Güncelleme Tarihi:

Böbrek taşlarının genellikle şiddetli yan ağrısı ve idrarda yanma ile kendini gösterdiğini, ancak bazı taşların sessiz ilerleyebildiğini ifade eden Özel İzmir Gazi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Zafer Kozacıoğlu, bu nedenle düzenli kontrollerin ve ultrason taramalarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.
Şiddetli ağrı, bulantı, idrarda kanama ve yanma, sık idrara çıkma gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Kozacıoğlu, bu tür şikayetler görüldüğünde vakit kaybetmeden üroloji uzmanına başvurmanın önemine dikkat çekti, erken tanı sayesinde böbrek kayıplarına ve hayati risklere maruz kalmadan tedavi sürecinin kolaylaştığını söyledi.
TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?
Taş hastalıklarının tedavisinde günümüzde önemli ilerlemelerin kaydedildiğini vurgulayan Kozacıoğlu, ileri teknolojik yöntemler sayesinde hastaların kısa sürede sağlığına kavuşabildiğini söyledi. Dışarıdan ses dalgasıyla taş kırma (ESWL) ve kapalı endoskopik cerrahi eşliğinde lazerle taş kırma yöntemlerinin artık açık ameliyatların yerini aldığını belirterek, bu sayede hastaların daha az ağrı hissettiğini, hastanede kalış süresinin kısaldığını ve iyileşmenin hızlı gerçekleştiğini ifade etti. Tedavi yönteminin ise taşın büyüklüğü, yeri ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiye özel planlanması gerektiğinin altını çizdi. Önemli bir konunun da eşlik eden enfeksiyon varlığı olduğunu, bu durumda hastaya daha acil müdahale edilmesi gerektiğini söyledi.
Böbrek taşı oluşumunda genetik yatkınlığın yanı sıra coğrafi konum, beslenme alışkanlıkları ve anatomik faktörlerin de etkili olduğunu söyleyen Kozacıoğlu, yeterli su içmeyen ve dengeli beslenmeyen kişilerde taş riskinin belirgin şekilde arttığını belirtti. Özellikle ailesinde taş hastalığı öyküsü bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Ayrıca obezite ve metabolik rahatsızlıkların da taş oluşumunu tetikleyen faktörler arasında olduğunu ifade etti.
Kozacıoğlu, böbrek taşlarının yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü ve taş nedeniyle yaşanan ağrıların günlük yaşamı olumsuz etkileyebileceğini, iş ve sosyal hayatı sekteye uğratabileceğini belirtti. Bu nedenle tedaviye ek olarak korunmanın da büyük önem taşıdığını ifade ederek, bol sıvı tüketimi ve dengeli beslenmenin alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Böbreklerinde taş bulunan kişilerin, en az 3-6 ayda bir ürolog kontrolüne gitmeleri gerektiğini belirtti. Günde en az iki litre su içmenin, böbrek sağlığını korumada en basit ama etkili yöntem olduğunu ekledi.