Milli tenisçi İpek Soylu: "Çeşme spor turizminin yeni merkezi olabilir"

Güncelleme Tarihi:

Milli tenisçi İpek Soylu: Çeşme spor turizminin yeni merkezi olabilir
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 10, 2026 07:37

Milli tenisçi, İpek Soylu Gelişim Vakfı Kurucusu ve Tiebreakers Tennis & Padel Club’un yöneticisi İpek Soylu, Çeşme’de büyüyen spor kültürünü, padelin yükselişini ve spor turizmiyle sezonu 12 aya yayma hedeflerini Hürriyet Çeşme’ye değerlendirdi.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

NEDEN Çeşme’yi tercih ettiniz? Çeşme’yi spor açısından önemli bir potansiyel olarak mı görüyorsunuz?

- Kesinlikle öyle düşünüyorum. 6-7 yaşımdan bu yana seyahat ediyorum. Bugüne kadar 60’tan fazla ülke gezdim, birçok farklı tenis kulübünü ve spor kültürünü yakından görme fırsatı buldum. Buna rağmen, İzmir’de yaşamayı her zaman çok sevdim. Çeşme ise benim için bambaşka bir yere sahip. Aslında Çeşme’deki ilk yılım. İzmir’de ise dördüncü senemi yaşıyorum. Oğlum burada dünyaya geldi. Bu kadar doğayla iç içe, temiz havaya sahip bir yerde yaşamak hem ailem hem de benim için büyük mutluluk. “Hayat beni hep Çeşme’ye getirdi” diyebilirim. Profesyonel tenis oynadığım dönemlerde de özellikle kışın dinlenmek için buraya gelirdim. Yoğun tempodan uzaklaşıp deniz kenarında yürümek, zihnimi dinlemek bana çok iyi gelirdi. Sonrasında buradan iş teklifi aldım. Aslında planlarımız arasında Çeşme yoktu ama hayat bizi buraya yönlendirdi. 2025’te tenis kortlarını işletmeye başladık. Ardından padele olan yoğun ilgiyi görünce kullanılmayan kortlarımızdan birini dönüştürerek 3 yeni padel kortu kazandırdık. Bugün tesisimizde her yaştan sporseveri ağırlıyoruz. İnsanların kaliteli hizmet alırken keyifle spor yapabilecekleri bir ortam hedefliyoruz.

Haberin Devamı

Milli tenisçi İpek Soylu: Çeşme spor turizminin yeni merkezi olabilir

ÇOK ÖNEMLİ BİR FIRSAT

Çeşme denince akla yıllardır deniz, kum, güneş geliyor. Sizce tenis ve padel artık Çeşme’nin yeni turizm kimliklerinden biri olabilir mi?

- Yüzde 100 olabilir. Özellikle sezon dışında gelen taleplere baktığımızda insanlar artık, “Hem spor yapalım hem denize girelim hem de doğanın içinde vakit geçirelim” diyor. Bence padel, Çeşme’de spor turizminin gelişmesi adına çok önemli bir fırsat. Bunun başarılı örneklerini yıllardır Antalya’da görüyoruz. Aynı potansiyelin Çeşme’de de olduğunu düşünüyorum. Üstelik burada bir üniversite ve birçok lise bulunuyor. Kış ayları spor projeleri üretmek ve çocukları sporla buluşturmak için çok uygun bir dönem. Bizim aynı zamanda Nisan 2024’te kurduğumuz İpek Soylu Gelişim Vakfı da var. Vakfımızın temel amacı sporu herkes için ulaşılabilir kılmak. Tesisimizle vakfımızı birebir iç içe yürütmüyoruz ancak özellikle kışın belediye ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile iş birliği yaparak çocukları spora teşvik edecek projeler üretmek istiyoruz. Çocukları yalnızca zararlı alışkanlıklardan değil, günümüzün en büyük bağımlılıklarından biri haline gelen ekran ve sosyal medya bağımlılığından da uzaklaştırmanın en güzel yolu spor. Beni en çok mutlu eden şey ise akşam saatlerinde gençlerin spor yaptığını görmek.

Haberin Devamı

Milli tenisçi İpek Soylu: Çeşme spor turizminin yeni merkezi olabilir

OLİMPİK SPOR OLMA YOLUNDA

Padel son yılların en hızlı yükselen sporlarından biri. Sizce bu bir moda mı, yoksa kalıcı bir spor kültürü mü olacak?

