Yok mu bana áşık olan?

‘Hoşgeldin Orhan, hayrola yine ne oldu? Yüzünden düşen bin parça.’

‘Ne olacak, yine terk edildim Suna Abla.’

‘Neden?’

‘Layla yüzünden. Ferda’ya artık Layla Mayla yok deyince, o da beni terk etti.’

‘Demek ki kız Layla’da eğlenmeyi çok seviyormuş. Sen de götürüverseydin.’

‘Götürmek ne demek ablacığım, son iki aydır Layla’nın abonesi olduk. Haftada en az üç geceyi Layla’da geçirmekteydik. Ama sabrın da bir sınırı vardır. Bu krizde yemek için ödediğim çuval dolusu para neyse ne de sabahın körüne kadar sandalye tepelerinde ağaç olup Ferda’yı beklemekten gına getirdim.’

‘Ferda’yı niye bekliyorsun?’

‘Yemek biter bitmez hoop diskoya gidiliyor ve Ferda sabaha kadar pistte zıplıyor.’

‘Ne var bunda, sen de onunla dans et.’

‘Bir iki kere denedim ama az kalsın kalpten gidiyordum. Ben sabahtan akşama kadar kan ter içinde çalışıyorum. Ferda gibi öğlene kadar uyumuyorum. Üstelik zıplayıp hoplama yaşını da geçirdim. Kızı masada beklerken o disko gümbürtüsü içinde uyukladığım bile oluyordu. Ama gerçek neden Layla değil.’

‘Ya ne?’

‘Ferda beni sevmiyordu. Yalnız Ferda değil, hayatımdaki hiçbir kadın beni sevmedi.’

‘Hoppalaa!.. Orhan’cığım sana bir haller olmuş, aklını fikrini bozup kendine acıma hastalığına tutulmuşsun. Kadınlar seni niye sevmesin? Tuttuğunu koparan, arslan gibi bir adamsın. Üstelik yakışıklısın ve tahsilli, terbiyeli. iyi bir ailenin çocuğusun. İşinde başarılısın ve de halin vaktin bir hayli yerinde.’

‘Ama bütün bunlar kadınların beni sevmesine yetmiyor Suna Abla.’

‘Madem yetmiyor, onca kadınla niye beraber oldun? Sayısını ben bile şaşırdım. Adın Kazanova Orhan’a boşuna mı çıktı?’

‘Beni sevmedikleri için oldu. Ha babam beni sevecek bir kadın aradım Suna Abla.’

‘Bana Suna Abla demenden artık sıkıldım Orhan... Aramızda en çok 5-6 yaş fark var.’

‘Ne yapayım ablamın arkadaşı olduğun için çocukluğumdan beri ağzım alışmış. Bana bir kadeh içki ver de biraz kendime geleyim Suna Abla.’

‘Her zamanki gibi on iki yıllık Kardü viskisinden ister misin?’

‘İsterim.’

‘Yanına limonlu havuç mu vereyim, yoksa Antep fıstığı mı tercih edersin?’

‘Havuç olsun.’

‘Kadınların seni sevmediğini nasıl anladın?’

‘Saime’yi hatırlıyor musun?’

‘Hatırlamaz mıyım, mahallemizin en güzel kızıydı.’

‘Ben ona tutulmuştum. Ne tutulması, kıza vurulmuştum, yangına düşmüştüm, yemekten içmekten kesildim, uykularım haram oldu. Anam babam halime acıyıp yalvar yakar Saime’yi istediler. Kız da bana kayıtsız değilmiş ki nişanlandıktı.’

‘Hatırlıyorum, nişanında dans bile etmiştim.’

‘Sonra ne oldu?’

‘Ne oldu?’

‘Faruk hıyarıyla evlendi.’

‘Faruk kim?’

‘Kızın uzaktan hısmı olan bir herif. Saime’nin ailesi bizi yalnız göndermediği için hep birlikte gezerdik.’

‘Niye Faruk’la evlendi?’

‘Çünkü benim yanımda tapuksuz pabuçla gezmekten sıkılmış. Biliyorsun Saime’nin boyu bana yakındı. Faruk da benden 5 parmak uzundu. Ama Yelda beni Saime kadar bile sevmedi.’

‘Yelda ile evlenmemiş miydin?’

‘Evlenmiştim ama ilk gecemizden itibaren televizyon seyretmeye başladı.’

‘Ne olmuş yani, hepimiz televizyon seyrediyoruz.’

