Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yıldızın karanlık ölümü

İlki 16 yaşında olmak üzere, üç kez evlenmişti. Yves Montand, Robert Mitchum, Frank Sinatra ve adı bilinen, bilinmeyen pek çok erkeğin yanı sıra, Adalet Bakanı Robert Kennedy ve en önemlisi ağabeyi Başkan John F. Kennedy ile de ilişkisi oldu.

5 Ağustos 1962 günü ölü bulundu. Olay yeri incelemesindeki gariplikler, ölüm zamanı ile ilgili çelişkiler, otopside alınan örneklerin kaybolması, yıllar sonra ortaya çıkan teyp bantları yüzünden, yüzyılın en güzel kadınının, resmi kayıtlardakinin aksine intihar etmediği, "çok şey bildiği" için öldürüldüğü iddia ediliyor. 44 yıl öncesinin görevli savcı ve adli tıp uzmanı "Su geçirmez tabutla gömüldü, açalım" dese de, her ikisi de 80’lik bu ustalara pek kulak asan yok.

Polis memuru Jack Clemmons, telefonu açtığında sabah 4.30’du. Bir erkek sesi, "Ben Dr. Engleberg, Marilyn Monroe öldü" dedi. Yarım saat sonra, Memur Clemmons, Helena Caddesi üzerinde, 12305 kapı numaralı evden Hürriyetiçeriye girdi ve gördüklerini, sorduklarını, duyduklarını, düşündüklerini elindeki küçük not defterine kaydetmeye başladı. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, ünlü yıldızın ölüm nedeninin hálá tartışılmasına, başta bu defterde yazılanlar neden oldu. Olay yerine ilk giren polis memurunun kaydettikleri -ve gördüğü ya da öğrendiği halde bilerek ya da bilmeyerek kaydetmedikleri- soruşturmanın yürütülmesi açısından hayati bir önem taşır. Memur Clemmons’unkiler de öyleydi.

GARİPLİK 1

Sabaha karşı yıkanan çamaşır

Not defterine göre, Marilyn ile birlikte evi paylaşan yardımcısı Bayan Murray, sabahın o saatinde çamaşır yıkıyordu. Clemmons, patronunu ölü bulan bu kişiye, daha polis bile gelmeden neden çamaşır yıkadığını sormamış. "Cesedi ne zaman, nasıl buldunuz" sorusuna verdiği cevap şöyle: "Geceyarısına doğru, Marilyn’in yatak odasının kapısı altından sızan ışığı gördüm. Meraklanıp, kapıya vurdum, ses gelmeyince açmak istedim, kilitli olduğundan açamadım ve Dr. Greenson’u aradım."

Halbuki evin her yerinde, duvardan duvara kalın tüylü halı döşeli. Yatak odasının kapısı, ışık sızdırmıyor. Lambanın söndürülmediği, sadece bahçeden görülebilirdi. Bayan Murray, bahçeye çıktığından söz etmiyor. Ayrıca evin hiçbir kapısında, anahtarla kilitlenebilecek bir düzenek yok.

GARİPLİK 2

Olay, polise 4 saat sonra bildirildi

Memur Clemmons odaya girdiğinde, ayakta duran iki erkekle karşılaşıyor. Yatakta, üzeri çarşafla örtülü bir ceset. Pencerenin camı kırık, halının üzerinde cam kırıkları. Bunun dışında hiçbir gariplik yok.

Oda, sanki yeni temizlik yapılmışçasına tertipli. Yatağın sağ tarafındaki sehpanın üzerinde yanyana, düzenli biçimde dizilmiş boş ilaç kutuları var.

Erkeklerden biri, kendisine telefon ederek, ölümü haber veren Dr. Engleberg. Yıllardır, yıldızın genel sağlık durumu ile ilgilenen bir hekim. Diğeri Dr. Ralph Greenson. Dr. Greenson, psikiyatri uzmanı. Yıldızla hemen her gün, en az bir saat görüşüyor. Hatta Marilyn, ona yakın olmak için kısa bir süre önce bu eve taşınmış. Reçeteye tabii Nembutal (pentobarbital) ve kloral hidrat adlı ilaçları o veriyor. Gerektiği zaman, gerektiği dozda almasına yardımcı olmak üzere, Bayan Murray’ı yıldızın evinde işe sokan da o: "Haberi alır almaz eve geldim, oda kapısı kilitliydi, bahçeye çıktım, pencereden içeriye baktım, hareketsiz yatmakta olan Marilyn’i gördüm, camı kırarak içeriye girdim."

Sehpanın üzerindeki ilaç kutularını gösteriyor. "Bunların tamamını almış olmalı" diyor. "Geceyarısı buraya geldiğinize göre, neden polisi 4 saat sonra aradınız, bu arada ne yaptınız" şeklindeki soruya, "Bağlı bulunduğu film stüdyosunun halkla ilişkiler sorumlusunu arayarak, izin almaya çalıştım" diye cevap veriyor. "Başka bir şey yaptınız mı" sorusuna, her iki doktor omuz silkerek, "Hayır" diyorlar.