- Ben bunun kalıcı olacağına inanıyorum. Padel artık uluslararası organizasyonlarda kendine daha fazla yer buluyor. 2027 İstanbul Avrupa Oyunları’na dahil edildi ve olimpik spor olma yolunda hızla ilerliyor. Türkiye’de de büyük bir ilgi var. Özellikle İzmir, padelin en hızlı geliştiği şehirlerden biri. Son 1 yıl içinde çok sayıda yeni kulüp açıldı. Geçtiğimiz yıl kort sayısı talebi karşılamakta zorlanıyordu, bugün ise ciddi yatırımlar yapılıyor.

Milli tenisçi İpek Soylu: Çeşme spor turizminin yeni merkezi olabilir

Haberin Devamı

TENİSİN YERİNİ ALAMAZ

Padel, tenisin önüne geçebilir mi?

- Ticari açıdan bakıldığında bugün padel zaten oldukça güçlü bir noktada. Yeni kulüplerin açılmasının en önemli sebeplerinden biri de bu. Ancak kültürel açıdan tenisin yerini alacağını düşünmüyorum. Tenisin 100 yılı aşkın bir geçmişi ve çok köklü bir kültürü var. Padel ise insanların çok daha kolay sosyalleşebildiği, kısa sürede öğrenebildiği ve keyif alabildiği bir spor. Ben de büyük bir keyifle oynuyorum. Bu nedenle popülerlik açısından tenisin önüne geçebilir ama spor kültürü ve tarihi açısından tenis her zaman çok farklı bir yerde kalacaktır.

Yazın Çeşme’ye gelen çocukların ve gençlerin sadece eğlenceyle vakit geçirmek yerine sporla buluşmasını neden önemsiyorsunuz?

Haberin Devamı

- Elbette herkes tatilini keyifle geçirmek istiyor. Ancak bu keyfi sporla dengeleyebilmek çok değerli. İnsanların günün sadece 1 saatini bile spor yaparak geçirmesi hem fiziksel hem de ruhsal açıdan büyük katkı sağlıyor. Spor, mutluluk hormonlarını artıran en önemli unsurlardan biri. Burada saatlerce padel oynayan insanlar görüyoruz. Sonrasında çok daha sakin ve mutlu hissediyorlar. Bir anlamda padel, günümüz insanı için doğal bir mutluluk kaynağı.

HER SEVİYEDEN İNSAN VAR

Kortlarda sadece profesyonel sporcular mı var, yoksa hiç raket tutmamış kişiler de geliyor mu?

- Her seviyeden sporcuyu ağırlıyoruz. Geçtiğimiz yıldan beri bizimle düzenli çalışan sporcularımız da var, bu yıl ilk kez raket tutan çocuklarımız ve yetişkinlerimiz de…

Haberin Devamı

Kaç yaşından itibaren eğitim veriyorsunuz?

- 5 yaşından itibaren çocuklarımızı kabul ediyoruz. 4 yaş civarında gelenler de oluyor. O yaş grubunda ders mantığından çok oyun odaklı ilerliyoruz. Çünkü dikkat süreleri henüz kısa oluyor. Çocukların bu atmosferi yaşamaları bile çok önemli.

Peki, yetişkinler için geç kalınmış oluyor mu?

- Kesinlikle hayır. Elbette temel becerileri küçük yaşta kazanmak önemli bir avantaj. Ancak özellikle teniste yetişkin yaşta başlayıp büyük bir tutkuyla devam eden çok fazla insan var. Önemli olan spora başlamak. Yaşın hiçbir önemi yok.

Dünyayı dolaşmış milli bir sporcu olarak Çeşme’nin spor altyapısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Önümüzdeki 5 yılda burada nasıl bir spor kültürü görmek istiyorsunuz?

- Çeşme’yi İzmir’in birçok bölgesine göre çok daha gelişmiş buluyorum. Çünkü burada yalnızca yazın gelen tatilciler değil, yıl boyunca yaşayan ciddi bir topluluk da var. Bu insanlar kaliteli bir yaşam tercih ediyor. Daha önce Güzelbahçe’de yaşıyordum. Açıkçası Çeşme’de kışın da çok daha fazla seçenek olduğunu gördüm. Şu an yoğun iş tempom ve seyahatlerime rağmen büyük ihtimalle yaşamaya burada devam edeceğim. Tabii Çeşme’de bizden önce çok önemli yatırımlar yapan tenis kulüpleri de var. Özellikle Alaçatı Tenis Kulübü’nün kurucusu Celal Özüdoğru’nu her zaman örnek aldık. Fikirlerine danıştığımız, deneyimlerinden faydalandığımız değerli bir isim. Ben rekabetten çok birlikte büyümeye inanıyorum.

