Prostat kanseri: Sessiz misafir, radyoterapi ile yenilen düşman

Güncelleme Tarihi:

Prostat kanseri: Sessiz misafir, radyoterapi ile yenilen düşman
Oluşturulma Tarihi: Eylül 23, 2025 13:20

Prof. Dr. Zümre Arıcan Alıcıkuş, 15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü’nün yalnızca mavi kurdele takılan sembolik bir gün olmadığını; erkek sağlığına yönelik kalıcı bir bilinç oluşturmak için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı.

Haberin Devamı

 

 

 

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Farkındalık günlerinin sadece sembolik bir hatırlatma değil, aynı zamanda hayat kurtaran bir çağrı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Zümre Arıcan Alıcıkuş, “Bu sessizliği bozmak, konuyu konuşmak ve utanmadan, ertelemeden harekete geçmek gerekir. Çünkü prostat kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir; geç fark edildiğinde ise hayatı altüst edebilir” dedi.

Prostat kanserinin çoğu zaman sessiz, sinsi ve belirti vermeden ilerlediğini söyleyen Alıcıkuş, şu uyarıda bulundu: “Erkeklerin ‘bana bir şey olmaz’ düşüncesiyle doktora gitmeyi ertelemesi, hastalığın geç fark edilmesine neden oluyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl 1.4 milyon erkek prostat kanseri tanısı alıyor. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 40 bin yeni vaka ortaya çıkıyor.”

Haberin Devamı

Prostatın idrar yolunu çevreleyen küçük bir organ olmasına rağmen yaşla birlikte büyüyebileceğini hatırlatan Alıcıkuş, “Bu büyüme çoğu zaman iyi huylu olsa da, bazıları kanser olabilir. İyi huylu ve kötü huylu büyümeyi ayırt etmenin tek yolu düzenli doktor kontrolüdür” diye konuştu.

 

RİSK FAKTÖRLERİ VE BELİRTİLER

 

 

Prostat kanserinde en önemli risk faktörünün yaş olduğunu söyleyen Alıcıkuş, “50 yaş üzerindeki erkeklerde risk artar. Aile öyküsü olanlarda bu risk iki-üç kat yükselir. Genetik faktörler ise daha genç yaşta, daha agresif seyreden kanser türlerine yol açabilir” diye ekledi.
Çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen prostat kanserinin “sessiz bir misafir” olduğunu söyleyen Alıcıkuş, idrar yapmada zorlanma, gece sık idrara çıkma gibi basit yakınmalara ilaveten idrarda kan ve kemik ağrıları gibi şikâyetlerin evre ilerledikçe görülebileceğini belirtti.

 

TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ

 

Haberin Devamı

Prostat kanseri tanısında PSA (Prostat Spesifik Antijen) testinin en sık kullanılan yöntem olduğunu ifade eden Alıcıkuş, “Basit bir kan tahlilidir ama hayat kurtarabilir. Tek başına kesin tanı koydurmaz, ancak önemli bir uyarı işaretidir. Bunun yanında doktorun yaptığı parmakla prostat muayenesi de çok değerlidir. Erkekler bundan utanmamalı, çekinmemelidir. Çünkü bu basit muayene hayat ile ölüm arasındaki farkı yaratabilir” dedi.

Prostat kanserinde tedavinin hastalığın evresine göre şekillendiğini söyleyen Alıcıkuş, şu bilgileri verdi: “Bazı kanserler çok yavaş ilerler, bu durumda ‘aktif izlem’ yeterli olabilir. Ancak ilerleme riski yüksek olanlarda cerrahi, radyoterapi, hormon tedavisi veya kemoterapi devreye girer. Son yıllarda modern radyoterapi yöntemleri öne çıkıyor. Milimetrik hassasiyetle uygulanan IMRT, IGRT ve SBRT gibi ileri teknolojiler sayesinde tümör hedef alınırken çevredeki sağlıklı dokular korunuyor. Başarı oranı yüksek, yan etkisi düşüktür. Erken evre prostat kanserinde modern radyoterapi ile tedavi edilen hastaların yüzde 95’i, 10 yıl sonunda hastalıksız yaşamına devam etmektedir. Bu oran cerrahiyle elde edilen sonuçlarla aynıdır. Lokal ileri evrede hormon tedavisiyle birlikte kullanıldığında yaşam süresini uzatır. İleri evre metastatik hastalıkta ise hastanın ağrı gibi şikayetleri azaltarak yaşam kalitesini artırır.”

BAKMADAN GEÇME!