GARİPLİK 3

Bulunamayan bardak

Polis memuru Clemmons, Marilyn’in ilaçları almak üzere su içtiği bardağı aradığını, ancak bulamadığını kaydetmiş. Hatta, bardağı doktorlar ile birlikte aradığını, sadece yatak odasını değil, içerisindeki banyoyu da incelediğini yazmış. Banyodaki tesisat henüz tamamlanmadığından, su akmıyor. Kendisinden sonra eve gelen olay yeri inceleme ekibinin çektiği fotoğraflar incelendiğinde, yatağın sağında, yerde bir bardağın olduğu görülüyor. Bu bardağı üç kişinin neden bulamadığı bir yana, olay yeri inceleme ekibinin neden el koymadığı anlaşılamıyor.

GARİPLİK 4

Zehirlenmiş ama ceset hazırolda

Memur Clemmons, çarşafı kaldırdığında gördüklerini şöyle yazmış: "Yüzükoyun, başı düz biçimde yastığa gömülü, her iki kolu, bedeninin yanında, biri tamamen bedene yapışık, diğeri biraz bükülü şekilde, her iki bacağı düz ve birbirine yapışık durumda, tıpkı hazırolda asker gibi, çıplak. Yastıkta kusmuk, ağız etrafında köpük yok. Zehirlenmiş bir kişinin böylesine düzgün biçimde ölmesi garip."

Gerçekten morfin, kokain, barbitürat ve organikfosforlu bileşiklerle zehirlenmelerde, akciğer ödemine bağlı olarak, genellikle ağız etrafında köpük bulunur. Gerek cesedin bulunuş pozisyonu, gerekse yastık ve çarşafın temizliğine ilişkin gözlemler, ilaç kutularının düzenli biçimde yanyana dizilişi, doktorlardan birinin veya her ikisinin Bayan Murray ile birlikte, polis gelmeden önce bu odada bazı faaliyetlerde bulunduğunu, cesedin yerini değiştirdiklerini, belki de bu nedenle çamaşır yıkandığını düşündürüyor.

GARİPLİK 5

Ölüm zamanı kesin değil

Guy Hockett, cenazeyi Los Angeles adli tabipliğine götürmek üzere geldiğinde, saat sabah 5.40’tı. O da, gördüklerini ve yaptıklarını not etti. Yatağın sağ tarafındaki sehpanın üzerinde duran 8 ilaç kutusunu aldı. Cesedin kolunu bükmeye çalıştı. Dirençle karşılaştı. "Ölü sertliği başlamış" diye yazdı. Buna dayanarak, en az altı saat önce öldüğü hesaplandı. Yani bir önceki gün, 21.30-23.30 arasında. Ne ilginçtir ki, memur Clemmons’un not defterinde, aldığı ifadelerle ters düşer biçimde, ölüm zamanı 3.50 olarak kayıtlı.

GARİPLİK 6

Ceset neden çevrildi

Otopsiyi, Dr. Thomas Noguchi yaptı. Japon asıllı doktor, 1951’de Nippon Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, 61’de Los Angeles adli tabipliğinde başkan yardımcısı olarak çalışmaya başlamıştı. Teknisyen Lionel Grandison ve savcı John W. Miner ile birlikte, ellerinde birer büyüteç, iğne deliği aradılar. Bulamadılar. Yüzde, boyunda, göğüste, kolların üst kısmında ve karnın sağ tarafındaki ölü morlukları, cesedin yataktaki yüzükoyun pozisyonunu destekliyor (Ölümden sonra kan, kalbin çekim kuvvetinden kurtulur ve cesedin duruşuna göre, yer çekimine uyacak biçimde toplanır). Ancak, kolların ve bacakların yatağa temas etmeyen "arka ve alt kısımlarındaki bölgelerde, parmakla basıldığında kaybolan morluklar" da var. Son 40 yılda Noguchi’ye, bedenin hem ön hem de arka yüzündeki morlukların nedeni sorulup durdu. Hiçbir zaman yorumlamadı. Böylelikle ölümü izleyen 4-8 saat içerisinde, cenazenin çevrildiği kuşkusu sürüp, gitti.

GARİPLİK 7

İç organlar atıldı

Dr. Noguchi, otopside ölüm nedenini belirleyecek bir bulguya rastlamayınca, zaten düşünülen ilaç zehirlenmesini kanıtlamak üzere, midedeki yarım çay bardağından az sıvıda, yemek borusunda, ince bağırsaklarda, polarize mikroskop ile ilaç kristalleri aradı, ama bulamadı. Alkol ve barbitürat analizi için kan aldı. Karaciğer, böbrek, mide ve içeriği, idrar ve barsakları, ileri toksikolojik analiz için muhafaza edilmek üzere laboratuvara gönderdi.

Toksikolog Raymond Abernath, 100 mililitre kanda 4.5 miligram (ölüm dozunun 3 katı) pentobarbital ve 8 miligram kloral hidrat (ölüm dozuna yakın) buldu. Karaciğerde de pentobarbital vardı. Buna göre Marilyn, 55-60 kapsül Nembutal ve en az 17-18 adet kloral hidrat yutmuş olmalı.