Milli tenisçi İpek Soylu: Çeşme spor turizminin yeni merkezi olabilir

SPOR TURİZMİ SEZONU UZATIR

Spor turizmi sezonu uzatır mı?

- Kesinlikle... Çeşme’nin eylül ve ekim ayları spor yapmak için neredeyse ideal hava koşullarına sahip. Belki kasımda da bu devam edecek. Ben ilk kez tam bir kış geçireceğim ama şimdiden büyük bir potansiyel görüyorum. Bizim hedefimiz de tam olarak bu. Yurtdışındaki bağlantılarımızı kullanarak Çeşme’de tenis ve padel kampları düzenlemek istiyoruz. Geçtiğimiz yıl Roger Federer’in uzun yıllar birlikte çalıştığı antrenörü Ivan Ljubičić’i ağırladık. Bu sene de Patrick Mouratoglou ile bir araya geldik. Kendisini de Çeşme’ye davet ettik. Amacımız yalnızca sporcuları değil, onların oluşturacağı ekonomik hareketliliği de Çeşme’ye kazandırmak. Bu organizasyonlar otellere, restoranlara ve bölgedeki tüm işletmelere katkı sağlayacaktır.

ALTYAPIYA YATIRIM YAPIYORUZ

Bugün kortlarda en çok kimleri görüyorsunuz? Çeşme’deki sporcu profili nasıl değişti?

- Aslında günün farklı saatlerinde farklı bir profil oluşuyor. Sabah saatlerinde çocuklarımızın yoğunluğu dikkat çekiyor. Bu bizim için çok umut verici. Öğleden sonra ise daha çok iş insanları ve yetişkin sporcular kortlara geliyor. Tenis, yıllardır insanların iş hayatının stresinden uzaklaşmak için tercih ettiği sporların başında geliyor. Doğanın içinde, kaliteli bir ortamda spor yapmak insanların yaşam kalitesini artırıyor. 1 yıl gibi kısa bir sürede güzel bir topluluk oluşturduk. Bunun en önemli sebeplerinden biri de Sitespor’un güçlü geçmişi. Yaklaşık 60 yıldır faaliyet gösteren ve Türkiye’nin en büyük kooperatiflerinden birinin sosyal tesisi olması bize önemli bir avantaj sağladı. Biz de bu yapının üzerine kendi vizyonumuzu eklemeye çalışıyoruz. Padel tarafında ise kendine yatırım yapmak isteyen yetişkinlerin ilgisi oldukça fazla. Bunun yanında çocuklarımızın da padeli çok hızlı benimsediğini görüyoruz. Önümüzdeki yıllarda padelin olimpik spor olmasını beklediğimiz için altyapıya bugünden yatırım yapmayı çok önemsiyoruz.

ÜNLÜ İSİMLERİ AĞIRLAYACAĞIZ

Uluslararası tenis dünyasından önemli isimleri Çeşme’de görme ihtimalimiz var mı?

- Daha önce de söylediğim gibi geçtiğimiz yıl Federer’in antrenörü Ljubičić’i ağırladık. Bu yıl ise Bodrum’da Mouratoglou ile bir araya geldik. Kendisini de Çeşme’ye davet ettik. Yaz sezonu sona erdikten sonra en büyük hedefimiz, yıllar içinde oluşturduğumuz uluslararası ağı Çeşme ile buluşturmak.

Bu projelerin hayata geçmesi için belirlediğiniz bir tarih var mı?

- Şimdilik yok. Öncelikle yoğun yaz sezonunu geride bırakmak istiyoruz. Bence Çeşme’nin en güzel dönemlerinden biri eylül ve ekim. Hava hâlâ çok güzel oluyor ama yazın kalabalığı azalıyor. Aslında tam da spor organizasyonları için ideal bir dönem. Asıl hedef kitlemiz de o dönem ortaya çıkıyor. Çünkü Çeşme’de yaşayan insanlar birbirini tanıyor ve ilçenin gelişmesi için ortak hareket ediyor. Biz de bu anlayıştayız. Örneğin, geçtiğimiz aylarda 25 işletmenin katıldığı bir işletmeler arası padel turnuvası düzenledik. Çok güzel geri dönüşler aldık. Bence Çeşme’nin başarısının yolu, yerel halkın ve işletmelerin birlikte hareket etmesinden geçiyor.

5 yıl sonra biri, “Çeşme’de tenis” dediğinde akıllara ne gelmesini istersiniz?

