Vücudun kendi kendini onarma gücü: Osteopati

Güncelleme Tarihi:

Vücudun kendi kendini onarma gücü: Osteopati
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 15, 2025 02:23

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ömer Dikici, osteopatinin kas, eklem ve kemiklerin elle uygulanan özel tekniklerle tedavi edilmesini hedefleyen bütüncül bir sağlık yaklaşımı olduğunu belirterek, bu yöntemin yalnızca kas-iskelet sistemine odaklanmadığını; organlar, sinir sistemi ve dolaşım sistemi gibi vücudun tüm yapı ve işlevleri arasındaki bağlantıları da dikkate aldığını vurguladı. Osteopati tedavisinde hastanın yalnızca mevcut şikayetinin değil, tüm vücut yapısının ve yaşam öyküsünün anne karnından itibaren değerlendirildiğini ifade eden Dikici, “Amaç, ortaya çıkan sorunların kökenini anlamak ve vücudun kendi iyileştirici mekanizmalarını uyararak yapı ve fonksiyon bozukluklarını düzeltmektir” dedi. Osteopati tedavisinin tamamen manuel, yani elle yapılan bir tedavi olduğunu belirten Dikici, “Osteopat hekim, ellerini hem teşhis hem de tedavi aracı olarak kullanır. Dokuların hareketlerini, sertliklerini, duyarlılıklarını değerlendirir. Uygun tekniklerle eklem hareketliliği ve stabilitesi artırılır, dolaşım ve sinir sistemi desteklenir. Böylece vücudun doğal iyileşme tepkisi harekete geçirilir” diye konuştu. Bu yöntemin en büyük avantajlarından birinin, vücuda dışarıdan herhangi bir ilaç ya da madde verilmeden, kişinin kendi bedeninin iyileşme potansiyelini kullanması olduğunu belirten Dikici, tedavinin temiz ve güvenli bir ortamda, kişiye özel planlanan tekniklerle uygulandığını söyledi. Osteopatinin üç temel alana ayrıldığını da ifade eden Dikici, şu bilgileri paylaştı:

Haberin Devamı

 

 

- Parietal (Yapısal) Osteopati: Kaslar, kemikler ve eklemler üzerine odaklanır.
 

- Visseral Osteopati: İç organlar, damarlar ve sinirler arasındaki bağlantıları düzenler.
 

- Kraniosakral Osteopati: Kafa kemikleri, omurga, beyin-omurilik sıvısı ve sinir yollarındaki dengeyi sağlamaya çalışır.

 

Osteopatinin özellikle boyun, sırt ve bel ağrıları, baş ağrıları ve migren, eklem ağrıları ve kireçlenmeler, skolyoz, duruş bozuklukları, tenisçi dirseği, topuk dikeni, sindirim sistemi problemleri, uyku düzensizlikleri ve dolaşım sorunlarında destekleyici bir tedavi olarak kullanılabileceğini belirten Dikici, seansların genellikle 45–60 dakika sürdüğünü, seans sayısının ise kişiye ve duruma göre değiştiğini de ekledi. Osteopatinin en çok üzerinde durduğu yapılardan biri olan fasya hakkında daha detaylı bilgi veren Dikici, şunları aktardı: “Fasya, vücudu baştan ayağa saran, tüm kasları, kemikleri, organları ve damarları bir bütün hâlinde birbirine bağlayan ve hareketi koordine eden hayati bir dokudur. Adeta görünmez bir iç ağ gibi çalışarak tüm vücutta bir bütünlük sağlar. Sağlıklı bir fasya, vücudun her parçasının uyum içinde çalışmasına imkân tanır. Ancak bu dokuda oluşan gerginlik, yapışıklık veya travmalar bütün vücudu etkileyebilir ve bazen sorunun kaynağından çok daha uzak bölgelerde ağrıya, hareket kısıtlılığına yol açabilir. Osteopati, fasyanın bu bütünlüğünü yeniden sağlayarak yalnızca şikâyet edilen bölgeyi değil, tüm vücudu rahatlatmayı hedefler.” Osteopatinin yalnızca ağrıyı geçirmek için değil, bedenin genel uyumunu ve sağlığını desteklemek için önemli bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Dr. Dikici, “Vücudumuzun kendi iyileşme kapasitesi vardır, ona doğru koşulları sunmak gerekir. Osteopati de bunu başarmanın nazik ama güçlü yollarından biridir.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!