Aynı hesabı Noguchi de yapmış olmalı ki, bu kadar çok sayıda ilaç almış genç kadının sindirim sisteminde, bütün gayretlerine rağmen, bir tek kristal dahi bulamayışına şaştı. Toksikoloji ile ilgili her profesyonel gibi, ilaçların ağız yolu ile değil, enjeksiyon ya da rektal yolla verilmiş olabileceğini düşündü ve laboratuvara gönderdiği mide sıvısı, idrar ve organlarda analize devam edilmesini istedi. Abernath’ın cevabına daha da şaştı: "Analizler tamamlandığından, örneklerin tamamı imha edilmiştir."

Doğru konuşanı dokuz köyden kovarlar

Dr. Noguchi, otopsi raporunun sonuç bölümüne daktiloyla yazılmış olan "ilaçla intihar"ın önüne, el yazısı ile "muhtemelen" sözcüğünü ekledi. Sadece Marilyn’in değil, William Holden, Natalie Wood, Robert Kennedy, Janis Joplin, John Belushi, Sharon Tate gibi ünlülerin de otopsilerini yapan, "yıldızların son doktoru", bu "muhtemel" sözcüğünde olduğu gibi, daha pek çok ölümle ilgili olarak, söylenmemesi gerekenleri söyledi. Robert Kennedy suikastında, tanıklar karşıdan ateş edildiğini beyan ettikleri halde, sağ kulak arkasında kurşun giriş deliği bulunduğunu bildirmesi bunlardan biridir. Gazetecilere fazla bilgi vermesi, 1967’de getirildiği Los Angeles adli tabipliği başkanlığından 82’de alınmasına yol açtı. "Quincy" adlı ünlü diziye ilham kaynağı olan doktoru tanıdığımda, Kaliforniya Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmaktaydı. 99’da emekli oldu ama, hiç susmadı.

Doktor Noguchi, artık 79 yaşında. Marilyn Monroe’nun vücudunda beraberce iğne deliği aradığı, Kaliforniya Üniversitesi Psikiyatri ve Hukuk Enstitüsü’nün kurucusu emekli savcı John W. Miner ise 86.

Yüzyılın en güzel kadınını, bütün çıplaklığı ile son kez görmüş olan bu iki tanık, intihar ettiğine inanmıyorlar. Kendileri de ölmeden, gerçeğin ortaya çıkmasını istiyor ve mezarın açılması için uğraşıyorlar.

Savcının, buna inanmak için başka nedenleri de var. Yıldızın ölümünden sonra yürüttüğü soruşturma sırasında, psikiyatr Dr. Ralph Greenson’un da ifadesini almış. Greenson, hiçbir zaman açıklamaması kaydıyla, hastasının konuşmalarını kaydettiği teyp bantlarını dinletmiş. Savcı, neredeyse tamamını not aldığı bu konuşmaları, 35 yıl bekledikten sonra açıkladı. Duyduklarına göre, Başkan’a taparcasına bağlı, Shakespeare oynamak üzere ders almak isteyen, uzun uzun geleceğe ait planlarını anlatan kadının, cinsellikle ilgili sorunları, alkole ve sakinleştirici ilaçlara düşkünlüğü vardı ama, ölmeye hiç niyeti yoktu.

M.M.’yi kim öldürmek isteyebilir?

Ölümünden birkaç gün önce psikiyatrına "Artık her şeyi anlatacağım" diyen Marilyn’in, Kennedy Kardeşler ile ilişkisini bilmeyen yoktu. Hele başkanın 19 Mayıs 1962’de, Madison Square Garden’de, 15 bin kişi ile birlikte kutladığı 45. yaş gününde, 2500 taş işli, ten rengindeki elbiseyle (bedenine yapışması için fermuarı yoktu, üzerinde dikilmişti, 1999’da 1.9 milyon dolara satıldı!), en iç gıcıklayıcı sesiyle okuduğu "Happy Birthday Mr. President" şarkısından sonra, Kennedy’nin ayağa kalkıp, "Böylesine tatlı bir doğum günü kutlamasından sonra, artık başkanlığı bırakabilirim" demesi, aralarındaki samimiyeti saklamadıklarının bir işareti oldu. Güzel kadının başına bir şey geldiği takdirde, ölümünden John ya da Robert Kennedy’nin sorumlu tutulacağı açıktı. Bir yandan bildiklerini söylemesini engellemek, diğer yandan çıkacak skandallarla Kennedy Kardeşler’in siyasi pozisyonlarını sarsmak, hatta bir yıl önce Domuzlar Körfezi’ne, Fidel Castro’yu devirmek amacıyla girişilen ancak fiyasko ile sonuçlanan çıkarmanın intikamını almak amacıyla, CIA, FBI, mafya ya da bir başka yapının öldürmüş olması mümkün görülüyor. Başkan John Kennedy, Marilyn’den bir yıl, kardeşi Adalet Bakanı Robert Kennedy ise altı yıl sonra öldürüldü. Her ikisinin de ölümü aydınlatılamadı.
X