GeriSpor Yiğidin hakkı...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yiğidin hakkı...

Hasan YILMAER

Ne güzel sözdür: ‘‘Görünen köy kılavuz istemez.’’ Fenerbahçe sefaleti oynarken, Galatasaray muhteşem bir orkestra düzeni içinde sonuca gidiyor. TSYD Kupası maçlarının görüntüsü bu denli kısa özetlenebilir.

‘‘Yiğidin hakkını yiğide vermek gerek.’’ Galatasaray'ı şimdiden bu yılın açık ara favorisi ilan ediyorsak, bu bir kişinin, Fatih Terim'in azminin, hırsının ve bitmez tükenmez çalışmasının eseri. Eğer böyle olmasaydı Adana'nın bir kenar mahallesinden çıkan kabadayı genç, bugün Türkiye futbolunun, tüm yabancılar dahil ‘‘en büyük teknik direktör’’ü sanını yakalayamazdı.

Bilenler anlattılar, yazlık evinde bile sabahlara kadar video başında dersine çalışır, etüt yaparmış; bunu yapmazsa bu noktaya erişemezdi. Son maç öncesi Fenerbahçe'nin en büyük silahı Okocha'yı iyice inceleyip önce sola, sonra sağa yatarak çalım atıp rakibini ekarte ettiğini, ardından da çapraz süzüldüğünü saptayıp önlemini ona göre aldırmış. Maçta top Okocha'nın ayağına geçtiğinde çevresinin nasıl sarıldığını anımsayanlar, bu çabayı değerlendireceklerdir.

Terim, eğer ayağını yerden kesmez, disiplini elden bırakmaz, bir de Avrupa'da başına dert açaçağı kesin Hagi'yi denetim altına alabilirse takımını hem Şampiyonlar Ligi'nde iyi bir noktaya getirir, hem Türkiye'de ardındakilere nal toplatır.

Bir rakip takım taraftarında böylesine ‘‘takdir, ama kıskançlık dolu’’ düşünceler yaratabiliyorsa, o insan kutlanmanın ötesinde alnından öpülür.

Ancak değinilmeden geçilemeyecek bir nokta var. Bu güzel görünümlü takıma, pazar günü maçın başından itibaren rakibine ve onun başkanına en galiz küfürleri koro halinde haykıran taraftarının yakışmadığıdır. Bunlar mı batıya açılan pencerenin temsilcileri?..

YA PEKİ BİZ...

TSYD final maçında biz sadece 4 yemekle kalmadık, perişan olduk... Rakip adeta bize top göstermedi.

Bu sadece demin çok övdüğümüz Fatih Terim'in mucizesinden miydi? Hayır, bin kere hayır...

Bu bizim, Fenerbahçe'yi deneme tahtasına çevirip, kıskançlıkla Perraira'nın bizi şampiyonluğa götüren sistemini bozanların saçmalığından geçti. Galatasaray en aksayan yönü defansını Parreira'nın anlayışı içinde sağlamlaştırırken, biz akılalmaz bir biçimde en iyi yerimizi bozup yol geçen hanına çevirme becerisini göstermişiz.

G.Saray Fatih gibi, Osman gibi gençleri transfer edip takıma yararlı biçimde monte ederken biz Galatasaray'ın Eskişehir'e postaladığı Benhur'dan hala medet umup, transfer ettiklerimizin bir tekini takıma eklemeyi becermeyi bir yana bırakın, Selahattin gibi orta saha için büyük umut olabilecek bir genci ‘‘öfkeye kurban’’ edebiyorsak ve de Galatasaray -Hagi'nin akılalmaz laubali ve nefret uyandıran tutum ve davranışları hariç- uyum örneği verirken, Kaptan Rüştü dahil Boliç'i, Büyük Saffet'i, Okocha'sı, Sabin İlie'si birbirleriyle çekişiyor, gözgöre göre pas vermiyor, ‘‘Topa sen vuracan, ben vuracam’’ diye saha içinde didişebiliyor, bağıra çağıra görevini terkedebiliyorsa,‘‘Çek kuyruğundan, düşsün aşağı.’’

Tüm bunları önleme durumundaki teknik direktör de ortaya çıkıp, dörtlük faciadan sonra ‘‘Kötü oynadık, orta saha ileriye yardım etmedi, oyuncularımı tanıyamadım.’’ mazeret mavalını okuyorsa, aksaklık yönetimdedir.

Eğer o yönetim de mazeretler arayacaksa gidişat çok başka olur. Biline ki, Fenerbahçe taraftarı içten içe mayalaşıp köpürme noktasına ‘‘mek parmak’’ uzaklıktadır...

False