Güncelleme Tarihi:

Erkan İYİGÜNGÖR
2014 Amerika Açık'ta kazandığı şampiyonlukla Türkiye'ye ilk Grand Slam kupasını getiren ünlü tenisçi İpek Soylu, 2022 yılında sakatlıklar nedeniyle profesyonel kariyerine veda etse de spordan ve gençlerden hiç kopmadı. Nisan 2024’te İzmir merkezli olarak kurduğu İpek Soylu Şemin Vakfı ile artık Anadolu'nun köy okullarındaki çocukların ellerine raket tutuşturuyor. Soylu ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda, şampiyonluklardan vakıf başkanlığına uzanan o etkileyici yolculuğu kendi kelimeleriyle dinledik. İpek Soylu’nun başarı basamaklarını tırmanışı oldukça erken yaşlarda başladı. 12 yaşından itibaren A Milli Takım dahil olmak üzere her yaş kategorisinde ay-yıldızlı formayı gururla taşıyan başarılı isim, yeteneğiyle kısa sürede dikkatleri üzerine çekti. Henüz 13 yaşındayken SİSEV Vakfı'nın sponsorluğunda İstanbul Enka Spor Kulübü’ne transfer olması, onun kariyerinde önemli bir kırılma noktasıydı. 18 yaş altında dünya 13 numarasına kadar yükselerek Türkiye rekoru kıran ve bu rekoru hala elinde bulunduran Soylu, 15 yaşında Wimbledon’da gençler ana tablosuna kalarak tarihi bir ilke imza attı. WTA sıralamasında teklerde dünyada 151., çiftlerde ise 63. sıraya kadar yükselen, kariyerine 3 WTA şampiyonluğu sığdıran şampiyon sporcu, tenisin kendisine kattıklarını büyük bir minnetle anıyor. O günlere dönüp baktığında hissettiklerini şu sözlerle özetliyor: "6 yaşında bir oyun olarak başlayan tenis kariyerim beni dünyanın 50’den fazla ülkesine götürdü. Farklı kültürlerden birçok insan tanımamı sağladı, farklı sektörlerden yeni dostluklar edinmeme vesile oldu. Çok erken yaşta disiplini, sorumluluk almayı, kazanmayı ve kaybetmeyi; ama her şeyden önce bir amaç uğruna mücadele etmeyi öğretti. Spordan aldığım bu değerleri profesyonel spor kariyerim sonrasında da iş hayatımda kullanmaya devam ediyorum." Kariyerinin en unutulmaz, kendisine "İyi ki bu sporu yapıyorum" dedirten anı sorulduğunda ise gözleri parlıyor ve 2014 yılında partneri Jil Teichmann ile kazandığı tarihi zafere gidiyor. Türkiye’ye ilk Grand Slam kupasını getirdiği o Amerika Açık Genç Çiftler Şampiyonluğu anının, hayatı boyunca kalbinde taşıyacağı çok gurur verici ve unutulmaz bir anı olduğunu vurguluyor.
TENİSE ZORUNLU VEDA
Ne yazık ki her büyük sporcunun hikayesinde olduğu gibi, İpek Soylu’nun kariyerinde de zorlu ve karanlık virajlar vardı. Peş peşe gelen sakatlıklar ve geçirdiği üç büyük ameliyat, onu 2022 yılında çok sevdiği kortlardan profesyonel olarak kopmak zorunda bıraktı. Aktif kariyerini sonlandırma sürecinin kendi iç dünyasında yarattığı fırtınaları büyük bir samimiyetle paylaşıyor: "Tenisi bırakma süreci benim için oldukça zordu. Maalesef yaşadığım sakatlıklar nedeniyle kariyerimi sonlandırmak zorunda kaldım. Bu durum benim için büyük bir hayal kırıklığıydı. Kararı almadan önce yaklaşık iki yıl çok zorlandım. Ancak bırakma kararını verdiğimde artık yeni bir mücadeleye hazırlanmam gerektiğini biliyordum. Yeni hedefler ve yeni bir yolculuk… Bu bakış açısı süreci daha sağlıklı atlatmamı sağladı." Bu "yeni yolculuk", aslında Soylu’nun kendi geçmişine duyduğu derin bir vefa borcuyla şekillendi. Çocuk yaşlarda kişisel bir vakıftan aldığı destekle başarılı bir sporcu olma şansını yakalaması, İpek Soylu Şemin Vakfı'nın kuruluş felsefesinin temelini oluşturdu. Hem kendi deneyimi hem de Türkiye’de spora erişimdeki eşitsizlikleri gözlemlemesi, şartların mümkün olduğunca eşit olduğu bir ortam yaratma motivasyonunu ateşledi.