- Elbette ‘Tie Breakers’ olsun isterim. Ama bundan daha önemlisi tenisin kazanması. Ben artık sadece sporcu kimliğiyle değil, yöneticilik tarafıyla da tenise hizmet ediyorum. Kim bu sporu en iyi şekilde temsil ediyor, en kaliteli organizasyonları yapıyor ve daha fazla insanı sporla buluşturuyorsa onun öne çıkması çok değerli. Önümüzdeki 5 yıl boyunca da bunun için çalışacağız.

TÜRKİYE’YE İLK GRAND SLAM KUPASI’NI GETİRDİM

SİZİ biraz daha yakından tanımak istiyoruz. Bugüne kadar uzanan hikâyeniz nasıl başladı?

- Aslında ben Adana doğumluyum. Hayatım boyunca hep bir tutkunun peşinden koştum ve bu tutkunun adı tenis oldu. Profesyonel kariyerim boyunca omzumdan 3 kez ameliyat oldum. Bir noktadan sonra en üst seviyede devam edemeyeceğimi fark ettiğimde kendime şu soruyu sordum: “Türkiye’de tenise nasıl farklı bir katkı sunabilirim?” Araştırdığımda aktif çalışan bir tenis vakfının olmadığını gördüm. Oysa ben de genç yaşlarımda bir vakfın desteğiyle yetişmiş bir sporcuydum. 13 ile 18 yaşlarım arasında aldığım destek sayesinde dünyanın en önemli turnuvalarında mücadele ettim, Wimbledon’da ülkemi temsil ettim ve Türkiye’ye ilk Grand Slam Kupası’nı kazandırdım. Bugün geldiğim noktada o desteği yeni nesillere ulaştırabilmek en büyük motivasyonum.

SPORUN YANINDA SOSYAL YAŞAM

Vakfınız bugün hangi çalışmaları yürütüyor?

- İpek Soylu Gelişim Vakfı olarak en önemli projelerimizden biri Millî Eğitim Bakanlığı ile yürüttüğümüz ‘Okulda Tenis’ projesi. Geçtiğimiz yıl 11 okulda faaliyet gösterdik. Özellikle dezavantajlı bölgelerdeki çocukları tenisle tanıştırmayı hedefliyoruz. Ancak zaman içinde şunu fark ettik. Bazen çocukların tenis raketinden önce sıcak bir sınıfa, yenilenmiş bir kütüphaneye ya da daha iyi eğitim koşullarına ihtiyacı oluyor. Bu nedenle vakfımız artık sadece spor değil, eğitim ve sosyal yaşam alanlarında da projeler üretiyor. Tenis bütün bunların başlangıç noktası oldu ama bugün çok daha büyük bir amaca hizmet ediyor.

HAYATTA İNSANIN BİR AMACI OLMALI

Hayat felsefenizi tek cümleyle nasıl özetlersiniz?

- Hayatta insanın bir amacı olması gerektiğine inanıyorum. Tenisi bıraktığım ilk dönemde bunu yeniden bulmakta zorlandım. Ama yine tenis bana yeni bir yol açtı. Bugün insanlarla bağ kurabiliyorsam, çocukların hayatına küçük de olsa dokunabiliyorsam ve birilerine ilham verebiliyorsam kendimi gerçekten başarılı hissediyorum. Hayatın bana ne getireceğini planlamıyorum. Elbette hedeflerim var ama akışa güveniyorum. Tiebreakers Tennis & Padel Club bana işletmeciliği öğretti. Çeşme plaj evleri yapı kooperatifi başkanı Tan Benadam’a ve Site Spor Kulübü ailesine bana olan inançlarından ötürü teşekkür ediyorum. İlk yılım benim için çok öğretici geçti. Bu süreçte bana güvenen ve bu imkânı sağlayan herkese teşekkür ediyorum.

HERKES MUTLAKA BİR SPOR YAPMALI

Hürriyet Çeşme okurlarına son mesajınız ne olur?

- Bence herkes hayatının bir döneminde mutlaka sporla tanışmalı. Özellikle raket sporlarının insan ömrünü uzattığını gösteren çok değerli bilimsel araştırmalar var. Ama bunun da ötesinde spor; insanları bir araya getiriyor, sosyalleştiriyor ve daha mutlu bir yaşam sunuyor. Bu yüzden herkesi sadece spor yapmaya değil, sohbet etmeye, kahve içmeye ve bu atmosferi yaşamaya davet ediyoruz. Kortlarımızın kapısı, 7’den 70’e herkese açık. Çeşme Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Yavuz Yaşar’a ve Çeşme Gençlik ve Spor Hizmetleri İlçe Müdürü Nuri Büyükateş’e destekleri için teşekkür ederim.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!