kendisine bağlı bankalardan çıkan pis kokular çevreye yayılınca kendisini kaybettiği yazılıp çiziliyor. Çaça dansının kralına göre ‘‘Meclis'in seçtiği Cumhurbaşkanı'nın devlet adamı niteliklerine sahip olması için yolsuzluklarda dünya dördüncülüğünü içine sindirmesi filan gerekiyor!’’

İki gündür çok şey yazılıyor çiziliyor da, nedense Sezer'in arkasındaki toplum desteğinin dinamikleri üzerinde hiç durulmuyor. Oysa yakalanması gereken mesaj, toplumun Cumhurbaşkanı'nı ‘‘sahiplenişinde’’.

Türkiye, yıllardır özlemi çekilen bir devlet adamına sahip olduğu için şanslı. Hem de çok şanslı. Bundan sonraki gelişmeler bürokrasideki ‘‘dürüst insanların’’ da yüzünü güldürecektir elbette.

Şimdi küçük çaçasal cinliklerle Cumhurbaşkanı'nın yetkileri filan sınırlanmaya kalkışılmamalı. Nafile olur.

Baş ‘‘dürüst ve kararlı’’ olunca bu tür ‘‘ayak’’ oyunları ters teper.

Cingözlerin ‘‘ayaklarına’’ dolanır. Pek figür de attırılamaz.

Türkiye bu süreçte. Yavaş, sancılı, kavgalı ama tasfiye sürüyor. Son bir yıl içinde ‘‘tedavülden’’ kalkanların listesine bakın. Bütün bunlar akla gelir miydi?

* * *

Cumhurbaşkanı Sezer yılbaşı mesajında şöyle demişti:

‘‘Yolsuzluklara karşı duyarsız kalınması, toplumsal barışı zedeleyebileceği gibi, devlete duyulan güven ve saygıyı da derinden etkileyecektir.’’

MGK toplantısında ise hükümete ‘‘yolsuzlukların üzerini örtüyorsunuz’’ demiş.

Bundan sonra ne diyecek? Sezer'in bundan sonra ne söyleyebileceğini tahmin edenler buhran geçirmeye başladılar! Kendilerini kaybediyorlar.

Türkiye şanslı. Çünkü zirvesi dürüst ve kararlı. Ve de toplum, Cumhurbaşkanı'na sahip çıkıyor.

Yazarın Tüm Yazıları