ÜÇ BÜYÜK PROJE HEDEFİ
İpek Soylu Şemin Vakfı, sadece bağış toplayan bir yapı olmaktan ziyade kendi ayakları üzerinde durabilen sürdürülebilir bir modelle ilerliyor. Vakfa ait olan ve kaliteli hizmet sunmayı önceleyen mağazadan yapılan her alışveriş, doğrudan çocukların hayatlarına dokunan projelere kaynak sağlıyor. Soylu ve ekibinin liderliğinde vakıf, enerjisini büyük oranda üç ana proje üzerinde yoğunlaştırıyor. Bu projelerin amiral gemisi konumundaki "Bir Okulda Tenis" projesiyle, çoğunluğu Doğu bölgelerinde yer alan dezavantajlı gençler hayatlarında ilk kez tenis sporuyla tanışıyor. Sadece tanıştırmakla kalmayan vakıf, spora devam etmek isteyen yetenekli gençleri Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı antrenörlere ve yakın kulüplere yönlendirerek onların ücretsiz eğitim almalarını güvence altına alıyor. Eğitimin sadece sporla sınırlı kalmaması gerektiğine inanan vakıf, ikinci büyük adımını bir kütüphane projesiyle atıyor. Dezavantajlı bölgelerde kütüphanesi bulunmayan okullara hem mimari hem de ekipman desteği sağlanıyor. Üçüncü ve en esnek temas noktası ise "Her Dileğin Bir Umut" adını taşıyor. Vakfa e-posta yoluyla ulaşan çağrılar değerlendirilerek bazen bir spor malzemesi ihtiyacı gideriliyor, bazen de bir okul yapısının yenilenmesi sağlanıyor. Soylu, özellikle ilk iki projenin Milli Eğitim Bakanlığı destekli ve protokollü olmasının kendilerine büyük bir güç verdiğinin altını çiziyor.
KARS’TAN DUBAİ’YE
UZANAN VİZYON
Vakfın saha çalışmaları İzmir'den Diyarbakır'a, Şırnak'tan Kars'a kadar geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Soylu için Doğu Anadolu'nun yeri çok ayrı. Uzun süre bölgeye gidemediğinde bunu kendine dert edindiğini ve gençlerin enerjisinden çok beslendiğini ifade ediyor. Özellikle Kars Ölçülü Köyü’ndeki Şehit Turgay Salgar İlkokulu'na yaptığı ziyaret, hafızasında derin izler bırakmış. "Bir çocuğun ilk kez tenis sporunu duyması, ilk kez raketle topa vurmaya çalışması ya da köyünün dışından biriyle tanışması bile görülmeye değer anlar. O pırıl pırıl gözleri ve meraklı soruları bana her seferinde 'iyi ki bu vakıf var, iyi ki bu yoldayız' dedirtiyor. Onlar benim bu ülkeye dair umudumu temsil ediyor." Yerelde bu denli derin kökler salan vakıf, vizyonunu sadece Türkiye sınırlarıyla da kısıtlamıyor. 15 Şubat'ta Dubai'de, Başkonsolos Onur Şaylan’ın da değerli destekleriyle gerçekleştirilen ilk uluslararası sosyal sorumluluk organizasyonu, vakfın sınırları aşan hedeflerinin ilk adımı oldu. Soylu, spora büyük yatırım yapan bu gibi bölgelerde etkinlikleri her yıl düzenli hale getirerek yeni ülkelere açılmayı, böylece Anadolu'daki çocuklara çok daha güçlü kaynaklar yaratmayı hedefliyor.
Gelecek nesillere miras:
Her evde en az bir raket
Genç sporcuların sadece sahada değil saha dışında da desteklenmesi gerektiğine inanan Soylu, özellikle kız çocukları için çok daha büyük hayaller kuruyor. Kız çocuklarının sporun ve hayatın her alanında aktif olması gerektiğini savunan şampiyon sporcu; yönetici ve karar verici pozisyonlarda daha fazla kadına ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Bu kapsamda üniversitelerin Spor Bilimleri ve BESYO fakültelerinde "Sporda Kariyer İmkanları" söyleşileri başlatarak gençlerin kariyer hedefleri arasına sporu daha güçlü bir şekilde eklemelerini teşvik etmeye hazırlanıyorlar. Kendi izinden gidip uluslararası arenada Türkiye'yi temsil etmek isteyen genç raketlere ise kariyer yönetimi konusunda çok net bir tavsiyesi var. Bu yolun çok uzun ve emek isteyen bir yol olduğunu hatırlatan Soylu, sporcuların çevrelerinde donanımlı, o yollardan geçmiş insanlardan oluşan doğru bir ekip kurmalarının ve saha dışı marka kimliklerini doğru yönetmelerinin başarı için hayati önem taşıdığını vurguluyor. İpek Soylu Türkiye için kurduğu 10 yıl sonraki hayalini de anlattı: Her evde en az bir kişinin tenis oynamasını isterim. Oynamıyorsa bile tenis izlemesini veya tenis üzerine sohbet edebilmesini hayal ediyorum. Özellikle tenisin hiç olmadığı bölgelerdeki gençlerin bu spora ilgi duymasını sağlayabilirsek bunu büyük bir başarı olarak görürüm. Bir gencin hayatına tenis aracılığıyla bir hayal ve amaç ekleyebilmek bizim için en büyük kazanım."