‘Ama sevişirken seyretmiyoruz. Sen kadın olduğun için elinde uzaktan kumanda aleti olan bir kadınla yatağa girmenin ne demek olduğunu anlamazsın Suna Abla. Ancak reklamlar kısmında yanında kocası olduğunu hatırlıyordu. Bazen reklamlar çıkınca bile zap yapıyordu.’

‘Sen de yatak odandaki televizyonu kaldırıp atsaydın.’

‘Öyle yaptım ama, Yelda da beni terk etti. Bir kadeh viski daha alabilir miyim?’

‘Aç karnına bu kadar içmen doğru değil. Önce sana Rokfor peynirli bir iki kanepe vereyim. Taze yapmıştım, mideni bastırır.’

‘Sen bulunmaz bir ablasın be Suna Abla’cığım.’

‘İltifatı bırak da beni mahcup etme Orhan. Yanına söğüş salatalık da koyayım mı?’

‘Salatalık dedin de aklıma Yasemin geldi. Biliyorsun Yasemin mankendi. Şişmanlamamak için sabahtan akşama kadar salatalık yerdi. Beni sevmiyordu ama hiç olmazsa dürüst kızdı. Pazarlığı baştan yapmıştı. Birinci ayımızda ona tek taş pırlanta bir yüzük aldım. İkinci ayımızda 4x4 Çeroki istedi. Ama marka konusunda anlaşamadığımız için ayrıldık.’

‘Ne markası?’

‘Ben daha ucuz olduğu için 4x4 Honda cip almak istedim. O da Rençrovır’dan aşağısı kurtarmaz dedi, çekti gitti.’

‘Niye gidip hep pahalı kadınları buluyorsun?’

‘Yok be ablacığım, nedense bana gelince kadınların masrafı artıyor. Tabii hep sevgisizlikten. Yasemin benden sonra bir bar fedaisine aşık oldu ve yüzük dahil bütün parasını yedirdi. Haftada en az iki kere de dayak yiyor ama hálá herifle beraber yaşıyor. Çünkü adama áşık!’

‘Yani sana kimse áşık olmadı mı?’

‘Sanıyorum onca kadının içinde belki Zehra beni sever gibi oldu. Hatta benim için kocasından ayrıldı. Benim tam 6 tane çıplak resmimi yapmıştı. O ünlü bir ressamdı.’

‘O kadar resmini yaptığına göre sana gerçekten áşıkmış.’

‘Belki áşıktı ama bu bir tuhaf aşktı.’

‘Aşkın tuhafı nasıl oluyormuş?’

‘Gayet tuhaf oluyormuş. Ben de bu tuhaflığı Zehra’yı bizim yatağımızda sakallı bir şairle yakalayınca öğrendim.’

‘Amanın, elinden bir kaza mı çıktı yoksa?’

‘Kazaya fırsat kalmadan Zehra yataktan fırlayıp kafama gece lambasını vurdu ve beni odadan kovdu. Kapıyı vurmadan yatak odamıza girdiğim için cini tepesine çıkmışmış. Bu onun özel hayatıymış. Onun sevgilisi olmam, onun özel hayatına ve özgürlüğüne karışma hakkını bana vermezmiş. Ben alaturka bir kıroymuşum. Ancak özgür insanlar sanat yapabilirlermiş ve ben sanat düşmanı bir faşistmişim!’

‘Yeni pişirdiğim kremalı mantar çorbası vardı Orhan’cığım. İki kaşık içer miydin, için ısınır.’

‘Sağol abla, artık ben gideyim. Seninle konuşunca ruhum serinliyor, içimdeki kasvet dağılıyor, adeta mutlu oluyorum. Ama ah be ahh!..’

‘Ne oldu?’

‘Bir de bana áşık olacak, beni sevecek bir kadın bulabilseydim keşke.’

‘Dert etme bir gün o da olur Orhan’cığım.’

‘Hoşçakal Suna Abla.’

‘Güle güle Orhan’cığım. Gömleğinin düğmelerini ilikle, terlisin üşütebilirsin.’

*

Suna Abla, sokağın köşesinde kaybolan Orhan’ın arkasından uzun uzun baktı. Sonra iç geçirip pencerenin perdesini kapattı. Gidip yatağının başucundaki sarı güllerin suyunu değiştirdi. Teybe Orhan’ın en sevdiği kasedi koyup ışıkları kapattı. Sonra da kendine koca bir bardak viski doldurup,

‘İnsanın yaşamında 5-6 yıl nedir ki a salak Orhan’cığım? Sen 18’inde delikanlıyken ben de 23’ünde fıstık gibi bir kızdım!’ diye mırıldandı.
Yazarın Tüm Yazıları