Güncelleme Tarihi:

Bu bakış açısıyla, bireylerin ve toplumların sağlık bilincini geliştirmesi, önleyici sağlık hizmetlerine önem vermesi ve yaşam kalitesini yükseltmesi büyük önem taşıyor. Sağlığın korunmasının sadece bireysel değil toplumsal bir sorumluluk olduğunu unutmamak gerekiyor. “Önce sağlık” ilkesinin her alanda benimsenmesi gerektiğini aklımızdan hiç ama hiç çıkarmamak gerekiyor çünkü sağlıklı bir toplum, güçlü bir gelecek demektir.
Aile hekimliği sadece ilaç yazma noktası
değil, düzenli kontrollerin de adresi
Aile hekimleri yalnızca ilaç yazılan bir makam değil, bireylerin sağlıklarının korunması ve hastalıklarının erken teşhis edilmesi için hizmet veren birinci basamak sağlık merkezleridir. Her bireyin yılda en az bir kez aile hekimine başvurarak düzenli kontrollerini yaptırması, hem bireyin sağlıklı yaşaması hem de hastanelerin yükünün azalması açısından son derece önemli. Aile hekimliği uygulamaları, koruyucu sağlık hizmetlerinin temel taşı olarak değerlendiriliyor. Düzenli kontroller sayesinde kronik hastalıklar erken dönemde tespit edilerek tedavi planları yapılabiliyor, bulaşıcı hastalıkların yayılması önlenebiliyor ve bireylerin yaşam kalitesi yükseliyor. Sağlık otoriteleri, vatandaşların sadece hastalandıklarında değil, sağlıklıyken de aile hekimlerine yılda bir kez sağlık kontrollerini yaptırmalarında hayti önem taşıdığının altını çiziyor.. Bu yaklaşım, sağlık sisteminin yükünü azaltırken toplum sağlığını güçlendirme hedefi açısından da büyük önem taşıyor. Aile hekimliği merkezleri, her yaştan bireyin sağlık danışmanı olarak, koruyucu hizmetlerden aşılamaya, periyodik muayenelerden kronik hastalık takibine kadar kapsamlı hizmetler sunuyor. Uzmanlar, “Önce koruyucu sağlık” anlayışının yerleşmesi için aile hekimlerinde düzenli kontrollerin bir alışkanlık haline gelmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yüzden sağlıklı bir gelecek için, herkesin yılda en az bir kez aile hekimine gitmesi öneriliyor.
Muhtarlar, yangınlarda
kritik rol üstlenmeli
Son günlerde Foça’da başlayan ve Seferihisar, Çeşme, Ödemiş ile Buca’ya kadar uzanan yangınlar, ciğerlerimizi bir kez daha yaktı. Bu tür yangınlar geçmişte olduğu gibi gelecekte de olmaya devam edecek. Bu nedenle asıl önemli olan, yangınlar çıkmadan önce gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Sağlıkta olduğu gibi yangınla mücadelede de birinci öncelik önleyici çalışmalardır. Sağlıkta nasıl düzenli aile hekimi kontrolü tavsiye ediliyorsa, yangın riskine karşı da en temel önlem yerelde, mahalle muhtarları ile başlayan bir iş birliği zincirinin kurulmasıdır. Ben bir örnek vermek istiyorum: “Urla İçmeler Torasan mevkii hızla yapılaşan bir bölge. Arsa fiyatları ciddi şekilde artarken, bu alanlardaki arsaların ve tarım arazilerinin neredeyse tamamında otlar insan boyunu aşmış durumda. Bu otlar hızla kuruyarak yangına hazır hale geliyor. Bu bölgede arazi sahipleri arazilerine milyarlar isterken hiç çekinmiyorlar, iş sorumluluğa ve arsalarındaki otlukları temizlemeye gelince ortada yoklar.”
Burada muhtarlara büyük görev düşüyor. Muhtarlar, arsa sahiplerine yazılı ihtar çekerek bu otların kurumadan temizlenmesini talep etmeli. Temizlemeyenler ise bağlı bulundukları belediyeye bildirilmeli. Belediye ise bu arsaların otlarını temizleyip maliyeti arsa sahiplerinden tahsil etmeli. Bu önlemler, yalnızca arsa sahiplerinin değil, tüm bölgenin çıkarınadır. Çünkü söz konusu alanlarda değerli zeytinlikler bulunuyor ve bölgenin akşam saatlerinde sıkça esen rüzgârı, olası bir yangının çok hızlı yayılmasına neden olabiliyor. Sonuç olarak, yangınla mücadelede yalnızca itfaiyenin veya yüzlerce aracın seferber olması yeterli değil. Önce muhtarlar, sonra belediyeler aracılığıyla alınacak bu basit ama etkili önlemler, felaketlerin önüne geçmenin en önemli anahtarıdır.