Meme kanseri: Kadın sağlığının en önemli sınavı

Güncelleme Tarihi:

Meme kanseri: Kadın sağlığının en önemli sınavı
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 22, 2025 05:38

Prof. Dr. Zümre Arıcan Alıcıkuş, meme kanserinin tedavisinde radyoterapinin önemini anlattı.

Haberin Devamı

 

 

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Zümre Arıcan Alıcıkuş, her sekiz kadından birinin hayatının bir döneminde bu hastalıkla yüzleşebileceğini söyledi. Bu tablonun başta korkutucu gibi görünse de erken tanı ve gelişmiş tedavi yöntemleri sayesinde meme kanserinin artık kontrol altına alınabilen bir hastalık haline geldiğini kaydeden Alıcıkuş, “Meme kanseri tedavisinde genellikle cerrahi, kemoterapi, hormonoterapi, akıllı ilaçlar ve radyoterapi gibi çok yönlü yaklaşımlar birlikte uygulanır. Ancak genellikle sessiz ve görünmez bir kahraman gibi kalan radyoterapi, aslında bu tedavi sürecinin vazgeçilmez parçalarından biridir” dedi.

 

Haberin Devamı

RADYOTERAPİNİN TEDAVİDEKİ YERİ

 

Radyoterapinin, yani halk arasında bilinen adıyla ışın tedavisinin yüksek enerjili ışınlar kullanılarak kanser hücrelerinin yok edilmesini amaçlayan bir tedavi yöntemi olduğunu kaydeden Alıcıkuş, şu bilgileri verdi: “Meme kanseri tedavisinde radyoterapi, çoğunlukla tümörün cerrahi olarak çıkarılmasından sonra, geride kalabilecek mikroskobik tümör hücrelerini yok etmek için uygulanır. Böylece hastalığın aynı bölgede tekrarlama riskini önemli ölçüde azaltır. Ayrıca bazı hastalarda radyoterapi, ameliyat öncesinde tümörü küçültmek amacıyla ya da ameliyat yapılamayan ileri evre hastalarda ana tedavi yöntemi olarak da kullanılabilir. Görünmez ama etkili bir silah gibidir radyoterapi; hastayı yormadan, kesmeden, biçmeden kanseri mikroskopik düzeyde yok eder. Meme kanserinde radyoterapi çoğunlukla meme koruyucu cerrahiyi takiben uygulanır. Çünkü ameliyatla tümör çıkarılmış olsa bile, mikroskobik düzeyde tümör hücreleri meme dokusunda veya çevresindeki lenf bezelerinde kalmış olabilir. Radyoterapi bu görünmeyen ama tehlikeli olabilecek hücreleri hedef alır. Memesinin tümü alınan (mastektomili) hastalarda da, eğer tümör büyükse ya da lenf bezelerine yayılım varsa, göğüs duvarına ve lenf bezelerinin bulunduğu bölgelere radyoterapi uygulanması gerekebilir. Yani radyoterapi sadece meme dokusuna değil, hastalığın yayıldığı tüm alanlara yönelik olarak titizlikle uygulanan bir tedavi yöntemidir.”

Haberin Devamı

Meme radyoterapisinin kişiye özel olması gerektiğinin önemle altını çizen Alıcıkuş, “Her hastanın vücut yapısı, tümörünün yeri, cerrahi şekli, yaşı, eşlik eden hastalıkları farklıdır. Radyasyon onkoloğu her hasta için ayrı bir tedavi planı oluşturur. Hangi bölgeye, ne dozda, kaç gün süreyle ışın verileceği bu planlama sırasında belirlenir. Meme dokusunun şekli, kalp ve akciğer gibi hayati organların konumu, cerrahiden sonra oluşan değişiklikler bu planlamayı bireyselleştirmeyi zorunlu kılar. Hangi hastada sadece meme ışınlanmalı, hangisinde koltuk altı lenf bölgeleri dahil edilmeli, hangi hastada kalp daha fazla korunmalı... Bunlar teknoloji değil, hekimin bilgisi, öngörüsü ve deneyimiyle belirlenir. Her hasta ayrı bir özen gerektirir. Yanlış yapılan bir planlama, yetersiz ya da fazla ışınlama hem hastalığın tekrarlamasına hem de gereksiz yan etkilere yol açabilir” diye konuştu.

Haberin Devamı

Yaz aylarında radyoterapi gören hastaların dikkat etmesi gereken bazı özel noktaların bulunduğunu da dile getiren  Alıcıkuş, “Özellikle sıcak hava, terleme ve güneş ışınları radyoterapiye bağlı cilt yan etkilerini artırarak daha fazla tahrişe yol açabilir. Bu nedenle tedavi gören hastaların tedavi alanını güneşten koruması, denizin tuzundan, havuzun klorundan uzak durması, pamuklu ve bol kıyafetler giymesi, doktoruna danışmadan tedavi bölgesine önerilenlerin dışında farklı krem, losyon, yağ gibi kimyasalları sürmemesi önemlidir” diye konuştu.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!