Zafer madalyası!

Hürriyet Haber
08.08.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Ben genelkurmay başkanlarını tanımak ve onlarla yakın olmak istemem. Hatta gazeteci olmasam adlarını dahi bilmek istemezdim. Bana göre genelkurmay başkanları, merkez bankası başkanları, maliye bakanları isimsiz kişiler olmalıdırlar.

Ne var ki, cumhurbaşkanları, başbakanlar ve önemli hizmetler yapan bakanlar, isimli kişiler olmalıdırlar. Bunlar ellerine çağdaşlığın damgasını alarak, ülkeye vurmak zorunda bulunan insanlardır.

Sözgelimi bir bakan, tüm dünya klasiklerini dilimize kazandırdıysa, onun adını asla unutamam.

Ama ille de unutamadığım şey, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İgnaz Jan Paderevski'nin Polonya Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi haberini işiten Fransa Başbakanı Clemenceau'nun söylediğidir. Büyük piyano virtüozu Paderevski'nin cumhurbaşkanlığına seçildiğini duyan ‘‘Kaplan’’ lakaplı Başbakan'ın ilk tepkisi şu olmuştu:

‘‘Paderevski!... Cumhurbaşkanı mı olmuş. Vah zavallı ne kadar düşmüş.’’

* * *

Bu yüzden ben sanatçıları, herkesten üstün addederim. Ama Türkiye'de bir takım sanatçı geçinenlerin ‘‘devlet sanatçısı’’ unvanını kabul ederek, siyasiler karşısında el pençe divan durmalarının nedenini bir türlü anlayabilmiş değilimdir.

Bunlar, kendilerinin farkında olmayanlardır ve ‘‘devlet sanatçısı'' olduklarında halktan nasıl uzaklaştıklarını bir türlü kavrayamazlar.

Bizde halk ve devlet çok uzaktırlar; çünkü halk devletten korkar, devletin de halktan ödü patlar.

Anlı şanlı devlet adamları yollardan geçerlerken trafiği bu yüzden tıkarlar. Halkın içine çıkacak yüzleri de, cesaretleri de yoktur.

Ve Türkiye'de adam olabilmek için önce halkın içine çıkabilecek çapa ulaşabilmek gerekmektedir. Bunun da tek çaresi halkı sevmektir.

Halkı sevmek, kuru ekmeği kırmızı biber ekilmiş zeytinyağına batırarak yemek demektir.

* * *

İmdi; maalesef genelkurmay başkanlarının adlarını uzun süredir biliyorum.

Karadayı ile hiç tanışmadık. Onu, ‘‘Evladım, bana bir bardak kırmızı şarap getir’’ sözüyle hatırlıyorum. Bu söz bence 28 Şubat'tan önce verilmiş gerçek muhtıraydı.

Ve artık Hüseyin Kıvrıkoğlu adını öğrenmem gerekiyor. Bu adı ilk kez bir tatbikatta işitmiştim. Üzerine kurşun atıldığı konusunda binlerce tevatür çıkmıştı. Şimdi Genelkurmay Başkanı oldu.

Önceki Başkan'a ‘‘üstün hizmet madalyası’’ verileceğini Demirel açıkladı. Gerekçesi: ‘‘Demokrasiye bağlılığı’’ idi. Türkçesi de ‘‘Darbe yapabilecek iken yapmadı’’ demekti.

Bu gerekçe dünyanın hiçbir yerinde anlaşılamaz. Ama burası Türkiye...

Sivillerin askere yaranmak için hiçbir fırsatı kaçırmadıkları ülke.

Oysa bu ülkeye bir tek madalya gerekiyor: ‘‘Zafer madalyası’’

Barış ve demokrasinin güzelim arması.

Onu da sadece halk veriyor.

Halktan korkmayanlara, açılanlara, sevenlere veriyor.













Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı