Yetiş Sedat Bey

Şimdi size anlatayım benim sevgili okur dostlarım; Sedat Bey benim kafa doktorum olur; yani psikoloğum.

Haberin Devamı

Bir aralar kendisini terk-i diyar edip kendi başımın çaresine kendim bakmaya karar vermiştim ama bir süre sonra baktım olmayacak, işin içinden çıkmam imkânsız olacak; hoop kendisine geri dönüverdim.

Benim doktorum gerçekten harika bir adam, şu kiralık dünyada beni anlayan üç beş cins erkekten biri.

Aslında onun en sevdiğim yanı; bana göre kendisinin de hafif arızalı olması.

Her gün gece saat iki buçuğa kadar hasta kabul ediyor, bence kendisinin de acilen birisini görmesi gerekiyor.

Neyse uzun lafın kısası, geçen gün soluğu yine Sedat Bey’de aldım.

“Yetiş doktor, yetiş” dedim.

“Hayırdır?” dedi.

“Hayır mayır değil, bu sefer durum çok ciddi.”

“Anlat bakalım.”

“Anlatayım; ben hayatımda ilk kez alışveriş hastalığına kapıldım.”

“Aman Ayşe, ben de bir şey sandım, o hemen hemen her kadında var, meraklanma hemen”

“Yok, benimki her kadında olanından değil. Mesela sabah yayındayken aklımda kurmaya başlıyorum yayın bitince hangi dükkânlara gideceğimi; sonra elime kâğıt alıp başlıyorum yazmaya; şuradan parfüm, şuradan şamdan, şuradan yüzük, şuradan tost makinesi, şuradan ayakkabı, şuradan çanta alınacak…

Ve de aynen uyguluyorum, gidip hepsini alıyorum.

Haaa daha bitmedi, hayatımda ilk kez hırsızlık yaptım, annemin kredi kartını yürüttüm, kadıncağız üç gündür küs bana, eee haklı da…”
“Hımmmmm….” Sedat Bey dinlemeye devam ediyor.

*

Haberin Devamı

“Sonra rüyalarım tuhaflaştı artık, geçen gece rüyamda Şermes bir çantayla kavga ettim.

Dün gece terler içinde uyandım, ne o yeni aldığım Mucci ayakkabının topuğu parçalanmış diye.

Bankaya kredi başvurusunda bulundum, “ev alacağım” dedim, hâlbuki yalan; ev mev almayacağım, alışveriş yapacağım.

Şimdi söyle doktorcuğum, bunun adı alışveriş hastalığı değil mi, eğer öyleyse de bunun çaresi ne?”

*

“Ayşe bu alışveriş hastalığı değil, sevgi eksikliği”

“Yahu doktor ne alaka, annem, evladım, kardeşim, bir sürü arkadaşım, bir sürü okurum var, beni seven ve bunu sıkça dile getiren.”

“Öyle sevgiden bahsetmiyorum Ayşe, Veli gibi bir sevgiden bahsediyorum” (Kendisinden gizlim saklım olmadığından Veli’yi de biliyor tabi ki.)

Tam karşı çıkacaktım ki bir an düşünüverdim, adam haklı; bendeki boşluk bir erkek.

“İyi de pat diye birini bulmak kolay değil ki doktorcuğum.”

Bu arada da telefonum çalıp durmakta, arayanların hepsinin dedikleri aynı;

“Sipariş ettiğiniz çanta, ayakkabı, bilmem ne, cart curt geldi”

O an kendimden utanıverdim birden, arayanların hepsine istemeye istemeye; “vazgeçtim almaktan” dedim.

Doktorumla kaldığımız yerden devam ettik.

“Tamam, kolay olmayabilir, biraz zamana bırak, mühim olan alışveriş yapmanın, fazlaca saçılmanın nedeninin bu olduğunu kavramak. Hiç Veli’yle konuşuyor musun?”

“Hayır”

“Arasana”

“Aramam”

Aramam dedim ama günlerdir elim telefona gidip gelmekte; acaba arasam mı diye.

İki saatlik seans sonu doktorun yanından hafifleyerek çıktım, gerçekten artık dolu dolu bir aşk yaşamamın zamanı geldiğini anladım.

Eve geldim, kalemi kâğıdı elime alıp yine liste yapmaya başladım ama bu seferki başka;

*

Haberin Devamı

-Adres şu; akşam yemek için güzel iş adamları orayı pek sever

-Adres bu; yakışıklı doktorlar hep bunun barına takılır

-Adres o; gazeteciler, genç oyuncular her daim buradalar

-Ve son adres; Veli her öğlen burada yemek yer

*

Sondan başlamaya karar verdim, sanırım yarın öğlen orada yemek yiyeceğim.

Yazarın Tüm Yazıları