Güncelleme Tarihi:

İLERİ TEKNOLOJİNİN GÜCÜ
Uzm. Dr. Durmaz, günümüzde leke tedavilerinde teknolojinin sunduğu imkânların oldukça geniş olduğunu belirterek, “Cilt yapısına, lekenin derinliğine ve hastanın beklentilerine göre farklı tedavi protokolleri oluşturuyoruz” dedi. Durmaz, Q-Switched Nd:YAG lazer, BBL (BroadBand Light), mezoterapi ve kimyasal peeling uygulamalarının sıkça tercih edildiğini ifade etti. Bu yöntemlerin ciltteki melanin birikimini azaltarak cilt tonunu dengelediğini, aynı zamanda yeni hücre oluşumunu destekleyerek canlı ve parlak bir görünüm kazandırdığını söyleyen Durmaz, “Bazı vakalarda tedaviye destek olarak C vitamini, niacinamid ve traneksamik asit içeren özel serumlar da kullanıyoruz. Bu destek ürünler, hem tedavi sürecini hızlandırıyor hem de cildin genel kalitesini artırıyor” diye konuştu.
Durmaz, leke tedavisinin yalnızca klinik uygulamalardan ibaret olmadığının altını çizdi: “Leke tedavisinde asıl başarı, tedavi sonrası dönemde korunma alışkanlıklarını sürdürmekle mümkündür. Güneş koruyucu ürünlerin düzenli kullanımı, cilt tipine uygun nemlendiriciler ve bakım ürünleriyle desteklenen bir rutin, elde edilen sonuçların uzun süre korunmasını sağlar” dedi.
KİŞİYE ÖZEL YAKLAŞIM
Her bireyin cilt yapısının farklı olduğunu belirten Durmaz, tedavilerin kişiye özel planlanması gerektiğini vurguladı. Durmaz, leke tedavisinin yalnızca estetik bir işlem değil, aynı zamanda cilt sağlığı ve özgüven açısından da önemli bir yatırım olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Her bireyin cilt hikâyesi farklıdır. Önemli olan, o hikâyeye uygun doğru tedaviyi bulmak ve cildi doğanın ritmine uyumlu şekilde yenilemektir. Unutmamalıdır ki sonbahar, doğa kadar cildin de yenilenme mevsimidir.”